Fetva Meclisi
Soru
Hocam bir adam, haram olduğu için dünyada bir fiilden (örneğin alkol kullanımı veya eşcinsellik) kaçınsa, cennette bu fiili gerçekleştirmeyi isteyebilir mi? Bu tür istekler cennette kabul edilir mi, yoksa cennet hayatı bu tür arzuların da dönüştüğü bir yer midir? Bu konuyu açıklarsanız memnun olurum.
Cevap
Benzer fetvalar
Değerli kardeşim, sakın ahirete ait bilgileri bu dünya bilgileri ile değerlendirmeye kalkmayınız. Orası cennet, burası dünyadır. İsimlerin benziyor olması pratiğin de benziyor olacağını göstermez. Biz burada “üzüm” diyoruz ama cennetteki üzümün sadece adı dünyadakine benzer. Ahirete ait ne biliyorsanız bu kural dâhilinde bilin onu. Orada zulüm ve haksızlık yoktur. Ne varsa o mahza adalettir, rahmettir. Cennete girmek için mü'min olarak ölmek şarttır. Ancak mü'min olarak ölebilenler cennete girecek ve orada buluşacaklar. Buna eşler de dâhildir. Eşlerden birinin mü'min olarak ölmemesi durumunda eşi cennette olduğu için onun da cennete girmesi mümkün değildir. Cennet varlık olarak bir tanedir ama kendi içinde mü'minlerin birikimlerine göre farklı cennetler olacaktır. En yükseği FİRDEVS cenneti olan pek çok cennet vardır. Mü'minlerin dünyadaki birikimleri orada bir kere SÜBHANELLAH demeyi fazla yapan biri için bile olsa karşılığını bulacaktır. Bunun için de aynı cennetin içinde olsalar bile bu üstünlük farkı yaşanacaktır. Eşler için de geçerli bir kuraldır bu. İkisi de mü'min olarak ölse bile birinin sevap fazlası daha çok ise onun karşılığını derece olarak orada görecektir. Cennetteki dereceleri farklı olsa bile Allah Teâlâ eşleri ve çocuklarını cennetlerden birinde bir araya getirebilir. Bu onun kullarına lütfu olur. Hak ettikleri cennet ve dereceler farklı olur ama bir araya gelebilirler. Böyle bir durum dünya hayatında bile mümkün iken cennette neden olmasın?
Dünyada evlenememiş olanlar için Allah, cennette onların kalplerine uygun eşler yaratır. Çünkü cennette hiçbir eksiklik ve mutsuzluk yoktur. Bir kadın ve erkek dünyada birbirini sevmiş fakat çeşitli nedenlerle evlenememişse, bu sevgi ahlaki ve İslami ölçülere uygun bir sevgi ise, Allah onların cennette kavuşmalarına imkân verebilir. Çünkü cennette insanlar, dünyada eksik kalan şeyleri tamamlarlar ve hiçbir mutsuzluk yaşamazlar. Dolayısıyla sevdiğiniz kimseyle dünyada kavuşamasanız bile cennette Allah’ın rahmetiyle kavuşma ihtimaliniz vardır. Önemli olan, bu dünyada salih amel işleyerek cennet ehli olmaya çalışmaktır. Gerisi kolay.
Ahireti dünya penceresinden izlemek ve düşünmek mü'minin sıfatlarından değildir. Amacımız sadece Rabbimizin rızasını kazanmaktır. Hedefimiz cennete girmektir. Allah'tan başkasının cevabını bilmediği şeylerin peşine düşmek ise sadece cennetle aramızdaki engeldir. Mü'minin tek görevi imanına uygun hayat yaşamasıdır. Bırakın nelerle karşılaşacağımızı bizi ve ahireti yaratan belirlesin.
Allah Teâlâ hepimizi cenneti ile ödüllendirsin. Âmin. Cennet dertsizlik diyarıdır. Bu dünyada eziyet ve endişe olarak ne biliyorsak orada onların hiçbiri yoktur, asla olmayacaktır. Beklentiniz güzel bir beklentidir. Onu hak etmek için gayret edin. Allah sizi umduğunuza kavuştursun.
Bugün ne yapabileceğimizi düşünelim, ateşten korunmaya bakalım. İmanla ölen herkes er veya geç cennete girecektir. Yeter ki işlenen günahlar sonunda imanı da alıp götürmesin. Ama bu götürme ciddi bir tehlikedir! Genel kural böyledir.
İman ehli kimseyle ilgili elimizdeki mevcut bilgiler, sevaplar ve günahlar tartıldıktan sonra sevaplar ağır basarsa cennete gireceği günahlar ağır basarsa Allah'ın izin vereceği kimselerin şefaat edeceği şeklindedir. O kimse hakkında şefaat de söz konusu olmazsa cehennemde Allah'ın takdir buyuracağı süre cehennemde kalıp sonunda ebedi cennete girecektir.
