İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Sahabeler için, ‘Allah hepinizden razı olsun, mekânınızı cennet eylesin’ demek doğru mu?

Cevap

Ashabı kiram için 'Allah hepsinden razı olsun/makamları cennet olsun' demek kadar yerinde bir söz olur mu?
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu isimle sahih sünnetle sabit bir dua mecmuası bilmiyorum.

Hocam Cennetül Esma duaları sahih midir? Hakkında bilgi verir misiniz?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Cennet, cennete girenlerin HER İSTEDİĞİNİN gerçekleşeceği yerin adıdır.

Cennette arkadaşlarımız, ailemiz ve sevdiklerimizle birlikte mi yaşayacağız? Hoc
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Cehennem azabı görmeden cennete girme iddiası büyük bir iddiadır. Bunun ancak on kişi için olacağı düşünülebilir. İki şeyi de unutmamalıyız. Birincisi, bu hususlar üzerinde tahmin yürütmek caiz değildir. Bunlar gayba ait konulardır. Ancak hadislerde bildirileni bilebiliriz. İkincisi de, o gün esasen kim Allah'ın rahmetine erdi ise odur kazanan. O rahmete de en yakın duranların ashabı kiram olduğu gayet açıktır.

Hocam ashabın hepsi cennetlik midir, cehennem azabi çekmeden cennete mi girecek?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sen önce cennete girmeye bak!

Cenab-ı Hak ahirette yüzümüze bakacak mı, bakarsa yüzümüzün soluna mı sağına mı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

O isimler koymada sakınca olmayabilir ama siz sahabe isimlerini bitirmemeli idiniz.

Yaşadığımız yerde türbe var ve orada yatan evliyaların ismi Emirşah Ve Doğanşah.
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslam toprağı olmayan yerlerin ahkâmı için farklılıklar olabilir. İnşallah hayırda kullanılmalarında bir sakınca yoktur. Allah'a emanet olun.

Yurt dışında faizle alınmış ve borcu olan camiler konusunda ne düşünüyorsunuz? B

Ashabı Kiram konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sahabiler de insandı. Cahiliye bataklıklarından gelip hidayete erdiler ve Allah’ın dinini en güzel şekliyle yaşadılar. Onların iyi Müslüman olduklarına Kur’an şahittir. Onların Ebu Cehil ve emsali küfrün azılılarıyla imtihan edildiklerinde, o imtihanı kazandıklarında şüphe yoktur. Daha sonra Allah onları iç sistemleri üzerinden imtihan etti, o imtihanda sıkıntı çektiler. Onların birbiriyle savaşmış olmaları hakkında iki şeyi iyi bilmemiz gerekir ki, doğru bir tespit yapabilelim: Birincisi: Sahabiler, ikiye bölünüp bir savaş yapmadılar. Onların döneminde gelişen siyasi olaylardan ötürü gelişen ortamda, onlar da vardı. O dönemin ileri gelen Müslümanları oldukları için savaş onlara mal edildi. Kesin bir rakam bilmemekle beraber, savaşan iki grupta sahabi oranının yüzde onun üzerinde olmadığı söylenebilir. İkincisi: Sahabilerin savaşmalarını, babaları öldükten sonra aralarında miras taksimi yapan iki kardeşin dövüşüne benzetemeyiz. Gelişen siyasi olaylar karşısında, İslam adına ne yapabileceklerini ortaya koydukları bir zeminde sertleşme olmuştur. Yani bu bir ictihat meselesidir. Doğrunun niteliği üzerinde ictihat etmişler ve herkes ictihadını güçlü bir şekilde savunmak istemiştir. Gelişen olayların başka türlü kontrol altında tutulmasının mümkün olmadığını düşündüler. Onlardan asırlar sonra, elimizde açık belgeler bulunmadan, onları yargılamamız akıllıca değildir. Onların bize dinin intikal etmesinde katkısı olan iyiliklerini anar, varsa hatalarını Allah’a havale ederiz. Allah hepsinden razı olsun.

Neden İslam’ı en iyi yaşayan sahabiler kendi aralarında savaşlar yaptılar, payla
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah'tan başka kimsenin kimse üzerinde bir tasarrufu yoktur. Hüküm Allah'ındır, tasarruf onun tasarrufudur.

