Fetva Meclisi
Soru
Sorum şu : Wikipedia vb. ansiklopedilerde insanlık tarihi 65 bin sene ile 1 milyon yıl olduğu yazıyor. Bir hadise göre de şöyle: “Ademden kıyamete 7 bin senedir.” ve Adem’den bu yana da hemen hemen insanlık şeceresi bellidir. Bulunan mızrak bıçak kemik vb. nesnelere yapılan karbon testleri daha fazla yıllara tekabül ediyor bu işin aslı astarı nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Bilimsel çalışmaları yürütenler büyük rakamlar kullanıyorlar. Onların elindeki bilgi kazılar ve buluntular üzerinden yürütülmektedir. Bir kenarda bekletilmesinde sakınca olmayan bilgi olarak bakarız o bilgiye. Neticede bilim adamları da iki kere iki der gibi önümüze koymuyorlar bu bilgiyi. Elimizde ilk insandan bugüne şu kadar zaman geçmiştir denebilecek kesin bir bilgi yoktur. Âdem ile Nuh aleyhisselam arasındaki yaklaşık zamana, Nuh’tan İbrahim aleyhisselama gelen zamana, İbrahim aleyhisselamdan bu zamana gelen dilime ait yaklaşık rakamlar oluşturulabilir. Bu da en fazla yirmi beş bin yılı bulabilir. Öyle veya böyle mü'minin imanına ve ibadetine ait bir yarar oluşturmayacak konularda zihin yorulmasını isabetli bulmayız. Allah Teâlâ akıbetimizi hayır kılsın. Âmîn.
Elimizde “şu tarih” diyebileceğimiz kesin bir bilgi yoktur. Yaklaşık olarak M.Ö 6000-10000 arası bir rakam zannedilmektedir. Bu bilgi kesin değildir, tartışılabilir bir bilgidir.
Vardı veya yoktu; böyle bir başlığın dinimiz ve dünyamız açısından bize bir yararı/zararı var mı? Ya da bunu bilsek ne olur, bilmesek ne olur? Bir de bu açıdan bakarsak meseleye, şeytanın bizi ne kadar kolay sömürdüğünü, ya da bizim zihin dünyamızı sömürecekleri ne kadar kolay yönlendirebildiğini de anlamış oluruz. Cevabınıza gelince: Babamız Âdem aleyhisselamdan önce başka bir beşerin bulunmuş olması aklen mümkündür ama kitabımız Kur’an bize Âdem aleyhisselamı ilk olarak göstermektedir. Biz de Kur’an’a iman ediyoruz. Ötesi yoktur bunun. Elhamdülillah.
Selamünaleyküm. Böyle bir bilgiye kaynak bilmiyorum. Bir tahmin olmalıdır.
Bu ve benzeri sorular “cevabını öğrenmek” için sorulmuş sorular değildir. Akıllarınca bir açık bulup: a- Kendini rahatlatmak, dine bağlanmamış olmanın haklılığı hissini yakalamak, b- Bilimsel bir iş üzere olmanın ağırlığını yaşamak, c- İnanmadığı bir dinin kitlesine zarar vermek, cephede gedik açmak, d- Ne yaptığını bile bilemeyecek kadar boş işte bulunuyor olma sonucunu elde etmeye çalışıyorlar. Bunlardan hangisi olursa olsun netice şudur: Bu soruları cevaplandırmak asla bir din tebliği değildir. Ve asla bir faydası yoktur. Soran ve cevaplayan kendi içlerinde yuvarlanıp gideceklerdir. Bir başka mesele de şudur: Bu sorularda esasen soru olma niteliği de yoktur. İnternet ortamında bir ortamdan diğerine taşınmış bilmece gibi sözlerden oluşmaktadır. Mesela bu soru kökten yanlıştır. Zira Kur'an'ımızın tertibinde Ashabı Kiramın müdahalesi yoktur. Bizzat Peygamber Efendimizin yaptığı bir iştir dizme işi. Rabbim ümmetimize yardım etsin, akıbetimizi hayır etsin.
