Fetva Meclisi
Soru
Hayvanlar üzerinde bilimsel deneyler yapılıyor. Sadece insan daha müreffeh yaşasın ve hasta olmasın diye, böyle deneylerde zavallı hayvanları harcamak günah değil midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Dünyada milyonlarca hayvan özellikle de küçük çaplı hayvanlar bilimsel deneyler için kullanılmakta ve telef edilmektedir. Başta fareler olmak üzere, kuşlar, balıklar, tavşanlar deneylerde kullanılıyor ve sonuçta çoğu ölüme terk edilmiş oluyor. Tıp fakülteleri başta olmak üzere öğrencilerin biyoloji bilgileri denek olarak kullanılan hayvanlarla geliştiriliyor. Artık bunu bilimsel çalışma yapmanın doğal bir gereği gibi görmeye mecbur edilmiş bulunuyoruz. Konuya din açısından baktığımızda ise şunu söyleyebiliriz: Hayvanlar esasen insanın kullanımı için yaratılmıştır. Şu anda hayvanı gıda ürünü olarak görüyor olabiliriz ama gıda dışında da hayvan insanın kullanımı içindir. Elbette, sözünü ettiğimiz bu kullanım eğlence, keyif alma gibi uçuk noktaları ihtiva etmemektedir. Direkt insana hizmetle ilgili olan çalışmalarda, Hayvanlar üzerinden bir eğlence ve keyif alma hazzı tadılmıyorsa, Yapılan çalışmalardan uzun vadede bile olsa insana ve tabiata zarar oluşmuyorsa, Ve hayvanlar dışında bir alternatif üretilemiyorsa bu tür çalışmalar için dinen sakıncası olmaz denebilir.
Keyfi olmayan bilimsel denemelerde insan dışında diğer canlıların kullanılması ve o canlıların telef olması bir bilimsel gereklilik kabul edildiğinden sakıncalı görülmez.
İnsan sağlığı ile ilgili ilaç ve uygulama araştırmalarında insanların üzerinde deney yapılması her ne kadar ‘insana hizmet’ ekseninde dönüyor olsa da ‘sakıncası yok’ şeklinde tanımlanamaz. ‘Sakıncası yok’ çizgisi ile ‘mümkün değildir’ çizgisi arasında şeriatımızın temel prensipleri doğrultusunda şöyle bir tespit yapılabilir: a- İnsanlık bugüne kadar geliştirdiği ilaçlarda ne yazık ki mahkûmlar, savaş esirleri, paraya muhtaç fakirler üzerinde bedeli ağır deneyler yapmıştır. Sesi çıkmaz insanlar üzerinden diğer insanların sağlığı düşünülmüştür. Gariplerin servet sahiplerine yem edilmesi şeklinde gelişmiş olan bu süreç kabul edilebilir değildir. Yapılan işin ne olduğunu bile bilemeyecek durumdaki insanların kobay olarak kullanılması ilaç şirketlerinin kara lekesi olarak kalacaktır. İnsanı insana kurbanlık koç olarak feda etmenin dinimizce kabul edilirliği olamaz. b- Sonunda denek olarak kullanılan insanın öleceği kat’i olarak bilinen bir deneme ‘diğer insanlara yarar felsefesi’ üzerine kurulu olsa da caiz olmaz, öyle bir deney kat’i haramdır. Hiçbir insan başka bir insanın kurbanı değildir bu dünya hayatında. Söz konusu kobay insanın bunu kabul etmesi bile haram olmayı değiştirmez. İnsanın kendi bedenini veya bir organını feda etme hakkı yoktur. c- Üzerinde deneme yapılan kişinin aklını yitireceği kat’i olarak bilinen bir deney ve çalışma da hiçbir insanda yapılamaz. Zira insanın aklı insan gibidir. Aklın yitirilmesi Allah’ın teklifine muhatap olma kabiliyetinin yitirilmesidir. Hiçbir insanın aklı bazı ileri akıllılara harcanabilecek bir nimet değildir. d- İnsanı ayakta tutan organlardan birini kaybedeceği kat’i olarak bilinen bir deney için de caiz olma yönü yoktur. e- Reşit olmayanlar üzerinde yapılacak deneylerde 'insanlığın başka hiçbir çaresi kalmamış' olma gibi çok yüksek bir hassasiyet üzerinden belki caizlik bulunabilirse de reşit olmayanların yani yapılacak deneye kanuni kimliği ile evet deme kabiliyeti olmayanların kullanılmaları caiz olmaz. f- Öncesinde insanlar dışındaki canlılarda denenen, uzun vadede de olsa öldürücülüğü kat’i olmayan, - Resmi kayıtlarla, etik kurul denetiminde ve şeffaf bir şekilde bilimsel bir kurulla yürütülen, - İlk tespitlere göre öldürücü yönü bulunmadığı zannedilen, - Yapılacak çalışmaya katılacak insanın onuru ve kişiliği zedelenecek bir yöntemin kullanılmadığı - Denek olarak kullanılacak kişiye baskı yapılmamış, kendi rızası ile aday olmuş bir durumdaki denemeler caizdir, bir fazilet kaynağıdır. Böyle bir çalışma ile ortaya çıkarılacak sağlık ürünü bütün çalışanlar için hayırla anılma vesilesidir. Müslüman olanlar için de sadaka-ı cariyedir. Böyle umar ve bunu temenni ederiz.
