İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam Taberânî'nin Mu’cemu’l-Kebîr ve İmam Ahmed’in Müsned’inde geçen bir hadiste “Kur'an'ı okuyun, okumada aşırı gitmeyin ve ondan uzaklaşmayın. O'nu vesile kılarak yemeyin, … “ ifadeleri geçiyor. Okumada aşırıya gitmeyin kısmını nasıl anlamamız lazım?

Cevap

Kur'an okunup anlaşılmak ve anlaşılanla amel etmek içindir. Bu anlama ve amel etmede ise ölçü Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin Ashabına çizdiği çizgi olmalıdır. Bu çizgi, hayatı anlamsız duruma getirecek veya dünya ahiret dengesini bozacak bir noktaya kayarsa aşırılık var demektir. Men edilen budur.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Kur'an okumanın 'okuma' olması için dil ile tekrarlanması gerekir. Bu da dudak hareketini gerektirir. Dudak hareketi düzeyinde olmayan okumaya okuma diyemeyiz.

Selamünaleyküm hocam. Gece yatmadan önce mutlaka ayetel kürsi okurum. Sorum şu;
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kendinizi bütün Kur'an’ı anlamaya mecbur hissetmeyin. Mesela bir yılda sadece Fatiha suresini anlamış ve içinize sindirmiş olsanız bile siz, anlayanlar arasındasınızdır biiznillah. Meal üzerinden çok anlayamazsınız, anladığınızı zannedersiniz. Kimsenin cüzünü almaya da gerek yoktur. Siz okuyun. Ara sıra bir iki âyet ne diyor diye bakın. Böylece hazineyi olduğu gibi sahiplenmiş olursunuz. Siz biraz abartıyor gibi duruyorsunuz. Allah yardımcımız olsun, hepimizi Kur'an ile yaşatsın ve onunla öldürsün. Âmîn.

Kuran okurken anlamının üzerinde durarak ve düşünerek okuduğum zaman gün içerisi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur'an'ımız sadece ilim kitabımız değildir. Ondan hem ilim öğreniyor hem de ibadet hazzımızı alıyoruz. Nasıl nefes alışımızdaki ayrıntıları bilip bilmememiz bizim açımızdan önemli olmuyorsa kitabımız Kur'an'ı okurken de anlasak da anlamasak da onu okuyoruz. O okuyuşumuzu Rabbimizin bizim için ecre dönüştürmesini temenni ediyoruz. Bizzat Kur'an'ın içindeki âyetlerde bu incelik gösterilmiştir. İslam'ı sadece konuşulan bir ideoloji gibi algılamak isteyen geri düşünceler için böyle olmayabilir bu. Biz ise ibadetle emrolunduk. Namaz gibi ibadetlerden biri de Kur'an okumaktır. Doyasıya okumak, ona boğulmak bir ibadettir. Onu anlamak ve amel etmek de başka bir ibadettir. İbadetlerden birini yapmak diğerini gereksiz hale getirmediği gibi birini yapamamak da diğerini yapma görevini düşürmez.

Kur'an-ı Kerim’i Arapça okumanın fazileti nedir? Anlamını bilmediğimiz için hiçb
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Şöyle düşünün: Herkes yaşamanın, sağlığın önemini biliyor. Ne öldürür, ne öldürmez anlıyor. Gıdanın önemini hissediyor. Neden doktora ihtiyaç var, neden herkes yemek pişiremiyor. Hayat apaçık ortada değil mi? Kur'an'ımız bir tılsım kitabı değildir. Herkesin anlayabileceği bir Arapça dili ile inmiştir. Onu herkes bilebilir, okuyabilir. Bu bakımdan bir tılsımlı yanı yoktur. Ayrıntılarına gelince en başta Peygamber aleyhisselamın beyanına daha sonra da Kur'an'ımızı iyi anlayan âlimlerin izahına ihtiyaç vardır. Yoksa Kur'an'ımızda bir kapalılık yoktur. Tıpkı sağlık ve gıda örneğinde olduğu gibi.

