Fetva Meclisi
Soru
Kur'an'da geçen kalbin düşünmesi bilime aykırı mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bunun neden söylendiğine bağlıdır; 'ilmimiz yetmez, dilini bilmeyiz' tarzında ise bir sorun olmaz.
İçimizden geçenleri dillendirmedikçe iman açısından sıkıntısı yoktur.
Selamünaleyküm. Aynı durum namazda da geçerlidir. Olmamasına çalışırız, en az olmasına gayret ederiz ama yılmayız, bırakmayız.
Aleykümselam. Kalben inanmak, içinden geçtiği gibi olmak demektir. İçinizden geçmeyen duayı neden yapıyorsunuz ki?
Evet, böyle bir fark vardır. İnsanın göğsündeki kalbi, Kur'an’ımızda zikredilirken pek çok konuda bizim akıl ve beyin ile ifade ettiğimiz şeyi kalp olarak ifade eder. Örnek olarak belirtecek olursak: Anlayış, akletme merkezi kalptir. Sorumluluk merkezi kalptir. İman etmek veya etmemek kalptedir. Hissetmek veya etmemek kalptedir. Zevk almak veya almamak da kalptedir. Burada bizim “acaba?” diye düşünmemize gerek yoktur. Tıp bize beyni gösteriyor ve kalbi sadece kan pompası gibi gösteriyor ama Kur'an’ımız ısrarla kalbe de beyin gibi bir fonksiyon yüklüyor. Elhamdülillah, imanımızda bir sorun yoktur. Kur'an indi ve inişi bitti ama tıp devam ediyor, inceliyor araştırıyor… Tıp da araştırması ve sonuçlarıyla bitmiş olsaydı belki bir çelişki ihtimalinden söz edebilirdik.
Aleykümselam. Biz iman ediyoruz. Bin seneden fazla bir zamandan beri gelen binlerce ilim adamının aklı çalışmaz kabul edilmesi mümkün müdür? Dinin hakikati asırlar sonrasında mı anlaşılacak? Biz kadere iman ediyoruz.
bilim konusundaki diğer fetvalar
Hayvanlara eziyet etmenin haram olduğu konusunda söze gerek yoktur. Ancak dinimiz maslahat ve menfaat (daha yararlı olanı bulma ve kullanma) kollama üzerine kuruludur. Bu dünya, insanın yararına olacak şeylerle doldurulmuştur. Hayvanlar evrenimizin bir parçasıdırlar ama neticede evrende insanın menfaati için vardırlar. Yeni bir ilacın keşfi muhakkak deney yapmayı gerektirecektir. Bu deneyde insanın kullanılması ile hayvanın kullanılması arasında tartışılamayacak kadar fark vardır. Elbette tercih insanı korumadan yana olacaktır. İnsanın ayakta kalması Allah’ın bu kâinat düzenindeki maksadının gerçekleşmesi için şarttır. Bilimsel araştırmalar için ikici bir alternatif bulunana kadar bu tür çalışmalar zorunluluktan ötürü caiz görülecektir.
Hava tahmini veya deprem tahmini üzerinde yapılan bilimsel çalışmalar ve o çalışmalara dayalı bilgilendirmeler neticede BİLİMSEL BİR TAHMİN olarak kalmaktadır. Yönlendirici nitelikli bir karar değildir. İlahi düzene bir itiraz değildir. Bu niteliği ile de yapılan çalışmanın dinen sakıncası olduğu söylenemez. Tahmin isabetli olursa bunu Allah'ın bir nimeti olarak görürüz. İsabetsiz olursa da zaten bir iddiamız yoktu deriz.
İnsana katkı getiren bütün ilimler/bilimler değerlidir. Biri diğerinden daha değerli olabilir ama tamamı değerlidir. Özellikle kimya bir bilim olarak bugün insanlığın en çok yararlandığı nimetleri beraberinde getirmiştir. Beraberinde getirdiği insana zarar veren sonuçlar da bulunsa esası insanın lehine olan bir bilimdir. Bir başka açıdan bakıldığında ise kimya biliminin ibadetlerimizle de ciddi bağlantısı görülecektir. Su, suyun temizlenmesi, kullanılabilirliğinin sağlanması, necasetin niteliği, arındırılması, dönüştürülmesi gibi çok önemli fıkıh konuları bu bilimin katkısı ile öğrenilebilmektedir. İlaç üretimi, gıdalardaki maddeler de dolaylı yollarla da olsa bu bilimin katkısı yararlanılan nesnelerdir. Size tavsiyemiz şudur: Samimi bir niyetle bu yola girin. Allah’ın rızasını kazanmak, insanlığa katkıda bulunmak gibi ulvi gayelerle çalışın. “İyi” değil “en iyi” olmaya bakın. Allah yardımcınız olsun.
Nörolojide kullanılan ilaçlar saatine dikkat edilmesi gereken ilaçlardır. Sabah ve akşam on iki saatte bir kullandığınız ilaç bugünlerde oruçla beraber on beş saate çıkmış olacaktır. O ilaçlar açısından bu sürenin sizi etkileyip etkilemeyeceğini muhakkak doktorunuza sorun. Onun cevabına göre oruç tutun. Sağlıkla alakalı konularda ciddi ve bilime uygun olmalıyız. Geçmiş olsun. Allah Teâlâ size afiyetler versin.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin mirası olarak gösterilen ve övülen ilim Kur'an ve ona bağlı olarak gelişen ilimlerdir. Ancak insana faydalı olan ilimlerin sevabı yoktur şeklinde değerlendirilmesi yanlış olur. Helal ve insana faydalı işler için öğrenilen kullanılan ilimler için de sevaptan söz edilir elbette. Özellikle de tıp gibi direkt insanın zaruretini hizmet eden ilimler için muhakkak sevap vardır.
Sizin bunu sorduğunuz tarih itibariyle yaygın bir pratiği yoktur; yapılacak edilecek türünden bilgiler ulaşıyor bize. İkinci olarak da bu uygulamanın ne için yapıldığı, gerçekten insan sağlığı mı öne çıkarılıyor yoksa başka amaçlar mı var, bu da netleşmiş değildir. Üçüncü olarak da böyle bir uygulamanın insan sağlığına uzun vadede bile olsa olumsuz bir etki yapacak mıdır, elimizde yeterli ve kesin bir araştırma sonucu yoktur. Bir nevi bilimsel çalışma deneyi gibi durmaktadır. Dolayısıyla böyle bir soruya verilebilecek net cevap olmaz. Sağlık açısından bir risk söz konusu değilse ve ikinci ve üçüncü sorulardaki endişe izale edilebilirse bir nevi kola saat takmak gibi kabul edebiliriz.