Allah yardımcınız olsun. Bir eğlence ve keyif peşinde olmadığı sürece ilim/bilim gereği bu tür denemelerin yapılmasında bir sakınca yoktur. Sonuç yüzde yüz başarılı olacak olsa zaten deneye gerek kalmazdı. Niyetiniz samimi olarak devam edin.
Ekosistemde önemli bir yeri olan hayvanlara İslam dininde özel bir değer verilmiş, onlara şefkat ve merhametle muamele edilmesi tavsiye edilmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadislerinde günahkar bir kadının susuzluktan ölmek üzere bulunan bir köpeğe su verdiği için Allah tarafından bağışlandığını bildirmiş (Buhari, Şürb, 9, Edeb, 27; Müslim, Selam,153), başka bir hadiste ise kedisini açlıktan ölmeye mahkum eden merhametsiz bir kimsenin, bu davranışı nedeniyle cehenneme atılmayı hak ettiğini haber vermiştir (Buhari, Edeb, 18, 27; Müslim, Fezail, 65). Yüce Allah yeryüzünün diğer nimetleri gibi bir kısım hayvanları da insanın hizmet ve yararına sunmuş, “Allah bir kısmına binesiniz, bir kısmını da yiyesiniz diye sizin için hayvanları yaratandır. Onlarda sizin için daha birçok faydalar vardır.” (Mü’min, 40/79; ayrıca bkz. Casiye, 45/13; Lokman, 31/20) ayetiyle bu hususa dikkat çekilmiştir. Hayvanların iyi bakılıp beslenmesi (Ebu Davud, İsti’zan, 39), birbiriyle dövüştürülmemesi (Ebu Davud, Cihad, 51; Tirmizi, Cihad, 30), nişan için hedef yapılmaması (Müslim, Zebaih, 58, 59), zevk için öldürülmemesi (Nesai, Dahaya, 42) yönündeki nebevi emir ve yasaklar, hayvanların hayat hakkını ve vücut bütünlüklerinin korunması gerektiğini ortaya koymaktadır. Günümüzde bazı hayvanlar bilimsel test ve deneylerde kullanılmaktadır. İnsan, hayvan veya bitkilerdeki hastalıkların teşhisi, tedavisi veya önlenmesi, fizyolojik bozuklukların incelenmesi, hayvanların refahı, tarımsal amaçlarla yetiştirilen hayvanların üretim şartlarının iyileştirilmesi, türlerin korunmasını amaçlayan araştırmaların yürütülmesi, yükseköğretimde mesleki becerilerin kazandırılması veya geliştirilmesi gibi maksatlarla hayvanlar kobay olarak kullanılabilmektedir. Bunların yanı sıra temizlik malzemeleri ve kozmetikler gibi tüketim ürünlerinin toksik özelliklerini belirlemek üzere deney amaçlı hayvan kullanımı da söz konusu olmaktadır. İslam’da genel kural; şer’an geçerli bir maslahat olmadıkça, hayvanların yaşam haklarının korunması ve bedenlerine acı çektirilmemesidir (Hattab, Mevahibü’l-Celil, III, 189; İbn Nüceym, el-Bahr, VIII, 232). Buna göre; hayvanlar üzerinde yapılan bu tür çalışmalar ancak aşağıdaki şartlar ile caiz olur: a. Söz konusu deneyler için canlı hayvan yerine bilimsel açıdan geçerli başka alternatif bir yöntemin ya da deneme stratejisinin olmaması, b. Deneylerin, insanlar ve diğer canlıların maslahatı için gerekli olması, c. Deneylerden elde edilecek yararın, hayvanın maruz kalacağı zarardan daha büyük olması, d. Deneylerde hayvanlara eziyet çektirilmemesi, anestezi gibi acı duyulmasına engel olacak önlemlerin alınması, e. Deneylerin, zorunluluğun dışına taşmaması ve istatistik için yeterli olacak en az sayıda hayvanla yapılması. Ancak bilimsel açıdan herhangi bir zorunluluk olmayan, kozmetik ve benzeri amaçlı yapılan hayvan deneyleri ise dinen caiz değildir.