İnsanlık bu cevabı en az on bin senedir arıyor, sen de arayabilirsin. İnşaallah bütün cevaplar cennette bulunacak, oraya hazır olmalıyız.
adem konusundaki diğer fetvalar
Mükerrem, saygın, faziletli, değerli demektir. İnsan mükerremdir denince de insanın saygınlığı öne çıkarılmış olur. İnsanın mükerrem olduğu Kur'an ayetiyle sabittir. Babamız Adem ve onun nesli mükerremdir. Bunun nedeni ve sonuçları olarak şunları tespit edebiliriz: 1. İnsanı bizzat Allah Teâlâ yarattı. Ona diğer mahlûkattan farklı olarak; a. İlk insan olan Adem’i bizzat kendi eliyle yarattı. (Bu, bir lütuf ifadesi olarak anlaşılır yoksa “el” Allah için bizim elimiz gibi anlaşılmaz.) Ona kendisinden bir ruh verdi. Ona isimleri öğretti. Diğer melekleri ona secde ettirdi. b. Akıl ve irade verdi insana. c. Sorumluluk taşıyacağı bir kabiliyet verdi. d. Bunlara bağlı olarak ona din indirdi. İnsanın içinden peygamberler seçip gönderdi. Ve insanlığın efendisi Muhammed aleyhisselamı gönderdi. Böylece insan, Allah’ın emanetine muhatap oldu. Bu da onu mükerrem yaptı. 2. İnsanı Kur'an ile buluşturdu. Kur'an sayesinde insan, yaratan Rabbine muhatap oldu. 3. İnsanı imtihanların muhatabı yaptı. O imtihanların sonucuna göre de cennetine kabul buyurdu.
Asıl kardeşliğin iman kardeşliği olduğu tartışılamaz bir gerçektir. Âyet öyle diyor. Tartışılacak bir durum yoktur. Dinimiz buna rağmen dini ağırlığı koruma kaydıyla nesep kardeşliğine de kardeşlik ifadesini kullanmaktadır. Kâfirlerin önünde ezilmişliğimizi hissettirecek bir kardeşlik deyimi kullanılamaz ama bunun haricinde insan olarak hepimizin Âdem’in çocukları olduğumuzu hatırlatması bakımından kardeşlikten söz edilebilir.
a- Allah Teâlâ Âdem aleyhisselamın soyundan bazı kullarını seçti. Âdem, Nuh, İbrahim ailesi, İmran ailesi o seçtiklerindendir. b- Nuh aleyhisselamı Peygamber aleyhisselam olarak yaşadığı zamanın kavmine gönderdi. Kavmi putlara tapınıyorlardı. Onu kabul etmediler, kibirlenip azdılar. Nuh aleyhisselam onların içinde dokuz yüz elli sene peygamberleri olarak kaldı. İnanmadılar ve rahat durmadılar. O ise her fırsatı değerlendirmeye çalıştı. Gece gündüz onları ikaz etti. Sonunda yaptıkları bardağı taşırdı. Onu ve ona iman eden azınlığı öldürmekle tehdit ettiler. Nuh aleyhisselam onlara beddua etti. c- Beddua üzerine Allah Teâlâ Nuh aleyhisselama bir gemi yapmasını emretti. Geminin yapımı bitince, ona iman edenleri ve yaşayan canlılardan birer çifti gemiye aldı. Oğlu ve hanımlarından birini gemiye almadı. Yeryüzü su ile doldu. Kâfirlerin tamamı helak olunca Allah suya çekilmesini emretti. Gemi Cudi dağına yanaştı. Nuh aleyhisselam ve iman edenler gemiden indiler. Böylece Allah kıyamete kadar bütün insanlar için geçerli bir ders gösterdi kullarına. d- İnsanlık nesli Nuh aleyhisselamın çocuklarından devam etti. Bunun için ona insanlığın ikinci babası denmektedir. Gemiye binenlerin neslinin de devam etmediği anlaşılmaktadır. Sadece Nuh aleyhisselamın nesli devam etmiştir. Anlaşılan o dönemde onun kavminden başka insan bulunmuyordu dünyada. e- Söz konusu tufanın dünyanın tamamını kuşatan bir tufan olduğu görüşü âlimler arasında yaygındır. yetlerin işaretinden de bu anlaşılmaktadır. Yeryüzü onlardan sonra yeniden imar edilmiş oldu. f- Gemiye binebilen insan sayısı hanımları ile beraber seksen kişi kadar olduğu söylenmektedir. g-Dünyayı etkisi altına alan su da en yüksek dağ seviyesine kadardı.
Kur'an’ımız sadece dünyaya indiğini söylemektedir. Ayrıca bir yer ismi vermemektedir. İbretlik olan da onun dünyaya indirilmiş olmasıdır. Kesin olmamakla beraber Hindistan denmiştir, Cidde denmiştir.
Kabil’in Habil’i öldürmesinden sonra ne olduğuna dair elimizde bilgi yoktur. Kitaplardaki bazı ayrıntılar israiliyattandır yani Yahudilerin kültüründen aktarılmıştır. Kur'an’ımızın o ayrıntıyı bize anlatmamış olması meselenin aslından gerekli dersi çıkarmamıza yönlendirmektedir bizi.