Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm. Hocam, kelam ilmi hakkında birkaç sorum olacak izninizle, bir; kelam ilminde yüksek lisans yapmak istiyorum, Kur'an ve sünnete göre bu alanda ilerlemem uygun mudur? İki; âlim kelimesi sadece Kur'an ve hadisleri bilene mi denir yoksa kelam, tasavvuf alanlarında da âlim olunabilir mi? Üç; ben her şeyi Allah'tan isteyen bir kulum ve buna da Yusuf suresinin 86. ayetini delil olarak gösteriyorum, bu yaptığım doğru mudur? İnsanlardan dua bile isteyemiyorum.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Kelam ilmi, tebliğ için ne kadar gerekli ve yararlıdır bilemiyorum. Felsefe türü bilgiler tebliği ile oyalanmaktır. Kelama gelinceye kadar önce fıkıh öğrenin. Onu hazmedince tefsir, hadis öğrenin. Kelamı ehline, o işle iştigal edeceklere bırakın.
Selamünaleyküm. Her şeyden önce âlim olmak istediğinize melekleri inandırmanız gerekir. Bu da şu demektir: İstediğiniz şeyle yaşantınız benzeşmelidir. Âlim olacak birinin ilk dikkat edeceği şey zaman hassasiyetidir. Zamanı çok dikkatli kullanacaksınız; dakikaları ölçerek kullanın. Âlim için ehil bir çevreniz olsun. İlim konusunda mesafe almış birinin istişare halkasına girin, o sizi yönlendirsin. Ve çok dua edin.
Aleykümselam. Herkesin âlim olmasını beklemek cahillikten başka bir şey değildir. Herkes, yaratıldığı alanı doldurmalıdır. Fıkıh için yaratılan da fıkhın hakkını versin. Fizik için yaratılan da fiziğin içini doldursun. Şu kadar ki bir ilim, diğerinin alternatifi görülmemelidir. Bizim açımızdan ilimler olmaz sadece ilim olur. Fıkıh ve fizik bizim ilmimizdir. Matematik ile tefsir birbirinin yabancıları veya rakipleri değildir. Böyle bir kavga zaten yoktur. Bunu varmış gibi gösterenler bu ümmetin düşmanları ya da bu ümmetin âlimi olmayı hak etmeden âlim gibi görünenlerdir.
“Hoca” sözcüğünün ifade ettiği anlam daha çok “din görevlisi” ifadesi ile örtüşmektedir. Siz özellikle hoca sözcüğünün değil “âlim” sözcüğünün ifade ettiği anlam üzerinde değerlendirme yapmalısınız. Önce bunu düzeltelim. Daha sonra da şunu bilmekte yarar olacaktır: Âlimler Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin varisleridir yani onun dinini ve davasını kıyamete kadar taşıyacak emanetçileridirler. Âlimlere bu gözle bakmak ve bu saygınlıkla değerlendirmek gerekir. Âlim bir insandır. Asla melek değildir. İnsanlıkla alakalı sınırlar ve sorunlar onun için de geçerlidir. Elbette beynini dolduran ilim ve işgal ettiği makam onu farklı kılacaktır ama asla insan olmanın ötesine götürmeyecektir. Âlimler arasında bir derece ve birikim farkı olması tabiidir. Zira onlar insandır neticede. Hepsinin aynı düzeyde olması beklenemez. Peygamberler arasında bile bir derece farklılığı vardır. Âlimlerin hangisinin değerinin ne olduğu gibi bir ölçme asla yapılamaz. Bunu sadece Allah Teâlâ bilebilir. Âlimin ilmi beşeri ölçülerle ölçülebilir ama fazileti ölçülemez. Âlimin/âlimlerin ilmî birikimleri, ümmete katkısı ise ölçülebilir ama bu ölçme sıradan Müslümanların işi değildir. Bir âlimi değerlendirebilmek için en az o âlim kadar olmak hatta ondan da biraz yukarıda olmak gerekir. Oyuncuları değerlendirir gibi âlimleri değerlendirmeye kalkışmak tam anlamı ile bir cahillik örneğidir. Çok kitap yazmış olmak, sosyal medyada çok mesaj yayınlamış olmak, çok konuşma yapmış olmak gibi belirtiler üzerinden Peygamber aleyhisselamın varisleri arasında değerlendirme yapmak bu ümmetin değerleri ile oynamak sonucuna götürecektir. Bu bir kayma ve kaymayı meşrulaştırma sonucuna sürükleyebilir maazallah. Gayesi Allah’ın rızasını kazanıp cennete girmek olan bir mü'min böyle bir uğraşıyı kendisine uygun bulmamalıdır.
