İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam ben hayatım boyunca evladımın vefatı da dâhil büyük sıkıntılar ve üzüntüler yaşadım. Hep sabrettim ve Allah'a dua ettim fakat son zamanlarda yine üst üste gelen sıkıntılar sebebiyle içimi bir öfke kapladı. Şu üç günlük dünyada niye hiç huzur bulamıyorum? Ne zaman biraz mutlu olsam arkasından hemen bir sıkıntı geliyor. Gülmedi bir türlü yüzüm. Ben hep Allah'a yakın olmaya ve ibadetlerimi eksiksiz yapmaya çalıştım. Çok da severek hafızlık yaptım ama sürekli karşıma sıkıntılar çıktı. Artık içimde bir kırgınlık ve öfke oluştu. İbadetlerimi severek yapmıyorum maalesef. Bu dünyaya gelmeyi ben istemedim. Bana dünyaya gidip sınav olmak ister misin diye sorulmadı. Eğer sorulsaydı ben bu imtihanı girmeyi kabul etmezdim çünkü öyle sıkıntılar oluyor ki sabretmesi çok zor. Niye Allah hem bizim irademiz dışında bizi zorla sınava tabi tutup sıkıntılara sabretmemizi istiyor hem de sabredemezsek sonsuz cehennemle korkutuyor? Böyle düşünmek istemiyorum ama haşa bu bir haksızlık gibi geliyor. Ben sabredemiyorum ve cehenneme gideceğimi düşünüyorum. Bu düşünceyle de içimde Rabbime karşı bir öfke hali oluyor. Allah'ın beni sevmediğini düşünüyorum. Son zamanlarda bir sıkıntıyla karşılaştığımda “zaten bir güldürmez yüzümü” gibi düşünceler geçiyor içimden. Sizce imanım gitmiş midir? Çok korkuyorum. Bana yardım edin içimde çok büyük bir isyan hissediyorum ve bu durum beni çok korkutuyor.

Cevap

Bütün bu olanlar, Allah’ın sizi sevdiği için olması mümkün değil mi? Bir de bu açıdan baksanız! Eğer bulunduğunuz dünya kalıcı bir yer olsa idi siz haklı idiniz. Burası terk edilmek içindir. Asıl kalınacak yer ise buradaki imtihanın durumuna göredir. Zannedersem siz, yanlış pencereden baktığınız için görülmesi gereken yeri göremiyorsunuz. Belki de seçildiniz, önceden okuduğunuz Kur'an veya size yapılmış bir dua tuttu ve siz cennetlere hazırlanan bir sürece alındınız. O da çetin bir süreç olunca tereddüt ettiniz. Bu pencereyi açın ve oradan bakın lütfen.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Müslüman olmak, teslim olup rahatlamak değildir. Bilakis İslam, belli bir sınavı göğüslemektir. Biz Müslümanlar olarak şunu iyice idrak etmeliyiz: Allah Teâlâ, kullarını sınayacaksa bu sınama ordularıyla saldıran dış güçlerle olabileceği gibi yaşadığımız hayatın ayrıntılarından biriyle de olur. Müslüman'ın kendi çevresi, yakınları, ebeveyni, çocukları, iş ve ev ortamı kesinlikle bir sınanma aracı olabilir. Tarih bunun canlı örnekleriyle doludur. Başımıza gelen imtihanların hangi sebeple verildiğini bilmek mümkün değildir. Günahlarımıza kefaret olması, derecemizin yükselmesi veya Rabbimizin bizi imtihan etmesi için imtihanlar başımıza gelebilmektedir. Önemli olan bizim imtihanlar karşısında kendimize çekidüzen vermemizdir. Doğru olan budur. Biz, “şu imtihanı beğendik, beni onunla imtihan edin” diyemeyiz ya! Allah'a iman etmek, O'ndan gelene ve O'na dönecek her şeye razı olmaktır. Yaşadığınız sıkıntıları size ait, sadece sizin yaşadığınız olaylar olarak görmeyin. Neredeyse her Müslüman'ın benzer sıkıntıları olmuştur, olabilmektedir; sabredenler kazanacak, sabretmeyi beceremeyenler eriyip gidecektir. Mü'min, Allah ile beraber olma uğruna tek kalmaya razı olan insandır. Tek kalmaya hazır olamayan kalabalıklar arasında bile huzursuz olur. Muhakkak direneceksiniz. Ama insani niteliğinizden ödün vermeden direneceksiniz. Evladı olduğunuz çevreye evlatlığınızı kaybettirmeden direneceksiniz. Kültürlü olmak, büyük bakmak, emel taşımak budur. Size bu arada en önemli tavsiyemiz, sıkıntılarınızla baş başa kalmamanızdır. İyiliğine itimat ettiğiniz bir çevreniz bulunmalıdır. Allah'a açılmayı da ihmal etmeyin. Mutlu dua anları yaşayın. Rahat ettiğinizi, derdinizi sevdiğinizi göreceksiniz. Rabbimiz bizi gücümüzün yetmeyeceği bir şeyle sınamaz. Bizden istenenler gücümüzün yettiği şeylerdir. Hayallerimiz, iç kuruntularımız, sevgi ve nefretimiz yüzde yüz hâkim olabileceğimiz şeyler olmayabilir. Sakın niyetinizi de sorgulamayın. Bize düşen, gücümüzün yettiğini yapabilmektir. Sabredin, geleceğe bakın; önünüze bakarak kendinizi karartmayın. Rabbimiz şüphesiz her bir zerrenin de karşılığını verecektir. Allah'a emanet olun.

