Fetva Meclisi
Soru
Akide ilmi ne zamandan beri vardır? Ashabı kiram zamanında bu ilim biliniyor muydu?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Bu sorunun farklı cevapları olur. Araştırma yapmak için bir kitap seçebilirsiniz. Temel akide konularını öğrenmek için seçebilirsiniz. Ortalama olarak Ömer Nasuhi Bilmen veya Fikri Yavuz ilmihalindeki akide konuları yeterledir. Daha ayrıntılısı için ise bir seviye tespitine göre isim verebilirim.
Akide: İnanılan esaslara verilen isimdir. Şeriat: İbadet ve hayat kurallarının dine göre belirlenmesidir. Fıkıh: Dine dair bilgilerin kaynakları ile öğrenilmesidir.
Okuduğunuz ilmihal kitabından daha fazla akaid bilgisi sizin için bile bile kafa karıştırmaktır. Siz dininizi yaşamak için öğreniyorsanız, size gerekmez. Hayır, tartışmak ve felsefesini yapmak için ise bulduğunuzu dinleyin, gördüğünüzü izleyin o zaman. Allah yardımcımız olsun. Bize bizi cennete götürecek bilgiler gerekiyor.
İlim ilimdir, ilmin erkeği kadını olmaz. Allah Teâlâ kime dininin ilimlerinde ilerlemek nasip etti ise o âlimdir. Onun ilerlediği noktalarda geri kalanlar da onun talebesi olmaya mecburdur. Sahabilerden itibaren binlerce kadın âlim bu dinin ilimlerini nesillere taşımakla şereflenmiştir. Kimi kucağında çocuğu ile ilim öğrenip âlimlik vasfına ulaştı, kimi evlenmeyerek ilim yolunda ilerledi. Binlerce erkek de onlardan icazet aldı. Meşhur âlimlerimiz arasında hanım hocalardan icazet almışlar vardır. Özellikle yaşlı kadınların mahremiyet inceliklerine dikkat ederek ders vermelerini menedecek bir kayıt yoktur. Şu var ki, ilim Allah’ın haramlarını helalleştirmez, fitneyi ortadan kaldırmaz. Bu ayrıntıya dikkat edildikten sonra bir sorun yoktur biiznillah.
İmam Azam -Allah ona rahmet etsin- bu Ümmet'in büyüklerinden ve ilimde ilklerindendir. Açtığı çığır o kadar büyüktür ki, talebelerinin sürdürdüğü ilim yolu, onlarla anılacak kadar büyük ve geniş bir yol olarak devam etmiştir. Bu bir berekettir. Fakat şunu kesin bir ölçü olarak bilelim: İmam Azam da, talebeleri de biz de hepimiz Ashabı kiramın akidesindeyiz. Başka akideden olmak insanı cennete koymaz. Aradaki duyduğumuz isimler sadece ara durakların isimleridir. İstasyonumuz ashabın istasyonudur. Allah'a emanet olasınız.
Eğer konuya 'Ahad haber' zaviyesinden bakarsanız, elinde bugün din olarak bilinen pek çok mesele için aynı durum söz konusu olur. Kabir azabı konusunda mütevatir bir hadis yoktur ama onlarca hadis vardır. Bunların toplamı ele alındığında bir kabir azabından söz edilmesi dinin bölümlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. İki husus benim bu konuda sizin gibi düşünmemi engelliyor. Birincisi, asırlardan beri din üzerinde ilim mücadelesi veren ve adına EHLİSÜNNET dediğimiz binlerce âlimin kanaatinin bıraktığı birikimin akide olarak bunu ortaya koymuş olmasıdır. İkinci husus ise şudur: Tamam, yok dedik ve bitti tartışma. Ya varsa kabir azabı; ona karşı hazırlıklı olmanın sakıncası mı var? Böyle düşünüyor, böyle iman ediyorum. Allah Teâlâ'dan bizi dininde sabit kılmasını dileriz. Dua ediniz.