İslam dini, insan ve toplum yararına olan her türlü çalışmayı teşvik eder. Ancak bu çalışmaların dinî, ahlakî ve manevî değerler açısından sorun oluşturacak ve insanlık için tehlike arz edecek noktalara getirilmesini onaylamaz. Zira ahlakî ilkeler ve dinî değerlerden soyutlanarak yapılan çalışmalar, insanlığa fayda yerine zarar getirir. Bu itibarla, insanlığın hayrına olan bilimsel araştırmalar dinimizce tasvip edilmekle birlikte, söz konusu araştırmaların insan neslini ve tabiatın dengesini bozacak şekilde yapılması kabul edilemez. İnsan varlığı, sperm ve yumurtanın döllenmesiyle başlamakta olup ilk anından itibaren yaşam hakkının korunması gerektiğinden embriyonun deney aracı olarak kullanılması veya imha edilmesi caiz görülemez. Aynı şekilde embriyonik kök hücrenin tedavide kullanılması veya başkasına nakledilmesi caiz değildir. Zira bu süreçlerde çeşitli müdahalelerde bulunulmak suretiyle embriyo imha edilmekte ve embriyonun gelişimini tamamlayarak cenin olmasının önüne geçilmiş olmaktadır.
bilim konusundaki diğer fetvalar
Sadece kelimelere takılıp kalırsak bir fark var gibi görülebilir. Zaman ilerleyip insanoğlu beyin ve kalp bağlantısını biraz daha geniş öğrenirse bilgimiz de daha isabetli olacaktır.
Hava tahmini veya deprem tahmini üzerinde yapılan bilimsel çalışmalar ve o çalışmalara dayalı bilgilendirmeler neticede BİLİMSEL BİR TAHMİN olarak kalmaktadır. Yönlendirici nitelikli bir karar değildir. İlahi düzene bir itiraz değildir. Bu niteliği ile de yapılan çalışmanın dinen sakıncası olduğu söylenemez. Tahmin isabetli olursa bunu Allah'ın bir nimeti olarak görürüz. İsabetsiz olursa da zaten bir iddiamız yoktu deriz.
İnsana katkı getiren bütün ilimler/bilimler değerlidir. Biri diğerinden daha değerli olabilir ama tamamı değerlidir. Özellikle kimya bir bilim olarak bugün insanlığın en çok yararlandığı nimetleri beraberinde getirmiştir. Beraberinde getirdiği insana zarar veren sonuçlar da bulunsa esası insanın lehine olan bir bilimdir. Bir başka açıdan bakıldığında ise kimya biliminin ibadetlerimizle de ciddi bağlantısı görülecektir. Su, suyun temizlenmesi, kullanılabilirliğinin sağlanması, necasetin niteliği, arındırılması, dönüştürülmesi gibi çok önemli fıkıh konuları bu bilimin katkısı ile öğrenilebilmektedir. İlaç üretimi, gıdalardaki maddeler de dolaylı yollarla da olsa bu bilimin katkısı yararlanılan nesnelerdir. Size tavsiyemiz şudur: Samimi bir niyetle bu yola girin. Allah’ın rızasını kazanmak, insanlığa katkıda bulunmak gibi ulvi gayelerle çalışın. “İyi” değil “en iyi” olmaya bakın. Allah yardımcınız olsun.
Nörolojide kullanılan ilaçlar saatine dikkat edilmesi gereken ilaçlardır. Sabah ve akşam on iki saatte bir kullandığınız ilaç bugünlerde oruçla beraber on beş saate çıkmış olacaktır. O ilaçlar açısından bu sürenin sizi etkileyip etkilemeyeceğini muhakkak doktorunuza sorun. Onun cevabına göre oruç tutun. Sağlıkla alakalı konularda ciddi ve bilime uygun olmalıyız. Geçmiş olsun. Allah Teâlâ size afiyetler versin.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin mirası olarak gösterilen ve övülen ilim Kur'an ve ona bağlı olarak gelişen ilimlerdir. Ancak insana faydalı olan ilimlerin sevabı yoktur şeklinde değerlendirilmesi yanlış olur. Helal ve insana faydalı işler için öğrenilen kullanılan ilimler için de sevaptan söz edilir elbette. Özellikle de tıp gibi direkt insanın zaruretini hizmet eden ilimler için muhakkak sevap vardır.
Sizin bunu sorduğunuz tarih itibariyle yaygın bir pratiği yoktur; yapılacak edilecek türünden bilgiler ulaşıyor bize. İkinci olarak da bu uygulamanın ne için yapıldığı, gerçekten insan sağlığı mı öne çıkarılıyor yoksa başka amaçlar mı var, bu da netleşmiş değildir. Üçüncü olarak da böyle bir uygulamanın insan sağlığına uzun vadede bile olsa olumsuz bir etki yapacak mıdır, elimizde yeterli ve kesin bir araştırma sonucu yoktur. Bir nevi bilimsel çalışma deneyi gibi durmaktadır. Dolayısıyla böyle bir soruya verilebilecek net cevap olmaz. Sağlık açısından bir risk söz konusu değilse ve ikinci ve üçüncü sorulardaki endişe izale edilebilirse bir nevi kola saat takmak gibi kabul edebiliriz.