İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Neden İslam’ı en iyi yaşayan sahabiler kendi aralarında savaşlar yaptılar, paylaşamadıkları ne idi?

Cevap

Sahabiler de insandı. Cahiliye bataklıklarından gelip hidayete erdiler ve Allah’ın dinini en güzel şekliyle yaşadılar. Onların iyi Müslüman olduklarına Kur’an şahittir. Onların Ebu Cehil ve emsali küfrün azılılarıyla imtihan edildiklerinde, o imtihanı kazandıklarında şüphe yoktur. Daha sonra Allah onları iç sistemleri üzerinden imtihan etti, o imtihanda sıkıntı çektiler. Onların birbiriyle savaşmış olmaları hakkında iki şeyi iyi bilmemiz gerekir ki, doğru bir tespit yapabilelim: Birincisi: Sahabiler, ikiye bölünüp bir savaş yapmadılar. Onların döneminde gelişen siyasi olaylardan ötürü gelişen ortamda, onlar da vardı. O dönemin ileri gelen Müslümanları oldukları için savaş onlara mal edildi. Kesin bir rakam bilmemekle beraber, savaşan iki grupta sahabi oranının yüzde onun üzerinde olmadığı söylenebilir. İkincisi: Sahabilerin savaşmalarını, babaları öldükten sonra aralarında miras taksimi yapan iki kardeşin dövüşüne benzetemeyiz. Gelişen siyasi olaylar karşısında, İslam adına ne yapabileceklerini ortaya koydukları bir zeminde sertleşme olmuştur. Yani bu bir ictihat meselesidir. Doğrunun niteliği üzerinde ictihat etmişler ve herkes ictihadını güçlü bir şekilde savunmak istemiştir. Gelişen olayların başka türlü kontrol altında tutulmasının mümkün olmadığını düşündüler. Onlardan asırlar sonra, elimizde açık belgeler bulunmadan, onları yargılamamız akıllıca değildir. Onların bize dinin intikal etmesinde katkısı olan iyiliklerini anar, varsa hatalarını Allah’a havale ederiz. Allah hepsinden razı olsun.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir kere karşılaştırmayı Peygamber aleyhisselam Efendimizle değil Ashab-ı Kiram ile yapsak daha iyi olur. Evet, onlarla da aramızda ağır farklar var gibi görülmektedir ama şunu unutmayınız ki bu neslin mücadele etmek durumunda olduğu imtihanlar basit denebilecek imtihanlar değildir. Onlarınki fiziki olarak ağırdı bizimki de beyin açısından ağırdır. Herkes imtihan durumundadır. Herkes Rabbine hesap vereceği bir imtihan yaşamaktadır. Bu sebeple biz, imtihanı kazanmak için gayretimizi yapacağız. Onları da bizi de Rabbimiz değerlendirecektir. Allah yardımcınız olsun.

Hocam ben on yedi yaşında bir öğrenciyim, size Avusturya'dan yazıyorum. Okul dış
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin ashabı yani ilk Müslüman olan nesil elbette bizimle aynı imanı, aynı Kur'an’ı ve aynı davayı paylaşmaktadırlar. Daha da isabetli olan ise şudur: Biz elbette onlarla aynı iddiaları ve yolu sürdürdüğümüzü söylüyoruz. Buraya kadar bir sorun yoktur. Ne var ki, onlar hakkındaki kararı bizzat Allah Teâlâ verdi ve onların kimliğini onayladı. Biz ise henüz iddia sürecindeyiz. Bizim yapmayı ideal ve iddia ettiğimiz şeyler onların başarıp bitirdiği şeyler oldu. Başta Kur'an’ımız olmak üzere onları bizzat Peygamber aleyhisselam efendimiz övdü ve takdir etti. Tarih onları öne çıkardı. Bu sebeple kâğıt üzerinde bir aynı olma söz konusu olur ama pratikte aynı olmayı ispat edemeyiz. Onlar hakkında ana hatları ile şu malumatı tespit etmemiz gerekir: Sahabiler Allah onlardan razı olsun, Peygamber aleyhisselamın talebeleri ve ilk neslidir. İmanla dolu kalpleri, ispat edilmiş Allah ve Peygamber sevgisi, konuştuklarına ve sözlerine sadakatleri, ortaya koydukları fedakârlıkları ve benzeri ayrıcalıklarıyla onlar bu ümmetin en üstünleri oldular. Onlardan daha imanlı, daha ahlâklı, daha iyi ibadet yapan olmadı, olmayacak da. Kur'an’ımız onları böyle övdü. O kadar ki bizzat Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onları sevmeyi imandan, onlara buğz etmeyi de nifaktan saydı. Kıyamete kadar mü'min olarak yaşamak isteyen ve Rabbine imanla gitmek isteyen herkes böyle bilmek ve bunu kabul etmek zorundadır. Hiçbir zaman ve hiçbir kavram onları eskitemeyecektir.

