Fetva Meclisi
Soru
Bir Müslümanın doğru olması ne demektir?
Cevap
Benzer fetvalar
Dürüstlükten ne anladığına bağlı; yaratanına karşı dürüst olmayan birinin nesi dürüst olacak? Bir de bir iki başlıkta iyi olmak her şeyde iyi olmayı gerektirmiyor. Herkesin penceresi farklı, herkes aradığını görmek ister.
Müslüman, yaşadığı toplumun içinde eriyip giden biri olmayacağı gibi toplumdan habersiz biri de olamaz. Bu zor dengeyi kurabilen Müslüman, Allah'ın rızasına daha yakın Müslüman'dır. Dinini korur, korurken de yayar. Yaşadığı toplumda, dininin hükümlerinin, uygulanan kurallar olması için nasıl mücadele edilecekse, o mücadeleyi yapmaya çalışır. Mubahları değerlendirir, haramlardan kaçınır. İbadetlerini ihmal etmez.
Selamünaleyküm. Müslüman, yaşadığı toplumun içinde eriyip giden biri olmayacağı gibi toplumdan habersiz biri de olamaz. Bu zor dengeyi kurabilen Müslüman, Allah'ın rızasına daha yakın Müslüman'dır. Dinini korur, korurken de yayar. Yaşadığı toplumda, dininin hükümlerinin uygulanan kurallar olması için nasıl mücadele edilecekse o mücadeleyi yapmaya çalışır. Mübahları değerlendirir, haramlardan kaçınır. İbadetlerini ihmal etmez.
Mü'min insan: Dili ile konuşurken, Bir işe niyet ederken, İmza atarken, Arzu ve temennilerini aktifleştirirken, İş yaparken, Kalp amelleri denen sevgi, nefret ve umut gibi amellerinde doğru olmaya çalışır. Bu işleri doğru yapanlarla beraber olur.
İnsanlıkta bütün insanlarla aynıyız. İnsan olmanın getirdiği haklar ve meziyetler herkes için aynıdır. Hiçbir insanı Müslüman olmadığı için insanlık dışı göremeyiz. Böyle bir uygulama dinden gibi gösterilemez. Bu birinci hakikattir. İkinci hakikat ise şudur: İslam üstündür. İslam'ın üstünde bir değer düşünülemez. Müslüman da İslam şerefi taşıdığı sürece din olarak bütün diğer din veya din gibi sanılan düşüncelerin sahiplerinin üstündedir. Bu üstünlük farklı insan olmakta değil, insanlığın hakkını en iyi veren bir dine tabi olmaktadır. Bu iki hakikatin ortalamasını şu şekilde bulabiliriz: Müslümanlık farkı insanlığın üstüne konmuş manevi ağırlıklı bir farktır. Müslüman olmayanlar, İslam'a karşı bir kabalık ve had bilmezlikte bulunmadıkları sürece sadece Müslüman olmadıkları için Müslümanların hedef tahtasında değildirler. Böyle bir anlayış yoktur. İnsanlıkta aynıyız, dünyamız aynıdır. Ahirette ise herkesin yeri bellidir; müminler cennete kâfirler cehenneme!
Söz konusu üretilmiş sözlere rağmen bayanın dışarıdan bakıldığında Müslümanca kimliği açık görülebiliyor ve bir sıkıntı hissedilmiyorsa evlenebilirsiniz. Aksi ise yani söylenenleri doğrulayacak işaretler görüyorsanız Müslüman olarak kendinizi böyle bulanık bir suya atmamalısınız. Aynı durum erkek için de geçerlidir.
