Fetva Meclisi
Soru
Hocam Hz. Muhammed aleyhisselamın cennetin ve insanlığın en üst makamına sahip olduğunu biliyorum. Aklıma bir soru takıldı. Acaba Hz. Muhammed aleyhisselam cennetin hangi kapısından girecektir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bu hadiste iki hakikat vurgulanmaktadır. Birincisi, bu ümmetin pek çoğunun cennete girmesi için büyük bir şefaat kapısının açılacağıdır. İkincisi de, özel durumlarına göre şefaat ediciler arasında bir şefaat edebilme oranı bulunacağıdır. Allah Teâlâ'dan bizi şefaat görenler arasında lütfetmesini niyaz ederiz.
Elbette şarttır. Allah'ın cennete kabul etme şartı da budur zaten. O mürşid, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemdir. Onun dışındakiler ise hep onun kapısının kapıcılarıdır. O kapıda durma terbiyesini gösterirler. Kapıcısız olmayabilir ama kapıcıyı da ev sahibi gibi görmek yanlıştır.
Selamünaleyküm. Cennet inşaallah, kimsenin geçmişinden izin bulunmadığı bir yer olacaktır. Cehennemden iz kalmadan orada bulunacağız Allah’ın izni ile.
Bu sorunun en net ve en kısa cevabı şudur: - İman eden, - Arzları yerine getiren, - Haramlardan kaçınan biiznillah cennete girecektir.
Selamünaleyküm. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden önce mü'min olmak Hıristiyan veya Yahudi olmaktı. Elbette o zamanki mü'minler cennete girecekler. Allah Teâlâ Muhammed aleyhisselamı Peygamber olarak gönderdikten sonra ise öyle bir durum yoktur. Cennete girmenin tek ve alternatifsiz şartı ona iman etmektir.
Ruhu ile cennete girmiş olanlar vardır. Bedeni ve ruhu ile beraber girmek ise kıyamet günü gerçekleşecektir.
cennet konusundaki diğer fetvalar
Müslüman olmak, teslim olup rahatlamak değildir. Bilakis İslam, belli bir sınavı göğüslemektir. Biz Müslümanlar olarak şunu iyice idrak etmeliyiz: Allah Teâlâ, kullarını sınayacaksa bu sınama ordularıyla saldıran dış güçlerle olabileceği gibi yaşadığımız hayatın ayrıntılarından biriyle de olur. Müslüman'ın kendi çevresi, yakınları, ebeveyni, çocukları, iş ve ev ortamı kesinlikle bir sınanma aracı olabilir. Tarih bunun canlı örnekleriyle doludur. Başımıza gelen imtihanların hangi sebeple verildiğini bilmek mümkün değildir. Günahlarımıza kefaret olması, derecemizin yükselmesi veya Rabbimizin bizi imtihan etmesi için imtihanlar başımıza gelebilmektedir. Önemli olan bizim imtihanlar karşısında kendimize çekidüzen vermemizdir. Doğru olan budur. Biz, “şu imtihanı beğendik, beni onunla imtihan edin” diyemeyiz ya! Allah'a iman etmek, O'ndan gelene ve O'na dönecek her şeye razı olmaktır. Yaşadığınız sıkıntıları size ait, sadece sizin yaşadığınız olaylar olarak görmeyin. Neredeyse her Müslüman'ın benzer sıkıntıları olmuştur, olabilmektedir; sabredenler kazanacak, sabretmeyi beceremeyenler eriyip gidecektir. Mü'min, Allah ile beraber olma uğruna tek kalmaya razı olan insandır. Tek kalmaya hazır olamayan kalabalıklar arasında bile huzursuz olur. Muhakkak direneceksiniz. Ama insani niteliğinizden ödün vermeden direneceksiniz. Evladı olduğunuz çevreye evlatlığınızı kaybettirmeden direneceksiniz. Kültürlü olmak, büyük bakmak, emel taşımak budur. Size bu arada en önemli tavsiyemiz, sıkıntılarınızla baş başa kalmamanızdır. İyiliğine itimat ettiğiniz bir çevreniz bulunmalıdır. Allah'a açılmayı da ihmal etmeyin. Mutlu dua anları yaşayın. Rahat ettiğinizi, derdinizi sevdiğinizi göreceksiniz. Rabbimiz bizi gücümüzün yetmeyeceği bir şeyle sınamaz. Bizden istenenler gücümüzün yettiği şeylerdir. Hayallerimiz, iç kuruntularımız, sevgi ve nefretimiz yüzde yüz hâkim olabileceğimiz şeyler olmayabilir. Sakın niyetinizi de sorgulamayın. Bize düşen, gücümüzün yettiğini yapabilmektir. Sabredin, geleceğe bakın; önünüze bakarak kendinizi karartmayın. Rabbimiz şüphesiz her bir zerrenin de karşılığını verecektir. Allah'a emanet olun.
Güzel kardeşim, oraya gitmeyi daha çok dert edinmemiz gerekiyor. Korkarım bu araştırmanız size bir faydası olmadan asıl gayretinizi azaltacaksınız. Gayba ait konularda tartışma yürütmemiz yanlıştır. Gelin hep beraber “cennet ehlinden” olmayı araştıralım, onun için yorulalım.
Bu isimle sahih sünnetle sabit bir dua mecmuası bilmiyorum.
Sahih kaynaklarda bahsettiğiniz namazı görmedim, bilmiyorum. Bulursanız bizi de haberdar edin.
Bütün bu olanlar, Allah’ın sizi sevdiği için olması mümkün değil mi? Bir de bu açıdan baksanız! Eğer bulunduğunuz dünya kalıcı bir yer olsa idi siz haklı idiniz. Burası terk edilmek içindir. Asıl kalınacak yer ise buradaki imtihanın durumuna göredir. Zannedersem siz, yanlış pencereden baktığınız için görülmesi gereken yeri göremiyorsunuz. Belki de seçildiniz, önceden okuduğunuz Kur'an veya size yapılmış bir dua tuttu ve siz cennetlere hazırlanan bir sürece alındınız. O da çetin bir süreç olunca tereddüt ettiniz. Bu pencereyi açın ve oradan bakın lütfen.
Allah Teâlâ hepimizi cenneti ile ödüllendirsin. Âmin. Cennet dertsizlik diyarıdır. Bu dünyada eziyet ve endişe olarak ne biliyorsak orada onların hiçbiri yoktur, asla olmayacaktır. Beklentiniz güzel bir beklentidir. Onu hak etmek için gayret edin. Allah sizi umduğunuza kavuştursun.