Hocam Peygamberimizin dostları sahabelerle ilgili bizim bilmemiz gereken şeyler
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselâm. Güzel kardeşim, samimi ifadeleriniz için teşekkür eder, duanızı beklerim. Siz de takdir ettiğiniz gibi bizim takip ettiğimiz konular sizin beklentinizin dışındaki konulardır. Size özellikle şunu tavsiye ederim: Bugüne kadar o tür insanları ikna edebilmiş biri vardır veya yoktur denecek kadar azdır. Kendinizi yormayın o tür meselelerle. Biz imanımızı korumaya, çevremize etki etmeye, iyi örnek olmaya gayret ederiz, hidayet Allah'tandır. Sabredin ve kazanın. Allah'a emanet olun.

Selamünaleyküm hocam. Benim ateist, deist akrabalarım var. Bazen çok uzun süre d
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah sizden razı olsun. Ahir zamana yaklaştıkça dinle ve dinin haberleri ile ilgilenme de azalmaktadır. Dua ederiz ki biz imanımızın gereği olan bilgilerin peşinde olalım. Ahir zaman savaşları denebilecek savaşlar hakkında söyle bir özetleme yapabiliriz: Kıyamet vaktinden önce büyük çaplı savaşların olacağı hakkında kati rivayetler vardır. Bazı Ehl-i Kitap bilginleri de kendi inançlarına göre böyle düşünmektedirler ama onların ne düşündüğü bir mü'min olarak bizi bağlayıcı veya destekleyici nitelikte bilgi olamaz. Müslümanlar, böyle bir savaşı beklemek veya oluşumu için çalışmak zorunda değildirler. Müslüman, şeriatının emrettiği gibi hayatını yaşamakla mükelleftir. Savaşlar veya başka şeyler Allah’ın dilediği vakitte gerçekleşir, Müslüman da üzerine düşeni yapabildiği kadar yapar. Kural böyledir. Ahir zamanda çıkacak büyük savaşın kökeninde din olacaktır. Yahudi ve Hristiyanların karşısında Tevhid akidesini temsil eden mü'minler bulunacaktır. Deccal’ın çıkma zamanı da bu olayın vukuu öncesinde olacaktır. İsa aleyhisselam da o zamanda inecektir. Bazı Yahudiler ve Hristiyanlar Filistin bölgesinde bir Yahudi devletini böyle bir savaş için bulunması zorunlu gibi gören inanca sahiptirler ama bizim akidemizde böyle bir devletin zorunluluğu yoktur. Zira mücadelemiz devletlerle değil şirk ve tuğyan iledir. Batının İslam toprakları ve Müslümanlar üzerindeki bitmez tükenmez baskı ve saldırıları da bu kaynaktan beslenmektedir. Müslümanlar bunu idrak etmeli ve yeni nesilleri bu şuur ile yetiştirmelidirler. Küfürle ittifak edilen her nokta Müslüman nesiller adına bir erime olabilmektedir. Dünya büyük bir helak içinde dağılacaktır o zamanda. Biiznillah Mekke ve Medine korunmuş olacaktır. Âlimlerin ve nesilleri yetiştirmekle mükellef olanların olayların akışını incelemeyi bilmeleri gerekir. Mekke ve Medine’nin saygınlığını azaltan her adım bu anlamda büyük bir yıkımdır. Kur'an ve Sünnet’in değersizleştirilmesi yönündeki bütün çabalar bu anlamda bir sonuca sevk etmektedir. İslam ümmetinin ve mü'minlerin birliğinden söz ederken ne kastedilmesi gerektiği bu açıdan ele alınmalıdır. Allah yardımcımız olsun. Dininin mücahitleri olmaya bizi muvaffak kılsın. Âmin.

Hocam, imanımızda şükür bir sıkıntı yok ama dünyanın sonu gelmeden önce bazı kar
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Peygamber aleyhisselam efendimizin sahabileri dini yaşarken ve mümin bir insan olarak iş yaparken şu dört ilkeye dikkat etmişlerdir diyebiliriz: Yaptıklarının en iyisini yapmaya çalıştılar. O işi yaparken tembellikten ve ötelemekten uzak durdular ve imkânlarını en iyi şekilde kullandılar. Sürekliliği prensip edindiler. Aralarında değerlendirme yaparken unvanlarını, imkânlarını değil takvayı ölçü aldılar.

Allah onlardan razı olsun. Sahabiler hakkında çok şey duyuyoruz ve her duyduğumu
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah onlardan razı olsun, sahabiler iman ettikten sonra da hatalar yaptılar ve o hatalardan da sıyrılıp Rablerinin rızasını kazandılar. Biz de iman ehli olduğumuz halde hata edebiliriz, onlara açık olan kapı bize de açıktır. Önümüzde nefislerimizin hantallığından başka bir engel de yoktur.