Selamünaleyküm hocam. ‘Biz Kur’an’ı sana her şeyin apaçık bir beyanı olarak indi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kitabımız Kur'an, bütün zamanların kitabıdır. Bütün mü'minlerin ortak değeridir. O ilk gün ne idiyse bugün de odur. Akletmek, aklını kullanmak demektir. Buradaki aklı kullanmak, Kur'an’ı anlamak için kafa yormak demektir. Haşa, Kur'an’a karşı akıl yürütmek olduğu zaman bu bir sapıklıktır. Kur'an’ımızın akletmeyi emretmesi, istemesi Allah Teâlâ’nın aklı olan kullarına din emretmesinden kaynaklanmaktadır.

Hocam Kur’an’da geçen “Akletmez misiniz? Düşünmüyor musunuz?” gibi ayetlerden ne
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Şöyle bir ölçüyü kullanabilirsiniz: Bir eserin yazılış tarihi size yakın oldukça riski de artmaktadır. Ama bu, ne eski olan her şeyin hatasız olduğunu ne de yeni olan her şeyde muhakkak hata olduğunu göstermez. Bizim okuduğumuz eserlerde şu ölçülere uyulmuş olmalıdır: - Aşırılık taşımamalıdır. İnsanları daha çok küfre sokmak için değil, kurtuluşlarına yardım etmek için yazılmış olmalıdır. - Kur'an ve Sünnet ağırlıklı konular işlemelidir. Hoca, şeyh, âlim gibilerin görüşleri ağırlıklı olmamalıdır. - Konusu bizim anlayacağımız düzeyde olmalıdır. Ulema için yazılmış kitaplar, bizim için kaş yaparken göz çıkarabilir. - Ümmetin tamamını kuşatan konular ihtiva etmelidir. Yöresel ve bir kesimi ilgilendiren konular ağırlıklı olmamalıdır. - Ahireti hatırlatmalı, ibadete, zikre, tefekküre, cihada teşvik etmelidir. Allah'tan okumayı, okuduğumuzla amel etmeyi bize nasip etmesini dileriz.

Hocam günümüzde şirk ve münafıklık çok fazla yayıldı. Doğru bilgi almak için han

ashab konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Böyle bir sünnet, uygulama, vazife yoktu olamazdı da. Bu anlamı çağrıştıracak anlık durumlar ise olmuştur. Bu örnekler üzerinde de bir ibadet yoktur. Sahabiler ise sevgi ve bağlılıklarının doğal sonucu olan refleksler göstermişler, yaptıkları da onları Allah'a ve peygamberine yaklaştırmıştır. Bize ise aynı şeylerin yapılması emredilmemiştir. Biz onların yaptıklarını Peygamber aleyhisselama bağlılığın güzel bir örneği olarak görüp anlamalıyız.

Hocam sahabe Peygamberin tükürdüğünü üzerine mi sürerdi? Bu doğruysa hikmeti ned
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu konuda dua etmenizde bir sakınca yoktur. Yeter ki "benden başka kim olacaktı zaten" gibi kibirli düşüncelere kapılmayın. Ve yeter ki bu konuya kendinizi kaptırmayın. Çünkü yüz yıllar sonra da gelebilirler. Bu konudaki dualarınız günlük yaşantınızda gündeminizi çok yoğun meşgul etmesin. İşlerinizi, yakınlarınızı, sorumluluklarınızı aksatmanıza sebep olmasın. Allah'a emanet olun.

Hocam ben Sahabe efendilerimize çok gıpta ediyorum. Peygamber aleyhisselama bu k
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ashab-ı Kiramın bugünkü gibi bir tesbih kullandıklarına dair bilgimiz yoktur ama aynı içeriği oluşturacak şeyleri tesbihi saymak için kullandılar. Bu nedenle tesbih kullanmak bidattir sözü isabetli değildir.