Hocam ben çok küçükken bir kaza geçirdim. Bu kazadan sonra hayat bana zindan old
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Böyle bir daralma olmadan rahatça yaşayabiliyor olsa idiniz sizin insan olmanızdan şüphe edilirdi. Nitekim milyarlarca “insan” acaba insan mıdırlar diye bakılmayı hak ediyorlar. Şükürler olsun ki siz, olup bitenlerden etkileniyorsunuz. Bu durum, sizin insan olduğunuzu gösteriyor. Allah Teâlâ afiyetinizi daim etsin. Dünya budur, böyledir. Böyle geldi böyle gidecek. Hiçbir şekilde olaysız bir dünya hayal edilemez. Dünyanın zemini böyledir. Kendinizi bu dünya gerçeğine göre şekillendirin. Bunu kabul edin. Bundan sonra da sağlıklı bir hayat yaşayabilmek için asgari olarak şunlara dikkat edebilirsiniz: a- Hayata iman penceresinden bakmayı ilke edinin. Bu şu demektir: Siz ve diğer insanlar, üzerinde yaşadığınız dünya Allah'ın mülküdür. Söz ve kader onundur. Siz sadece sınanmak için hayata getirilmiş bir kulsunuz. Sınavı kazanıp gideceksiniz. Konumunuz, kimliğinizi, kapasiteniz sizin belirleyebileceğiniz şeylerden oluşmuyor. Kulluğunuzu yerine getirirsiniz ve gidersiniz. Bu dönem ateşe atılma şeklinde bir sonuç getirirse siz de İbrahim olur yaşarsınız. Yeni bir hayat düzeni kuramayacağınıza göre kurulu düzeni değerlendireceksiniz. b- İyi bir hayat, iyi bir sınav, huzurlu bir kalp için maddi olarak yapabileceklerinizin yanında Allah'a dua etmeniz şarttır. Tek başınıza beceremezsiniz. Allah size yardım etmelidir. Şöyle anlayın bunu: Bir anne karnından çıkıp hayata geldiniz ama anne size bakmadıkça siz hayata tutunamazsınız. Kulluk da böyle bir şeydir. İman ettik ama imanımızda bize destek olması için Allah'a yalvarmamız gerekir. Bu yalvarmanın adı duadır. Sabah akşam, her namazdan sonra kendinizi eksik gördüğünüz veya bunaldığınız şeylerde muhakkak dua edeceksiniz. Bir kere veya milyon kere. Duadan bıkamazsınız. Zira yalnız yol alamazsınız. Duanın bir ikizi de zikirdir. Zikreden bir mü'min olmak yıkılmamanın şartıdır. c- Direnen ve kazanmak isteyen biri olmanız için elinizden geleni yapıyor olmanız gerekir. Elinizden ne gelip gelmediğini siz takdir edebilirsiniz. Mesela mü'min kardeşlerle onlardan gelebilecek her meşakkate rağmen bir arada olmak, bir arada olmanın gereklerini yapmak elinizden gelebilir. Yalnız kalmayı kurda yem olmak olarak anlayabilirsiniz. Kur'an öğrenerek hayata tutunmanın yapabileceğiniz bir iş olduğunu bilirsiniz. Küfür ordularına karşı sıfır çare durumunda olabilirsiniz ama nefsinize ve onun şımarıklıklarına karşı sıfır çare olmadığınızı da bilirsiniz. İbadet edip huzur bulmanın sizin elinizde olacağını bilebilirsiniz. Mubahlara batıp gitmeden, helal sınırları içinde kalarak yaşanabileceğini bilirsiniz, bilmelisiniz. d- Aileniz ve eşiniz sizin huzur ve güven kaynağınızı olabilir. Eşinizle tek ceset gibi olabilirsiniz. Ondaki beğenmediklerinizi görmezden gelerek beğendiklerinizle kendinize kanat takmış gibi olabilirsiniz. Çocuklarınızın sizin değil Allah'ın olduğu şuuru ile onları hayata hazırlayarak sonuçtan etkilenmemeyi kendinize sağlayabilirsiniz. e- Dünyanın fani, hayatın kısa olduğunu bilen bir mü'min olarak uzun emeller, sınırsız projeler peşinde olmayabilirsiniz. Bu sizi daha güçlü, enerjinizi size yeterli hale getirebilir. Sabrı ve direnmeyi böylece gerçek görebilir ve uygulayabilirsiniz. f- İki kutuplu bir dünyada yaşadığını bilmek ve duyurmak konusunda tereddüt etmeyin. Yaşadığınız dünyada bir iman kutbu bir de küfür kutbu vardır. İman kutbunun başında Allah vardır. Küfür kutbunun başında da şeytan vardır. İki kutup, iki dağın başına çekilmiş kendi başına yaşıyor değildir. Aynı vadide, aynı şehirde, aynı coğrafyayı kullanarak yaşamaktadırlar. Kıyamete kadar da böyle sürecektir. Küfrün iman ehline bitmez tükenmez düşmanlığını bir an bile olsun zihninizden çıkarmayacaksınız. Allah bilmeyen, ahirete inanmayan, inansa da kendi keyfine göre inanan birinin veya kitlenin insana acımayacağını, on binlerce bebeğin ölümünün onları incitmeyeceğini bilmen gerekir. Bunu bilip böyle inanırsan etrafında olup bitenleri de iyi anlamış olursun. Bu anlayış ayakta durmana yardım eder. Sıhhat ve afiyetiniz için dua ederim.

