Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben on dört yaşlarında hamile kaldım ama evli değildim. Bebek doğana kadar kimsenin haberi olmadı korkudan kimseye bir şey diyemiyordum. Doğum sancısı geldiği zaman annemler ambulansı aradılar ve o gün öğrendiler her şeyi. Ben o kişiyle evlendim ama annemle babam benimle görüşmüyorlar. 8 sene oldu onların bana haklarını helal etmemelerinden çok korkuyorum. Bu şekilde ahirete gitmekten çok korkuyorum. Ne yapmalıyım hocam bir fikir verin bana?
Cevap
Benzer fetvalar
Şu anda onlara karşı olman gerektiği gibi isen, onlar da senden razı iseler, tevbeni de yaptı isen korkma ve yoluna devam et. Allah tevbenden sonra geçmişinle seni helak etmez.
Sevgi beslemesini bekleyemeyiz ama onun annesine karşı yüzeysel de olsa bir saygı ve alaka göstermesi ahireti açısından lehinedir. Her şeyi bu dünya olarak düşünmemek gerekir. Bir de ahiret var!
Kızım, Senin bu sorunun bizim yardım edebileceğimiz bir sorun değildir. Babanız sizi tehdit ederken veya anneniz baskı yaparken ne akla ne de örfe uygun olanı yapıyor. Dine göre ise zaten asla caiz olmayacak bir tutum içindedirler. Bu nedenle bizim size dinen bağlayıcı bir cevap vermemizin anlamı olmaz. Evet, dinimize göre siz haklısınız. Baba ve annenizin yaptığı zulümdür. Onların zulmüne itaat etmeniz de gerekmez. Tavsiyemiz ise şudur: Önce halanıza yaptığının zulüm olduğunu, evlenmenin ötesinde bir kasıtları olup olmadığını sorun veya bir akrabanız aracılığı ile sordurun. Babanıza tavrınızı açıkça ama nezaketle söyleyin. Gerekirse devlete müracaat ederek kendinizi koruma altına alın. Bir de özellikle şeytanın sizi bir tuzağa düşürmemesi için aman çok dikkat edin. Allah yardımcınız olsun kızım. Biz sana dua ederiz.
Bu, sizin değil eşinizin sorunudur. Kaynananızın ahirete inancı olsun veya olmasın siz insanlık yapmak zorundasınız. İnsanlığı hak etmiyorsa veya dayanılmaz bir duruma geldiyse yine de nezaketle tepki gösterin. Tepki gösterin ama tartışma yapmayın. Cevap vermeyin. Siz karşılığını Allah'tan bekleyerek yapın yapacağınızı. Tekrar size gelmek isterse kabul edin, mesafeli davranın bu sefer, fazla yüz göz olmayın, hakaret de etmeyin. Sabredin ve kazanın.
Gerçek ve sonsuz bir tevbe yaparsan, tevbeni korursan Allah da seni mağfiret eder. Her şey senin tevbene ve tevbeni korumana bağlıdır. Tevbe et. Tevbeni koru. Gerisini Allah’ın rahmetine sal. O kadınla ve kimse ile de bunu asla konuşma. Kadından değil Rabbinden af dilemelisin. O insanla da ebediyen bağlantı kurma.
Bunun çok özel bir anlamı olması gerekmiyor. Sizin hissedemediğiniz bir ortamda mesela uykulu iken öyle bir ses onu ürkütmüştür, o korkuyu atamamış olduğu için sizin duyurmanızla ürkmesi canlanıyor. Buna takılıp kalmayın. Üzerine üzerine de gitmeyin. Cin ve benzeri şeyleri de üretmeyin durup dururken. Allah Teâlâ size ve yavrunuza afiyetler ihsan etsin.
anne konusundaki diğer fetvalar
Bu nasıl söz kızım? Farz ibadetleri eksiltme, gerisi olduğu gibi ibadet. Bu sıkıntılı günler geçer dertlenme. Vakıfları bırak yerlerinde dursun.
Oğlunuz, genç ve yeni olmanın heyecanını yaşıyor. Sizinle tartıştığı zamanlarda sessiz kalın. Siz cevap vermeye çalıştıkça onu daha çok hırslandırıyor olabilirsiniz. O tür gençlerle mücadele etmek için tek çaremiz sabredip zamanla rahatlamasını beklemektir. Tartışmayın onunla. Allah yardımcınız olsun.
Cenin veya anne için hayati bir durum söz konusu ise ve bu tıbben tespit edilmiş ise tedavi maksatlı olarak ceninin çıkarılıp dışarıda büyütülmesi ve tedavi edilmesi caiz görülmüştür.
Dinimiz, EVLAT EDİNMEYİ yani kendi sulbünden olmayan bir çocuğu nüfusuna evlat gibi kaydettirmeyi kati bir şekilde yasaklamıştır. Hiç kimse, nikâhlı bir eşinden doğmamış çocuğu evladı gibi alamaz. Bunun “şöyle veya böyle” diyerek esnetilebilecek tarafı da yoktur. Çevremizdeki terk edilmiş, anasız babasız kalmış çocuklara ANNE GİBİ BABA GİBİ davranmak elbette sevaplı bir iştir. Hatta mükemmel bir ibadet işidir. Ancak o çocukları doğurmadığımız halde doğurmuş gibi kabullenmemiz haramdır. Mahremiyet ölçülerine dikkat ederek o çocuklara bakarız, eğitir büyütürüz. Bundan da büyük ecir kazanırız. Anladıkları zaman da onlara ebeveynleri olmadığımızı izah ederiz. Bu çocukların, onları anne ve baba gibi büyütenlerin malına varis olmaları da mümkün değildir. Onları büyütenler, kendilerinden sonrası için mallarının üçte birini aşmayacak bir vasiyet yapabilirler. Bu helal olur. Allah’ın rızasını ancak onun çizdiği sınırları kollayarak kazanabiliriz. Bunu unutmayalım.
Zorlama, bir kelime de olsa öğrenmesi için uğraş. Ne kadar öğrenebiliyorsa onunla namaz kılsın. Bir ayet bile olsa onunla kılsın. Allah Teâlâ size de ona da afiyetler versin.
Kızım, madem annene izah edemeyeceksin, onun da susabileceği hafif orta bir tercih yapabilirsin. En ehven olanı seçebilirsin. Böylece sorun da yaşamazsın. İmanın ve iffetin açısından açık bir tehlike gördüğün an terk edersin bulunduğun yeri.