Fetva Meclisi
Soru
Hocam ilimle ilgili çok övücü hadisler duyuyoruz. Bunlar sadece Kur'an ilmiyle için midir, diğer bilimler de övülmüş sayılır mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Kur'an meali okumak bir ilim faaliyetidir, elbette sevaptır ama “Kur'an okumak” o değildir.
Bir şeyin bu dünyada mü'mine yarıyor olması onun ahiretine de yaraması demektir. Bu dünya ahiretin tarlası değil mi?
İslam Allah'ın dinidir. Bu dini de Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize bildirmiştir. Hiçbir insanın, hiçbir makamın dinimize tek bir kelime ilave etme yetkisi yoktur. Bir işe ne kadar sevap ne kadar günah verileceğini ancak Allah Teâlâ belirleyebilir. Âyetlerde ve hadislerde geçmeyen değerler değersizdir. Zikrettiğiniz rakamlar genelde bol keseden vaatlerin ötesinde değildir.
Aleykümselam. Her ilim hangisi olursa olsun, bir sapıtma ve kayma nedeni olabilir. Tefsir de olsa hadis de olsa durum budur. Önemli olan o ilimle meşgul olanın ihlası ve gayretidir. İyi bir hocanın denetiminde olduktan sonra kelam ilmi de ilimdir, onun ehli de âlim olabilir. Yalnız sizde vesveseye kayan bir tehlike olup olmadığına dikkat edin. Kimseden 'dua bile istememek' sıkıntılı bir ifadedir.
İlim ilimdir. İnsanlığın hayrına olan bütün ilimler mübarektir. Elbette Kur'an ilmiyle diğerleri aynı derecede değildir ama listeleri aynıdır. Önemli olan mü'min insanın baştaki niyeti ve o niyete ileriki dönemlerinde ne kadar sadık kaldığıdır. Buna göre de bir harama sebep olmayan ve insanlık için hayır sebebi olan her ilim mübarek kabul edilebilir.
İnsanın dünyasına ve ahiretine faydası olan her ilim ilimdir. Bu ilimlerin bir noktada a olanı öbür noktada b olanı daha öncelikli olabilir. Temel itikat ve amel bilgisi konuları dışında ilimlere dengeli bir şekilde bakmamız gerekiyor. İtikadınız ve ameliniz için gerekli olan ilimden sonra siz hangisinde ilerlerseniz mübarek bir iş yapmış olursunuz. Yalnız bu sözleri gençlerden çok duyuyoruz ama bir zaman sonra sesleri duyulmaz oluyor. Aman heyecanınızı uzun soluklu tutun.
bilim konusundaki diğer fetvalar
Sizin bunu sorduğunuz tarih itibariyle yaygın bir pratiği yoktur; yapılacak edilecek türünden bilgiler ulaşıyor bize. İkinci olarak da bu uygulamanın ne için yapıldığı, gerçekten insan sağlığı mı öne çıkarılıyor yoksa başka amaçlar mı var, bu da netleşmiş değildir. Üçüncü olarak da böyle bir uygulamanın insan sağlığına uzun vadede bile olsa olumsuz bir etki yapacak mıdır, elimizde yeterli ve kesin bir araştırma sonucu yoktur. Bir nevi bilimsel çalışma deneyi gibi durmaktadır. Dolayısıyla böyle bir soruya verilebilecek net cevap olmaz. Sağlık açısından bir risk söz konusu değilse ve ikinci ve üçüncü sorulardaki endişe izale edilebilirse bir nevi kola saat takmak gibi kabul edebiliriz.
Bilimsel çalışmaları yürütenler büyük rakamlar kullanıyorlar. Onların elindeki bilgi kazılar ve buluntular üzerinden yürütülmektedir. Bir kenarda bekletilmesinde sakınca olmayan bilgi olarak bakarız o bilgiye. Neticede bilim adamları da iki kere iki der gibi önümüze koymuyorlar bu bilgiyi. Elimizde ilk insandan bugüne şu kadar zaman geçmiştir denebilecek kesin bir bilgi yoktur. Âdem ile Nuh aleyhisselam arasındaki yaklaşık zamana, Nuh’tan İbrahim aleyhisselama gelen zamana, İbrahim aleyhisselamdan bu zamana gelen dilime ait yaklaşık rakamlar oluşturulabilir. Bu da en fazla yirmi beş bin yılı bulabilir. Öyle veya böyle mü'minin imanına ve ibadetine ait bir yarar oluşturmayacak konularda zihin yorulmasını isabetli bulmayız. Allah Teâlâ akıbetimizi hayır kılsın. Âmîn.
Hava tahmini veya deprem tahmini üzerinde yapılan bilimsel çalışmalar ve o çalışmalara dayalı bilgilendirmeler neticede BİLİMSEL BİR TAHMİN olarak kalmaktadır. Yönlendirici nitelikli bir karar değildir. İlahi düzene bir itiraz değildir. Bu niteliği ile de yapılan çalışmanın dinen sakıncası olduğu söylenemez. Tahmin isabetli olursa bunu Allah'ın bir nimeti olarak görürüz. İsabetsiz olursa da zaten bir iddiamız yoktu deriz.
Sadece kelimelere takılıp kalırsak bir fark var gibi görülebilir. Zaman ilerleyip insanoğlu beyin ve kalp bağlantısını biraz daha geniş öğrenirse bilgimiz de daha isabetli olacaktır.
Hayvanlara eziyet etmenin haram olduğu konusunda söze gerek yoktur. Ancak dinimiz maslahat ve menfaat (daha yararlı olanı bulma ve kullanma) kollama üzerine kuruludur. Bu dünya, insanın yararına olacak şeylerle doldurulmuştur. Hayvanlar evrenimizin bir parçasıdırlar ama neticede evrende insanın menfaati için vardırlar. Yeni bir ilacın keşfi muhakkak deney yapmayı gerektirecektir. Bu deneyde insanın kullanılması ile hayvanın kullanılması arasında tartışılamayacak kadar fark vardır. Elbette tercih insanı korumadan yana olacaktır. İnsanın ayakta kalması Allah’ın bu kâinat düzenindeki maksadının gerçekleşmesi için şarttır. Bilimsel araştırmalar için ikici bir alternatif bulunana kadar bu tür çalışmalar zorunluluktan ötürü caiz görülecektir.
İnsana katkı getiren bütün ilimler/bilimler değerlidir. Biri diğerinden daha değerli olabilir ama tamamı değerlidir. Özellikle kimya bir bilim olarak bugün insanlığın en çok yararlandığı nimetleri beraberinde getirmiştir. Beraberinde getirdiği insana zarar veren sonuçlar da bulunsa esası insanın lehine olan bir bilimdir. Bir başka açıdan bakıldığında ise kimya biliminin ibadetlerimizle de ciddi bağlantısı görülecektir. Su, suyun temizlenmesi, kullanılabilirliğinin sağlanması, necasetin niteliği, arındırılması, dönüştürülmesi gibi çok önemli fıkıh konuları bu bilimin katkısı ile öğrenilebilmektedir. İlaç üretimi, gıdalardaki maddeler de dolaylı yollarla da olsa bu bilimin katkısı yararlanılan nesnelerdir. Size tavsiyemiz şudur: Samimi bir niyetle bu yola girin. Allah’ın rızasını kazanmak, insanlığa katkıda bulunmak gibi ulvi gayelerle çalışın. “İyi” değil “en iyi” olmaya bakın. Allah yardımcınız olsun.