İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam Kur’an’da geçen “Akletmez misiniz? Düşünmüyor musunuz?” gibi ayetlerden ne anlamalıyız? Örneklendirerek açıklar mısınız? Bir de ayetler farklı dönemlerde farklı anlamlara gelir mi?

Cevap

Kitabımız Kur'an, bütün zamanların kitabıdır. Bütün mü'minlerin ortak değeridir. O ilk gün ne idiyse bugün de odur. Akletmek, aklını kullanmak demektir. Buradaki aklı kullanmak, Kur'an’ı anlamak için kafa yormak demektir. Haşa, Kur'an’a karşı akıl yürütmek olduğu zaman bu bir sapıklıktır. Kur'an’ımızın akletmeyi emretmesi, istemesi Allah Teâlâ’nın aklı olan kullarına din emretmesinden kaynaklanmaktadır.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Aynı durum namazda da geçerlidir. Olmamasına çalışırız, en az olmasına gayret ederiz ama yılmayız, bırakmayız.

Hocam Kur'an okurken anlamını bilmediğimiz için aklımıza işle ilgili veya başka
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Evet, böyle bir fark vardır. İnsanın göğsündeki kalbi, Kur'an’ımızda zikredilirken pek çok konuda bizim akıl ve beyin ile ifade ettiğimiz şeyi kalp olarak ifade eder. Örnek olarak belirtecek olursak: Anlayış, akletme merkezi kalptir. Sorumluluk merkezi kalptir. İman etmek veya etmemek kalptedir. Hissetmek veya etmemek kalptedir. Zevk almak veya almamak da kalptedir. Burada bizim “acaba?” diye düşünmemize gerek yoktur. Tıp bize beyni gösteriyor ve kalbi sadece kan pompası gibi gösteriyor ama Kur'an’ımız ısrarla kalbe de beyin gibi bir fonksiyon yüklüyor. Elhamdülillah, imanımızda bir sorun yoktur. Kur'an indi ve inişi bitti ama tıp devam ediyor, inceliyor araştırıyor… Tıp da araştırması ve sonuçlarıyla bitmiş olsaydı belki bir çelişki ihtimalinden söz edebilirdik.

Hocam, biz insanların anlayış ve kabiliyetine akıl sözcüğü ile yorum yapıyoruz.
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur'an okunup anlaşılmak ve anlaşılanla amel etmek içindir. Bu anlama ve amel etmede ise ölçü Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin Ashabına çizdiği çizgi olmalıdır. Bu çizgi, hayatı anlamsız duruma getirecek veya dünya ahiret dengesini bozacak bir noktaya kayarsa aşırılık var demektir. Men edilen budur.

Hocam Taberânî'nin Mu’cemu’l-Kebîr ve İmam Ahmed’in Müsned’inde geçen bir hadist
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Biz iman ediyoruz. Bin seneden fazla bir zamandan beri gelen binlerce ilim adamının aklı çalışmaz kabul edilmesi mümkün müdür? Dinin hakikati asırlar sonrasında mı anlaşılacak? Biz kadere iman ediyoruz.

Selamünaleyküm saygıdeğer hocam. Kur’an’da kadere iman geçmediği için cibril had
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur'an'ımız sadece ilim kitabımız değildir. Ondan hem ilim öğreniyor hem de ibadet hazzımızı alıyoruz. Nasıl nefes alışımızdaki ayrıntıları bilip bilmememiz bizim açımızdan önemli olmuyorsa kitabımız Kur'an'ı okurken de anlasak da anlamasak da onu okuyoruz. O okuyuşumuzu Rabbimizin bizim için ecre dönüştürmesini temenni ediyoruz. Bizzat Kur'an'ın içindeki âyetlerde bu incelik gösterilmiştir. İslam'ı sadece konuşulan bir ideoloji gibi algılamak isteyen geri düşünceler için böyle olmayabilir bu. Biz ise ibadetle emrolunduk. Namaz gibi ibadetlerden biri de Kur'an okumaktır. Doyasıya okumak, ona boğulmak bir ibadettir. Onu anlamak ve amel etmek de başka bir ibadettir. İbadetlerden birini yapmak diğerini gereksiz hale getirmediği gibi birini yapamamak da diğerini yapma görevini düşürmez.

Kur'an-ı Kerim’i Arapça okumanın fazileti nedir? Anlamını bilmediğimiz için hiçb
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu kadar bir ayrıntıda evinizin bereket kaynağını huzursuz etmeyin. O okudukça size de rahmet iner biiznillah. O okurken aşırı bir laubalilik denecek iş yapmayın, çocuklar oynasın, siz ev işlerinizi yapın, sakıncası yoktur. Allah Teâlâ hepimizi Kur'an ehli olanlardan kılsın. Âmîn.

Hocam selamünaleyküm. Kur'an'ı Kerim okunduğu zaman dinlemek farz diye biliyorum

akıl konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aklımıza gelenlerden değil, aklımıza gelenlere takılıp yaşamaktan ötürü hesap veririz. Her insan için bu durum böyledir. Aklınızı dininizin emrine verin, o arada gelip gidenlerden biiznillah mesul olmazsınız.