cehennem konusundaki diğer fetvalar
Münafık içinden iman etmediği hâlde iman etmiş gibi görünen kâfir demektir. Aslında o da bir kâfirdir ve kâfirden daha beter azap görecektir kıyamet gününde. Peygamber aleyhisselam efendimiz zamanında münafıklar İslam dinini beşiğinde boğmaya çalışan bir şeytan projesine hizmet ediyorlardı. Şeytanın İslam’ı yok etme hayali kıyamete kadar bitmeyeceği için o tür elemanları da bitmeyecektir. O gün bir çeşit iş üzerinden çalışıyorlardı bugün bir çeşit yarın da başka bir çeşit üzerinden çalışacaklardır. Bunu tabii bir durum görüyoruz; İslam kalkmayacağına göre düşmanları da kalkmayacaktır. Bazı Müslümanların kendilerini garantide görmeleri bu gerçeği değiştirmez. Bugünün münafıklarının çalışma alanları esasında içten çökertme mantığı bakımından o günle aynı da olsa ambalajlaması bakımından farklı gibi görülebilir. Bugünün münafıkları: - Dünyaya tenezzül etmeme görüntüsü verdikleri hâlde içlerinde tapındıkları bir dünya hırsı olan kimselerdir. Bu hırsları para ile ilişkilerinde, siyasette, sosyal alanlarda fırsat bulduklarında ortaya çıkan hastalıklarıdır. - Dini dert ettiğini, her şeylerini din için yaptıklarını söylerken gerçekte din için yaptıkları hiçbir şeyleri olmayan ve bundan da hayâ etmeyen karakter sahibidirler. - Allah’ın en kesin emirlerinden olan emr-i bi’l ma’ruf/iyiliği emretmek ve nehy-i anil münker/kötülükten alıkoymak onların tavırlarında yoktur. En yakınlarındakilerine dahi bu konuda etki etmeyi düşünmezler ama dış görüntülerinde iyilik savaşçısı gibidirler. Bu isimlerle dernekler vakıflar kurarlar, toplantılar yaparlar, fotoğraflar çektirirler. Eylemde ise yokturlar. - Konuşurken “biz” zamirini kullanarak konuşup Müslümanlık propagandası yaparlar. Ellerine geçen fırsatları ise kâfirler ve onların yandaşları ile paylaşırlar. Kâfirlerle içli dışlı olmakta sakınca görmezler. - Konuştuklarında insanlara ve hayvanlara merhamette emsalleri yoktur zannedilir. Bunun propagandasını yaparlar. Bebeklere acırlar, aşılar ve ilaçlar dağıtırlar ama uygulamada hiçbir insan onların gözünde merhamete değer bir varlık değildir. Onlara görüntüsü ile zevk vermeyen hiçbir hayvana merhametleri yoktur ama propaganda yaparlar. - Herkesten önce cennete girmek ister gibi görüntü verirler. Cennetin bedeli olan ibadetlerde ise yokturlar. Ve bunlar gibi pek çok iki yüzlü kimliği ispat eden görüntüleri ile bu çağda da vardırlar ileriki çağlarda da olacaklardır. Tıpkı Allah için yaşayan ve bunu hayatında sergileyen mü'minlerin her zaman bulunduğu gibi.
Ötanazi bir intihardır. İntihar eden cehennemde kalır. Ona yardım eden doktor da katil gibi bir suç işlemiş olur. Bizim başlatmadığımız hayatı biz bitiremeyiz.
Müslüman bir kadının kocası ile yaşadığı evde kocası ve çocuklarından başkasının olmamasını istemesi hakkıdır. Özellikle de nikâhtan önce bu şart koşulmuşsa erkeğin buna itiraz etmeye hakkı yoktur. Yaşadığımız ortam bir İslam Ortamı olsa idi, böyle bir kadının mahkemeye müracaat etmesinde ve neticede bu yüzden nikahı feshettirmesine gidilebilirdi. Dolayısıyla sizin anlattığınız durumda cehennemle tehdit edilebilir bir durum yoktur. Yine de siz, aile huzurunuzu önde tutun, sabredin. Allah yardımcınız olsun.
Bugün ne yapabileceğimizi düşünelim, ateşten korunmaya bakalım. İmanla ölen herkes er veya geç cennete girecektir. Yeter ki işlenen günahlar sonunda imanı da alıp götürmesin. Ama bu götürme ciddi bir tehlikedir! Genel kural böyledir.
Sırat, cehennemin üstünde kurulu bir köprüdür. Sırat’tan geçileceği bilgisi Kur'an, Sünnet ve icma ile sabittir. Sırat hesaptan sonra olacaktır. Mü'min hesaptan sonra cennet ehli olduğunu anlayacak ama ateşten kurtulup kurtulmayacağını Sırat’tan geçtikten sonra anlayacak. Herkesin onun üzerinden geçmesi farklı olacak. Bu farklılık da günahları ile alakalı olacak. Sırat’ın geçilmesi kurtuluşun tam garantisi olacaktır. Allah’tan başkasına ibadet eden kâfirler Sırat’a gelmeden cehennemin kapılarından ateşe alınacaklar.
Gidince göreceğiz.