Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim OKB hastalığım var ve vesveselerim takıntı haline geldi. Müslüman bir psikiyatrist bu teşhiste bulundu ve bu hastalıkla ilgili ilaç verdi. Ben sürekli Allah korusun dinden çıkmış gibi korkuyorum. Geçen gece tesettür kıyafetlere bakarken affedersiniz burnumu temizledim, o an aklımdan hâşâ tesettür emrini küçük görmek gibi bir düşünce geçti. O an bu düşünceyi kalbim tasdik etti mi anlamadım ama sonradan bu yaptığıma çok pişman oldum ve üzüldüm vesvesem davranışa dönüştü diye. Dinden çıktım mı, bu davranışım hastalığımla ilgili olduğu için mesul olur muyum? Lütfen bana ve benim gibi olan kardeşlerime dua edin.
Cevap
Benzer fetvalar
Kıymetli kardeşim, vesveseli bir bakış açısı içine girmişsin gibi görünüyor. Senin bu hassasiyetin, bir tür "dini OKB" (obsesif kompulsif bozukluk) yönünde olabilir. Bu çok yaygındır ve tedavi edilebilir. Dini bilen bir psikologla çalışman, bu süreci hem ilmen hem ruhen güçlendirir. Bu takıntılar senin suçun değil. Ruhunun bir rahatsızlığı bu. Tıpkı grip olmak gibi. Bir psikoloğun yanı sıra şunları da uygulamaya geçir: - Güvendiğin bir ilim ehliyle düzenli olarak görüş. Fıkhî meselelerde içini ferahlatacak açıklamalar duymaya ihtiyacın var. - Şüpheli gördüğün işleri bir kâğıda yaz, sonra gerçekten haram mı diye araştır. %80’inin vesvese olduğunu göreceksin. - Sabah namazlarından sonra 5-10 dakika tevekkül ve teslimiyet duaları oku. (mesela: “Hasbiyallahu lâ ilâhe illâ huv…”) - Sanatına devam et. Bunda hiçbir beis yok. Güzel, faydalı işler yap. Allah’ın ismini yüceltmek için kullan bu yeteneğini. - Kendine karşı şefkatli ol. Allah sana merhamet ediyorken sen niye kendine bu kadar yükleniyorsun? Vesveselerinden korkma. Onlar senden korksun. Onlarla cesurca mücadele edip üzerlerine gidince inşaallah onlar da kaybolup gideceklerdir. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.
Aşırı hassasiyetim oluyor, sürekli takıntı vesvese dediğiniz durumda dini OKB olabilir. Bu konuda bir uzman desteği almanızı tavsiye ederim. Bu durum ister dinden olsun ister olmasın herkesin yaşayabileceği bir şeydir. İnsanın aklına pek çok farklı düşünce gelebilir ancak her düşüncenin bir olmadığını da göz önünde bulundurmalıyız. Dikkate almamız gereken düşünceler ve hiç önemsememeniz gereken düşünceler arasında ayrım yapmalısınız. Bir düşünceye sahip olmak o düşüncenin gerçek olduğu anlamına gelmez. Bu durumda "ben düşüncelerim değilim" şeklinde bir ilke edinebilirsiniz. Size gelen vesveselerden herhangi biriyle aşırı meşgul olursanız onu zihninizde çok büyütmüş, onu güçlendirmiş olursunuz. Düşünceye odaklanarak onu güçlendirmeyi istemeyiz ve bununla birlikte onu bastırarak, oluşmasını engellemeye çalışarak davranışların değişmesine izin vermeyiz. "Bu düşünce şeytanın vesvesesidir ve bu yüzden reddediyorum. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir ve ben elimden geleni yaptım, bu şekilde devam ediyorum" gibi bir düstur edinip bu değer doğrultusunda hareket etmeye çalışabilirsiniz. Düşünceler geldiğinde bir iki dakikalık nefes egzersizleri yapıp bedeninize yönelebilirsiniz, farkındalığınızı bedeninize ve şimdiki ana verebilirsiniz. Ayrıca vesvesenin zihin düzeyinde olduğunu, kalpte imanın muhafaza edildiğini, kalbinizde taşıdığınız inanca eşdeğer olmadığını bilerek ikisini ayrıştırabilirsiniz. Rabbim hayırlı ve kalıcı şifalar versin.
