İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Akide ilmi ne zamandan beri vardır? Ashabı kiram zamanında bu ilim biliniyor muydu?

Cevap

AKİDE imana ait konuların öğrenildiği ilmin adıdır. Ashabı kiram zamanında bu ilim yoktu ama İMAN vardı. Akide kavramı da ilk nesillerde kullanılmamakta idi. Onlar genellikle iman sözcüğünü kullanıyorlardı. Kur'an ve sünnette de bu şekilde kullanılmışlığı yoktur. Zannedersem bir kavram olarak akide Abbasilerin son dönemlerinde kullanılmaya başlanmıştır.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Bu sorunun farklı cevapları olur. Araştırma yapmak için bir kitap seçebilirsiniz. Temel akide konularını öğrenmek için seçebilirsiniz. Ortalama olarak Ömer Nasuhi Bilmen veya Fikri Yavuz ilmihalindeki akide konuları yeterledir. Daha ayrıntılısı için ise bir seviye tespitine göre isim verebilirim.

Selamünaleyküm hocam. Ben ilahiyat öğrecisiyim. Hangi akaid kitaplarını tavsiye
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Akide: İnanılan esaslara verilen isimdir. Şeriat: İbadet ve hayat kurallarının dine göre belirlenmesidir. Fıkıh: Dine dair bilgilerin kaynakları ile öğrenilmesidir.

Akide, fıkıh ve şeriat benzer anlamdaki kelimeler midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Okuduğunuz ilmihal kitabından daha fazla akaid bilgisi sizin için bile bile kafa karıştırmaktır. Siz dininizi yaşamak için öğreniyorsanız, size gerekmez. Hayır, tartışmak ve felsefesini yapmak için ise bulduğunuzu dinleyin, gördüğünüzü izleyin o zaman. Allah yardımcımız olsun. Bize bizi cennete götürecek bilgiler gerekiyor.

Selamünaleyküm kıymetli hocam. Size daha önce yazmış ve ilmihal derslerine başla
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İlim ilimdir, ilmin erkeği kadını olmaz. Allah Teâlâ kime dininin ilimlerinde ilerlemek nasip etti ise o âlimdir. Onun ilerlediği noktalarda geri kalanlar da onun talebesi olmaya mecburdur. Sahabilerden itibaren binlerce kadın âlim bu dinin ilimlerini nesillere taşımakla şereflenmiştir. Kimi kucağında çocuğu ile ilim öğrenip âlimlik vasfına ulaştı, kimi evlenmeyerek ilim yolunda ilerledi. Binlerce erkek de onlardan icazet aldı. Meşhur âlimlerimiz arasında hanım hocalardan icazet almışlar vardır. Özellikle yaşlı kadınların mahremiyet inceliklerine dikkat ederek ders vermelerini menedecek bir kayıt yoktur. Şu var ki, ilim Allah’ın haramlarını helalleştirmez, fitneyi ortadan kaldırmaz. Bu ayrıntıya dikkat edildikten sonra bir sorun yoktur biiznillah.

Hocam, kadınların dini ilimleri erkeklere okutması ve erkeklere icazet vermesi u
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İmam Azam -Allah ona rahmet etsin- bu Ümmet'in büyüklerinden ve ilimde ilklerindendir. Açtığı çığır o kadar büyüktür ki, talebelerinin sürdürdüğü ilim yolu, onlarla anılacak kadar büyük ve geniş bir yol olarak devam etmiştir. Bu bir berekettir. Fakat şunu kesin bir ölçü olarak bilelim: İmam Azam da, talebeleri de biz de hepimiz Ashabı kiramın akidesindeyiz. Başka akideden olmak insanı cennete koymaz. Aradaki duyduğumuz isimler sadece ara durakların isimleridir. İstasyonumuz ashabın istasyonudur. Allah'a emanet olasınız.

Niye İmam Ebu Hanife’nin fıkhında olanlar onun akidesinde değil de Maturidi veya
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Eğer konuya 'Ahad haber' zaviyesinden bakarsanız, elinde bugün din olarak bilinen pek çok mesele için aynı durum söz konusu olur. Kabir azabı konusunda mütevatir bir hadis yoktur ama onlarca hadis vardır. Bunların toplamı ele alındığında bir kabir azabından söz edilmesi dinin bölümlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. İki husus benim bu konuda sizin gibi düşünmemi engelliyor. Birincisi, asırlardan beri din üzerinde ilim mücadelesi veren ve adına EHLİSÜNNET dediğimiz binlerce âlimin kanaatinin bıraktığı birikimin akide olarak bunu ortaya koymuş olmasıdır. İkinci husus ise şudur: Tamam, yok dedik ve bitti tartışma. Ya varsa kabir azabı; ona karşı hazırlıklı olmanın sakıncası mı var? Böyle düşünüyor, böyle iman ediyorum. Allah Teâlâ'dan bizi dininde sabit kılmasını dileriz. Dua ediniz.

