Fetva Meclisi
Soru
Hocam deprem gibi olayların tahmininin yapılması caiz mi merak ediyorum. Yani mesela bir hava durumu gibi önceden anlaşılabilir mi yoksa uydurma bir şey midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Deprem, Allah’ın mülkünde Allah’ın kanunlarına göre ortaya çıkan ve bilimsel olarak izlenebilen bir gerçektir. Şu andaki bilimin onca derin bilimsel noktalar tespit edebiliyor olmasına rağmen zaman ve mekân olarak deprem hakkında bir tespiti ne yazık ki yoktur, olamamaktadır. Dini ve şahsi kimliği ne olursa olsun hiç kimsenin gayba ait bir konuda tahminde bulunup o tahmine bizi inandırması mümkün değildir. Maneviyat adamlarının vazifesi geleceğe dair tahminlerde bulunmak değil insanları geleceğe hazır hale getirmektir. Burada sözünü ettiğiniz tahminlerin hiçbir bilimsel ve dini değeri yoktur. Bir Müslüman olarak zihninizi bu bilgilerle meşgul etmeniz yanlış olur. İşinizle ve ibadetinizle meşgul olun. Bu konuda ne hocalardan ne de gazetecilerden bir şey öğrenmeniz gerekmez. Doktorlardan da öğrenmemiz gerekmez. Bu konuda uzman kim ise onu dinlemeliyiz. Onun uyarılarına kulak asmalıyız. Doğru olan böyledir.
Bunun bir sersemlik anında olmuş kaza olmasını umarız, böylesi ile de inşaallah ahiretine zarar gelmez.
Deprem bir tabii afetin adıdır. Depremi şu veya bu sebebe bağlamak yeterli olmaz. Evet, zina başta olmak üzere günahlar afetlere davetiyedir ama tek başına sebep olarak günahları görmek yerinde olmaz. Maddi ve manevi daha geniş bir açıdan bakılmalıdır depremlere.
Hiçbir işi olmayan, hiçbir beklentisi olmayan, hiçbir dini alt yapısı olmayan birileri için bilgi niteliğinde olabilir. Gerisi için sormaya bile değmez.
Bu konuda dinen etkili olabilecek bir bilgimiz yoktur, olması da gerekmez. Tamamen tabii kurallar çerçevesinde bir konu olarak ele alınmalıdır. Daha ötesi olsa olsa bir takıntı olabilir.
Selamünaleyküm. Yağmurun yağdığını haber verme anlamında öyle bir cümlede terslik yoktur.
bilim konusundaki diğer fetvalar
Sadece kelimelere takılıp kalırsak bir fark var gibi görülebilir. Zaman ilerleyip insanoğlu beyin ve kalp bağlantısını biraz daha geniş öğrenirse bilgimiz de daha isabetli olacaktır.
Hayvanlara eziyet etmenin haram olduğu konusunda söze gerek yoktur. Ancak dinimiz maslahat ve menfaat (daha yararlı olanı bulma ve kullanma) kollama üzerine kuruludur. Bu dünya, insanın yararına olacak şeylerle doldurulmuştur. Hayvanlar evrenimizin bir parçasıdırlar ama neticede evrende insanın menfaati için vardırlar. Yeni bir ilacın keşfi muhakkak deney yapmayı gerektirecektir. Bu deneyde insanın kullanılması ile hayvanın kullanılması arasında tartışılamayacak kadar fark vardır. Elbette tercih insanı korumadan yana olacaktır. İnsanın ayakta kalması Allah’ın bu kâinat düzenindeki maksadının gerçekleşmesi için şarttır. Bilimsel araştırmalar için ikici bir alternatif bulunana kadar bu tür çalışmalar zorunluluktan ötürü caiz görülecektir.
İnsana katkı getiren bütün ilimler/bilimler değerlidir. Biri diğerinden daha değerli olabilir ama tamamı değerlidir. Özellikle kimya bir bilim olarak bugün insanlığın en çok yararlandığı nimetleri beraberinde getirmiştir. Beraberinde getirdiği insana zarar veren sonuçlar da bulunsa esası insanın lehine olan bir bilimdir. Bir başka açıdan bakıldığında ise kimya biliminin ibadetlerimizle de ciddi bağlantısı görülecektir. Su, suyun temizlenmesi, kullanılabilirliğinin sağlanması, necasetin niteliği, arındırılması, dönüştürülmesi gibi çok önemli fıkıh konuları bu bilimin katkısı ile öğrenilebilmektedir. İlaç üretimi, gıdalardaki maddeler de dolaylı yollarla da olsa bu bilimin katkısı yararlanılan nesnelerdir. Size tavsiyemiz şudur: Samimi bir niyetle bu yola girin. Allah’ın rızasını kazanmak, insanlığa katkıda bulunmak gibi ulvi gayelerle çalışın. “İyi” değil “en iyi” olmaya bakın. Allah yardımcınız olsun.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin mirası olarak gösterilen ve övülen ilim Kur'an ve ona bağlı olarak gelişen ilimlerdir. Ancak insana faydalı olan ilimlerin sevabı yoktur şeklinde değerlendirilmesi yanlış olur. Helal ve insana faydalı işler için öğrenilen kullanılan ilimler için de sevaptan söz edilir elbette. Özellikle de tıp gibi direkt insanın zaruretini hizmet eden ilimler için muhakkak sevap vardır.
Sizin bunu sorduğunuz tarih itibariyle yaygın bir pratiği yoktur; yapılacak edilecek türünden bilgiler ulaşıyor bize. İkinci olarak da bu uygulamanın ne için yapıldığı, gerçekten insan sağlığı mı öne çıkarılıyor yoksa başka amaçlar mı var, bu da netleşmiş değildir. Üçüncü olarak da böyle bir uygulamanın insan sağlığına uzun vadede bile olsa olumsuz bir etki yapacak mıdır, elimizde yeterli ve kesin bir araştırma sonucu yoktur. Bir nevi bilimsel çalışma deneyi gibi durmaktadır. Dolayısıyla böyle bir soruya verilebilecek net cevap olmaz. Sağlık açısından bir risk söz konusu değilse ve ikinci ve üçüncü sorulardaki endişe izale edilebilirse bir nevi kola saat takmak gibi kabul edebiliriz.
Nörolojide kullanılan ilaçlar saatine dikkat edilmesi gereken ilaçlardır. Sabah ve akşam on iki saatte bir kullandığınız ilaç bugünlerde oruçla beraber on beş saate çıkmış olacaktır. O ilaçlar açısından bu sürenin sizi etkileyip etkilemeyeceğini muhakkak doktorunuza sorun. Onun cevabına göre oruç tutun. Sağlıkla alakalı konularda ciddi ve bilime uygun olmalıyız. Geçmiş olsun. Allah Teâlâ size afiyetler versin.