Tesbih çekerken elimizde kullandığımız boncuklardan yapılmış tesbihe bidat diyor
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem teravih kılmıştır, ashabı da ona uyarak kılmışlardır. Yalnız bu namaz farz namazlar gibi camide cemaatle kılınması zorunlu bir namaz değildir. Bu nedenle de Peygamber aleyhisselam efendimiz camide cemaatle kılmayı artırmamıştır. Ondan sonraki halife Ebu Bekir radıyallahu anh dönemindeki yoğun savaş şartlarından dolayı bu tür meselelere el atılmamıştı. İkinci halife Ömer radıyallahu anh zamanındaki uygulamalardan biri de teravih namazının camide cemaatle kılınmasının sağlanması olmuştur ama yine de mecburiyet getirilmemiştir. Adına Şii denen kimseler sahabeye, genelde Ömer radıyallahu anha da özellikle kin besledikleri için olsa gerek sadece bu kinlerinden dolayı teravih ibadetini yok kabul etmişlerdir. Allah Teâlâ hidayetimizi daim ve sabit kılsın. Aklımızı muhafaza buyursun.

Benim Şii olduklarını söyleyen komşularım var. Ramazan ayında teravih kılmıyorla
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Değerli kardeşim, bu belirttiğiniz özelliğe ÎSAR denir. Îsar, insanın başkasını kendisine tercih etmesidir, ben yemeyeyim o yesin gibi düşünmektir. Bu da Allah’ın en çok razı olduğu amellerden biridir. Allah onlardan razı olsun ashabın ensarı bu işi, Kur'an’ımızın beğenisi ile en üstün derecede yaptılar. Bu bir mü'min karakteridir. Yalnız şu bilinmelidir: Îsar/mü'min kardeşini kendine tercih etme işi ibadetlerde olmaz. Bu, dünyevi ihtiyaçlar, lezzetlerde olur. Şöyle örneklendirebiliriz: Mü'min bir insan, tek kişinin yiyebileceği kadar az olan bir yemeği “kardeşim doysun” diyerek diğer mü'min kardeşine verirse bu bir îsar/başkasını kendine tercih etme işidir, Allah’ın en çok razı olduğu nafile amellerden biridir. Aynı kişi mesela camide ön safta daha çok sevap kazanılıyor diye mü'min kardeşine oturduğu ön saftaki yeri vermesi böyle bir fazilet değildir. Ön safta sevap kazanmak bir manada kulun Allah ile olan ibadet bağlantısıdır. O bağlantıya bir başkası tercih edilemez. Zira bu durumda verirken kişi, kendisinden bir şey vermiş olmuyor, verdiği Allah’ın kulu üzerindeki ibadet hakkıdır. Allah’ın hakkından vererek fazilet işlenmiş olmaz. Bu çizgide diyebiliriz ki, ibadetlerde “kardeşim yapsın” mantığı olmaz. Aksine ibadetlerde yarış ve öne geçme vardır. Bunun en güzel örneği Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin camide ön safta namaz kılma hâlini izah eden hadisidir. “Ön saftaki kazancı bilse idiniz orada namaz kılabilmek için kura çekmek zorunda kalırdınız…”

Biz mü'min kardeşimize iyilik yapmak konusunda Ashab-ı Kiram’ı örnek alıyoruz. O
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

HAVARİ yardım eden demektir. İsa aleyhisselamın iman edip ona yardım eden ashabına verilen bir isimdir. Peygamberlerine yardım edip onun yanında kalarak üstün meziyetlere sahip oldular. Onlar için bizim peygamberimizin sahabilerine benziyor denebileceği gibi sahabiler için de havariler denebilir. Yalnız ahsab her durumda onlardan daha faziletlidir.

Havariler kimlerdir? Onların da bizim peygamberimizin sahabileri gibi İsa peygam

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.