Fetva Meclisi
Soru
Hocam kabir ziyaret ederken Kur'an’dan neler okumamız gerekir?
Cevap
Benzer fetvalar
1- Mezarlıklarda muayyen olarak yapılması gereken bir okuma Sünnet'i yoktur. İbadet olan Kur'an'ın okunmasının diriye de ölüye de fayda vereceği ise kesindir. Mevcut riyakâr ve ekonomik maksatlı okumalar dışında ihlaslı bir okumanın ise biiznillah faydası vardır. Esas olan, mü'min ölüye selam vermektir. Bunun ötesi ise bir umuttur. Allah Teâlâ'dan önceden salih amellere bizi muvaffak kılmasını dileriz. 2- Muhiddin Arabî hakkında iki zıt kutup niteliğinde görüşler vardır. Bir görüş onu, zirvelerin zirvesinde görürken bir görüş de en dipte görmektedir. Bu da onun tartışılabilir bir kimlik sahibi olduğunu gösterir. Nitekim İmam Rabbanî de onu diğer evliya gibi müdafaa etmemektedir. Son şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi ise onun hakkında çok ağır sözler kullanmaktadır. Hesabı Allah'a havale edilmiş biri olarak görüp durmak en güzelidir, diye düşünüyorum. 3- Ölmüş mü'minin ardından ibadet olan her şey on sevap olması için yapılabilir ama bunun ticari olmamamsı, herhangi bir ibadetin kabulüne mani bir aksaklık olmadan yapılması şarttır.
1- Mezarlıklarda muayyen olarak yapılması gereken bir okuma Sünnet'i yoktur. İbadet olan Kur'an'ın okunmasının diriye de ölüye de fayda vereceği ise kesindir. Mevcut riyakâr ve ekonomik maksatlı okumalar dışında ihlaslı bir okumanın ise biiznillah faydası vardır. Esas olan, mü'min ölüye selam vermektir. Bunun ötesi ise bir umuttur. Allah Teâlâ'dan önceden salih amellere bizi muvaffak kılmasını dileriz. 2- Muhiddin Arabî hakkında iki zıt kutup niteliğinde görüşler vardır. Bir görüş onu, zirvelerin zirvesinde görürken bir görüş de en dipte görmektedir. Bu da onun tartışılabilir bir kimlik sahibi olduğunu gösterir. Nitekim İmam Rabbanî de onu diğer evliya gibi müdafaa etmemektedir. Son şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi ise onun hakkında çok ağır sözler kullanmaktadır. Hesabı Allah'a havale edilmiş biri olarak görüp durmak en güzelidir, diye düşünüyorum. 3- Ölmüş mü'minin ardından ibadet olan her şey on sevap olması için yapılabilir ama bunun ticari olmamamsı, herhangi bir ibadetin kabulüne mani bir aksaklık olmadan yapılması şarttır.
Sevaplı olan Kur'an okuyor olmandır. Kur'an oku da nasıl okursan oku denebilir. Başta sahabiler olmak üzere bu ümmetin selefinde sureleri esas almak yaygındır. Matbaa ile beraber sayfa üzerinden başlama ve bitirme de yaygın hale geldi. Okuduğunun anlamını bilebilen için sureleri başlangıç ve bitiş yapmak daha faydalı olur ama böyle olmayan için ikisi arasında fark yoktur diyebiliriz yeter ki ihlaslı ve sürekli Kur'an okuma durumu olsun.
Fatiha Suresinin Kur'an’ımızın en büyük ve mübarek suresi olduğu sabittir. Fatiha Suresinin büyüklüğü, sevabı ile alakalı hiçbir tereddüdümüz yoktur, olamaz da. Tek kelimesinin hatta harfinin bile sevap, bereket olarak bize döneceğini de bilmemiz gerekir. Buna rağmen Fatiha Suresinin bu tür toplantılarda veya mekânlarda okunmasına yönelik bir emir de yoktur. İnsanların genelde en iyi bildikleri bir sure olduğu için Kur'an okunmak istenen yerde “herkes bir Fatiha okusun” anlamındaki talepler kulağımıza gelir. Bunda bir sakınca da olmaz. Yalnız “okunmazsa olmaz” nitelikli bir mekân ve ortam varmış gibi algı oluşturulması da dini hükümlerden biri ile teyit edilemez. Namazda okunması nasıl bir hüküm ise onun dışındaki mesela bir toplantının akabinde okunması dinin emridir denemez.
