İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam, biz insanların anlayış ve kabiliyetine akıl sözcüğü ile yorum yapıyoruz. Dikkatimi çekiyor hocalar Kur'an’dan söz ederken biz neye akıl diyorsak ona kalp diyorlar. Nasıl inanmalıyız kalp mi akıl mı?

Cevap

Evet, böyle bir fark vardır. İnsanın göğsündeki kalbi, Kur'an’ımızda zikredilirken pek çok konuda bizim akıl ve beyin ile ifade ettiğimiz şeyi kalp olarak ifade eder. Örnek olarak belirtecek olursak: Anlayış, akletme merkezi kalptir. Sorumluluk merkezi kalptir. İman etmek veya etmemek kalptedir. Hissetmek veya etmemek kalptedir. Zevk almak veya almamak da kalptedir. Burada bizim “acaba?” diye düşünmemize gerek yoktur. Tıp bize beyni gösteriyor ve kalbi sadece kan pompası gibi gösteriyor ama Kur'an’ımız ısrarla kalbe de beyin gibi bir fonksiyon yüklüyor. Elhamdülillah, imanımızda bir sorun yoktur. Kur'an indi ve inişi bitti ama tıp devam ediyor, inceliyor araştırıyor… Tıp da araştırması ve sonuçlarıyla bitmiş olsaydı belki bir çelişki ihtimalinden söz edebilirdik.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Güzel kardeşim, dinimiz de aklımız da, gördüklerimiz de diyor ki: Siz hastalık sahibi olduğunuz için ölüm endişesi taşıyorsunuz. Esasen bütün insanlarda o korku vardır da sizin gibi hasta olmadıkları için onu dillendiremiyorlar. Hepimiz öleceğiz ve ölümden korkuyoruz. Sağlığınıza zarar vermeyecek ek meşgaleler bulun kendinize, rahatlarsınız.

Selamünaleyküm. Hayırlı günler hocam. Tıbben tedevisi olamayan ameliyat vs. (sad
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Belirttiğiniz gibi içinizde bu hislerin oluşması, son zamanlarda sürekli aklınızda olması, sevdiğiniz insanlarla ilgili endişeye kapılmanız bir problem değildir. Genelde bu düşünceler ve beraberindeki kaygılar kısa bir zaman sonra hafifleyip kendi normalinize dönecektir. Lâkin gün içinde çoğu vakti bunu düşünerek geçiriyorsanız, bu durum sizi var olan gündelik işlerinizden alıkoyuyorsa ya da yapmak istediğiniz planları sırf bu düşünceler yüzünden öteliyorsanız burada bir uzman desteği almanızı öneririm. Kendinizi gözlemleyerek bir karar verebilirsiniz. Ölümü elbette ki değiştiremeyiz ve kontrol edemeyiz. Ama kendi düşüncelerimizi ve davranışlarımızı değiştirebiliriz. Bu konu hakkındaki düşüncelerinizi arttırırsanız düşünceler daha da büyür ve beraberinde kaygılar başlar. Bu düşünceler en çok ne zamanlar geliyor ve geldiğinde size neler söylüyor bakın. Sonra ise bunun sizden bağımsız bazen büyüyen bazen küçülen aslında yönetilebilen bir durum olduğunu fark edin. Bazen bu, direksiyonun sahibiymiş gibi hareket etse bile asıl sahibin siz olduğunu, hâlâ kalbinizin attığını, varlığınızı ve yapılacak birçok şey olduğunu kendinize hatırlatın. Ve ne zaman öleceğim benimle ilgili değil ama nasıl yaşayacağım benimle ilgili. Kısa vadede bu problemi küçültmek için değer verdiğiniz insanlarla birlikteliğinizi arttırabilirsiniz. Yaptığınız güzel işler ve size verilenler için şükredebilirsiniz, ibadetlerinizi çeşitlendirebilirsiniz. Bu zamanlar kişi için fırsata çevrilebilen kıymetli dönüm noktaları olabiliyor. Geçmişinizi değerlendirip zorlu yanlarınızla daha çok ilgilenebilirsiniz. Uzun vadede ise şu anki durumunuz sizi gelecekte daha iyi bir yere götürüyor mu bakın. İnancınız ve değerleriniz doğrultusunda düşünerek şu an nasıl biri olduğunuzda, neler yapıyor olduğunuzda size ve hayatınıza uygun bir gelecek olacağına bakın ve notları alın. Tüm bu süreçlerde Allah hayırlı bir kul olarak yaşamayı, gayretli ve hayırlı insanlarla birlikte olmayı nasip etsin.