Hocam hiç hesapta yokken internette gözüme takılan bazı şeyleri okuduktan sonra
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İnsanın ibadetle sorumlu olmasının birinci şartı akıl nimetidir. Aklı olmayan ibadetle yükümlü olmaz. Çocuğunuz, AKLI YOK kabul ediliyorsa tıp açısından onun ibadet sorumluluğu da yoktur. O açıdan üzerine gitmeyin. Biraz var, biraz yok gibi bir durum söz konusu ise kaldırabileceği kadarı ile temel din ve itikat konularını öğretmeye çalışın, yaptırabildiğiniz kadar da ibadet yaptırın ama onun bir hasta olduğunu hiç unutmayın. Allah Teâlâ size sabırlar ihsan etsin.

Çocuğuma on yıl önce OTİZM teşhisi kondu. Sabırla büyüttük ama şimdi çocuğum büy
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hafıza kaybı, hatırlamama durumu hakkında bilmemiz gereken önemli bir gerçek şudur: Bu bir insanî durumdur. Birden çok sebebe bağlı olarak oluşabilir. Genetik olabileceği gibi bir çarpma sonucu, psikiyatrik bir durum, yaşlılık ve alzaymır gibi nedenlerle de ortaya çıkabilir. Sebebi ne olursa olsun kişiye ait hüküm olarak şunu tespit edebiliriz: Unutma durumu “hiç hatırlamama” düzeyinde ise yani hafıza tamamen gitmiş durumda ise o kişiden ibadet sorumluluğu (teklif) kalkmıştır. Namaz kıldı veya kılmadı fark etmemektedir. Bir mesuliyeti de yoktur. Unutma/hatırlamama “hiç” düzeyinde değil de biraz hatırlıyorsa mesela eksik veya yanlış yaptığını sonradan hatırlıyorsa o kişiden sorumluluk kalkmaz. Hata ettiğini hatırladığında hatasını telafi etmek zorundadır. Bu durum namazda ise ve söz konusu olan namazın farzlarından birinde ise eksik yapması durumunda hatırlayınca onu telafi edecektir. Mesela namaza başlarken tekbir getirmediğini sonradan hatırlarsa o namazı yeniden kılacaktır. Çünkü tekbir namazın farzlarındandır. Bir öyle bir böyle durumu olan yani unuttuğunu bazen hatırlayıp bazen hatırlamayan ise hatırladığı zamanlarda eksiğini telafi eder, hatırlamaz ise bir şey yapması gerekmez. Namaz içindeki tertibi yani önce rükû sonra secde şeklindeki sıralamayı bozan için de durum böyledir.

Hafıza kaybı yaşayan birinin namazdaki unutmaları hakkında ne bilmemiz gerekiyor
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Deli olarak bilinen insan mükellef değildir. Bir insanın mükellef olması veya olmaması, ona Allah Teâlâ’nın hesap sorması veya sormaması anlamındadır. Deli mükellef değildir yani ona hesap sorulmayacaktır. Yasakları işlemesi veya emirleri yapmaması onun aleyhine bir durum değildir. Ahirette deliler için ne olacağına dair kati bir bilgimiz yoktur. Deli doğup öyle yaşayanın ebeveyni Müslüman ise onlarla beraber cennete gireceği, ebeveyni Müslüman değilse orada bir tür imtihan sonunda cennete gireceği şeklinde bir bilgi vardır. Baliğ olduktan sonra bir süre akıllı olarak yaşayıp sonradan deliren ise delirmeden önceki dönemin hesabına çekilecektir. Bir insanın hakkında deli olup olmadığı kararını ancak uzman doktor verebilir. Uzman doktora göre deli denen biri için bu kurallar geçerlidir.

Aklı olmayan bir deliye kıyamet günü hesap sorulacak mı?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah Teâlâ babanıza afiyet size sabır ihsan etsin. Tıp ehlinden öğrendiğimiz kadarı ile bu hastalığın (alzheimer) üç kademesi bulunmaktadır. Bu kademeleri şöyle sıralayabiliriz: Hafif olan; Aynı şeyi çokça tekrar etme, Daha önemsedikleri şeylere ilgi azalması, Bildikleri isimleri hatırlamada zorlanma, Gereğinden fazla bir şeyi arama, Şahsiyetlerinde değişiklik, Zor konuları kavramada tıkanma gibi belirtileri olur. Orta durumda olan; İyi bildiği bir yerde kaybolmaları, Son olayları hatırlamamaları, Giyim kuşanma dâhil iş yaparken yardıma ihtiyaç duymaları, Normalinden fazla tartışmaları, Olmamış olayları hayal etmeleri, Uyku problemi yaşamaları, Çok dolaşmak istemeleri, Toparlama zorluğu çekmeleri ile belirginleşirler. Son evrede olanlar; Sözcük kullanma ve anlamada, Aile bireylerini tanımada, Kendini kollamada, Tek başına harekette becerileri yoktur. Birinci evre olan hafif hastalar için sağlıklı insandaki gibi ibadet ve diğer sorumluluklar devam eder. Son evrede olanlar için ise ibadet ve sorumluluk tamamen kalkar. Artık o bir akıl engellisi durumunda olur. Orta derecede hasta olanlarda ise anlık kararlar verilir. İş/ibadet yapacağı andaki durumu aklı yerinde ise akıllı değilse aksi karar verilir. Başkalarına verdikleri zarar tazmin edilmelidir. Boşamasının kıymeti yoktur. Ekonomik/yasal değeri olan sözleşme yapması muteber olmaz. Sözlerinin bağlayıcılığı yoktur. İkinci ve üçüncü derecedeki hastalar için veli/vasi tayin edilmesi gerekir.

Babamız alzheimer hastası. İbadetleri konusunda nelere dikkat etmemiz gerekiyor,

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.