Fetva Meclisi
Soru
İlk namaz ayeti Taha suresi 130. ayet olarak biliyorum ve bu sure Mekki sure olarak geçiyor. Bir de buna karşın İsra suresi Taha suresinden daha sonra nazil oluyor. Bu durumda Miraç'ta bize hediye edilen 5 vakit namazdan önce namaz vakitleriyle ilgili olarak birkaç kere Allah’ın huzura çıktığını ve 50 vakitten 5 vakite indirgendiği rivayet ediliyor. O halde Miraç'tan önce de 5 vakit namaz emredilmiş miydi? İkinci olarak, Bakara suresi, biz biliyoruz ki tümüyle Medeni bir sure. Ama Miraç mucizesi Mekke'de yaşandı. Bu ihtilafın nedeni nedir hocam?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bir surenin Mekki veya Medeni olması âyetlerinin tamamının orada indiğini göstermiyor. Genel akışa göre surenin yeri belirlenmektedir. Bahsettiğiniz mevzu ile ilgili hadisler sahihtir. Allah'a emanet olun.
Belirli şartları taşıyan Müslümanlara günde beş vakit namazın farziyeti Kitap, sünnet ve icma ile sabittir. Beş vakit namazın eda edileceği vakitlere ve ne şekilde eda edileceğine Kur’an-ı Kerim’in bir kısım ayetlerinde mücmel olarak işaret olunmuş, bu işaretler Hz. Peygamber (s.a.s.)’in sözlü ve fiili sünnetiyle açıklık kazanmıştır. Bilindiği üzere Kur’an-ı Kerim’deki mücmel emir ve hükümleri açıklama yetkisi, onu insanlara tebliğle görevli olan Hz. Peygamber (s.a.s.)’e aittir. O, namazı bizzat kılarak ve kıldırarak nasıl kılınacağını öğrettiği gibi bunların vakitlerini de göstermiştir. Gerek kılınış şekli, gerek vakitleri ile ilgili bu uygulama ameli tevatür olarak günümüze kadar devam etmiştir. Cebrail, Hz. Peygamber’e gelerek namazı bir defa ilk vakitlerinde, bir defa da son vakitlerinde kıldırarak namazın vakitlerini göstermiş, Hz. Peygamber (s.a.s.) de bunları ashabına bildirmiştir. Asr-ı saadetten günümüze kadar da, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in gösterdiği gibi beş vakit olarak kılınmıştır. Diğer taraftan, namazla ilgili Kur’an ayetleri ve hadisler bir bütün olarak ele alındığında, namazın beş vakit olduğu açıkça anlaşılır (Bkz. Bakara 2/238; İsra 17/78; Rum 30/17-18; Buhari, Mevakit, 1, Tirmizi, Salat, 1).
Kur'an ile alakalı ne yaparsan o güzeldir. Sana yaptığında ömrünün sonuna kadar rahmet olacak bir iş tavsiye edeyim o zaman: Bakara suresini ezberle. İşin gücün varsa her gün BİR ÂYET ezberleyerek başla. Biraz vaktin varsa günde BEŞ ÂYET ezberle. Altı gün ezber yap. Yedinci gün de o güne kadar ezberlediklerini baştan geldiğin yere kadar bir ayetmiş gibi tekrar et. Böylece en fazla bir sene sonra BAKARA SURESİ HAFIZI olursun. Seneye de biiznillah Âl-i İmran suresini böyle yaparsın. Mezara girdiğinde bir gün, bu iki sureyi başucunda sana şefaat için senden önce orada bekliyor olarak bulursun Allah’ın inayetiyle. Yaşarken hissedeceğin huzur ve kanatlanmışlığı ise zaten göreceksin. Bismillah de ve başla. Sakın usanma ve olmaz zannetme. Önündeki Kur'an’dır ve o seni yaratanın sana indirdiği emanetidir. Bismillah de.
Selamünaleyküm. Bunun delili, Kur'an’ın dizilişindeki hikmete bağlı kalmak olarak özetlenebilir. Zaten bu, namaza mani bir durum değildir. Sadece mekruh olarak zikredilmiştir. Mekruhluk da hoş olmamak şeklinde anlaşılmalıdır.
Cuma namazı vakti girdikten sonra imam hutbeye çıkmadan önce nâfile namaz kılmak sünnettir. Ancak hutbe okunurken nâfile namaza başlamak caiz değildir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/84; Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/84; Nevevî, Mecmû‘, 4/550; Saîdî, Hâşiyetü’l-adevî, 1/381; Nefrâvî, el-Fevâkihü’d-devânî, 1/266; İbn Kudâme, el-Muğnî, 2/237, 240-241) Bu nedenle hacıların Mekke ve Medine’de cuma günü hatip minbere çıktığı andan itibaren cumanın ilk sünneti veya nâfile namaz kılmakla meşgul olmayıp hutbeyi dinlemeleri gerekir. Bu durumda edâ edemedikleri ilk sünneti cumanın farzından sonra kılabilirler.
