İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Suriyelilerin çocukları başta olmak üzere pek çok çocuk adeta ortada kaldı. Biz Müslümanlar olarak bu çocukları evlat edinsek sevap kazanmış olmaz mıyız?

Cevap

Dinimiz, EVLAT EDİNMEYİ yani kendi sulbünden olmayan bir çocuğu nüfusuna evlat gibi kaydettirmeyi kati bir şekilde yasaklamıştır. Hiç kimse, nikâhlı bir eşinden doğmamış çocuğu evladı gibi alamaz. Bunun “şöyle veya böyle” diyerek esnetilebilecek tarafı da yoktur. Çevremizdeki terk edilmiş, anasız babasız kalmış çocuklara ANNE GİBİ BABA GİBİ davranmak elbette sevaplı bir iştir. Hatta mükemmel bir ibadet işidir. Ancak o çocukları doğurmadığımız halde doğurmuş gibi kabullenmemiz haramdır. Mahremiyet ölçülerine dikkat ederek o çocuklara bakarız, eğitir büyütürüz. Bundan da büyük ecir kazanırız. Anladıkları zaman da onlara ebeveynleri olmadığımızı izah ederiz. Bu çocukların, onları anne ve baba gibi büyütenlerin malına varis olmaları da mümkün değildir. Onları büyütenler, kendilerinden sonrası için mallarının üçte birini aşmayacak bir vasiyet yapabilirler. Bu helal olur. Allah’ın rızasını ancak onun çizdiği sınırları kollayarak kazanabiliriz. Bunu unutmayalım.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Geçmiş olsun. Allah’tan size dolu dolu sabır dilerim. Beş aylık bir bebeğe müdahale edebilmenin tek sebebi, annenin hayati bir tehlike altında olduğunun tıp raporu ile bilinmesidir. Bunun dışında bebeğe müdahalenin caiz olmadığı görüşü ulemanın kabul ettiği görüştür. Özellikle şunu bilmenizi isterim: Bir anne adayı olarak sizin, zor bir süreçten geçtiğinizi takdir ediyorum. Ama ortada şöyle bir durum da var: Biz, Allah Teala’nın yarattığı çocuklarımızı beğenerek kabul etme gibi bir hakka sahip miyiz? Tıp bize, çocuğumuzun özürlü olacağını bildirdi diye biz çocuğumuzu aldırırsak bunun anlamı, Allah sağlam çocuk verirse kabul ederiz şeklinde ortaya çıkar ki, siz de takdir edersiniz bu yanlış bir anlayıştır. İki gerçeği unutmayınız. Birincisi, çocuk sadece annesinin karnında mı özürlü oluyor? Sağlam doğup, ömrünün sonuna kadar sakat ve bakıma muhtaç çocuk olmuyor mu? Onların da anneleri, babaları o çocuklarını ‘aldırmalı’ mıdırlar? Elbette hayır. Bilakis o anneler, babalar diğer annelerden babalardan daha titiz ve hizmetkâr oluyorlar. İkincisi, biz çocuğumuzu doğurup büyütünce sevap kazanıyoruz. Bu sevap, bildiğiniz gibi ayağının altına cennet serilmesi şeklinde özetlenebilecek bir sevaptır. Bir de özürlü bir çocuğa sarılan, onu öpüp koklayan, ona hizmetten lezzet alan, ‘yavrum’ demekten ibadet lezzeti seviyesinde, zikir düzeyinde haz duyan bir kadının Allah katındaki değerini, kazanacağı sevabı bilen Müslüman bir kadının hissiyatı vardır. Neden siz böyle bir nimeti kaçıracaksınız? Tekrar tekrar düşünün; aldırmak değil hasretle beklemek yönünde tercih kullanın. Tam bir cihad sevabı içinde olacaksınız biiznillah. Sizi şimdiden tebrik ediyorum. Mübarek olmasını diliyorum. Allah Teala sizi, fitneden, vesveseden, insanların aldatmasından muhafaza buyursun. (Yavrunuz doğunca da haberimiz olursa sizi tebriğe geliriz inşaallah.)