Sizin durumunuz araştırdığınız gibi bir vebali olmayan bir durumdur. Bu durumu sahabeler de yaşamıştır. Efendimiz aleyhisselam da onlara bunun bir vesvese olduğunu ve bir vebali olmadığını işaret eden cevaplar vermiştir. Dolayısıyla içiniz ferah olsun. Vesveselerle mücadele etmenin de en önemli yollarından biri onları umursamamak ve onlardan korkmamaktır. Siz de umursamayın ve korkmayın. Bu konuda gerekirse bir psikoloğa giderek tedavi alın. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
İçindeki acıyı, çıkmazı ama hepsinden öte Allah’a olan yönelişi hissetmemek mümkün değil. Öncelikle şunu söylemeliyim: Senin gibi biri, Allah’a çok yakın biridir. Belki sen kendini güçsüz hissediyorsun ama aslında senin kalbin çok güçlü. Çünkü bu kadar hastalığın, sıkıntının içinde hâlâ “tesettürümü, namazımı bırakmadım, Allah’a yaklaştıkça başladı” diyorsun. İşte bu sözler bile senin değerli bir kul olabileceğini gösterir. “Andolsun, sizi biraz korku, açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele!” (Bakara sûresi, 155. âyet) Sen sabrediyorsun kardeşim. Belki sabretmek sana ağır geliyor ama sen farkında olmadan sabrın içinde Allah’a sarılıyorsun. Her doktor dönüşü üzülüyorsun ama o üzüntü, secdeye seni daha derin götürüyor. Şimdi ne yapmalısın? Kendine şefkatli ol. Bu hastalıkların çoğu birer sonuç. Belki vücudun ruhunun yükünü taşıyamıyor. Ama sen kendine kızma. “Neden ben?” deme. “Benimle Allah konuşuyor olabilir.” de. Yalvarışını duaya çevir. Rabbine daha çok sarıl ama dengenle. Bazen fazla kasmak da ruhu kırar. İbadetlerini dozunda ama ihlasla yap. Kimi zaman Kur’an oku, kimi zaman sadece kalbinden Allah’a seslen. “Bugün elimden bu kadar geliyor Rabbim.” de. O kabul eder. Güvendiğin bir manevî danışman ve ehil bir hekimle yol yürümeye çalış. Bedenini ihmal etme. Ama ruhunu da doktorlara bırakma. Ruhunun doktoru Allah’tır. Onun gönderdiği salih kullar da sana yoldaş olabilir. “İslam’a yaklaştım, sonra hastalandım.” diyorsun. Biliyor musun? Nice salih insan, Allah’a yaklaştıkça belalarla imtihan edilmiştir. Çünkü ateş, altını yakar ama çürüğü yakmaz. Sen demek ki altınsın. Allah seni terbiye ediyor. Kulluğunu parlatıyor. Sana birkaç dua ve zikri özellikle tavsiye ederim: حَسْبِيَ اللَّهُ لَا إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ۚ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ ۖ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ Hasbiyallâhu lâ ilâhe illâ Huve, aleyhi tevekkeltu ve Huve Rabbul-‘Arşil-‘Azîm. Allah bana yeter. O’ndan başka ilâh yoktur. Ben O’na tevekkül ettim. O, yüce arşın Rabbidir. لَا إِلَـٰهَ إِلَّا أَنتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنتُ مِنَ ٱلظَّالِمِينَ Lâ ilâhe illâ ente, subhâneke innî kuntu mine’z-zâlimîn. Senden başka ilah yoktur. Seni her türlü eksiklikten tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum. Fâtiha ve Ayetü’l-Kürsî. Her gün kendine okuyarak üfle. Allah’ım, bu güzel kardeşime dayanma gücü ver. Kalbini seninle huzura erdir. Bedenini afiyetle, ruhunu nurla kuşat. Onu kendine güzel kullardan eyle. Şifayı ona yaklaştır, onu kendine daha çok yaklaştır. Âmin.
