Fetva Meclisi
Soru
Hocam ilk insan Âdem aleyhisselam ile bizim zamanımız arasında ne kadar yıl geçmiş olabilir, yüz binlerce yıl denebilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Elimizde “şu tarih” diyebileceğimiz kesin bir bilgi yoktur. Yaklaşık olarak M.Ö 6000-10000 arası bir rakam zannedilmektedir. Bu bilgi kesin değildir, tartışılabilir bir bilgidir.
Vardı veya yoktu; böyle bir başlığın dinimiz ve dünyamız açısından bize bir yararı/zararı var mı? Ya da bunu bilsek ne olur, bilmesek ne olur? Bir de bu açıdan bakarsak meseleye, şeytanın bizi ne kadar kolay sömürdüğünü, ya da bizim zihin dünyamızı sömürecekleri ne kadar kolay yönlendirebildiğini de anlamış oluruz. Cevabınıza gelince: Babamız Âdem aleyhisselamdan önce başka bir beşerin bulunmuş olması aklen mümkündür ama kitabımız Kur’an bize Âdem aleyhisselamı ilk olarak göstermektedir. Biz de Kur’an’a iman ediyoruz. Ötesi yoktur bunun. Elhamdülillah.
İnsanlık tarihi hakkında kat’i bir bilgimiz yoktur. Dini kaynaklar umumiyetle peygamberlerin hayatlarına dair yaklaşık bilgilere dayandırılmaktadır. O da on bin yıl civarından bir rakamı gösterir. teknolojik veriler üzerinden ise daha uzun bir zaman dilimi önümüze konuyor. Bunun dini bir sakıncası da yoktur yararı da. Sonuç üzerinde etkisi olmayan bir rakama takılıp kalmamız gerekmez. Allah yardımcımız olsun.
Önce şunu bilmeliyiz: Bu bilginin bize ne faydası var, mevcut dünya sorunları, müminlerin genel ahvali içinde bu bilgi bize ne katkı getirecek? Sadece bir hiç değil mi? Bu bilgi ile meşgul olmamız bizim açımızdan bir şeytan oyalaması olabilir, dikkatli olmalıyız. O dönemde Havva annemiz bir kız bir erkek ikiz doğruyordu. Farklı zamanlarda doğanlar da birbirleri ile evleniyorlardı. Nesil büyüdükçe de evlenme ile ilgili daire genişletildi. Bu şekilde olduğunu zannediyoruz. Elimizde daha fazla açıklama yapan sarih bir bilgi yoktur.
İsa aleyhisselamın insanların arasında ne kadar kaldığına dair elimizde sahih ve sarih bir bilgi yoktur. Bu konuda rakam veren kaynakların bilgileri kati değildir. Otuz üç yıl kaldığı şeklindeki bilgi doğruya en yakın bilgidir diyebiliriz.
İlk insan Âdem aleyhisselamdır. Ondan önce bir insan yoktur. Zümer Suresinin altıncı ayeti de, bütün insanların babasının Âdem aleyhisselam olduğunu, eşinin de ondan yaratıldığını daha sonra da bütün insanların bir ana rahminde belli merhalelerle yaratıldığını haber vermektedir.
bilim konusundaki diğer fetvalar
Sizin bunu sorduğunuz tarih itibariyle yaygın bir pratiği yoktur; yapılacak edilecek türünden bilgiler ulaşıyor bize. İkinci olarak da bu uygulamanın ne için yapıldığı, gerçekten insan sağlığı mı öne çıkarılıyor yoksa başka amaçlar mı var, bu da netleşmiş değildir. Üçüncü olarak da böyle bir uygulamanın insan sağlığına uzun vadede bile olsa olumsuz bir etki yapacak mıdır, elimizde yeterli ve kesin bir araştırma sonucu yoktur. Bir nevi bilimsel çalışma deneyi gibi durmaktadır. Dolayısıyla böyle bir soruya verilebilecek net cevap olmaz. Sağlık açısından bir risk söz konusu değilse ve ikinci ve üçüncü sorulardaki endişe izale edilebilirse bir nevi kola saat takmak gibi kabul edebiliriz.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin mirası olarak gösterilen ve övülen ilim Kur'an ve ona bağlı olarak gelişen ilimlerdir. Ancak insana faydalı olan ilimlerin sevabı yoktur şeklinde değerlendirilmesi yanlış olur. Helal ve insana faydalı işler için öğrenilen kullanılan ilimler için de sevaptan söz edilir elbette. Özellikle de tıp gibi direkt insanın zaruretini hizmet eden ilimler için muhakkak sevap vardır.
Bu branşı bir laboratuvar bilgisi gibi bilgi üreten ilim dalı gibi göremeyiz. Daha çok basiret ve ferasete dayanan kaynakları kullanmaktadır. Evet, şu çizgi şu anlama geliyor diye bilgi veriyor ama laboratuvar bilgisi gibi bilgi değildir bunlar. Şu andaki bilim düzeyine göre sonuçları kati sonuçtur denemez. Bu nedenle de mübarek ve değerli bir ilim dalı gibi görmek istemeyiz bunu. Ürettiği sonuçları da kesin sonuçlar görmeyeceksek, gaipten bilgi verme demeyeceksek caiz olabilir. Basiretli bir mümin kendisine daha anlamlı bir iş bulmalıdır.
Allah yardımcınız olsun. Bir eğlence ve keyif peşinde olmadığı sürece ilim/bilim gereği bu tür denemelerin yapılmasında bir sakınca yoktur. Sonuç yüzde yüz başarılı olacak olsa zaten deneye gerek kalmazdı. Niyetiniz samimi olarak devam edin.
Hava tahmini veya deprem tahmini üzerinde yapılan bilimsel çalışmalar ve o çalışmalara dayalı bilgilendirmeler neticede BİLİMSEL BİR TAHMİN olarak kalmaktadır. Yönlendirici nitelikli bir karar değildir. İlahi düzene bir itiraz değildir. Bu niteliği ile de yapılan çalışmanın dinen sakıncası olduğu söylenemez. Tahmin isabetli olursa bunu Allah'ın bir nimeti olarak görürüz. İsabetsiz olursa da zaten bir iddiamız yoktu deriz.
Sadece kelimelere takılıp kalırsak bir fark var gibi görülebilir. Zaman ilerleyip insanoğlu beyin ve kalp bağlantısını biraz daha geniş öğrenirse bilgimiz de daha isabetli olacaktır.