Beş aylık hamileyim, çocuğumun özürlü olacağını öğrendim. Aldırabilir miyim? Gur
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir çocuğun hayata tutunmasına vesile olmaya biz, bütün insanlığı kurtarmak gibi bakarız. Kur'an’ımızın bize öğrettiği budur. Fakat bazı gerçekleri tespit etmemiz gerekiyor: Devletin ailesiz çocuklar konusunda hassasiyeti yüksektir. Bu nedenle sokakta aç açık kalmış çocuk birkaç saatliğine olabilir. Uzun vadede böyle bir tehlike olmayacağına inanıyoruz. Kaldı ki bölge insanı da bu hususlarda dikkatlidir. Her çocuğun bir amcası, halası vs. vardır. Elbette her şeye rağmen olumsuzluk ihtimalini de düşünürüz ve kimsesiz çocuklara sahip olmayı Allah’ın razı olacağı mübarek bir iş olarak görürüz. Özellikle sizi kastederek söylemiyorum ama bu konu su götürür bir konudur. Mesele, oradaki çocukların ortada kalmasına karşı bir çare üretmek mi yoksa uygun ve yeterli şartları oluşturmadan bir anlık duygusallıkla hareket etmek mi, ya da beğenip almak şeklinde ifade edebileceğimiz dünyevi bir algıyla sahiplenmek mi? Bu noktaların hangisinde bulunulduğunu şüphesiz sadece Allah Teâlâ bilir. Fakat geçmişten bildiğimiz sıkıntılar bizi dikkatli olmaya sevk ediyor. Daha sonra bu çocuğun ileriki yıllarda aranan/umulan vasıflara uygun (!) olmamasına karşı yaşanan maddi ve manevi sıkıntıları ne yazık ki duyduk, gördük. Elbette ve elbette bunu genelleyemeyiz. Herkesin kalbi Allah ile arasında olup biten sırlarla doludur. Bir insanın bütün bir hayatına yönelik karar verilirken çok dikkat edilmelidir. Konunun bir de din boyutu vardır. Bu boyuta da şöyle işaret edelim: Bizim dinimizde hiçbir insan, kendisinden doğmadığı bir anne - babanın çocuğu olamaz. Sonradan mahkeme yoluyla veya sahiplenme ile evlat olmak yoktur. Bunun sonucu olarak da bir çocuk, evlatlık olarak girdiği evde mahremiyet ve miras konularında “evin çocuğu” işlemi göremez. Bunun tek istisnası emzirme yoluyla olabilir. Bunda da sadece mahremiyet sorunu kalkar. Miras yine hak edilemez. Çocuğun süt yoluyla aileye katılabilmesi için: - Çocuk yirmi dört ayını doldurmamış olmalıdır. - Gireceği evin hanımının sütünü emmelidir. Bu da yaklaşık olarak beş küçük fincan kadar olmalıdır. (Buradaki beş fincan ifadesi, ilk ayında yarım fincan kadar, bir yaşında iken tam fincan olarak ve iki yaşına yaklaştığı dönemde ise bir buçuk fincan olarak düşünülür.) -Fakihler arasında bu sütün miktarı farklı düşünülmüştür. Hanefi mezhebi çocuğun bir kere süte doymasını yeterli bulmuştur. Bunu da fincan olarak ölçtük. Diğer fukaha ise beş doyum olarak anlamıştır. Biz de ihtiyaten büyük olanı burada tespit ettik. - Bu süt, kadının göğsünden bir yolla alındığında yeterlidir. Kadının doğal süt günleri olmasa bile bir ilaç yardımı ile süt alınıp çocuğa içirildiğinde sütanneliği gerçekleşir. - Sütanneliği ile o kadının erkeği de sütbabası, varsa çocukları da süt kardeşleri olur. Böylece mahremiyet sebebiyle bir engel kalmaz. Müslümanlar olarak ihtiyaç duyulması durumunda evlerimizi kimsesiz çocuklara açmakla tam anlamıyla bir ibadet yapmış oluruz. Biiznillah kalıcı bir sadaka olur bu. Sevabını ancak Allah Teâlâ’nın bilebileceği kadar büyük bir kazanç kapısı olur. Fakat büyük bir kazancın büyük riskleri de olabileceğini anlamamız gerekir. Haber bültenlerindeki manzaralardan etkilenip duygusal kararlar vermek ve sonra da gevşemek vebale girmek olabilir. İyi düşünmek ve güzel karar vermek gerekir. Allah Teâlâ hepimizi güzel işlere muvaffak kılsın. Ümmetimizin çocuklarını zayi olmaktan muhafaza buyursun. Âmîn.

Hocam, asrın depremini yaşadık. Küçük çocuklar ailesiz kaldı. Bu çocukların evla
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu yaptığınız gayet riskli bir oyun; ateşle oynuyorsunuz. Bilhassa kızın babasından habersiz böyle bir iş yapması çirkin düşmüş. Madem neyin ne olduğunu biliyorsunuz, o kadar kudretiniz var, onlara 'bizi evlendirin!' demelisiniz. Bunu demedikçe siz, yürekli biri değilsiniz. Gerçekçi olun ve bilhassa kızın annesi babası ile yol alın. Eğer onlar size yok derlerse siz devletin nikâh işlemlerini yaptıracağınızı söyleyin. Bunları söyleyemeyecek durumda iseniz sizden zaten aile olmaz demektir.