Hocam sohbetlerinizde sahabileri anlatırken sürekli onların da geçmişte hata yap

Ashabı Kiram konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ashabı kiram için 'Allah hepsinden razı olsun/makamları cennet olsun' demek kadar yerinde bir söz olur mu?

Sahabeler için, ‘Allah hepinizden razı olsun, mekânınızı cennet eylesin’ demek d
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah'tan başka kimsenin kimse üzerinde bir tasarrufu yoktur. Hüküm Allah'ındır, tasarruf onun tasarrufudur.

Bakara 154 ve Ali İmran 169. ayetlerde geçen, ‘Allah yolunda öldürülenlere ölüle
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah onlardan razı olsun, ashabı kiramın öyle bir zikir yaptığına dair bir bilgi bize ulaşmamıştır.

Hocam, “hu” zikri çekilebilir mi yani o zikri çekebilir miyiz? Öyle bir zikir va
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dinin ve dindarın garip olması “yok olması, sıfır olması” değildir. Allah’ın izni ile ne din ne dindar kıyamete kadar sıfır olmaz. Öyle bir şey olsa o, kıyamet vaktinin tamam olduğunu gösterir. Görsel olarak bir azalma, kenarda kalma durumudur söz konusu olan. Bu durumu da hayatın farklı alanlarında incelememiz mümkündür: - Bu ümmetin ilk ve orijinal nesli olan Ashabı Kiram ya da selef imanının/iman tarzının yalnızlığa terk edilmiş olması, onun yerine daha sonraki idraklerin rağbet görmesi, - İslam Şeriatının tatbik edilemiyor olması, - İbadetlerin gitgide azalan bir düzeyde ihmal ediliyor olması, - Ahlâkın, yabancıların yani bu ümmetten olmayanların ahlâkına benzemesi ve bunda da sakınca görülmemesi, - Allah’a davet eden âlimlerin ve davetçilerin yalnızlığa itilmesi, kimsesiz kalmaları, - İlmin geçim kaynağı olmayı aşamaması, Allah için bir ibadet niteliğinin kaybolması, - Mü'minler için bir iman meselesi olan VELA/BERA yani mü'min mü'min iledir, kâfirlerden uzaktır itikadının zayıflaması gibi göstergeler üzerinden dinin ve dindarın garipliği izlenebilir. Allah Teâlâ muhafaza buyursun, böyle bir olguyu sakıncası olmayan bir gelişme olarak görüp kabullenmek bir beladır. Böyle bir dönemde yaşamayı Allah’ın bir imtihanı olarak görüp himmet ve çalışmayı arttırmak ise biiznillah imtihanı kazanmaktır. Allah’tan kazanan kullarından olmayı bize kolay kılmasını dileriz.

Dinin ve dindarın garip olmasını günlük hayatın içinde nasıl belgeleyebiliriz? B
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu ve benzeri sorular “cevabını öğrenmek” için sorulmuş sorular değildir. Akıllarınca bir açık bulup: a- Kendini rahatlatmak, dine bağlanmamış olmanın haklılığı hissini yakalamak, b- Bilimsel bir iş üzere olmanın ağırlığını yaşamak, c- İnanmadığı bir dinin kitlesine zarar vermek, cephede gedik açmak, d- Ne yaptığını bile bilemeyecek kadar boş işte bulunuyor olma sonucunu elde etmeye çalışıyorlar. Bunlardan hangisi olursa olsun netice şudur: Bu soruları cevaplandırmak asla bir din tebliği değildir. Ve asla bir faydası yoktur. Soran ve cevaplayan kendi içlerinde yuvarlanıp gideceklerdir. Bir başka mesele de şudur: Bu sorularda esasen soru olma niteliği de yoktur. İnternet ortamında bir ortamdan diğerine taşınmış bilmece gibi sözlerden oluşmaktadır. Mesela bu soru kökten yanlıştır. Zira Kur'an'ımızın tertibinde Ashabı Kiramın müdahalesi yoktur. Bizzat Peygamber Efendimizin yaptığı bir iştir dizme işi. Rabbim ümmetimize yardım etsin, akıbetimizi hayır etsin.

Hocam benim şöyle bir kaç sorum var: Hz Osman, Kur’an'ı niye nüzul sırasına gör
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ebu Cehil, Ebu Leheb ve karısı, Velid bin Muğire, Ümeyye bin Halef, As bin Vail, Übey bin Halef gibi meşhurları vardır.

Allah onlardan razı olsun Ashabı kiramı seviyoruz. Onların meşhurları gibi kâfir

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.