Fetva Meclisi
Soru
Hocam Cennetül Esma duaları sahih midir? Hakkında bilgi verir misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Gerekmez; sevabı azalır.
Ashabı kiram için 'Allah hepsinden razı olsun/makamları cennet olsun' demek kadar yerinde bir söz olur mu?
Selamünaleyküm. Bilmiyorum.
Duaya kaldığınız yerden devam ediniz. Baştan almanıza gerek yoktur.
Şehit olmayı temenni etmek, bunun için dua etmek her mü'minin emeli olmalıdır. Samimi bir dua edin elbette. Şehitliğin de markalaşmış olanını değil hakikisini isteyin ama.
Selamünaleyküm. Dinen bir saknıca yoktur.
cennet konusundaki diğer fetvalar
Güzel kardeşim, oraya gitmeyi daha çok dert edinmemiz gerekiyor. Korkarım bu araştırmanız size bir faydası olmadan asıl gayretinizi azaltacaksınız. Gayba ait konularda tartışma yürütmemiz yanlıştır. Gelin hep beraber “cennet ehlinden” olmayı araştıralım, onun için yorulalım.
Cennetin kapılarının isimleri belli meziyetlerin sahiplerini onurlandırmaya yönelik isimlerdir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem o meziyetlerin tamamının sahibi olduğu için KAPI dendiğinde o ilk giren olur ve her kapı onun kapısı olur. Özellikle filan kapı şeklinde bir ayrıntı bilmiyorum.
Bütün bu olanlar, Allah’ın sizi sevdiği için olması mümkün değil mi? Bir de bu açıdan baksanız! Eğer bulunduğunuz dünya kalıcı bir yer olsa idi siz haklı idiniz. Burası terk edilmek içindir. Asıl kalınacak yer ise buradaki imtihanın durumuna göredir. Zannedersem siz, yanlış pencereden baktığınız için görülmesi gereken yeri göremiyorsunuz. Belki de seçildiniz, önceden okuduğunuz Kur'an veya size yapılmış bir dua tuttu ve siz cennetlere hazırlanan bir sürece alındınız. O da çetin bir süreç olunca tereddüt ettiniz. Bu pencereyi açın ve oradan bakın lütfen.
Müslüman olmak, teslim olup rahatlamak değildir. Bilakis İslam, belli bir sınavı göğüslemektir. Biz Müslümanlar olarak şunu iyice idrak etmeliyiz: Allah Teâlâ, kullarını sınayacaksa bu sınama ordularıyla saldıran dış güçlerle olabileceği gibi yaşadığımız hayatın ayrıntılarından biriyle de olur. Müslüman'ın kendi çevresi, yakınları, ebeveyni, çocukları, iş ve ev ortamı kesinlikle bir sınanma aracı olabilir. Tarih bunun canlı örnekleriyle doludur. Başımıza gelen imtihanların hangi sebeple verildiğini bilmek mümkün değildir. Günahlarımıza kefaret olması, derecemizin yükselmesi veya Rabbimizin bizi imtihan etmesi için imtihanlar başımıza gelebilmektedir. Önemli olan bizim imtihanlar karşısında kendimize çekidüzen vermemizdir. Doğru olan budur. Biz, “şu imtihanı beğendik, beni onunla imtihan edin” diyemeyiz ya! Allah'a iman etmek, O'ndan gelene ve O'na dönecek her şeye razı olmaktır. Yaşadığınız sıkıntıları size ait, sadece sizin yaşadığınız olaylar olarak görmeyin. Neredeyse her Müslüman'ın benzer sıkıntıları olmuştur, olabilmektedir; sabredenler kazanacak, sabretmeyi beceremeyenler eriyip gidecektir. Mü'min, Allah ile beraber olma uğruna tek kalmaya razı olan insandır. Tek kalmaya hazır olamayan kalabalıklar arasında bile huzursuz olur. Muhakkak direneceksiniz. Ama insani niteliğinizden ödün vermeden direneceksiniz. Evladı olduğunuz çevreye evlatlığınızı kaybettirmeden direneceksiniz. Kültürlü olmak, büyük bakmak, emel taşımak budur. Size bu arada en önemli tavsiyemiz, sıkıntılarınızla baş başa kalmamanızdır. İyiliğine itimat ettiğiniz bir çevreniz bulunmalıdır. Allah'a açılmayı da ihmal etmeyin. Mutlu dua anları yaşayın. Rahat ettiğinizi, derdinizi sevdiğinizi göreceksiniz. Rabbimiz bizi gücümüzün yetmeyeceği bir şeyle sınamaz. Bizden istenenler gücümüzün yettiği şeylerdir. Hayallerimiz, iç kuruntularımız, sevgi ve nefretimiz yüzde yüz hâkim olabileceğimiz şeyler olmayabilir. Sakın niyetinizi de sorgulamayın. Bize düşen, gücümüzün yettiğini yapabilmektir. Sabredin, geleceğe bakın; önünüze bakarak kendinizi karartmayın. Rabbimiz şüphesiz her bir zerrenin de karşılığını verecektir. Allah'a emanet olun.
Tekfir, bizde yani dinimizde olmayan bir şey değildir. Dinden çıkana dinden çıktığı elbette söylenecektir ancak bu, önüne gelenin yapabileceği iş olarak görüldüğünde sakınca oluşur. İnsanlar birbirlerinin dini hakkında karar vermemelidirler. Bir mahkeme yoksa ilim heyeti gibi bir kurulun üslenmesi gereken işi önüne gelen yaptığında fikir terörü oluşur. Bu da mü'min insanları parçalar. Netice olarak başkalarının imanını irdelemeyi kendinize görev gibi görmenizin ne kadar ağır bir riskle oynadığınızı size anlatması gerekir. Cenneti kazanmak varken, başkasının cehennemi ile neden alakadar oluyorsunuz? Bir de bunu düşünün.
Cennetin anahtarı kelimeişahadettir. Başka hiçbir anahtar onu asla açmaz. O tarz iyilikler ise dünyada karşılığını bulur. Öyle iyilik açısından bakacak olursak, Allah Teâlâ da ona hayat verip yaşattı ama o iman etmedi, teslis gibi bir bataklığa battı... Ona ne denecek?