Fetva Meclisi
Soru
Bakara suresinin 62. ayetinde Rabbimin bizlere belirttiği gibi inanan Hıristiyanlar ve Yahudiler için bir korku yok. Bundan Hıristiyanlar ve Yahudiler cennete girebilir sonucunu çıkarabilir miyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Âyette geçen ‘Allah’a ve ahiret gününe inanıp’ şartını nereye koyacaksınız? Âyet, onlar bile iman etseler cennet onlara da açıktır demektedir.
Selamünaleyküm. Mü'min olmayanlarla sosyal ilişkiler içinde olmamız yasak değildir. Onların dinlerini ya da dinsizliklerini makul görecek bir ortam oluşturmamız, mümine karşı onu tercih etmemiz tehlikelidir ve yasaktır. Konuyu bu şekilde anlayınız.
Dinimiz ‘bana göre/bence’ düzeyinde bir din değildir. Allah onları cehennemlik ilan ederken bizden birinin cennete taşımakta ki heyecanı neye göre belirlenecek, bu bir hastalık değil midir? Bizim öncelikle kendi durumumuzu, halifesiz, başsız bir ceset görüntümüzü konuşmamız ve çare üretmemiz gerekir. O tür bir sözün ilmi bir dayanağı yoktur. Öyle bir Yahudi ve Hristiyan da yoktur zaten.
Selamünaleyküm. nBunun gibi pek çok hadis vardır. Bu bir kuraldır: Cehennemde sıfır imanlı olanlar yani kâfirlerden başkası sonsuza kadar kalmayacaktır. Müm'inler ise dünya hayatında günah işledilerse ve tevbe etmeden öldülerse, günahlarının gerektirdiği kadar cehennemde kalacaklardır. Sonra da Allah Teâlâ'nın lütfu ile cehennemden çıkıp cennete gireceklerdir. Tabii bu durum, mü'minin günahlarını Allah Teâlâ'ınn affetmemesi hâlindedir. Af görürse zaten kurtulacaktır. Allah Teâlâ sonumuz hayertsin.
Ahireti dünya penceresinden izlemek ve düşünmek mü'minin sıfatlarından değildir. Amacımız sadece Rabbimizin rızasını kazanmaktır. Hedefimiz cennete girmektir. Allah'tan başkasının cevabını bilmediği şeylerin peşine düşmek ise sadece cennetle aramızdaki engeldir. Mü'minin tek görevi imanına uygun hayat yaşamasıdır. Bırakın nelerle karşılaşacağımızı bizi ve ahireti yaratan belirlesin.
Önce şu illetten uzak duralım: Birilerini ezmek, üstün çıkmak için ilim öğrenmek bizde yoktur. Biz, dinimizi üstün çıkarmak için ilim sahibi oluruz, o ilmi kullanırız. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin bisetinden sonra yaşayan bütün insanların ona iman etmek zorunda olduğu, ona iman etmeyenlerin cennete girmek için gerekli şartları oluşturmayacağı, diğer peygamberlere iman etmenin kurtuluş olmadığı hatta sadece Allah'a iman ediyor olmanın da kurtarmayacağı bilinen bir hakikattir. Bu konuda ilmine itibar edilen hiçbir âlimin aykırı bir görüşü yoktur. Son yıllarda ortaya çıkan sözünü ettiğiniz görüşün iki nedene dayandığını düşünüyorum. Birincisi, mü'min olmayanların elinde din öğrenen ve ilim adamı kimliği kazanan kişilerin kaptıkları mikrobu saçmalarıdır. İkincisi de, Müslümanların dışındaki mercilerle iyi ilişkiler içinde olmak isteyen ve büyük ihtimalle de bu ilişkileri dine hizmet için kullanacağını hesaplayan iyi düşünceli mü'minlerin yaptığı hesaptan kaynaklanan görüşlerdir. Bunların söylediklerine inandıklarını zannetmiyorum. Dışa karşı böyle konuşup zaman ve fırsat kazanmaya çalışıyorlardır. Ama birinci grubun söylediklerine inandıkları kanaati ağır basıyor. Allah nefislerimize uymaktan bizi muhafaza buyursun. Gerek kitabımız Kur'an ve gerekse onlarca hadis bu hakikati beyan eder. Herhangi bir mealden ve hadis kitabından İslam, İman maddelerini araştırırsanız bunu gayet açık bir beyanla görürsünüz. Allah yardımcımız olsun.
