Fetva Meclisi
Soru
Hocam cennette sıkıntı veya kötü hissetmek mümkün müdür? Cennet hayatında tamamen sonsuz mutluluk ve huzur var mı? Hayatta depresyon nedeniyle umudum azaldı ve cennette iyi olacağım ümidiyle yaşıyorum ancak bu konuda şeriat ne diyor?
Cevap
Benzer fetvalar
Cennet yasakların olmadığı bir yerdir. Bunu bilin. İkincisi de bu dünyadaki bedenlerimizin iştahları, arzu ve zevkleri buraya aittir. İnşaallah cennetlerde bu dünyanın zevkleri ile yaşamayacağız. Rabbim size nefsinizin ihtiraslarına karşı direnç lütfetsin. Sizi korusun ve cennetine kavuştursun.
Hayat nasıl boş olur ki bana da yetmiyor! Zihninizi boş tutmayın; dersler dinleyin, iyi kitaplar okuyun, büyük şahsiyetleri ziyaret edin. Namazları camilerde kılın. Bir işte çalışın; hem para kazanın hem de bedeninizi rahat bırakmayın. Hayat, cennet kadar dolu ve umutludur. Biz buralardan cennete gitmek için yol almaya çalışıyoruz. Daha geniş düşünün, kendinizi salmayın; şeytan bir daha peşinizi bırakmaz.
Allah, cennette müminlere her türlü güzellik ve mutluluğu verecek, onların kalplerindeki tüm kötülükleri temizleyecektir. Cennette, Allah’ın razı olduğu her şey vardır ve O, kulunu en iyi şekilde ödüllendirecektir. Cennetteki insanlar, Allah’ın rızasına uygun şekilde tüm arzularını tatmin edecek şekilde bir hayat süreceklerdir. Cennette herkes sadece Allah’ın hoşnut olduğu şeyleri isteyecektir. Diğerleri akıllara gelmeyecektir.
Allah'ın izni ile cennete gir/girelim; bütün diller, zevkler ve beklentiler bizim olacak. Ne istiyorsak, ne bekliyorsak! Hepsi!
“Cennete girmek” öyle bir hedeftir ki orada kiminle beraber olacağını düşünmek bile gereksizdir. Şimdiki uçuk ve ulaşılamaz beklentiler, sevgiler cennetin yanında “hiç” bile değildir. “Hiç!” Mü'min insan, Allah Teâlâ ile onun bütün dostları ile beraber olacağı bir yerde sıradan bir insanı düşünebilir mi? Nerede kaldı cennette, şu fani dünyada bile bir zaman sonra geçip gidecek o kişi ve nice kişiler, hayatı ve sonra da cenneti daha derin düşünmeye bakın lütfen.
“Şu kişi kesin cennettedir.” sözünü sadece Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem söyleyebilir. Onun dışındaki bütün sözler umuttur, beklentidir. Ne kadar gerçek olup olmadığı da ahirette belli olacaktır. “Şu kişi cennetliktir.” diyen de bunu, o kişide gördüğü imana dair güzellikler sebebiyle söylüyordur. Kimsenin Allah’ın cennetini parselleyecek hâli yoktur. Dolayısıyla böyle bir sözden şirk gibi ağır bir günah çıkmaz.
cennet konusundaki diğer fetvalar
Güzel mümin kardeşim, biz Rabbimizin adaletinin kadın-erkek tüm kullarına tam olduğuna, hiçbir kuluna ne dünyada ne cennete zulmetmediğine, her şeyi yerli yerinde yaptığına, kullarına onlara hak ettiğinden fazlası ile merhamet ettiğine, ödüllendirdiğine İMAN EDENLERİZ. Allah, cenneti mümin olan erkek ve kadın kullarına vaat etmiştir. Sadece erkek kullarına değil. Cennet erkek ve kadın için ortak bir söz ise cennetteki bütün nimetler de erkek ve kadına ortak sözdür. Asıl olan cennete girebilmektir. Mü'min, cennet gibi bir nimete erdikten sonra oradaki bir meyve ağacına, hurinin kaç adet verildiğine, kime ne fazla verildiğine takılıp kalabilir mi? Ebedi cennet hayatının yanında nedir konuşulmaya değer olabilecek? Biz okuduğumuz bir Kur’an’ın, duanın dahi kalbimizi ürpertmemesinden endişe edip bunun çarelerini arıyoruz. Çünkü cenneti istiyoruz Rabbimizden. Efendimiz “Kur’an okunurken ağlayın, ağlayamasanız bile ağlıyormuş gibi yapın.” buyuruyor. Bugün kalbim titremiyor diye “olmayacak bu iş” diyerek bırakmayacağım. Daha sıkı, sımsıkı tutunacağım. Böylece Rabbim samimiyetimi görecek. Kalbim titreyene kadar… Şeytanın insanı kandırmasının, imandan çıkarabilmek için attığı akla getirdiği bu sorulardan daha açık bir örnek olabilir mi? Mesela erkeklere huriler vaat edildi; huri vaadi olmasa idi erkekler ibadet etmeyecek, şehit olmak için gayret etmeyecek miydi? Cennete girmek, Allah’tan razı olmak için yeterlidir. Allah razı olmuş cennete koymuştur, kul da cennete girince razı olmuştur. Bunun ötesinde hangi söz konuşmaya değer bir söz olabilir? Üzüntünün olmadığı diyar olan cennette kime ne verildiği mi dert olacak mü'min kadına? Cennet bizim yaz mevsimi geldiğinde gidip rahatladığımızı sandığımız yerler kadar basit bir mekân mı ki dünya ile ve dünyanın içindeki sıkıntılarla kıyaslıyoruz. Eğer ki cenneti hak etmeyi başarırsak dünyada aklımıza gelen bütün soru işaretlerine güleceğiz Allah’ın izniyle. Ancak o soru işaretlerini büyümeden yılanı küçükken ezmeli ve şeytanın istediğini almasına izin vermemeliyiz. Mümin kadınların ödüllerini o muhteşem güne sakladı Allah. Var mı bundan daha heyecanlı bir yarış? Ve en güzeli, en umut verici, bütün bu söylediklerimizi dahi bir kenara bıraktıracak, kalbi pır pır ettiren, koşarak kavuşmayı arzu ettirecek cennetteki en büyük nimet, nimetlerin sultanı Allah Teâlâ’yı görmektir. Bunda da mü'min cennetlik KADINLAR ERKEKLERLE AYNIDIR.