Kıymetli kardeşim siz vesvese hastalığına tutulmuş durumdasınız. Bu da muhakemenizi bozmuş. Dolayısıyla dini anlama ve yorumlama biçiminizde de yanlışlar çıkıp duruyor. Psikoloğa anlattığınız şeylerden dolayı günaha girmiş olmazsınız biiznillah. İyileşmek için sorun gördüğünüz her şeyi anlatmaya gayret edin. Dini çok kolay bir yolla yaşamak varken vesveseleriniz size bunu çok zorlaştırıyor. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Muhakkak bir psikologla görüşün ve geciktirmeyin bu görüşmeyi.
dinden çıkmak konusundaki diğer fetvalar
Tekrarlayıcı istenmeyen düşünceleriniz veya dürtüleriniz varken ki aklınızdan hiç çıkmadığını belirtmişsiniz, sizi günlük hayatta oldukça meşgul eden bir yerdeyken elbette ki size bir uzman desteğini ısrarla tavsiye edeceğim. Bunun üzerine çalışılmadığında, ciddi anlamda endişe ve duygusal bunalıma yol açabilir. Bu düşüncelere kapılmamak için çaba gösterseniz de onlar daha da güçlenebilir. Örneğin böyle bir düşünce akla her geldiğinde, kişi mümin olduğundan "emin" olabilmek için günün yarısını şehadet getirerek, tövbe ederek imanını tazelemekle geçirebilir. Şeytan zaaflarımızı bulur ve tam buradan saldırmak için fırsat kollar. “Şeytan vesvesenin kaynağıdır. Bu düşünceler onun telkinleridir ve dolayısıyla ben bunlardan sorumlu değilim. Bu nedenle vesveseler doğrultusunda davranışlar sergilememe hatta bunlar üzerinde durmama bile gerek yok" deyin ve bu düşünceleri orada bırakın. Yani tüm bunlar zihnin sizden bağımsız size söylediği, inanmanızı istediği sözlerdir. Dikkate almanız gereken düşünceler ve hiç önemsememeniz gereken düşünceler arasında ayrım yapmalısınız. Bir düşünceye sahip olmak o düşüncenin gerçek olduğu anlamına gelmez. Bu durumda "ben düşüncelerim değilim" şeklinde bir ilke edinebilirsiniz. Düşünceler geldiğinde bir iki dakikalık nefes egzersizleri yapıp bedeninize yönelebilirsiniz, farkındalığınızı bedeninize ve şimdiki ana verebilirsiniz. Ayrıca vesvesenin zihin düzeyinde olduğunu, şeytanın belli bir yerden sonra müdahalesinin olamayacağını, kalpte imanın muhafaza edildiğini, kalbinizde taşıdığınız inanca denk olmadığını bilerek ikisini ayrıştırabilirsiniz. Rabbim hayırlı ve kalıcı şifalar versin.
Haramı helal görmedikçe, inkâr etmedikçe ve dalga geçmedikçe küfre girmez. Büyük yanlış yapmış olur. Tevbe etmesi gerekir.
Ne olursunuz Müslüman bir kimseyi küfür gibi ağır bir ifadeyle itham etmeyin. Müslüman kardeşlerinizin iman muhasebesini tutmayın. Allah'tan korkun.
Mutlaka bir psikologla görüşün. Tekfirci anlayışa sahip insanlardan da bedenen ve ruhen uzak durun.
Dinden çıkmış olmazsınız. Ama ağzınızı kötü söze alıştırmayın.
Müslümanları sergilediği yanlış davranışlardan dolayı tekfirle itham etmek herhangi bir kimsenin haddi değildir. Allah'tan korkmak gerekir. Kimin mümin kimin kâfir olduğunu melekler kaydediyor. Herkesin kendi işini yapması gerekir. Hakkında bilgi sahibi olmadığımız kimse Müslüman olduğunu söylüyorsa ötesiyle ilgilenmek yanlıştır. Ayrıca ağzında Allah'ı tesbih eder gibi tekfiri düşürmemenin hastalık olduğunu düşünüyorum.