Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm değerli hocam. Sizin sohbetlerinizden istifade etmeye başladıktan sonra hayatımızın bereketlendiğini ve huzur ile dolmaya başladığını hissetmeye başladık. Çalışma meselesinde öneride bulundunuz ama daha önce de arz ettiğim anne baba ile aynı binada altlı üstlü oturma noktasında da aydınlatırsanız çok memnun olurum. Allah çalışmalarınızda muvaffakiyetler ihsan etsin. Hayırlı günler.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Hayat bir mücadele içinde geçer. Hemen hemen her insanın inişleri çıkışları olur. Eşinizin de böyle bir süreci yaşadığını düşünün. Size tavsiyemiz, onunla ikili kısır tartışmalara girmemenizdir. Aksi takdirde onu daha fazla batırırsınız. Ona karşı kadınlığınızı bir sanata dönüştürmeye çalışın. Onu sevdiği renkleri giyinmeye varıncaya kadar her şeye onun penceresinden özen gösterin. Biiznillah sizin umduğunuzdan daha iyi olur. Duayı da ihmal etmeyin. Yılmayın, yıkılmayın; sabırlı olun.
Selamünaleyküm. Sizin bekar olmanız veya onun bekar olması durumunda evlenebileceğiniz derecede olan bir kadınla aynı evde, onun ev kıyafetleri içinde iken beraber olmanız doğru değildir. Evet, sizin veya onun şu anda zihin olarak bir sıkıntısı yoktur belki. Hatta birbirinizi kardeş gibi görüyorsunuzdur ama vakti gelince de evlenen evleniyor. Bu nedenle böyle karma bir ortam İslamî değildir. Niyetlerin, samimiyetlerin iyi olması hükmü değiştirmez. Şeriat'ımız, fertlerin özel durumlarına göre değil yaratılışımızın gerektirdiği genel yapımıza göre hüküm verir. Sizin evinizin mesela bayram ortamındaki tatlı manzaranın yıllarca devam etmesi, dedenizin o zevki yaşaması da iyi bir şeydir. Dolayısıyla sizin bir orta yol bulmanız gerekir. a- Kadınlar ve erkekler, evli olsun bekar olsun mümkünse ayrı salonlarda otursunlar. Yemekler ayrı yensin. Tuvalet, banyo ihtiyaçları müstakil bölümlerde giderilsin. b- Bu ölçüyü kurmak fiziki mekân olarak mümkün değilse, bayanlar bedenlerinin rahatlıkla incelenemiyeceği bir kıyafetle evde dolaşsınlar. Bu kıyafet, bir çeşit sokak kıyafeti olsun. Ama dikkat edildiğinde bir erkeğin zevk alacağı incelik ve dikkat çekicilikte olmasın. c- Böyle bir ortamı oluşturamıyorsanız, belki de bunu isteyen ayıplanıyorsa o takdirde Allah'tan korkan biri orada zorunluluk kadar bulunacak, tatilini başka bir yerde geçirecek. Hoş bir ortamda üç gün duracağız diye Rabbimizin gazabına muhatap olamayız.
Selamünaleyküm. Asla anneni aşmamalısın. Evlenme hususunda araştırmaya devam etmelisin. Ve sabretmelisin.
Selamünaleyküm. Evliliği sakın bir şirkete benzetmeyesin, evlilik dünya hayatının en çetrefilli işlerindendir. Hesapla, kitapla evlilik olmaz. Evlilik sabırla ve idareyle olur. O kadar sevdiğin eşini idare etmesini de bileceksin. Madem eşini seviyorsun biraz taviz ver ama bu taviz on beş gün başını alıp gitmesi olarak gerçekleşmesin. Esasen erkek ne kadar izin veriyorsa o kadar kalmalı kadın. Aynı il sınırları içinde iki veya üç gün normaldir. Fakat eşinin ayrı bir ev istemesi Allah'ın ona verdiği bir haktır, bunu da sen kısma. Bir de şunu bil ki, kırk kere evlensen önüne çıkacak sonuç üç aşağı beş yukarı böyledir, bilesin. Biraz idare et, biraz diş göster, biraz sabret, biraz görme, biraz duyma... İşte mutluluk!
Aleykümselam. İnna lillahi ve inna ileyhi raciûn. Kesinlikle, yüzde yüz bilmiyorsanız böyle bir iftiraya dilinizi sürmeyin. Yüzde yüz, yüzde yüz biliyorsanız diye şart koşuyorum dikkat edin.Evet, bu suçu irtikâp eden lanetlidir. Anneniz veya bir başkası kim ona rıza gösterirse mesul olur. Siz evlatları olarak bu işe direk bulaşmasanız daha iyi olur. Şöyle yapın:Yüzde yüz, öyle bir şeyin bizzat aynısını yaptığına kani olursanız, babanızın sözünü dinleyeceği bir üç kişilik ekip kurun. Bunlardan biri imam diğeri bir akraba olabilir. Onlar babanızın bu durumunu onunla istişare edip nasihat etsinler. Siz bilmiyor gibi olun. Anneniz de bilmiyor gibi olsun. Bilhassa annenizin bilmemesi düzelme için daha iyidir. Böyleci bu sorunu bir komisyona havale etmiş olun. Mümkün olduğu kadar bu olayı kimse bilmesin. Mümkünse siz de bilmeyin. Yer duymasın, toprak duymasın. Her duyan kişi, çözümün bir nebze uzaklaşması demektir.Bir de duayı unutmayın. Gece, gündüz, ayakta, oturarak her an dua edin. Elinizin açık olması önemli değil, diliniz ve kalbiniz duaya dönsün.
Selamünaleyküm. Allah'ın bir emrini yerine getirmemiz sizi bir başka harama sevk ediyorsa o emri yerine getirmeyebilirsiniz. Akrabalarınıza karşı kusurlu olmayın. Onların aleni zulmüne de razı olma. İki çizgi arasında durun. Ezmeyin, ezilmeyin; ara yerde inşallah iyi kul olursunuz.