Hocam son günlerde etraftan aldığımız olumsuz haberler, ölümler, hastalıklar, sa
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir kayıp geri gelmediği sürece aynen devam edebilen, zaman zaman köpüren duygularla bizi zorlayan durumlar yaşanabilir. Devamlı yokluk ve buhran olmayacak tabi ki lakin zaman zaman bu duygularla yüzleşiriz. Kimi kaybedersek kaybedelim hayatımız hiçbir zaman o varken gibi olmayacak ve bizler de hiçbir zaman kayıptan önceki biz olmayacağız. Bunun tamamı bir süreçtir. Tam bu sürecin içinden geçerken böyle hissetmeniz çok normal. Hele ki bazı yaslar toplumun onaylamadığı, yaşanmasına izin verilmediği yaslardır. Ablanızın yası sizi rahatsız ettiği için hemen kapatmak ve geçmek istemiş olabilir misiniz bir bakın. Hâl böyleyse, ablanızın hatalarına rağmen onun anısına ve yasına sahip çıkın. Onun kaybından önceki yaptıkları ve kayıp şekli yaralayıcı olsa da bununla yüzleşip tüm zorlayıcı duygulara rağmen kabul etmek daha rahatlatıcı olur. Bazen onun ölümüyle birlikte onunla ilgili hayallerimizi, umutlarımızı da kaybetmiş oluyoruz. Anneniz ve siz birlikte bu umutları kaybetmiş olmanın da yasını yaşayabilirsiniz, bunlar da çok normal. Ablan sadece son süreçte yaptıklarından ibaret olmamalı, onunla yaşadığınız uzun ve anlamlı geçmişinize bakın ve onun değerli olan yönleriyle birlikte hatırlamaya çalışın. İnşaallah sizin dualarınız, niyetleriniz ve yaptıklarınız vesilesiyle Rabbim size ve ablanıza merhamet eder ve sizi güzel rızıklarla rızıklandırır. Tüm bunlardan sonra onlarca kez hayatınızı baştan sarmaya, düşünmeye, zor taraflarınızın üstesinden nasıl gelebileceğinize dair yüzleşme yaşamanız sizin inşaallah hayrınıza olan durumlar olacaktır. Tam burada uzun uzun secdeyi, düzenli zikirlerinizi devam ettirmeye çalışın. Eğer yoksa kendinize hayırlı uğraşlar edinebilirsiniz. Muhtemeldir ki kısa bir ömrümüz var, hem ömrümüz ne kadar uzun olursa olsun gittikçe yavaşladığımız, yeteneklerimizin azaldığı daha az işlevsel olduğumuz zamanlara doğru gideceğiz. Ne kadar zorlarsak zorlayalım Allah'ın bize emanet verdiği bu beden yaşlanacak. Hâl böyleyken merkezinize çoğunlukla kayıplarınızı, sizi aşağı çeken duygularınızı almak yerine, onları hayatınıza uyarlayıp devam edebilmek, değerlerinize, niyet ve çabalarınıza göre uzun vadede size iyi gelecek işlerde bulunmayı önceleyebilirsiniz. İmanınız, inancınız sizi korur elbette. İman diyabetten de korur normalde. Müslümanlığım bana ölçülü olmayı, az yemeyi de hatırlatır. Buna rağmen diyabet hastası olabiliriz. Aynı iman bizi öfkeden koruyacak yolları gösterir, öğütlerde bulunur. Ama öfkem beni zorlayacak duruma geldiyse imanımla alakalı bir eksiklik var demek değildir. İnancımız bize problemden kaçmayı değil, problemle nasıl yaşayacağımızı, ehline danışmayı, şifa için yardım almayı da öğütler. Bu nedenle kardeşim, önce kendi iyiliğin için ihtiyaç alanlarını belirleyip ona göre yaşamaya niyet edebilirsin. Rabbim yardımcınız olsun, şifa her neredeyse size yaklaştırsın, en güzel şekilde hayırlı kapılar açsın.