Ben ve eşim bundan bir yıl önce iki şahit huzurunda nikâh kıydık. Ailelerimiz bi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İki yaşından küçük bir çocuğu hanımızın emzirmesi dışında evinize alabileceğiniz bir çocuk yoktur. Yetim de olsa evlatlık gibi bir çocuk alma dinimizde yoktur. Ancak eşinizin süt emzirdiği bir çocuğu alabilirsiniz. O da neticede mirasınıza sahip olacak şekilde evinize evlat olmuş olmaz. Sadece mahremiyet sorunu bulunmaz.

Hocam eşimle tüm tedavi yollarını denememize rağmen bir çocuğumuz olmadı. Rabbim
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bu konuda kendinizi tek haklı gibi görmemelisiniz. Bir kere eşinizi çocuk büyütmede yalnız bırakmakta haksızlık ettiğinizi düşünün. Ona önce psikolojik destek sağladıktan sonra yani yanında olduğunuzu hissettirdikten sonra sözünü ettiğiniz dini konuları anlatmanızın yararı olur. Kadıncağızı dini hassasiyetlerle yüzyüze bırakıp kendinizi evin dışında bulunuyorsanız ortada haksızlık var demektir. Dedikleriniz doğrudur ama bunların uygun yerde ve uygun kişilere söylenip söylenmediği de önemli değil midir? Helal yöntemlerle korunmanın sakıncası yoktur.

Bir ikiz olmak üzere üç çocuğumuz var. Hanım, çocukların bakımıyla sıkıntılı zam
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslâm’ın ilk yıllarında eski geleneğin devamı olarak bir süre muhafaza edilen evlatlık kurumu, Medine döneminde nazil olan “Allah, evlatlıklarınızı öz çocuklarınız (gibi) kılmamıştır.” (el-Ahzâb, 33/4) mealindeki âyetle kaldırılmış, ardından gelen âyette de evlatlıkların evlat edinenlere değil asıl babalarına nispet edilmesi emredilmiştir. Buna göre dinimizde kimsesiz çocukların bakım ve gözetilmesi tavsiye edilmiş olmakla birlikte ‘hukukî sonuçlar doğuran bir evlatlık müessesesi’ kabul edilmiş değildir. Bunun tabiî bir sonucu olarak evlatlığın nesebi, evlat edinene bağlanmaz, aralarında mahremiyet meydana gelmez ve mirasçılık ilişkisi doğmaz. Bununla birlikte evlatlık kurumu zaman zaman ‘koruyucu aile’ tarzında varlığını sürdürmüştür. İslâm’ın evlatlık müessesesini kaldırması, yetim, öksüz ve kimsesiz çocuklarla ilgilenilmeyeceği anlamına gelmez. Çünkü İslâm’a göre himayeye muhtaç çocuklara bakmak, onları beslemek, büyütmek büyük sevaptır ve bir insanlık ödevidir. Hz. Peygamber (s.a.s.), işaret ve orta parmağını göstererek “Ben ve yetimi himaye eden kimse cennette şöylece beraber bulunacağız.” (Buhârî, Edeb, 24 [6005]; Müslim, Zühd, 42 [2983]) buyurmuştur. Bu itibarla, sevgiye, şefkate ve korumaya muhtaç kimsesiz çocuklar, kendilerine yardım eli uzatılarak, ailelerin yanında veya çocuk yuvalarında himaye edilmeli; eğitilip, sanat ve meslek sahibi yapılarak topluma kazandırılmalıdır. Fakat bunu yapmak için hiçbir kimsenin, çocuğun kendi soy kütüğü ile ilişkisini kesmeye, ona öz ana babasını unutturmaya hakkı olmadığı gibi onu kanuni mirasçıları arasına katması ve aile içi tesettür ve mahremiyet bakımından kendisine öz evlat gibi davranması da doğru değildir. Bunun yerine İslâm’ın tavsiyesi; onu koruma altına almak, bakmak, büyütmek, maddî ve manevî ihtiyaçlarını karşılamak, hukuk ve helal-haram kuralları bakımından ona öz çocuk gibi değil, bir din kardeşi gibi muamele etmektir.

Koruyucu aile olmanın hükmü nedir?

anne konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bilerek zayi etmek bir israf olur ama bebeğin içmediği sütü, yenisi alındıktan sonra dökmekte sakınca olmaz. Allah Teâlâ size de bebeğinize de afiyetler ihsan etsin.

