Fetva Meclisi
Soru
Selamün Aleyküm hocam bir sorum olacaktı. İki gün önce bir hocayla konuşuyordum. Günümüzdeki yahudi ve hristiyanlarla ilgili bir sorum oldu. Şüphesiz onlar kafirdir. Bunda kuşkumuz yok fakat hoca şöyle bir şey dedi ki . Hristiyanlar ve Musevi’ lerin içinde Peygamber efendimiz ( sav ) ‘ e inanıp kuranın ALLAH ( CC ) tarafından indirildiğine hak olduğuna inanıp fakat isevi şeriatına göre amel ettiğini söyleyenler var dedi. Bunlar ahirette paçayı kurtarır bence dedi. Günümüzde de müslümanım deyip amel etmeyenler var , onlar gibidir dedi. Bu bana hiç iyi gelmedi. Bunun hükmü nedir , hocam beni aydınlatabilir misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Âyette geçen ‘Allah’a ve ahiret gününe inanıp’ şartını nereye koyacaksınız? Âyet, onlar bile iman etseler cennet onlara da açıktır demektedir.
Aleykümselam. Habeşistan veya Yusuf aleyhisselam örnekleri yersiz ve açısı farklı örneklerdir. O örnekler üzerinden yola çıkmamızın, nefislerimizi tatminden başka bir anlamı olmaz. Sözünü ettiğiniz kurumlara, HALKINDA Müslüman BULUNAN ülkelerin katılmasını söz ediyorsanız, Müslümanların katılıp katılmaması veya başka bir yönünü soran da yoktur zaten. Müslümanların bizzat bu konu hakkında fikirlerinin ne olması gerektiğini soruyorsanız, onu soran bir yetkili de yoktur. Biz kendi kendimize başkasının parasını sayar gibi bir iş yapıyoruz adeta. Mevcut durumu asla kabul edemeyiz. Bize ait olmayan yerlerde bulunuruz ama bize ait olmadığını bildiğimiz şartlarda bulunuruz. Bizimmiş gibi davranamayız. Allah yardımcımız olsun. Birbirimize dua edelim, aslımızı korumayı unutmayalım.
Selamünaleyküm. Bir süreliğine meal okumayın, ilmihal ve benzeri kitapları inceleyin. Bu durum sizde hastalığa dönüşebilir, dikkatli olun. Kur'an'ın kendisini okuyun. Bu tür meseleleri incelemeyin.
Aleykümselam. Zamanımızın ahir veya neresi olduğunu bilemeyiz, bilmemiz de gerekmez. Biz, bugün kıyamet kopacakmış gibi heyecanlı olmaya mecburuz. Mü'min olmamız bunu gerektiriyor. Hadisi şerif hakkındaki bilginiz doğrudur. Bu ve benzeri hadisler, imanın dilde bir slogan niteliğinde kalacağını, öze inmenin düşünülmeyeceğini göstermektedir. Allah Teâlâ o hâle düşmekten muhafaza buyursun.
Önce şu illetten uzak duralım: Birilerini ezmek, üstün çıkmak için ilim öğrenmek bizde yoktur. Biz, dinimizi üstün çıkarmak için ilim sahibi oluruz, o ilmi kullanırız. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin bisetinden sonra yaşayan bütün insanların ona iman etmek zorunda olduğu, ona iman etmeyenlerin cennete girmek için gerekli şartları oluşturmayacağı, diğer peygamberlere iman etmenin kurtuluş olmadığı hatta sadece Allah'a iman ediyor olmanın da kurtarmayacağı bilinen bir hakikattir. Bu konuda ilmine itibar edilen hiçbir âlimin aykırı bir görüşü yoktur. Son yıllarda ortaya çıkan sözünü ettiğiniz görüşün iki nedene dayandığını düşünüyorum. Birincisi, mü'min olmayanların elinde din öğrenen ve ilim adamı kimliği kazanan kişilerin kaptıkları mikrobu saçmalarıdır. İkincisi de, Müslümanların dışındaki mercilerle iyi ilişkiler içinde olmak isteyen ve büyük ihtimalle de bu ilişkileri dine hizmet için kullanacağını hesaplayan iyi düşünceli mü'minlerin yaptığı hesaptan kaynaklanan görüşlerdir. Bunların söylediklerine inandıklarını zannetmiyorum. Dışa karşı böyle konuşup zaman ve fırsat kazanmaya çalışıyorlardır. Ama birinci grubun söylediklerine inandıkları kanaati ağır basıyor. Allah nefislerimize uymaktan bizi muhafaza buyursun. Gerek kitabımız Kur'an ve gerekse onlarca hadis bu hakikati beyan eder. Herhangi bir mealden ve hadis kitabından İslam, İman maddelerini araştırırsanız bunu gayet açık bir beyanla görürsünüz. Allah yardımcımız olsun.
Selamünaleyküm. İlminiz size sabır da öğretmeli imiş. Sevgili Peygamber aleyhisselam efendimizi de dinlemediler ama o kardeşleri ile kavga etmedi. İlminizin gereğini yapın ve insanlar hırçınlaştıkça siz hastası ağırlaşan doktor gibi olun; merhametiniz artsın, ilginiz artısn, diliniz tatlansın. Böylece her nefesiniz sevaba dünüşsun.
cehennem konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Dini sahneye taşırken kendini nere taşıyacaksın? Cennete mi cehenneme mi? Evet, tiyatro yapılabilir ama ne vererek ve ne kazanarak bunu yapacaksın, değer mi? Bu hususa kendini kilitlememeni tavsiye ederim sana.