Bakara 154 ve Ali İmran 169. ayetlerde geçen, ‘Allah yolunda öldürülenlere ölüle
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah onlardan razı olsun, ashabı kiramın öyle bir zikir yaptığına dair bir bilgi bize ulaşmamıştır.

Hocam, “hu” zikri çekilebilir mi yani o zikri çekebilir miyiz? Öyle bir zikir va
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dinin ve dindarın garip olması “yok olması, sıfır olması” değildir. Allah’ın izni ile ne din ne dindar kıyamete kadar sıfır olmaz. Öyle bir şey olsa o, kıyamet vaktinin tamam olduğunu gösterir. Görsel olarak bir azalma, kenarda kalma durumudur söz konusu olan. Bu durumu da hayatın farklı alanlarında incelememiz mümkündür: - Bu ümmetin ilk ve orijinal nesli olan Ashabı Kiram ya da selef imanının/iman tarzının yalnızlığa terk edilmiş olması, onun yerine daha sonraki idraklerin rağbet görmesi, - İslam Şeriatının tatbik edilemiyor olması, - İbadetlerin gitgide azalan bir düzeyde ihmal ediliyor olması, - Ahlâkın, yabancıların yani bu ümmetten olmayanların ahlâkına benzemesi ve bunda da sakınca görülmemesi, - Allah’a davet eden âlimlerin ve davetçilerin yalnızlığa itilmesi, kimsesiz kalmaları, - İlmin geçim kaynağı olmayı aşamaması, Allah için bir ibadet niteliğinin kaybolması, - Mü'minler için bir iman meselesi olan VELA/BERA yani mü'min mü'min iledir, kâfirlerden uzaktır itikadının zayıflaması gibi göstergeler üzerinden dinin ve dindarın garipliği izlenebilir. Allah Teâlâ muhafaza buyursun, böyle bir olguyu sakıncası olmayan bir gelişme olarak görüp kabullenmek bir beladır. Böyle bir dönemde yaşamayı Allah’ın bir imtihanı olarak görüp himmet ve çalışmayı arttırmak ise biiznillah imtihanı kazanmaktır. Allah’tan kazanan kullarından olmayı bize kolay kılmasını dileriz.

Dinin ve dindarın garip olmasını günlük hayatın içinde nasıl belgeleyebiliriz? B
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu ve benzeri sorular “cevabını öğrenmek” için sorulmuş sorular değildir. Akıllarınca bir açık bulup: a- Kendini rahatlatmak, dine bağlanmamış olmanın haklılığı hissini yakalamak, b- Bilimsel bir iş üzere olmanın ağırlığını yaşamak, c- İnanmadığı bir dinin kitlesine zarar vermek, cephede gedik açmak, d- Ne yaptığını bile bilemeyecek kadar boş işte bulunuyor olma sonucunu elde etmeye çalışıyorlar. Bunlardan hangisi olursa olsun netice şudur: Bu soruları cevaplandırmak asla bir din tebliği değildir. Ve asla bir faydası yoktur. Soran ve cevaplayan kendi içlerinde yuvarlanıp gideceklerdir. Bir başka mesele de şudur: Bu sorularda esasen soru olma niteliği de yoktur. İnternet ortamında bir ortamdan diğerine taşınmış bilmece gibi sözlerden oluşmaktadır. Mesela bu soru kökten yanlıştır. Zira Kur'an'ımızın tertibinde Ashabı Kiramın müdahalesi yoktur. Bizzat Peygamber Efendimizin yaptığı bir iştir dizme işi. Rabbim ümmetimize yardım etsin, akıbetimizi hayır etsin.

Hocam benim şöyle bir kaç sorum var: Hz Osman, Kur’an'ı niye nüzul sırasına gör
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ebu Cehil, Ebu Leheb ve karısı, Velid bin Muğire, Ümeyye bin Halef, As bin Vail, Übey bin Halef gibi meşhurları vardır.

Allah onlardan razı olsun Ashabı kiramı seviyoruz. Onların meşhurları gibi kâfir

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.