Selamünaleyküm. Namazlarda okunan zammı surelerin Kur'an'da ki sıralamaya dikkat edilerek okunması gerekir. Birinci rekâttaki miktarın ikinciden uzun olması, atlanacaksa peş peşe tek sure atlanmadan yani en az iki sure atlayarak okunması efdal olandır. Aynı yerlerin tekrarlanmasında namaz açısından bir sakınca olmaz ama başka ayetler de biliniyorsa mekruh olur.
bakara suresi konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden önce mü'min olmak Hıristiyan veya Yahudi olmaktı. Elbette o zamanki mü'minler cennete girecekler. Allah Teâlâ Muhammed aleyhisselamı Peygamber olarak gönderdikten sonra ise öyle bir durum yoktur. Cennete girmenin tek ve alternatifsiz şartı ona iman etmektir.
“Şurası okunmazsa olmaz” denebilecek bir yer yoktur. Müslüman kabristanlığına veya kabrine ziyarette bulunan birisi orada selam verir. Selamdan sonra dualar eder. Oradakilere ve kendisine dualar etmesi iyi olur. Sonra da oradakilere sevabı ulaşsın diye mesela: Fatiha suresini, Bakara suresinin ilk ve son âyetlerini, Yasin suresini, Tekâsur suresini, İhlas suresini okuyabilir.
Bir erkeğin eşini boşamasına TALAK denmektedir. Talak erkeğin hakkıdır. Erkek bu hakkı üç kere kullanabilir. Birinci ve ikinci kullanımında geri dönme yani yaptığı talakı geri alma hakkı vardır. Üçüncü talakı kullandıktan sonra ise geri dönme hakkı yoktur. Üçüncüden sonra aynı kadınla tekrar evlenebilmesi için o kadının başka bir erkekle normal bir evlilik yapması ve ondan da hileli olmayan bir şekille boşanması gerekir. Bu süreçten sonra tekrar ilk kocası ile yeniden evlenebilir. Elbette bunun şartları vardır. Bakara suresinin 228.ayeti bu hususu beyan etmektedir. Talakın nasıl olacağına dair ayrıntılara girmeden sorunuzun cevabı olan bölümü sadece bu ayetten alarak şunları tespit edebiliriz: a- Erkek kendisi boşama yapmış ise yani bir mahkeme kararı ile boşanmış değillerse, b- Talak birinci ve ikinci talak ise, c- Kadın, talak sözü kullanıldıktan sonraki bekleme süresi olan İDDET süresinde ise ki bu süre kadının üç kere ay başı olması durumudur, d- Erkeğin kadına işkence yapmak gibi bir kastı yoksa ki bunu bilirkişi veya hakem ya da mahkeme tespit edebilir. Bu ilkeler dâhilindeki bir boşamayı erkek geri alabilir. Kadının da buna itiraz hakkı yoktur. Genel hüküm böyledir. Bu talak çeşidine RİC’İ TALAK denmektedir. Elbette talak konusunun sadece bir paragrafı denebilecek kadar kısa bir bölümünü oluşturmaktadır bu başlık. Diğer ayrıntıları için muhakkak ehline sorulması gerekir.
Selamünaleyküm. Sevgili kardeşim. Senin korktuğun cehennem bizi korkutmuyor mu zannediyorsun? O bankaların yaptığının net bir helal olduğunu söyleyemiyorum. Çaresiz bankaya gitmesi gereken Müslüman oralara gitmeli, diyoruz.
Selamünaleyküm. İkinci seçenektekiler ve kurban kesemeyecek durumda olanlar için geçerlidir bu durum.
Bakara Suresi 234. ve Talak Suresi 4. ayet-i kerimede Rabbimiz kocası ölen kadınlara iddet beklemelerini farz kılmıştır. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin bu konudaki sözleri de nettir. Ashab-ı Kiramın uygulaması da bize örnektir. Konu hakkında herhangi bir şüphe ve ihtilaf bulunmamaktadır. Konuyla ilgili fetva meclisinde daha önce paylaşılmış olan bir fetvayı da sizin için buraya bırakıyorum. Dilerseniz onu da okuyabilirsiniz: https://fetvameclisi.com/fetva/kocasi-olen-kadinin-iddet-suresi