Hocam birkaç haftadır ölüm hissi oluşuyor içimde. Bir defasında televizyonda bir
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bahsettiğiniz durumlar vesvese içerisinde olduğunuzu gösteriyor. Öncelikle uzman bir psikologdan destek almanızı tavsiye ederiz. Durum ilerlemeden uzman desteği ile bu süreci kısa sürede atlatırsınız biiznillah. Uzmana görünene kadar ise bu tarz konular üzerinde durmayın. Aklınıza böyle düşünceler geldiğinde euzubesmele çekin, hiç aklınıza gelmemiş gibi kabul edin. Kuran okuyun, Felak, Nas Sureleri, Ayet el-Kürsi’yi her gün bolca okuyun. Dua etmeyi ihmal etmeyin. Boş kalmamaya özen gösterin. Allah kısa sürede bu vesveseden kurtulmanızı nasip eylesin.

Hocam, son zamanlarda aklıma istem dışı gelen bazı düşünceler yüzünden çok büyük
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Evet, aklı olan herkesi hayretler içinde bırakacak, uykusunu kaçıracak ağır bir felaket yaşıyoruz. Allah'ın mülkünde aciz kullar olmanın en net tablosunu oluşturduk. Böyle büyük bir felakette kalbi olan herkes sıkıntı çeker. Hiçbir şey yokmuş gibi olmak mümkün değildir. Sabretmek nedir bunu da anlamış olacağız. Böyle bir durumda psikolojimizin ayakta duramayacak hale gelmemesi için şu hususlara önem vermeliyiz: a- Olayın nedeni, niçinleri gibi ayrıntılarına ve bilimsel boyutlu yorumlarına girmemeliyiz. Bilimsel yorumları ehline bırakmak doğru olandır. Gereksiz zihin meşguliyeti oluşturur, korkuyu artırabilir. b- Bölgede sayısını Allah'tan başkasının bilemeyeceği kadar insan kardeşimiz ya öldü, ya da ölümün kovaladığı zor anlar yaşıyor. Hastalık, soğuk, açlık ve çaresizlik içinde kıvranıyor. Elimizden ne geliyorsa profesyonel yollarla onlara ulaşmalıyız. Bir ekmek, bir bardak su bile olsa bir şeyler yapmaya çalışmalıyız. Bizim desteğimiz kimseyi kurtarmasa da bizi vicdan azabından kurtarır. c- Bu olay bize dünyanın niteliğini ve faniliğini iyice izah eden bir ders olmalıdır. “Dünya budur, böyledir” diyebilmeliyiz. Bir matem ortamı oluşturup kenara çekilmek şeklinde olmayan dersler çıkarmalıyız bu olaydan. Dünyanın dost ayırmadığını ama onu iyi kullananı seçtiğini anlamalıyız. Boş “keşkeler” yerine ciddi değerlendirmeler yapmalıyız. Siyaset başta olmak üzere özel menfaatlerimizi bu afetin ve sonuçlarının önüne geçirmemeliyiz. d- Şeytan, bizi içten çökertmek için bu musibeti kullanabilir. Ona alet olmamak için ne gerekiyorsa ihmal etmeyeceğiz. Günlük ibadetlerimizi aksatmamak en başta yapmamız gerekendir. Muhakkak bir zikir programımız olmalıdır. Günde yüz defa şu zikir, yüz defa bu zikir gibi bir plan yapmalıyız. Çokça Kur'an okumak bir çaredir. Özellikle de bu dönemde KEHF suresini sık sık sesli bir şekilde okumalıyız. e- Aile içi ilişkilerimiz, arkadaş çevremiz, akrabalarımız bir nevi ciğerlerimiz gibi etkilidir. Birbirimizi incitmemeye, zaten gergin olan ortamımızı biraz olsun muhabbetle kollamaya önem vermeliyiz. Bu dönemde bari birbirimize daha müsamahalı, görmezden gelmeye çalışır olmalıyız. f- Bu tür musibetler anında iki yoldan birinden gitmek kaderimizdir. Birincisi: Derdimizi konuşup bir kenarda mızmız ederek vakit geçiririz. Elimizden dünya da gider ahiret de. Bu açıkça felaket üstüne felaket olur. İkincisi ise başımıza gelen felaketten sonra her şeyden önce o felaketten maddi manevi ibretler çıkarırız. Elimizden gelen her türlü çareyi kullanırız. Yeni bir hayat ve yeni bir huzur arayışı içinde oluruz. Sonra da Rabbimize sığınır ve dualar ederiz. Bu da bizim dünyamızı huzur olarak kazanmamız ve ahirette ecir sahibi olmamız anlamına gelir. Bu ikinci yolu tercih etmemiz gerekiyor. Dinimiz bunu emreder, akıl da bunu gösterir. Allah yardımcımız olsun.