ahiret konusundaki diğer fetvalar
Kâfir olma konusu son zamanlarda hassas bir mesele hâline geldiği için, bu konuda biraz daha ayrıntılı bilgi vermek istiyorum. Bir insanı dinden çıkaran ve ebedî cehennemlik kılan küfürdür. Büyük küfür, kişinin İslam'ın temel esaslarını inkâr etmesi veya onları küçümseyip alaya almasıyla gerçekleşir. Başlıca türleri şunlardır: Allah'ın varlığını, birliğini, peygamberleri veya Kur'an'ı inkâr etmek. İslam'ın kesin bir hükmünden şüphe duymak (örneğin ahiretin varlığından). İslam'ın hükümlerini veya peygamberi alaya almak. Allah'tan başkasına ibadet etmek veya şirk koşmak. İslam'ın açık bir emrini tamamen reddederek terk etmek. İslam'da, kişiyi küfre götüren bazı ameller ve sözler vardır. Ancak bunlar doğrudan niyet ve bilinçle yapılırsa tehlikelidir. Örneğin: İslam'ı ve şiarlarını aşağılamak:Kur'an'ı, namazı, orucu, tesettürü alaya almak gibi. Allah'a veya Peygamber'e hakaret:Bu tür söz ve davranışlar kesinlikle küfürdür. Şirk koşmak:Allah'tan başkasına ibadet etmek veya Allah'ın sıfatlarını başka varlıklara atfetmek. Dini emirleri alaya almak:Ciddiyetsiz veya küçümseyici bir şekilde İslam'la ilgili şakalar yapmak. Bir Müslüman'ın İslam'a aykırı bir düzen veya devlette çalışması onu doğrudan küfre sokmaz. Burada niyet ve yapılan işin mahiyeti önemlidir: Eğer kişi, çalıştığı yerde İslam'a aykırı işler yapıyor, zulme veya harama destek veriyorsa bu büyük bir sorumluluk doğurur. Ancak bir Müslüman, geçimini sağlamak veya helal bir iş yapmak için böyle bir yerde çalışıyorsa bu durum günah veya küfür olarak değerlendirilmez. Özetle, küfür ciddi bir konudur ve kişinin hem diline hem de amellerine dikkat etmesi gerekir. Ancak Allah’ın rahmeti çok geniştir ve hatalar tevbe ile affolunur. Çalıştığınız veya bulunduğunuz yerle ilgili ise amacınız İslam'a uygun şekilde yaşamak ve helal kazanç sağlamaksa, bundan dolayı küfre düşmezsiniz.
Kur'an'da açıkça küfrü bildirilen bir kimsenin azabının hafifletileceğine bu rivayete ihtiyatlı yaklaşmanın daha doğru olduğunu düşünüyorum.
Cennet, dünyadan hayvan leşi taşınabilecek bir yer değildir.
Bu konuyla ilgili kesin bir sonuca varmak zor olsa da genel kabul gören görüş, Peygamber Efendimiz’in (aleyhisselam) Miraç’ta, Allah'ın bir ikramı olarak gelecekteki ahiret azabını ve cehennem azaplarını gösteren sahneler gördüğü yönündedir. Bu, ümmete bir ibret ve uyarı olması amacı taşır.
Ölüm korkusu ve ahiret kaygısı aslında kötü bir şey değil. Çünkü bu korku bizi daha iyi bir kul olmaya, günahlardan sakınmaya ve Allah’a yönelmeye teşvik eder. Ancak bu korku ümitsizliğe, huzursuzluğa ve günlük hayatını zorlaştıran bir endişeye dönüşüyorsa burada bir denge kurmak gerekir. Ölüm Korkusunu Hafifletmek İçin Neler Yapılabilir? Allah’a olan güveni artır: O’nun sonsuz merhamet sahibi olduğunu sık sık hatırla. Günlük tövbe alışkanlığı edin: Yatmadan önce istiğfar et. Peygamber Efendimiz bile günde 70-100 kez tövbe ederdi (Buhârî, Daavât, 3). Allah’ın rahmetini düşün: Hadiste geçtiği gibi, "Eğer Allah’ın merhametini bilseydiniz, günah işlemekten korkmazdınız."(Müslim, Tevbe, 22). İbadetlere yönel: Küçük de olsa düzenli ibadetler (namaz, dua, sadaka vb.) yap. Çünkü Allah, “Kim bana bir adım atarsa, ben ona koşarak gelirim.”buyuruyor (Buhârî, Tevhid, 50). Ölümü güzel bir şey olarak görmeye çalış: Ölüm, yok olmak değil, Rabbimize kavuşma anıdır. Allah seni ve bizleri iman üzere yaşatsın ve iman ile can vermeyi nasip etsin. Kendini kötü hissettiğinde dua et, tesbih çek, Kur’an oku. Bunlar kalbe huzur verir.
Duaların kabulünde şunu unutmayın: Allah sizi hep dua ederken, O’nun zatına yalvarırken görmek istiyor olabilir. Duadaki sabrınızı ve samimiyetinizi test ediyor olabilir. Bu yüzden erteliyordur. İstediğinizin Allah katında size sonraları daha büyük sorunlar oluşturacağını bildiği için Allah, size acıdığı için kabul etmiyor olabilir. Duaların kabulünü ahiret gününe bırakmış olabilir. https://fetvameclisi.com/fetva/dualarim-kabul-olmuyor-ne-yapmaliyim https://fetvameclisi.com/fetva/hangi-dualar-kabul-olur https://www.youtube.com/watch?v=N4b388Cy9Sk