Hocam bebeğime sütümü biberonda veriyorum. Bazen bitirmediği için de dökmek zoru
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Güzel bir hedef belirlemişsiniz. Allah sizden razı olsun, sizi gayenize ulaştırsın. Genel olarak zaten farzlara vaciplere dikkat ederek yaşıyoruz elhamdülillah. Bugünkü sıkıntılara karşı bir yenilik ve heyecan oluşturması için şöyle bir özet yapabiliriz: Eve girerken MUHAKKAK besmele ile girelim ki evimiz şeytandan uzak kalsın. Evlerimizde Bakara suresi okunsun. Kur'an okunsun ama özellikle KORUNMA MAKSATLI muhakkak okunsun. Haftada en az bir okunsun. Evimizin bir köşesini namaz yeri olarak belirleyelim. Başka iş için kullanmak gerektiğinde kullanabiliriz ama “burası evimizin mescidi” diye bir yer belirleyelim. Sabahları dört rekât Duha namazı kılalım. Varsa misvak kullanılsın. Yoksa özellikle ağız temizliği yapılsın. Gece teheccüde kalkıp dört rekât nafile namaz kılalım. Bunun vakti imsak vaktinden önceki herhangi bir vakittir. İmsakla beraber bu vakit biter. Peygamber aleyhisselam efendimizin iyi Müslüman olarak ev halkına iyi olanı gösteriyor. Evimizin iyisi olmaya yarışalım. Haftanın iki günü oruçlu olmaya çalışalım. Nimet kullanımında bir nevi zor zaman eğitimi denebilecek pratikler yapalım. Varken bile az yemeğe, yetinmeye destek olacak eğitimler yapalım. Büyükler muhakkak çocuklarla oynasın. Bu bir sünnettir. Evdeki herkes bir iş yapsın. Evin hizmetini görmek herkesin işi olsun. Evin kadınına yüklenilmesin. Babalar evi, tek kişinin konuştuğu bir merkeze dönüştürmesin. Sabırla ve incelikle herkesin sözü dinlensin. Evin kadını, evin cennet kılavuzu olmalıdır. Hayra teşvik etsin, güzel örnek olsun. Sabrını artırsın. Baba da hakeza böyle yapsın. Herkes birbirinin kusurunu örtsün. Affetme yarışına girilsin. Şeytan yıpratmak istedikçe biz sabredelim ve kazanalım. Cenneti kazanalım biiznillah.

Hocam, eve kapandım ama her şeyde bir hayır vardır deriz. Sizden şöyle bir ricad
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Elbette siz annesiniz ve annelik sevgisi/hissi pek çok vadiyi aşabilecek büyüklüktedir, yalnız: - Kızınızın şahsiyetli bir kimlik sahibi olması bakımından sizin onu, bebeklik günlerini aşmış tavırlarla yetiştirmeniz gerekir. Bu yüksek duygusallığınızın ona olumsuz yönde etki edip etmeyeceğini iyi düşünün. Sizin ona bakışınızı, ondan da bütün yönleriyle aynen bekleyemezsiniz. Üzerlerinde elbise (kıyafet/pijama) olan iki bayanın aynı yorgan altında uyumalarında haram düzeyinde bir sakınca yoktur. Mekruhluk yani hoş olmama düzeyi vardır. Sarılma da buna dâhildir. Kızınızın dokundurmama şeklindeki tavrı çok haklı bir tavırdır. Bunu ona bırakmadan önce sizin yapmamanız gerekirdi.

Hocam üniversiteyi gurbette okuyan bir kızım var. Geldiğinde bir gece ona sarıla
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sen önce Allah’a karşı işlediğin kusurun tevbesini yap. Tevbeni koru. İbadetlerini aksatma. Sen böyle yaparsan Allah onların kalplerini yumuşatır.

Hocam ben on dört yaşlarında hamile kaldım ama evli değildim. Bebek doğana kadar
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kızım, anne babanın ilişkilerine bir evlat olarak müdahale etmen yanlış olur, edemezsin de. Gereksiz yere kendini yıpratırsın. Evet, öyle bir ilişki normal değil ama senin karışman veya dayanamaman da normal değil. Sen bunu onların bir imtihanı olarak gör. Onların ikisine karşı da sen aynı yerde dur, birini diğerine tercih etme. Bunu yapamazsan şeytan seni de yıpratır, kendi evlilik hayatını başlamadan bitmişe çevirir. Sabret ve hayatın akışı içinde bir nokta gibi görmeye çalış bu durumu. Çok dua et. Allah yardımcın olsun.

Kıymetli hocam derslerinizi ciddiyetle dinleyen, kendine uyarlayan, ders çıkaran
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu nasıl söz kızım? Farz ibadetleri eksiltme, gerisi olduğu gibi ibadet. Bu sıkıntılı günler geçer dertlenme. Vakıfları bırak yerlerinde dursun.

Hocam ben iki çocuk annesiyim ve küçük çocuğum beş aylık. Doğduğundan beri beni

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.