Hocam benim benden bir yaş büyük ablam kayboldu. Sonra örgüte katıldığını, orada
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kendinize gelin, sevginin aşırısı da kontrolsüz sevgi de zehirdir. Kendinizi zehirlemeyin. Bu davranışla eşinize de zarar veriyorsunuz. Dengeli olmaya çalışın. Her şeyin sahibi Allah'tır. Allah kâinatta ne dilerse o gerçekleşir. İradenize sahip olmaya çalışın. Onu terbiye edin. Bu konuda gerekirse bir doktordan destek alın. Hocamızın, "İrade Eğitimi" dersini izlemenizi tavsiye ederim.

Hocam ben dört çocuk annesiyim ve korkularım artık günlük hayatımı ele geçirmeye
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Güzel kardeşim geçmişin pişmanlıkları içinde erime sakın. Allah'ın takdirine razı ol ve bu rızayla da sevin. Sevinçli ol! Müslüman olman bile büyük bir sevinç sebebi. Kendine seveceğin bir meşguliyet bul. İster iş olur, ister hobi olur, ister spor olur... Ama gün içinde yorulup enerjini atacağın bir meşguliyet olsun. Salih insanlardan arkadaşlar edin. Onlarla etkinliklere katıl, etkinlikler yap, düzenli olarak bir araya gelip sohbet edin, muhabbet edin. Bunu asla küçük görme! Bu senin için önemli. Boşlukta kalma! Bunların yanı sıra problemlerin bu tavsiyelere rağmen geçmezse veya bu tavsiyeleri bir türlü uygulayamıyorsan bir psikoloğa görünmeni tavsiye ederiz. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.

Hocam ben hatalarımdan dolayı çok pişmanım ve günahların altında boğuluyorum. Al
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hemen hemen herkesin ortak sorunu gibidir bu. Sabredip sebat edenlerin kazanacağı bir dünyadayız. Şeytan sizi gereksiz tartışmalar üzerinden yıpratmaya çalışıyor. Siz bunların yerine bir iş yapsanız kazanırsınız. Böyle bir alana girmesi gerekmeyen kimse yoktur zannederim. Herkesin kendine göre açmazları vardır muhakkak, yarın öleceğiz diye bugünü ihmal etmediğimiz gibi, yapamadıklarımızın üzerinden de imanımızı zedelemenin gereği yoktur. Sabredin, asıl kabiliyetinizi keşfederek onun üzerinden yol almaya çalışın. Bile bile kendinizi pasifleştiriyorsunuz.

