Fetva Meclisi
Soru
'Arafat’ta vakfeye durup da günahlarının affedilmediğini zanneden, büyük günaha girmiş olur.' buyurmuş efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Haccı mebrur, zina, içki, hırsızlık gibi had gerektiren günahları da siler mi? Haccın şartlarına elinden geldiğince uyarak güzelce helal bir parayla hac yapan bir kişi üstteki hadisi şerife göre, ‘benim bütün günahlarım affoldu’ diye kesin olarak düşünmesi mi gerekir?
Cevap
Benzer fetvalar
Genel kural şöyledir: Büyük günahlar tevbe edildiğinde affedilir. Tevbe için de gereken şart ne ise o yapılır. Namazın ve orucun tevbesi kaza edilmesi ile tamam olur. Hac ve benzeri mağfiret sebebi olarak gösterilen ibadetler umumiyetle küçük günahlar içindir. Rabbimiz hatalarımızı mağfiret buyursun, tevbeye hepimizi muvaffak kılsın.
Aleykümselam. Kul hakkı için böyle bir şey yoktur; kul hakkı ödenmedikçe yani helalliği alınmadıkça Allah onu affetmez. Namazın kılınmaması ise büyük günahlardan biridir. Tevbe edilmesi gerekir. Hac veya başka bir sebep affa neden olabilir ama garantili değildir. Kılınmayan namazlar kaza edilirse aftan kesin söz edilebilir.
Hz. Peygamber (s.a.s.), “Kim Allah için hacceder de (Allah’ın rızasına uymayan) kötü söz ve davranışlardan ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, annesinden doğduğu günkü gibi (günahlarından arınmış olarak hacdan) döner.” (Buhârî, Hac, 4 [1521]; Müslim, Hac, 438 [1350]) buyurmaktadır. Bu hadis, muteber hadis kaynaklarında yer almaktadır. Bu ve benzeri hadisleri gerçek anlamında anlamak mümkün olduğu gibi hac ibadetinin önem ve faziletini vurgulamak ve bu vecibeyi ifaya teşvik olarak değerlendirmek de mümkündür. Bir başka hadiste; “Hacılar ve umre yapanlar Allah’ın (evinin) ziyaretçileridir. Kendisine dua ederlerse dualarına icabet eder, O’ndan bağışlanma dilerlerse onları bağışlar.” (İbn Mâce, Menâsik, 5 [2892]) buyrulmaktadır. Benzer ifadeler başka ibadetlerle ilgili olarak da kullanılmıştır. Mesela “Beş vakit namaz, cumadan cumaya (kılınan cuma namazı), Ramazan’dan Ramazan’a (tutulan Ramazan orucu), büyük günahlardan uzak kalındığı sürece, arada işlenen küçük günahların bağışlanmasına vesiledir.” (Müslim, Tahâret, 16 [233]); “Her kim Ramazan’ı (farz olduğuna) inanarak ve ecrini de umarak oruçla geçirirse daha önce işlediği günahları bağışlanır.” (Buhârî, Îmân, 28 [38]; Savm, 6 [1901]; Fazlü leyleti’l-Kadr, 1 [2014]; Müslim, Salâtü’l-müsâfirîn, 175 [760]) buyrulmuştur. Bu hadislerden anlaşılması gereken; -namaz, oruç, zekât gibi farzları terk etmek; içki, kumar, zina, hırsızlık, adam öldürme gibi haramları işlemek anlamına gelen büyük günahlardan uzak kalındığı sürece- küçük günahların belirtilen iyi ameller vesilesiyle affedileceğidir. Kişilerin namaz, oruç, zekât borçlarını kazâ etmeden, kul haklarını ödemeden veya helalleşmeden bir hac yapmakla tamamen günahsız olacağını düşünmek, çok da doğru görünmemektedir. Ayrıca büyük günahlar ancak tövbe ve istiğfarla bağışlanabilir.
Büyük günahlardan tevbe edilmesi gerekir. Tevbe, geçmişe pişman olmak ve tekrar yapmamaya ahdetmektir. Tevbe yapılmaması durumunda ya da tevbe kabul edilmemesi hâlinde günahlar ahirete kalmış demektir. Ahirete kalan günahlar da Allah Teâlâ'nın dilemesine göre muamele görür. Ya mağfiret buyurur ya da kulun hak ettiği azabı çekmek üzere cehenneme atılmasını emreder. Allah Teâlâ hepimizi cehenneminden muhafaza buyursun.
Bundan sonrasına dikkat et. Günahları söylemek bir hata ise eğer o hatanın da tevbesi vardır yavrum. Ondan da tevbe edersin biter biiznillah.
Biz şöyle iman ediyoruz: Hata eden günahkârdır. Günahkâr ise bu dünyada yüzü karadır, ahirette yeri ateştir. Samimi bir tevbe eden ve tevbesini koruyan ise günah işlememiş gibidir. Günah işlememiş gibi! Tevbenin bu denli temizleyici gücüne iman etmemek ise ikinci bir günahtır. Zira bize günahlardan kaçının diyen aynı zamanda tevbeyi kabul etme vaadinde bulunmuştur. Tevbe eden ve tevbesine sadık kalan günah işlememiş gibidir. Eski günahları anlatıp yaymak ise bir başka günahtır; ne anlat, ne sor! Unut onları! Ve Allah’a güven.
arafat konusundaki diğer fetvalar
Zilhicce ayının dokuzuncu günü hacılar Arafat’ta vakfe yaptığı için o güne ARİFE günü denmiştir. Dini yönüyle sözcüğün kullanımı böyledir. Bizim örfümüzde ise BAYRAM ÖNCESİ GÜNÜ anlamında Ramazan ayının son gününe de Arife adı verilmiştir. Dini açıdan bir bağlayıcılığı yoktur.
Allah Teâlâ ibadetinizi kabul buyursun. Size söyleyebileceğimiz şudur: Haccınızın kabulü açısından hiçbir sıkıntı yoktur, biiznillah haccınız tamamdır. Eğer Hanefi mezhebine göre haccetti iseniz kurban kesmeden önce saçınızı keserek tertibi/sıralamayı bozdunuz. Bunun için de bir kurban kesmeniz sizi vebal ihtimalinden de korur. Kesmeseniz de mesele yoktur. Oraya giden birine kurban parası vererek de orada kestirebilirsiniz şimdi. Ama haccınız biiznillah hactır.
Allah Teâlâ niyetinizi kabul buyursun, sizi maksadınıza ulaştırsın. Âmin. Bugün arefe olduğuna göre yarınki sabah namazının giriş vaktine kadar Arafat’a bir yolla ulaşıp orada on on beş dakika kadar vakfe yapabilirseniz bu senenin haccına iştirak etmiş olursunuz yani hacı olursunuz biiznillah. Çünkü fakihler vakfe zamanını bayramdan önceki arefe gününün öğle vaktinden ertesi günkü sabah namazı vaktinin girişine kadar anlamışlardır.