Fetva Meclisi
Soru
Hocam, son zamanlarda aklıma istem dışı gelen bazı düşünceler yüzünden çok büyük bir huzursuzluk yaşıyorum. Bazen Kadir Gecesi ile ilgili bir yazı okurken farkında olmadan "yok" diye okuyorum ve haşa Kadir Gecesi yok demiş gibi hissediyorum. Hemen ardından "var" diyorum ama yine de dinden çıkmış olma korkusu içimi kemiriyor. Kaderin var olduğuna inanıyorum ama bazen içimden haşa "yok" demek geliyor. Aynı şekilde, oruç için “aç kalmak” diye düşündüğümde aklımdan “saçma” kelimesi geçiyor. Oysa kalben ve zihnen inanıyorum, imanımda bir şüphem yok ama bu düşünceler istemsizce geliyor. Sosyal medyada hoparlörle lanetli sesler açıyorlardı, o esnada istemeden "ezan" diye geçti içimden, hemen ardından tövbe ettim ve “Ezan güzeldir.” dedim. Ama yine de vesvese beni bırakmıyor. Babam için "baba" dediğimde, bazen içimden haşa "Allah'a baba" gibi bir şey söyleyecekmişim gibi oluyor. Hemen duruyorum, Allah doğurmamış ve doğurulmamıştır diyorum ama aklıma geldiği için çok korkuyorum. Meleklerin Allah’ın nurdan yarattığı varlıklar olduğunu biliyorum ama bazen aklıma onların haşa çocuk olduğu gibi bir düşünce geliyor. Yine alkolün haram olduğuna inanıyorum fakat içimden bazen “helal” gibi bir kelime geçiyor. Hemen tövbe ediyorum ama bu düşünceler beni bırakmıyor. Allah'ın varlığına inanıyorum, kalben kesin bir imanım var ama bazen içimden haşa “yok” gibi bir kelime geçiyor. Hemen ardından tövbe ediyor, “Allah vardır.” diyorum. Bunlar tamamen istemsiz, içimden geçen şeyler. Kalben imanım tam ama bu vesveseler yüzünden dinden çıkmış olur muyum diye çok korkuyorum. Allah katında durumum nedir? Lütfen bu konuda beni aydınlatır mısınız?
Cevap
Benzer fetvalar
Aklına gelen bu tür düşüncelere obsesif düşünceler veya vesvese deriz. Yani, aklından geçen şeylerin gerçekte gerçekleşmesi söz konusu değildir. Eğer bir şey aklından geçerse bunu hemen doğru bir şekilde gerçek olacak bir şey gibi düşünme. Çünkü akıldan geçen her şeyin gerçekle hiçbir ilgisi yoktur. Aklından geçen her düşünceyi gerçekmiş gibi algılama. Bunlar sadece geçici düşüncelerdir ve gerçeğe dönüşmeleri söz konusu değildir. Şeytanın vesveselerinden korunmak için dua ve zikirler oku. Bu, kalbini ve zihnini koruyacaktır. Düşünceleri görmezden gel. Düşünceler gelir ve geçer. Onlara takılmadan dikkatini başka şeylere yönlendir. Bu, olumsuz düşüncelerin etkisini zayıflatır. Aklına gelen her şeyin gerçekleşmeyeceğini unutma. Akıl bazen bu tür düşüncelerle meşgul olur, ama bunlar irademizle oluşmaz. Yani, aklında geçen bir şeyin gerçekte gerçekleşmesi çok nadir bir durumdur. Bu sebeple düşüncelerinle savaşmaya çalışma. Hatta geldiklerinde onlara "biraz daha abart" de ve abartmasından da korkma. Zamanla azalacaktır inşaallah. Bunların yanı sıra bir psikoloğa görünmeyi de gündemine al. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.
