Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben veteriner hekim olarak görev yapıyorum. Domuzun deney hayvanı olarak kullanılıp daha sonra uyutulmasında (ötenazi) bir sakınca var mı? Ayrıca bu amaçla domuzu alıp satmakta bir günah var mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu yöntemin, insan sağlığı açısından sakıncası olmadığı sürece sakıncası olmaz.
Hayvan neslini ıslah etmek ve verimini artırmak amacıyla bir hayvana kendi cinsi olan başka bir hayvandan sun’î tohumlama yapılmasında dinen bir sakınca olmadığı gibi bu yolla üretilen bir hayvanın kurban edilmesinde de sakınca yoktur.
Hayvanlara yapılacak suni tohumlama, insan sağlığı açısından hayvan nesli açısından BİLİNEN BİR ZARAR ihtiva ediyorsa yapılması caiz olmaz. Bilinen bir zarar yok ama ihtimal denebilecek sakıncalardan söz ediliyorsa yani yapılmış bir ilmi araştırma yoksa yapılması caiz olabilir.
Keyfi olmayan bilimsel denemelerde insan dışında diğer canlıların kullanılması ve o canlıların telef olması bir bilimsel gereklilik kabul edildiğinden sakıncalı görülmez.
Diş hekimi arkadaşlarımızla bu konuyu istişare ettik. Emdogain domuz kaynaklı bir ürün. Bu konuda bir tereddüt yok. Kardeşlerimiz sonuçları itibariyle bu ürünün bu oranda etkili ve pratik bir muadilinin olmadığını söylediler. Buna göre de tedavi maksatlı bir uygulamada kullanılmasında biiznillah sakınca yoktur. Bir gün helal bir maddeden muadili üretilir ve onun gibi başarılı olursa bunun kullanılması caiz olmaz.
Harama alet olmak caiz değildir. Kendinize daha temiz bir iş bulun.
bilim konusundaki diğer fetvalar
Allah yardımcınız olsun. Bir eğlence ve keyif peşinde olmadığı sürece ilim/bilim gereği bu tür denemelerin yapılmasında bir sakınca yoktur. Sonuç yüzde yüz başarılı olacak olsa zaten deneye gerek kalmazdı. Niyetiniz samimi olarak devam edin.
Bu branşı bir laboratuvar bilgisi gibi bilgi üreten ilim dalı gibi göremeyiz. Daha çok basiret ve ferasete dayanan kaynakları kullanmaktadır. Evet, şu çizgi şu anlama geliyor diye bilgi veriyor ama laboratuvar bilgisi gibi bilgi değildir bunlar. Şu andaki bilim düzeyine göre sonuçları kati sonuçtur denemez. Bu nedenle de mübarek ve değerli bir ilim dalı gibi görmek istemeyiz bunu. Ürettiği sonuçları da kesin sonuçlar görmeyeceksek, gaipten bilgi verme demeyeceksek caiz olabilir. Basiretli bir mümin kendisine daha anlamlı bir iş bulmalıdır.
Bilimsel çalışmaları yürütenler büyük rakamlar kullanıyorlar. Onların elindeki bilgi kazılar ve buluntular üzerinden yürütülmektedir. Bir kenarda bekletilmesinde sakınca olmayan bilgi olarak bakarız o bilgiye. Neticede bilim adamları da iki kere iki der gibi önümüze koymuyorlar bu bilgiyi. Elimizde ilk insandan bugüne şu kadar zaman geçmiştir denebilecek kesin bir bilgi yoktur. Âdem ile Nuh aleyhisselam arasındaki yaklaşık zamana, Nuh’tan İbrahim aleyhisselama gelen zamana, İbrahim aleyhisselamdan bu zamana gelen dilime ait yaklaşık rakamlar oluşturulabilir. Bu da en fazla yirmi beş bin yılı bulabilir. Öyle veya böyle mü'minin imanına ve ibadetine ait bir yarar oluşturmayacak konularda zihin yorulmasını isabetli bulmayız. Allah Teâlâ akıbetimizi hayır kılsın. Âmîn.
Sizin bunu sorduğunuz tarih itibariyle yaygın bir pratiği yoktur; yapılacak edilecek türünden bilgiler ulaşıyor bize. İkinci olarak da bu uygulamanın ne için yapıldığı, gerçekten insan sağlığı mı öne çıkarılıyor yoksa başka amaçlar mı var, bu da netleşmiş değildir. Üçüncü olarak da böyle bir uygulamanın insan sağlığına uzun vadede bile olsa olumsuz bir etki yapacak mıdır, elimizde yeterli ve kesin bir araştırma sonucu yoktur. Bir nevi bilimsel çalışma deneyi gibi durmaktadır. Dolayısıyla böyle bir soruya verilebilecek net cevap olmaz. Sağlık açısından bir risk söz konusu değilse ve ikinci ve üçüncü sorulardaki endişe izale edilebilirse bir nevi kola saat takmak gibi kabul edebiliriz.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin mirası olarak gösterilen ve övülen ilim Kur'an ve ona bağlı olarak gelişen ilimlerdir. Ancak insana faydalı olan ilimlerin sevabı yoktur şeklinde değerlendirilmesi yanlış olur. Helal ve insana faydalı işler için öğrenilen kullanılan ilimler için de sevaptan söz edilir elbette. Özellikle de tıp gibi direkt insanın zaruretini hizmet eden ilimler için muhakkak sevap vardır.
Hava tahmini veya deprem tahmini üzerinde yapılan bilimsel çalışmalar ve o çalışmalara dayalı bilgilendirmeler neticede BİLİMSEL BİR TAHMİN olarak kalmaktadır. Yönlendirici nitelikli bir karar değildir. İlahi düzene bir itiraz değildir. Bu niteliği ile de yapılan çalışmanın dinen sakıncası olduğu söylenemez. Tahmin isabetli olursa bunu Allah'ın bir nimeti olarak görürüz. İsabetsiz olursa da zaten bir iddiamız yoktu deriz.