Sorduğun konu, ulemanın ihtilaf ettiği meselelerden biridir. Bu yüzden meseleye ne “kesinlikle yapılmaz” ne de “şartsız, kayıtsız sünnettir” denilerek yaklaşmak doğru olmaz. Resûlullah Efendimiz ﷺ’in kabir başında doğrudan Kur’an okuduğuna dair sahih bir hadis elimizde yok. Ziyaret ettiğinde selam verir, dua ederdi. Sahabiler de aynı şekilde hareket etmişlerdir. Ancak bu, Kur’an okunamaz anlamına gelmez. Çünkü Kur’an okumak başlı başına bir ibadettir. Kabirde değil evde bile okunsa ruhlara bağışlanabileceği pek çok fakihe göre caizdir. Özellikle Hanefî, Şafii ve Hanbelî fakihlerinden bu yönde görüşler vardır. Hatta bazıları özellikle Yâsîn Suresi’nin okunmasının hem ölmek üzere olana hem de kabirdekine faydalı olacağını belirtmiştir. Bu konuda Hazreti Peygamber’den gelen “Yâsîn okuyunuz” hadisi vardır ama kabirde değil, ölüm anındaki kişiye okunmasına dairdir. Günümüzde kabirde Kur’an okunmasını “bidattir” diye toptan reddedenler varsa da bu işi sırf ibadet niyetiyle, sevabını ölüye bağışlamak niyetiyle yapanları da yadırgamak doğru değildir. Kimse bunu dinin değişmez bir parçası gibi görmüyor, sadece Kur’an’ın rahmetiyle meyyite fayda ulaşsın ümidiyle hareket ediyor. Bu durumda mesele niyete dayanır. Riya, gösteriş, bidatleşmiş toplu uygulamalar, hele hele Kur’an’ı ticarete dökmek gibi yanlışlara bulaşmadan, sessizce okunursa bunda bir sakınca yoktur. Sonuç olarak, Peygamberimiz ﷺ bunu yapmamış olabilir ama bu, yapana günahkâr dememizi gerektirmez. Selef-i Sâlihîn’den bazı âlimler buna cevaz vermiştir. “Bu işi sünnettir.” diye değil, “Rabbim belki kabul eder.” diyerek yapanların hâlini Allah bilir. Yeter ki kimseyi itham etmeyelim, Kur’an’a da saygıda kusur etmeyelim.
Hatalı okunan ayeti doğru okumak yeterlidir. Allah kabul buyursun.
bakara suresi konusundaki diğer fetvalar
Bir erkeğin eşini boşamasına TALAK denmektedir. Talak erkeğin hakkıdır. Erkek bu hakkı üç kere kullanabilir. Birinci ve ikinci kullanımında geri dönme yani yaptığı talakı geri alma hakkı vardır. Üçüncü talakı kullandıktan sonra ise geri dönme hakkı yoktur. Üçüncüden sonra aynı kadınla tekrar evlenebilmesi için o kadının başka bir erkekle normal bir evlilik yapması ve ondan da hileli olmayan bir şekille boşanması gerekir. Bu süreçten sonra tekrar ilk kocası ile yeniden evlenebilir. Elbette bunun şartları vardır. Bakara suresinin 228.ayeti bu hususu beyan etmektedir. Talakın nasıl olacağına dair ayrıntılara girmeden sorunuzun cevabı olan bölümü sadece bu ayetten alarak şunları tespit edebiliriz: a- Erkek kendisi boşama yapmış ise yani bir mahkeme kararı ile boşanmış değillerse, b- Talak birinci ve ikinci talak ise, c- Kadın, talak sözü kullanıldıktan sonraki bekleme süresi olan İDDET süresinde ise ki bu süre kadının üç kere ay başı olması durumudur, d- Erkeğin kadına işkence yapmak gibi bir kastı yoksa ki bunu bilirkişi veya hakem ya da mahkeme tespit edebilir. Bu ilkeler dâhilindeki bir boşamayı erkek geri alabilir. Kadının da buna itiraz hakkı yoktur. Genel hüküm böyledir. Bu talak çeşidine RİC’İ TALAK denmektedir. Elbette talak konusunun sadece bir paragrafı denebilecek kadar kısa bir bölümünü oluşturmaktadır bu başlık. Diğer ayrıntıları için muhakkak ehline sorulması gerekir.
Bakara Suresi 234. ve Talak Suresi 4. ayet-i kerimede Rabbimiz kocası ölen kadınlara iddet beklemelerini farz kılmıştır. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin bu konudaki sözleri de nettir. Ashab-ı Kiramın uygulaması da bize örnektir. Konu hakkında herhangi bir şüphe ve ihtilaf bulunmamaktadır. Konuyla ilgili fetva meclisinde daha önce paylaşılmış olan bir fetvayı da sizin için buraya bırakıyorum. Dilerseniz onu da okuyabilirsiniz: https://fetvameclisi.com/fetva/kocasi-olen-kadinin-iddet-suresi
Bu ve benzeri konularda namazın kendisi gibi kati bir bilgiye ulaşamazsınız. Namaz katidir ama tarihi ve ayrıntıları kati olmayabilir, bu şekilde bilmeniz gerekir. Namazın Mirac gecesinde farz olması bildiğiniz bir hakikattir. Bakara suresi veya başka bir surenin bir bölüm Mekke döneminde inmiş olabiliyor. Daha sonra efendimiz aleyhisselam daha önce inen bazı ayetlerin Medine surelerinden belli bir yere konmasını emretmiş olabilmektedir. Netice olarak size şunu söyleyebiliriz: Bu hususlarda net ve kesin bilgi için uzun araştırmalar gerekmektedir.
Selamünaleyküm. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden önce mü'min olmak Hıristiyan veya Yahudi olmaktı. Elbette o zamanki mü'minler cennete girecekler. Allah Teâlâ Muhammed aleyhisselamı Peygamber olarak gönderdikten sonra ise öyle bir durum yoktur. Cennete girmenin tek ve alternatifsiz şartı ona iman etmektir.
Selamünaleyküm. Sevgili kardeşim. Senin korktuğun cehennem bizi korkutmuyor mu zannediyorsun? O bankaların yaptığının net bir helal olduğunu söyleyemiyorum. Çaresiz bankaya gitmesi gereken Müslüman oralara gitmeli, diyoruz.
Selamünaleyküm. İkinci seçenektekiler ve kurban kesemeyecek durumda olanlar için geçerlidir bu durum.