Aşırı hassasiyetim oluyor, sürekli takıntı vesvese dediğiniz durumda dini OKB olabilir. Bu konuda bir uzman desteği almanızı tavsiye ederim. Bu durum ister dinden olsun ister olmasın herkesin yaşayabileceği bir şeydir. İnsanın aklına pek çok farklı düşünce gelebilir ancak her düşüncenin bir olmadığını da göz önünde bulundurmalıyız. Dikkate almamız gereken düşünceler ve hiç önemsememeniz gereken düşünceler arasında ayrım yapmalısınız. Bir düşünceye sahip olmak o düşüncenin gerçek olduğu anlamına gelmez. Bu durumda "ben düşüncelerim değilim" şeklinde bir ilke edinebilirsiniz. Size gelen vesveselerden herhangi biriyle aşırı meşgul olursanız onu zihninizde çok büyütmüş, onu güçlendirmiş olursunuz. Düşünceye odaklanarak onu güçlendirmeyi istemeyiz ve bununla birlikte onu bastırarak, oluşmasını engellemeye çalışarak davranışların değişmesine izin vermeyiz. "Bu düşünce şeytanın vesvesesidir ve bu yüzden reddediyorum. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir ve ben elimden geleni yaptım, bu şekilde devam ediyorum" gibi bir düstur edinip bu değer doğrultusunda hareket etmeye çalışabilirsiniz. Düşünceler geldiğinde bir iki dakikalık nefes egzersizleri yapıp bedeninize yönelebilirsiniz, farkındalığınızı bedeninize ve şimdiki ana verebilirsiniz. Ayrıca vesvesenin zihin düzeyinde olduğunu, kalpte imanın muhafaza edildiğini, kalbinizde taşıdığınız inanca eşdeğer olmadığını bilerek ikisini ayrıştırabilirsiniz. Rabbim hayırlı ve kalıcı şifalar versin.
Tekrarlayıcı istenmeyen düşünceleriniz veya dürtüleriniz varken ki aklınızdan hiç çıkmadığını belirtmişsiniz, sizi günlük hayatta oldukça meşgul eden bir yerdeyken elbette ki size bir uzman desteğini ısrarla tavsiye edeceğim. Bunun üzerine çalışılmadığında, ciddi anlamda endişe ve duygusal bunalıma yol açabilir. Bu düşüncelere kapılmamak için çaba gösterseniz de onlar daha da güçlenebilir. Örneğin böyle bir düşünce akla her geldiğinde, kişi mümin olduğundan "emin" olabilmek için günün yarısını şehadet getirerek, tövbe ederek imanını tazelemekle geçirebilir. Şeytan zaaflarımızı bulur ve tam buradan saldırmak için fırsat kollar. “Şeytan vesvesenin kaynağıdır. Bu düşünceler onun telkinleridir ve dolayısıyla ben bunlardan sorumlu değilim. Bu nedenle vesveseler doğrultusunda davranışlar sergilememe hatta bunlar üzerinde durmama bile gerek yok" deyin ve bu düşünceleri orada bırakın. Yani tüm bunlar zihnin sizden bağımsız size söylediği, inanmanızı istediği sözlerdir. Dikkate almanız gereken düşünceler ve hiç önemsememeniz gereken düşünceler arasında ayrım yapmalısınız. Bir düşünceye sahip olmak o düşüncenin gerçek olduğu anlamına gelmez. Bu durumda "ben düşüncelerim değilim" şeklinde bir ilke edinebilirsiniz. Düşünceler geldiğinde bir iki dakikalık nefes egzersizleri yapıp bedeninize yönelebilirsiniz, farkındalığınızı bedeninize ve şimdiki ana verebilirsiniz. Ayrıca vesvesenin zihin düzeyinde olduğunu, şeytanın belli bir yerden sonra müdahalesinin olamayacağını, kalpte imanın muhafaza edildiğini, kalbinizde taşıdığınız inanca denk olmadığını bilerek ikisini ayrıştırabilirsiniz. Rabbim hayırlı ve kalıcı şifalar versin.
Son zamanlarda yaşanan bazı şeylerden ötürü depresif bir dönem geçiriyor olabilirsiniz. Veya hayatınıza kattığınız bu yeni alışkanlıklarınızı hüzne sebep kılıyorsunuz. Bunu da en çok yalnızlık ve sosyallikten izole bir hayat tarzı tetikler. Sevinçli ve salih arkadaşlarla arkadaşlıklar yapın. Onlarla beraber etkinlikler yapın. Neşeyi kendinize haram görmeyin. Neşelenmek için bir çaba ortaya koyun hatta. Kendinize hedefler koyun ve bu hedefler için çalışmalar yapın. Boşlukta kalmayın. Allah şifa verecektir kalbinize. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Muhakkak bir doktora görünmelisiniz.