Bir dersinizde, 'kabir azabını inkar eden dinden çıkar' demiştiniz. Bunu biraz d

abbasi konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Her mü'min bilir ki Allah’ın vahyi bir Kur'an şeklinde bir de Kur'an’ı tefsir eden sünnet şeklinde elimizdedir. İlk gününden bu zamana kadar Allah’a ve ahiret gününe iman eden her mü'min böyle inanmıştır. Bu asırda kâfirlerin sinsi planlarına takılan bazı gaflet Ehl-i sünnet’i bir tarih birikimi gibi görmeye başlamışlardır. Daha da garip olan durum, bu fitneyi “Kur'an’a hizmet, onu yüceltmek” gibi bir maske ile yapıyor olmalarıdır. Bu bir savaştır. Bu savaşta gafil yakalanan her mü'min için imanını tehlikeye atmak söz konusudur. Allah muhafaza buyursun. Kimin bilerek bunu yaptığını kimin anlamadan yakalandığını bilemeyiz ama şunu biliriz: Peygamber aleyhisselamın sünnetine dil uzatmak ona dil uzatmaktır. O günden bugüne mü'min olarak sünnete sarılıp yaşayan milyarlarca Müslüman’ı saf, aldanmış, kendilerini akıllı görmektir. Meseleyi bir savaş meselesi olarak görmelisiniz. Hadis âlimlerinin siyasetçilerden etkilendiklerine dair dedikodunun yüzde bir bile ihtimali olmayan bir dedikodu olduğuna tarih şahittir. Bunu söyleyenin tarih bilgisi hiç yok demektir ya da yalancıdır. Hadislerin toplanması, okutulması, kitaplaştırılması saraylardan tamamen uzak mekânlarda gerçekleşmiştir. Özellikle hadis âlimleri saraylardan uzak yaşamayı bir iman meselesi olarak görmüşlerdir. Hadisin en büyük imamı olan Buharî, sarayda kitabını tanıtmayı ve okumayı reddettiği için yaşadığı şehirden sürülmüş ve hicret yolunda ölmüştür. Buharî gibi bir âlimin “hadis sarayda değil camide okutulur” mantıklı tavrı bir destan. Bunun bir benzerini hatta daha da kapsamlısını yine ilk hadis imamlarından olan Ahmed bin Hanbel’de görebiliriz. Ne gariptir ki, bugün aynı fitneyi yürütenler hadis ehlini saraylardan uzak yaşamayı tercih ettikleri için “radikal, uç adamlar…” gibi vasıflarla anmaktadırlar. Gerçek odur ki, hadis âlimleri bu ümmetin en zahidleri, lüksten en uzak duranlarıdırlar. Allah onlardan razı olsun. Ömürlerini değil saraylarda kendi evlerinde bile geçirmemiş kimselerdir onlar. Diyelim ki, Emevi veya Abbasi halifeleri hadis âlimlerine müdahale ettiler ve hadis uydurttular. Siyaset ve sarayla ilgili bütün hadis kitaplarında kaç hadis vardır ki? Yöneticinin lehine bir tavır oluşturmaya destek olacak hadis sayısı kaçtır ve bütün hadislerin ne kadarıdır onlar. Binde bir bile denmesi mümkün değildir. Siyasetle bağlantılı konuların hadislerini etki ile yazdıklarını var sayalım, gerisine neden hürmet etmiyorlar? Demek ki meselenin aslı başka bir dosyada gizlidir. Bu bir projedir. Ümmetimizi içinden parçalama, dinimizi köklerinden çürütme projesidir. Böyle bakalım, buna göre tedbir alalım. O tür bir ders halkasında bulunmaktansa evde çocuklarla oyun oynamak daha isabetlidir biiznillah.

Hocam, küçük bir şehirde yaşıyoruz. Aradığımız zaman dersine katılacağımız bir h

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.