Fetva Meclisi
Soru
Hocam, kadınların dini ilimleri erkeklere okutması ve erkeklere icazet vermesi uygun olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Öğrenilecek ilimleri farzı ayın olanlar ve olmayanlar olarak ikiye ayırabiliriz. Farzı ayın durumundaki bir ilmi öğrenmede zaruretler söz konusu olabilir. Zaruret durumunda da normal durumlarda caiz olmayanlar caiz olabilir. Bunun dışında Müslüman kadının ilim tahsili ancak mubahlık sınırları içinde olabilir. Şu anda yaygın olarak önümüzde duran öğrenme de, bu mubahlık sınırları içinde olan öğrenmedir. Çünkü farzı ayın olan ilimler kadınların iman ve namaz gibi meseleleri bile bilemiyor olmalarıdır. Buradan hareketle normal ilim öğrenme şartlarını zikredecek olursak şunu söyleyebiliriz: Mevcut şartlarda bir kadının, bir erkekten ilim öğrenmesi mümkündür. Şu kadar ki, erkekle yabancı kadın arasındaki bir arada bulunabilme ilkeleri aynen korunacaktır. İlim gerekçesine dayanarak caiz olmayan işler yapılamaz. Bu caiz olmayan işler, halvet başta olmak üzere diğer temas, fitne uyandırma durumları gibi yasaklardır.
İslam ile idare edilmeyen yerlerdeki meri hukuk ilminin öğrenilmesi ve ardından da elde edilen diplomanın verdiği hâkimlik ve benzeri mesleklerin icra edilmesi meselesini bu asırdaki ilim adamlarımızın ihtilaf ettiği konular arasında görüyoruz. Tamamen reddedenlerin yanında, değerlendirilebilir bulanlar da vardır. Erkek veya kadın ayrımı yapmadan önce bu yönünü ele almamızda yarar vardır. Şahsi kanaatimiz; itikat açısından kabul etmiyor olmamıza rağmen, şerden emin olmak açısından bu bölümlerin, dinine vâkıf gençlerimiz tarafından tahsil edilmesi ve diplomasının da kullanılması yönündedir. Evet, ortada bir risk vardır ama bu risk belki de camideki imam efendi için de vardır. Hiçbir meslek, İslam’ı merkeze almayan böyle düzenlerde el kol sallanarak icra edilebilir nitelikte değildir. Kadınların hukuk tahsilini ve tahsilin neticesi olarak hâkimlik ve savcılık gibi meslekleri icra etmelerini ise risk içinde risk taşıyan bir alan olarak görüyoruz. Çok özel yetiştirilmiş, koruma altında tutulmuş, mü'min çevresinden hiç koparılmamış ve orada bulunma maksadını imanı ile alakalı gören bir kadın için “ümmet adına kullanılmış bir zaruret” olarak değerlendirebiliriz. Avukatlık ise biraz daha olabilirliği bulunan bir alandır. Dikkat ederseniz ağır bir sorumluluğun ifadesi olan şartlardan söz ediyoruz. Bu da herkesi imanı ile baş başa bırakıp karar vermeye sevk etmektedir. Allah Teâlâ rızasına muvafık amellere hepimizi muvaffak kılsın. Yine Nureddin Hocamızın benzer bir soruya vermiş olduğu cevabı da sizinle paylaşayım; Evet, hukuk alanı “içeriği itibariyle” risklidir. Yaşadığımız ülkedeki durum itibariyle bir kere daha risklidir. Üçüncü bir risk de kadının o dikenlikte çekeceği mesleğe mahsus sıkıntılar olacaktır. Buna rağmen imanını ve Müslümanca duruşunu koruyabilen ve iyi bir çevrede kendini muhafaza edebilen bir hanım için “o işi yapamaz” diyemeyiz ama kim neye güvenerek o riski alabilir onu herkes kendi takdir etmelidir.
İki durum var. Biri erkeğin kadından ders almasıdır. Diğeri de kadının erkekten ders almasıdır. Erkeğin kadından ders almasının mahremiyet açısından sıkıntısı giderilemez diye düşünüyorum. Kadının erkekten ders almasında ise aradaki temas mesafesi, ilişkide gevşeklik, kıyafette ölçüleri koruma gibi şartlara riayet edilerek olabilir denmiştir. Hiç şüphe yok ki sıkıntı tamamen giderilmiş de olmuyor. Keşke kadınlar da âlim yetiştirseler de bu dertlerimiz olmasa!
Selamünaleyküm. Kadınla erkeğin bir arada bulunma şartları ne ise ilim için de o şartlar geçerlidir. Fitneye düşürme ihtimali olan pozisyonlar olmadıkça ilim öğrenmede bir sakınca olmaz.
Selamünaleyküm. Erkek hocadan ders alınmaz diye bir kayıt yoktur. Belli kurallara dikkat edildikten sonar erkek hocadan da ders alınabilir ama İlahiyat fakültelerinin konumu hususunda size bir şey diyemeyeceğim. Görüp inceleyin, kalbiniz rahat ederse devam edin.
Âlimlerin talebelerine verdikleri icazet, onlara okuttukları ilmin/konunun öğrenci tarafından öğrenilmiş olmasına şahitlik etmeleri demektir. Bir şeye şahit olmak, onu iyice bilmeyi gerektirir. Eğer size ders veren hocanız öğrendiğine iyice kani olmuş ise size icazet vermesinde de sakınca olmaz. Yalnız icazete özellikle derslerin elektronik ortamlarda yapıldığı kaydı düşülmelidir ki icazet ve şahitlik yerini bulmuş olsun.