Sizin anlattığınız Müslümanlığı, onurlu insanı, müslümanın hayata bakışını, ibad

cennet konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Tekfir, bizde yani dinimizde olmayan bir şey değildir. Dinden çıkana dinden çıktığı elbette söylenecektir ancak bu, önüne gelenin yapabileceği iş olarak görüldüğünde sakınca oluşur. İnsanlar birbirlerinin dini hakkında karar vermemelidirler. Bir mahkeme yoksa ilim heyeti gibi bir kurulun üslenmesi gereken işi önüne gelen yaptığında fikir terörü oluşur. Bu da mü'min insanları parçalar. Netice olarak başkalarının imanını irdelemeyi kendinize görev gibi görmenizin ne kadar ağır bir riskle oynadığınızı size anlatması gerekir. Cenneti kazanmak varken, başkasının cehennemi ile neden alakadar oluyorsunuz? Bir de bunu düşünün.

Hocam tekfir zihniyetinden nefret ediyorum ama böyle kişiler ile konuşunca ara s
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu isimle sahih sünnetle sabit bir dua mecmuası bilmiyorum.

Hocam Cennetül Esma duaları sahih midir? Hakkında bilgi verir misiniz?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Güzel kardeşim, oraya gitmeyi daha çok dert edinmemiz gerekiyor. Korkarım bu araştırmanız size bir faydası olmadan asıl gayretinizi azaltacaksınız. Gayba ait konularda tartışma yürütmemiz yanlıştır. Gelin hep beraber “cennet ehlinden” olmayı araştıralım, onun için yorulalım.

Hocam sorum sahih bir hadisin tefsiri üzerine olacak. “Cennet ehlinden her birin
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Cennetin anahtarı kelimeişahadettir. Başka hiçbir anahtar onu asla açmaz. O tarz iyilikler ise dünyada karşılığını bulur. Öyle iyilik açısından bakacak olursak, Allah Teâlâ da ona hayat verip yaşattı ama o iman etmedi, teslis gibi bir bataklığa battı... Ona ne denecek?

Hocam bir Hristiyan kadın Afrika’daki ölmek üzere olan bir çocuğu kurtardı ve bü
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Biz, imtihan için bulunduğumuz bu dünyada, bizim imtihanımızın sırlarını keşfetme imkânına sahip değiliz. Nasıl ve nedenleri öğrenmemiz sınırlarımızı aşmamızı gerektirir. Bu sorularınıza verilecek binlerce cevap bulunabilir ama hiçbiri kesin doğru cevap değildir. Her cevap kendisi gibi pek çok soruyu beraberinde getirir ve kul olarak o sorularla ya da cevapları ile uğraşan sadece vaktini kaybeder, zihin safiyetini yitirir. Size tavsiyemiz bu tür sorularla zihninizi yormamanızdır. Allah Teâlâ afiyetinizi daim etsin.

Hocam aklıma takılan birkaç soru sormak istiyorum size. Hz. Âdem ve Hz. Havva ce
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Şöyle özetleyelim: Peygamber aleyhisselam efendimize salavat getirmek Allah’ın mü'min kullarına emridir. Bu noktada bir tereddüt yoktur. Allah’ın emri mü'min için “şu nedenle bu sebeple” gibi bir irdelemeye tabi tutulamaz. Peygamber aleyhisselama salavat getirmek bir sevap kazanma yoludur. Bu yol her mü'min için bir fırsattır. Her gün ve her zaman dilimi salavat için uygundur. Özellikle de cuma günleri ise daha bereketli ve kazançlı bir ibadettir. Her salavat mü'min insanın kalbinde Peygamber aleyhisselam sevgisi ve alakasını büyütecek bir yatırım demektir. Salavat getirilen bir ortam manevi olarak bereketli bir ortama dönüşür. Salavat şefaate yatırımdır.

Hocam Peygamber aleyhisselam efendimize salavat getirmemizin hikmeti nedir? Onun

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.