Aleykümselam. Bir olgunlaşma süreci yaşıyorsunuz. Kendinizi yetiştirmeye daha fazla önem vermelisiniz. Bir tür vesvesedir yaptığınız sizin. İyi ders çalışın. Haramlardan korunun. İbadetleri aksatmayın. Erkek/kadın ilişkilerinde dikkat edin. Örnek gördüğünüz alimleri izleyin, çalışmalarını takip edin. İstişarelerde bulunun. Nasihat dinleyin. Anne babanızın duasını önemseyin. Fasit bir arkadaş çevreniz olmasın. Ve sabredin. Hepsi bu kadar.
Aleykümselam. Bir kere sizin sorununuzun psikolojik boyutta olup olmadığını bir doktorla tekit edin. Varsa öyle bir sorun onu tedavi yöntemiyle giderin. Öyle bir boyut yoksa o zaman, vaktiniz ve kabiliyetinizle meşguliyetiniz arasında bir denge farkı vardır. O farkı giderin. Kendinize ilave meşgaleler üretin. İlgi alanlarınızı farklı alanlara kaydırın. Sık sık danışacağınız bir büyük belirleyin. İbadetlerinizi ihmal etmeyin. Muhakkak günlük Kur'an okumalarınız bulunsun. Çokça dua edin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Eğer hamileliğinizde bir sorun yoksa yani kesin hamile iseniz gördüğünüz kanı özür kanı kabul etmenizi tavsiye ederiz. Özür kanı olması demek, her namaz vakti abdest alıp namazınızı kılmanız demektir. Namazları bırakmayın sakın. Oturduğunuz yerde hareket etmeden de hasta gibi kılabilirsiniz namazınızı. Sadece farzları kılsanız da olur. Kılamadıklarınızı da kaza etmelisiniz daha sonra. (Şöyle bir ayrıntıyı da bilmenizde yarar vardır: Bu konuda bazı âlimler gördüğünüz kanın aybaşı kanı olabileceğini de söylemişlerdir. Biz sizin durumunuzu gördüğünüzün aybaşı kanı olarak kabul edilmeyeceği bilakis özürlü durum sayılacağı görüşüne göre size nakil yaptık.) Geçmiş olsun.
Selamünaleyküm. Namaz dinimizin direğidir, namazdan elbette taviz veremeyiz. Kendimiz, eşlerimiz, çocuklarımız açısından bakışımız böyle olmalıdır. Eşinizi namaza davette ısrardan vazgeçmeyin. Önce namazı oluşturacak alt yapıdan başlayın. Mesela bir iki ay evden çıkarken abdest alıp çıkmasını rica edin. Bir zaman sonra yatarken de abdest almasını rica edin. Başka bir zaman da çocuklardan birini bir camiye götürmesini rica edin. Bu tür uygulamalar bin zaman sonra namaza da ısınmasını sağlayacaktır. Yalnız sakın kendinizi savcı yerine koyarak konuşmayın, işi uzatırsınız. Sabredin, yılmayın. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Din olarak veya insan olarak kimsenin hakkına tecavüz etmeyen biri olmanız gerekir. Yarın boşayacağınız bir kadınla evlenmeniz hiç anlamlı değil; hemen delikanlıca 'yok' deyin.
Aleykümselam. Kârı sabit bir ortaklık kâr ortaklığı değil faizli işlemdir. Şöyle yapmalısınız: Yüz bin lira ile size ortak olsun. Onun yüz bin lirasını sizin sermayeniz veya iş gücünüzün bir oranına tekabul ettirin. Yani onun parası sizin gücünüzün mesela yüzde üçü olsun. Bir ay sonra kâr ederseniz kârın yüzde üçünü ona verin. Zarar ederseniz de yüzde üç o da zarar etmiş olsun. Tam helal olarak böyle yapabilirsiniz. Onu davet edin yeniden akit yapın aranızda.
Aleykümselam. Mü’min olmayan veya alenen haramlar işleyen ya da size açık zulümler yapan bir eşiniz varsa ayrılmanın yollarına girebilirsiniz. Bunun dışındaki bir durum için ise sabretmelisiniz. Aceleci kararlar ileride sizi üzer. Sabırlı olmaya çalışın, her şeye rağmen eşinizle aranızdaki mesafe derinleşmesin. Tatlı diliniz, güzel davranışlarınız, alttan almanız size Darulerkam'ı getirecektir inşaallah.
Aleykümselam. Öncelikle geçmiş olsun, Allah Teâlâ beterinden muhafaza buyursun deriz size. Bu sistemdeki hiçbir ceza o kişiyi temizleyebilecek bir ceza değildir. Siz elinizden gelen o olduğu için onu mahkemeye havale edin. Yoksa suçunun cezasını çekeceği bir yer olarak görmeyin o işlemleri. Sizinle asıl mahkemede buluşacak bir gün. İnşaallah o zamana kadar nasuh bir tevbe ile tevbe eder ve kurtulur. Yalnız şunu da biliniz: Erkek görevlinin bulunduğu bir etüt merkezine kızınızı gönderdi iseniz bu işte sizin de vebaliniz vardır. On yaşında bir kızı erkek öğretmenin önüne koymanızda mecburiyet yoktu. Allah'a emanet olunuz.