Sahih kaynaklarda bahsettiğiniz namazı görmedim, bilmiyorum. Bulursanız bizi de haberdar edin.
Müslüman olmak, teslim olup rahatlamak değildir. Bilakis İslam, belli bir sınavı göğüslemektir. Biz Müslümanlar olarak şunu iyice idrak etmeliyiz: Allah Teâlâ, kullarını sınayacaksa bu sınama ordularıyla saldıran dış güçlerle olabileceği gibi yaşadığımız hayatın ayrıntılarından biriyle de olur. Müslüman'ın kendi çevresi, yakınları, ebeveyni, çocukları, iş ve ev ortamı kesinlikle bir sınanma aracı olabilir. Tarih bunun canlı örnekleriyle doludur. Başımıza gelen imtihanların hangi sebeple verildiğini bilmek mümkün değildir. Günahlarımıza kefaret olması, derecemizin yükselmesi veya Rabbimizin bizi imtihan etmesi için imtihanlar başımıza gelebilmektedir. Önemli olan bizim imtihanlar karşısında kendimize çekidüzen vermemizdir. Doğru olan budur. Biz, “şu imtihanı beğendik, beni onunla imtihan edin” diyemeyiz ya! Allah'a iman etmek, O'ndan gelene ve O'na dönecek her şeye razı olmaktır. Yaşadığınız sıkıntıları size ait, sadece sizin yaşadığınız olaylar olarak görmeyin. Neredeyse her Müslüman'ın benzer sıkıntıları olmuştur, olabilmektedir; sabredenler kazanacak, sabretmeyi beceremeyenler eriyip gidecektir. Mü'min, Allah ile beraber olma uğruna tek kalmaya razı olan insandır. Tek kalmaya hazır olamayan kalabalıklar arasında bile huzursuz olur. Muhakkak direneceksiniz. Ama insani niteliğinizden ödün vermeden direneceksiniz. Evladı olduğunuz çevreye evlatlığınızı kaybettirmeden direneceksiniz. Kültürlü olmak, büyük bakmak, emel taşımak budur. Size bu arada en önemli tavsiyemiz, sıkıntılarınızla baş başa kalmamanızdır. İyiliğine itimat ettiğiniz bir çevreniz bulunmalıdır. Allah'a açılmayı da ihmal etmeyin. Mutlu dua anları yaşayın. Rahat ettiğinizi, derdinizi sevdiğinizi göreceksiniz. Rabbimiz bizi gücümüzün yetmeyeceği bir şeyle sınamaz. Bizden istenenler gücümüzün yettiği şeylerdir. Hayallerimiz, iç kuruntularımız, sevgi ve nefretimiz yüzde yüz hâkim olabileceğimiz şeyler olmayabilir. Sakın niyetinizi de sorgulamayın. Bize düşen, gücümüzün yettiğini yapabilmektir. Sabredin, geleceğe bakın; önünüze bakarak kendinizi karartmayın. Rabbimiz şüphesiz her bir zerrenin de karşılığını verecektir. Allah'a emanet olun.
Cennetin kapılarının isimleri belli meziyetlerin sahiplerini onurlandırmaya yönelik isimlerdir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem o meziyetlerin tamamının sahibi olduğu için KAPI dendiğinde o ilk giren olur ve her kapı onun kapısı olur. Özellikle filan kapı şeklinde bir ayrıntı bilmiyorum.
Güzel kardeşim, oraya gitmeyi daha çok dert edinmemiz gerekiyor. Korkarım bu araştırmanız size bir faydası olmadan asıl gayretinizi azaltacaksınız. Gayba ait konularda tartışma yürütmemiz yanlıştır. Gelin hep beraber “cennet ehlinden” olmayı araştıralım, onun için yorulalım.
Bu isimle sahih sünnetle sabit bir dua mecmuası bilmiyorum.