Bütün bu olanlar, Allah’ın sizi sevdiği için olması mümkün değil mi? Bir de bu açıdan baksanız! Eğer bulunduğunuz dünya kalıcı bir yer olsa idi siz haklı idiniz. Burası terk edilmek içindir. Asıl kalınacak yer ise buradaki imtihanın durumuna göredir. Zannedersem siz, yanlış pencereden baktığınız için görülmesi gereken yeri göremiyorsunuz. Belki de seçildiniz, önceden okuduğunuz Kur'an veya size yapılmış bir dua tuttu ve siz cennetlere hazırlanan bir sürece alındınız. O da çetin bir süreç olunca tereddüt ettiniz. Bu pencereyi açın ve oradan bakın lütfen.
dinden çıkmak konusundaki diğer fetvalar
Kendi ifadesine göre, bu şüphelerden kurtulmak istiyor ancak kolay olmadığını düşünüyor. Bu, inkâr etmekten çok bir arayış içinde olduğuna işaret edebilir. Eğer gerçekten samimi bir şekilde tekrar imanını güçlendirmek istiyorsa doğru kaynaklardan destek alarak bu süreci yönetebilir. Ancak bu süreç yıllar sürebilir ve kesin bir sonuç garantisi yoktur. Bir insan imanında şüpheye düşmüşse ve bu şüphelerden kurtulup kurtulamayacağı belli değilse büyük bir imtihan olacağında şüphen olmasın. Onun imanla ilgili bu durumunu düzeltebileceğini düşünüyor olabilirsin. Fakat insan ancak kendi çabasıyla değişir. Sen onun için ne kadar dua etsen, yanında olsan da eğer o kendi içinde kesin bir karar almazsa düzelmeyebilir. Dahası, zamanla onun şüpheleri seni de etkileyebilir, inancını ve manevi huzurunu sarsabilir. Şu soruları kendine sor: "Ya bu düşüncelerinden vazgeçmezse?", "Ya ileride çocuklarımız olduğunda onları nasıl yetiştireceğim?", "Onunla geçirdiğim yıllar boyunca ben de yıpranır mıyım?" İslam'da evlilik için eşlerin iman ve ibadet yönünden uyumlu olması önemli bir şarttır. Eğer bir kişi İslam'ı bütünüyle reddediyorsa bu imanla ilgili ciddi bir sorun oluşturur. Ancak şu anki durumunda şüphe içinde olduğu ve kurtulmak istediği için tamamen inkâr ettiğini söylemek zor. Fakat bu şüpheler ilerler ve dinden çıkarsa nikâh geçerli olmaz. Evlilik sadece ahlak, merhamet ve iyi insan olmakla değil, aynı zamanda ortak bir iman ve hayat görüşüyle yürüyen bir yoldur. Eğer bu kişinin imanını gerçekten güçlendirme iradesi varsa ve bunu göstermeye başlarsa belki bir fırsatı olabilir. Ama eğer şüpheleri devam ederse ileride çok daha büyük zorluklarla karşılaşabilirsin. Allah en hayırlısını nasip etsin.
Biz insanlar olarak Allah'a iman ederiz veya birileri etmez. Allah’a iman ettiğimize göre imanımızı da Allah kabul eder veya etmez. Bizim gibi bir insanın imanımızı kabul etme ya da reddetme hakkı yoktur. Âlimlerin “iman şöyle olur, şunu yapan imana aykırı düşmüş olur” gibi beyanları bize yol göstermiş olur. Başkalarının imanları ile oynamak, yok kabul etmek ateşle oynamaktır. Allah Teâlâ hepimize akıl fikir versin. Kâfirler dururken mümin olduğunu söyleyenlerle uğraşmak akıl işi değildir diye düşünürüz. Herkesin önceliği kendi imanı olmalıdır. İmanın içini salih amellerle doldurmak da ikincil hedefi olmalıdır. İmanla yaşayıp ölmek Allah'a iman etmiş bütün nesillerin en büyük emelidir. Başkalarını dinden atmak, imanlarını şöyle veya böyle yok kabul etmek Müslümanca değildir, akıllıca da değildir. Eğer iman hususunda bildiğimiz hakikatlere ters bir durum görürsek onu söyleriz, ikaz ederiz ama şahıslar üzerinden kimseyi “sen şöylesin” şeklinde mahkeme kararı gibi kararlarla itham etmeyiz, edemeyiz.
Mutlaka bir psikologla görüşün. Tekfirci anlayışa sahip insanlardan da bedenen ve ruhen uzak durun.
Kıymetli kardeşimiz ne dinden çıktınız, ne günaha girdiniz. Sizde bir vesvese hastalığı var. Bu da olağan bir hastalıktır. Bununla mücadele etmek gerekir. Bunu da en iyi bir psikolog ile yaparsın. Unutma dinden çıktım mı acaba diye tereddüt ettiğin sürece dinden çıkmış sayılmazsın biiznillah. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.
Haramı helal görmedikçe, inkâr etmedikçe ve dalga geçmedikçe küfre girmez. Büyük yanlış yapmış olur. Tevbe etmesi gerekir.