bakara suresi konusundaki diğer fetvalar
Bu ve benzeri konularda namazın kendisi gibi kati bir bilgiye ulaşamazsınız. Namaz katidir ama tarihi ve ayrıntıları kati olmayabilir, bu şekilde bilmeniz gerekir. Namazın Mirac gecesinde farz olması bildiğiniz bir hakikattir. Bakara suresi veya başka bir surenin bir bölüm Mekke döneminde inmiş olabiliyor. Daha sonra efendimiz aleyhisselam daha önce inen bazı ayetlerin Medine surelerinden belli bir yere konmasını emretmiş olabilmektedir. Netice olarak size şunu söyleyebiliriz: Bu hususlarda net ve kesin bilgi için uzun araştırmalar gerekmektedir.
Selamünaleyküm. Sevgili kardeşim. Senin korktuğun cehennem bizi korkutmuyor mu zannediyorsun? O bankaların yaptığının net bir helal olduğunu söyleyemiyorum. Çaresiz bankaya gitmesi gereken Müslüman oralara gitmeli, diyoruz.
Selamünaleyküm. İkinci seçenektekiler ve kurban kesemeyecek durumda olanlar için geçerlidir bu durum.
“Şurası okunmazsa olmaz” denebilecek bir yer yoktur. Müslüman kabristanlığına veya kabrine ziyarette bulunan birisi orada selam verir. Selamdan sonra dualar eder. Oradakilere ve kendisine dualar etmesi iyi olur. Sonra da oradakilere sevabı ulaşsın diye mesela: Fatiha suresini, Bakara suresinin ilk ve son âyetlerini, Yasin suresini, Tekâsur suresini, İhlas suresini okuyabilir.
Bir erkeğin eşini boşamasına TALAK denmektedir. Talak erkeğin hakkıdır. Erkek bu hakkı üç kere kullanabilir. Birinci ve ikinci kullanımında geri dönme yani yaptığı talakı geri alma hakkı vardır. Üçüncü talakı kullandıktan sonra ise geri dönme hakkı yoktur. Üçüncüden sonra aynı kadınla tekrar evlenebilmesi için o kadının başka bir erkekle normal bir evlilik yapması ve ondan da hileli olmayan bir şekille boşanması gerekir. Bu süreçten sonra tekrar ilk kocası ile yeniden evlenebilir. Elbette bunun şartları vardır. Bakara suresinin 228.ayeti bu hususu beyan etmektedir. Talakın nasıl olacağına dair ayrıntılara girmeden sorunuzun cevabı olan bölümü sadece bu ayetten alarak şunları tespit edebiliriz: a- Erkek kendisi boşama yapmış ise yani bir mahkeme kararı ile boşanmış değillerse, b- Talak birinci ve ikinci talak ise, c- Kadın, talak sözü kullanıldıktan sonraki bekleme süresi olan İDDET süresinde ise ki bu süre kadının üç kere ay başı olması durumudur, d- Erkeğin kadına işkence yapmak gibi bir kastı yoksa ki bunu bilirkişi veya hakem ya da mahkeme tespit edebilir. Bu ilkeler dâhilindeki bir boşamayı erkek geri alabilir. Kadının da buna itiraz hakkı yoktur. Genel hüküm böyledir. Bu talak çeşidine RİC’İ TALAK denmektedir. Elbette talak konusunun sadece bir paragrafı denebilecek kadar kısa bir bölümünü oluşturmaktadır bu başlık. Diğer ayrıntıları için muhakkak ehline sorulması gerekir.
Küçük veya büyük günahlar cehennemde ebedi kalma nedeni değildir. Kur'an ve hadislerin beyanından anlaşılan odur ki, günahlarla iman sıkıntısı olan yani, günahları helal gören böylece günahı kuşanan cehennemde ebedi kalır. Çünkü cehennemi ebedileştiren imanla ilgili boyuttur.