Gidince göreceğiz.
Ötanazi bir intihardır. İntihar eden cehennemde kalır. Ona yardım eden doktor da katil gibi bir suç işlemiş olur. Bizim başlatmadığımız hayatı biz bitiremeyiz.
Müslüman doğru insandır derken kastedilen şudur: 1- Allah’a karşı doğrudur. Onun dinini yaşamaya çalışır. Kur'an’ına sarılır. Niyetlerinde samimi olur. Cennet umudu ve cehennem korkusunda ciddidir. 2- Kendine karşı doğrudur. İçi ile dışı aynıdır. Zevklerinin peşinde eskitmez kendisini. Gerçekçi olmaya çalışır. 3- İnsanlara karşı doğrudur. Sözünde, mizahında, övgüsünde ve yermesinde, vefasında, istişaresinde, nasihatinde, sosyal ilişkilerinde, şahitliğinde ve yaptığını iyi yapmada samimi olur. Bu da onun doğru olduğunu gösterir.
Münafık içinden iman etmediği hâlde iman etmiş gibi görünen kâfir demektir. Aslında o da bir kâfirdir ve kâfirden daha beter azap görecektir kıyamet gününde. Peygamber aleyhisselam efendimiz zamanında münafıklar İslam dinini beşiğinde boğmaya çalışan bir şeytan projesine hizmet ediyorlardı. Şeytanın İslam’ı yok etme hayali kıyamete kadar bitmeyeceği için o tür elemanları da bitmeyecektir. O gün bir çeşit iş üzerinden çalışıyorlardı bugün bir çeşit yarın da başka bir çeşit üzerinden çalışacaklardır. Bunu tabii bir durum görüyoruz; İslam kalkmayacağına göre düşmanları da kalkmayacaktır. Bazı Müslümanların kendilerini garantide görmeleri bu gerçeği değiştirmez. Bugünün münafıklarının çalışma alanları esasında içten çökertme mantığı bakımından o günle aynı da olsa ambalajlaması bakımından farklı gibi görülebilir. Bugünün münafıkları: - Dünyaya tenezzül etmeme görüntüsü verdikleri hâlde içlerinde tapındıkları bir dünya hırsı olan kimselerdir. Bu hırsları para ile ilişkilerinde, siyasette, sosyal alanlarda fırsat bulduklarında ortaya çıkan hastalıklarıdır. - Dini dert ettiğini, her şeylerini din için yaptıklarını söylerken gerçekte din için yaptıkları hiçbir şeyleri olmayan ve bundan da hayâ etmeyen karakter sahibidirler. - Allah’ın en kesin emirlerinden olan emr-i bi’l ma’ruf/iyiliği emretmek ve nehy-i anil münker/kötülükten alıkoymak onların tavırlarında yoktur. En yakınlarındakilerine dahi bu konuda etki etmeyi düşünmezler ama dış görüntülerinde iyilik savaşçısı gibidirler. Bu isimlerle dernekler vakıflar kurarlar, toplantılar yaparlar, fotoğraflar çektirirler. Eylemde ise yokturlar. - Konuşurken “biz” zamirini kullanarak konuşup Müslümanlık propagandası yaparlar. Ellerine geçen fırsatları ise kâfirler ve onların yandaşları ile paylaşırlar. Kâfirlerle içli dışlı olmakta sakınca görmezler. - Konuştuklarında insanlara ve hayvanlara merhamette emsalleri yoktur zannedilir. Bunun propagandasını yaparlar. Bebeklere acırlar, aşılar ve ilaçlar dağıtırlar ama uygulamada hiçbir insan onların gözünde merhamete değer bir varlık değildir. Onlara görüntüsü ile zevk vermeyen hiçbir hayvana merhametleri yoktur ama propaganda yaparlar. - Herkesten önce cennete girmek ister gibi görüntü verirler. Cennetin bedeli olan ibadetlerde ise yokturlar. Ve bunlar gibi pek çok iki yüzlü kimliği ispat eden görüntüleri ile bu çağda da vardırlar ileriki çağlarda da olacaklardır. Tıpkı Allah için yaşayan ve bunu hayatında sergileyen mü'minlerin her zaman bulunduğu gibi.
Müslüman bir kadının kocası ile yaşadığı evde kocası ve çocuklarından başkasının olmamasını istemesi hakkıdır. Özellikle de nikâhtan önce bu şart koşulmuşsa erkeğin buna itiraz etmeye hakkı yoktur. Yaşadığımız ortam bir İslam Ortamı olsa idi, böyle bir kadının mahkemeye müracaat etmesinde ve neticede bu yüzden nikahı feshettirmesine gidilebilirdi. Dolayısıyla sizin anlattığınız durumda cehennemle tehdit edilebilir bir durum yoktur. Yine de siz, aile huzurunuzu önde tutun, sabredin. Allah yardımcınız olsun.