Hocam yaşanan olaylar neticesinde bir yanım korku içerisinde bir yanım otur sade
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kitabımız Kur'an, bütün zamanların kitabıdır. Bütün mü'minlerin ortak değeridir. O ilk gün ne idiyse bugün de odur. Akletmek, aklını kullanmak demektir. Buradaki aklı kullanmak, Kur'an’ı anlamak için kafa yormak demektir. Haşa, Kur'an’a karşı akıl yürütmek olduğu zaman bu bir sapıklıktır. Kur'an’ımızın akletmeyi emretmesi, istemesi Allah Teâlâ’nın aklı olan kullarına din emretmesinden kaynaklanmaktadır.

Hocam Kur’an’da geçen “Akletmez misiniz? Düşünmüyor musunuz?” gibi ayetlerden ne
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Biz Allah’ın kullarıyız. Bizi yaratan, kaderimizi yazan odur. Böyle inanıp böyle yaşayan için hayat kısa bir imtihandır. O imtihanda elinden geleni yapar, gerisini Rabbine bırakır kul. Böylece de her durumda kalbi huzur içinde olur. Asla bugünkü durumunuza size son on dakikanızdır denecek durum arasında fark görmeyin. Şimdi de o on dakikada da siz Allah’ın kulusunuz, sizin için bir şey değişmemelidir. Allah tamam demedikçe sizi kimse bu dünyadan çıkaramaz. Adına hastalık dönemi demeyin, hayatınızın bir anı deyin, öyle görün, şeytan sizinle oynamasın, ona fırsat olacak dalgınlıklar içine girmeyin. İşinizi ve meşguliyetinizi hiç bırakmayın. Gücünüz yettikçe çalışın. Doktor izin vermeyince kenara çekilin. İbadetler ve sadaka için son nefes engeldir. Son nefesinize ise sizin bilmediğiniz kadar uzun bir zaman vardır. İki şeye dikkat edin. Birincisi size moral kırıcı telkinlerde bulunacak arkadaştan uzak durun. İkincisi de, başta Kur'an ve zikir olmak üzere manevi takviyeyi eksik etmeyin. Kur'an okuyun. Hayat sizi sıkıştırdıkça Kur'an’a sarılın. Dua edin. Allah Teâlâ’dan size afiyetler dilerim, sıhhatiniz için dua ederim.

Hocam ben kaza namazlarımı düzenli olarak azaltmaya çalışıyorum. Ancak şu anda o

akıl konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aklımıza gelenlerden değil, aklımıza gelenlere takılıp yaşamaktan ötürü hesap veririz. Her insan için bu durum böyledir. Aklınızı dininizin emrine verin, o arada gelip gidenlerden biiznillah mesul olmazsınız.

Hocam hiç hesapta yokken internette gözüme takılan bazı şeyleri okuduktan sonra
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İnsanın ibadetle sorumlu olmasının birinci şartı akıl nimetidir. Aklı olmayan ibadetle yükümlü olmaz. Çocuğunuz, AKLI YOK kabul ediliyorsa tıp açısından onun ibadet sorumluluğu da yoktur. O açıdan üzerine gitmeyin. Biraz var, biraz yok gibi bir durum söz konusu ise kaldırabileceği kadarı ile temel din ve itikat konularını öğretmeye çalışın, yaptırabildiğiniz kadar da ibadet yaptırın ama onun bir hasta olduğunu hiç unutmayın. Allah Teâlâ size sabırlar ihsan etsin.

