Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben nörolojik hastayım, sabah ve akşam ilaç kullanıyorum. Kendimi gayet iyi hissediyorum. Bu ramazan ayında oruç tutmak istiyorum. Tutsam yanlış mı yapmış olurum?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Oruç tutmayın, tutamadığınız günleri kaydedin. Sonunda biiznillah hastalığınız iyileşince tutamadığınız gün kadar kaza edersiniz. Allah size afiyetler versin.
Allah şifalar versin. Doğru olanı yapıyorsunuz. Bu şekilde oruç tutabilir kendinizi iyi hissetmediğinizde bozabilirsiniz. Daha sonra o günü kaza edersiniz.
Sabahları ifadesi ortalama bir ifadedir. Sabah yedide diye doktor sınır getirirse mesela, öyle bir durumda özür sahibi olursunuz ve orucunuzun fidyesini verirsiniz yani oruç tutmanız gerekmez. Genelde ise durum böyle değildir. Sabahları ifadesi imsak vaktine yakın bir ifade olduğu için imsaktan hemen önce içilen ilaç da biiznillah onun yerini tutar. Geniş düşünmeye bakınız. Geçmiş olsun.
Selamünaleyküm. Doktorunuzla görüşün. İmsak ve iftar saatine göre ilacınızı almanız uygun görülmezse oruç tutmayın. Tutmadığınız günleri bir kenara not edin. İnşaallah iyileşince kaza edersiniz. Bu sizi hiçbir şekilde günaha sokmaz, merak etmeyin. Yalnız Ramazan günü, orucunuzu aleni yemeyin. İnsanlar sizi oruç yiyor bilseler de siz oruç tutmadaki saygı hassasiyetinizi sürdürün.
Geçmiş olsun. Bu bir tıp meselesidir. Bizim tıbben olan bölümüne yönelik söyleyebileceğimiz bir şey yoktur. Bildiğimiz kadarı ile açlık bu hastalığı tetikleyen unsurlardandır diye kati bir veri yoktur. Sizin psikolojiniz açısından durumu değerlendirin. Doktorunuz kesin bir çizgi çizmiyorsa oruçlu olmanızın daha doğru olacağı kanaatindeyiz.
Oruçlu olduğunuzu unutup içti iseniz mesele yok, kaza da yok. Oruçlu olduğunuzu bilerek ilaç zorunluluğu diye içti iseniz bir gün kaza edersiniz. Allah kabul etsin.
bilim konusundaki diğer fetvalar
İnsana katkı getiren bütün ilimler/bilimler değerlidir. Biri diğerinden daha değerli olabilir ama tamamı değerlidir. Özellikle kimya bir bilim olarak bugün insanlığın en çok yararlandığı nimetleri beraberinde getirmiştir. Beraberinde getirdiği insana zarar veren sonuçlar da bulunsa esası insanın lehine olan bir bilimdir. Bir başka açıdan bakıldığında ise kimya biliminin ibadetlerimizle de ciddi bağlantısı görülecektir. Su, suyun temizlenmesi, kullanılabilirliğinin sağlanması, necasetin niteliği, arındırılması, dönüştürülmesi gibi çok önemli fıkıh konuları bu bilimin katkısı ile öğrenilebilmektedir. İlaç üretimi, gıdalardaki maddeler de dolaylı yollarla da olsa bu bilimin katkısı yararlanılan nesnelerdir. Size tavsiyemiz şudur: Samimi bir niyetle bu yola girin. Allah’ın rızasını kazanmak, insanlığa katkıda bulunmak gibi ulvi gayelerle çalışın. “İyi” değil “en iyi” olmaya bakın. Allah yardımcınız olsun.
Hayvanlara eziyet etmenin haram olduğu konusunda söze gerek yoktur. Ancak dinimiz maslahat ve menfaat (daha yararlı olanı bulma ve kullanma) kollama üzerine kuruludur. Bu dünya, insanın yararına olacak şeylerle doldurulmuştur. Hayvanlar evrenimizin bir parçasıdırlar ama neticede evrende insanın menfaati için vardırlar. Yeni bir ilacın keşfi muhakkak deney yapmayı gerektirecektir. Bu deneyde insanın kullanılması ile hayvanın kullanılması arasında tartışılamayacak kadar fark vardır. Elbette tercih insanı korumadan yana olacaktır. İnsanın ayakta kalması Allah’ın bu kâinat düzenindeki maksadının gerçekleşmesi için şarttır. Bilimsel araştırmalar için ikici bir alternatif bulunana kadar bu tür çalışmalar zorunluluktan ötürü caiz görülecektir.
Sadece kelimelere takılıp kalırsak bir fark var gibi görülebilir. Zaman ilerleyip insanoğlu beyin ve kalp bağlantısını biraz daha geniş öğrenirse bilgimiz de daha isabetli olacaktır.
Hava tahmini veya deprem tahmini üzerinde yapılan bilimsel çalışmalar ve o çalışmalara dayalı bilgilendirmeler neticede BİLİMSEL BİR TAHMİN olarak kalmaktadır. Yönlendirici nitelikli bir karar değildir. İlahi düzene bir itiraz değildir. Bu niteliği ile de yapılan çalışmanın dinen sakıncası olduğu söylenemez. Tahmin isabetli olursa bunu Allah'ın bir nimeti olarak görürüz. İsabetsiz olursa da zaten bir iddiamız yoktu deriz.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin mirası olarak gösterilen ve övülen ilim Kur'an ve ona bağlı olarak gelişen ilimlerdir. Ancak insana faydalı olan ilimlerin sevabı yoktur şeklinde değerlendirilmesi yanlış olur. Helal ve insana faydalı işler için öğrenilen kullanılan ilimler için de sevaptan söz edilir elbette. Özellikle de tıp gibi direkt insanın zaruretini hizmet eden ilimler için muhakkak sevap vardır.
Sizin bunu sorduğunuz tarih itibariyle yaygın bir pratiği yoktur; yapılacak edilecek türünden bilgiler ulaşıyor bize. İkinci olarak da bu uygulamanın ne için yapıldığı, gerçekten insan sağlığı mı öne çıkarılıyor yoksa başka amaçlar mı var, bu da netleşmiş değildir. Üçüncü olarak da böyle bir uygulamanın insan sağlığına uzun vadede bile olsa olumsuz bir etki yapacak mıdır, elimizde yeterli ve kesin bir araştırma sonucu yoktur. Bir nevi bilimsel çalışma deneyi gibi durmaktadır. Dolayısıyla böyle bir soruya verilebilecek net cevap olmaz. Sağlık açısından bir risk söz konusu değilse ve ikinci ve üçüncü sorulardaki endişe izale edilebilirse bir nevi kola saat takmak gibi kabul edebiliriz.