Çocuğuma on yıl önce OTİZM teşhisi kondu. Sabırla büyüttük ama şimdi çocuğum büy
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hafıza kaybı, hatırlamama durumu hakkında bilmemiz gereken önemli bir gerçek şudur: Bu bir insanî durumdur. Birden çok sebebe bağlı olarak oluşabilir. Genetik olabileceği gibi bir çarpma sonucu, psikiyatrik bir durum, yaşlılık ve alzaymır gibi nedenlerle de ortaya çıkabilir. Sebebi ne olursa olsun kişiye ait hüküm olarak şunu tespit edebiliriz: Unutma durumu “hiç hatırlamama” düzeyinde ise yani hafıza tamamen gitmiş durumda ise o kişiden ibadet sorumluluğu (teklif) kalkmıştır. Namaz kıldı veya kılmadı fark etmemektedir. Bir mesuliyeti de yoktur. Unutma/hatırlamama “hiç” düzeyinde değil de biraz hatırlıyorsa mesela eksik veya yanlış yaptığını sonradan hatırlıyorsa o kişiden sorumluluk kalkmaz. Hata ettiğini hatırladığında hatasını telafi etmek zorundadır. Bu durum namazda ise ve söz konusu olan namazın farzlarından birinde ise eksik yapması durumunda hatırlayınca onu telafi edecektir. Mesela namaza başlarken tekbir getirmediğini sonradan hatırlarsa o namazı yeniden kılacaktır. Çünkü tekbir namazın farzlarındandır. Bir öyle bir böyle durumu olan yani unuttuğunu bazen hatırlayıp bazen hatırlamayan ise hatırladığı zamanlarda eksiğini telafi eder, hatırlamaz ise bir şey yapması gerekmez. Namaz içindeki tertibi yani önce rükû sonra secde şeklindeki sıralamayı bozan için de durum böyledir.

Hafıza kaybı yaşayan birinin namazdaki unutmaları hakkında ne bilmemiz gerekiyor
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Deli olarak bilinen insan mükellef değildir. Bir insanın mükellef olması veya olmaması, ona Allah Teâlâ’nın hesap sorması veya sormaması anlamındadır. Deli mükellef değildir yani ona hesap sorulmayacaktır. Yasakları işlemesi veya emirleri yapmaması onun aleyhine bir durum değildir. Ahirette deliler için ne olacağına dair kati bir bilgimiz yoktur. Deli doğup öyle yaşayanın ebeveyni Müslüman ise onlarla beraber cennete gireceği, ebeveyni Müslüman değilse orada bir tür imtihan sonunda cennete gireceği şeklinde bir bilgi vardır. Baliğ olduktan sonra bir süre akıllı olarak yaşayıp sonradan deliren ise delirmeden önceki dönemin hesabına çekilecektir. Bir insanın hakkında deli olup olmadığı kararını ancak uzman doktor verebilir. Uzman doktora göre deli denen biri için bu kurallar geçerlidir.

Aklı olmayan bir deliye kıyamet günü hesap sorulacak mı?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah Teâlâ babanıza afiyet size sabır ihsan etsin. Tıp ehlinden öğrendiğimiz kadarı ile bu hastalığın (alzheimer) üç kademesi bulunmaktadır. Bu kademeleri şöyle sıralayabiliriz: Hafif olan; Aynı şeyi çokça tekrar etme, Daha önemsedikleri şeylere ilgi azalması, Bildikleri isimleri hatırlamada zorlanma, Gereğinden fazla bir şeyi arama, Şahsiyetlerinde değişiklik, Zor konuları kavramada tıkanma gibi belirtileri olur. Orta durumda olan; İyi bildiği bir yerde kaybolmaları, Son olayları hatırlamamaları, Giyim kuşanma dâhil iş yaparken yardıma ihtiyaç duymaları, Normalinden fazla tartışmaları, Olmamış olayları hayal etmeleri, Uyku problemi yaşamaları, Çok dolaşmak istemeleri, Toparlama zorluğu çekmeleri ile belirginleşirler. Son evrede olanlar; Sözcük kullanma ve anlamada, Aile bireylerini tanımada, Kendini kollamada, Tek başına harekette becerileri yoktur. Birinci evre olan hafif hastalar için sağlıklı insandaki gibi ibadet ve diğer sorumluluklar devam eder. Son evrede olanlar için ise ibadet ve sorumluluk tamamen kalkar. Artık o bir akıl engellisi durumunda olur. Orta derecede hasta olanlarda ise anlık kararlar verilir. İş/ibadet yapacağı andaki durumu aklı yerinde ise akıllı değilse aksi karar verilir. Başkalarına verdikleri zarar tazmin edilmelidir. Boşamasının kıymeti yoktur. Ekonomik/yasal değeri olan sözleşme yapması muteber olmaz. Sözlerinin bağlayıcılığı yoktur. İkinci ve üçüncü derecedeki hastalar için veli/vasi tayin edilmesi gerekir.

Babamız alzheimer hastası. İbadetleri konusunda nelere dikkat etmemiz gerekiyor,

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.