Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Astım hastalarının kullandığı ilaçlı sprey orucu bozar mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Ağızdan içeri sıvı alınmayan bir tür oksijen gibi hava solunumu niteliğinde olan tedaviler orucu bozmaz. Sıvı alma niteliğindeki uygulamalarda mideye sıvı inecek kadar sıvı ilaç alınıyorsa bu orucu bozar. Sizden anlaşılan mideye sıvı inmediğidir. Bu da orucu bozmaz. Geçmiş olsun. Allah Teâlâ afiyetini ziyade etsin.
Astım hastalarının sorunu sadece astım ise ve normal şartlarda oruç tutmasına mani bir durum yoksa oruç tutmalıdırlar. Nefes açıcı olarak bir ilaç sıktıklarında ise Diyanet İşleri oruçlarının bozulmayacağına hükmetmiştir. Bu hükümle amel edebilirler. Hastalığı sürekli olmayanlar ya da sıkışmadan iftar vaktine kadar dayanabilecek olanlar sabrederlerse sevapları daha ziyade olur ama işkence vari bir oruç tutulmamalıdır. Allah Teâlâ afiyetinizi daim kılsın.
Orucun bozulması konusunda hata; kişinin oruçlu olduğunu bildiği hâlde, orucu bozan durumun kasıtsız meydana gelmesidir. Örneğin abdest sırasında ağza ve burna su verilirken istem dışı boğaza su kaçması böyledir. Bu şekilde orucu bozan fiilin hataen yapılması orucu bozar ve yalnızca kazayı gerektirir. Boğaza su kaçması, kişinin oruçlu olduğu hatırda değilken meydana gelirse, unutarak yapılmış olur ve oruç bozulmaz. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/202) Bir sahabi Resûlullah’a (s.a.s.), “Ey Allah’ın Resulü! Oruçlu iken unutarak yiyip içtim. (Orucum bozuldu mu)?” diye sormuş. Resûlullah (s.a.s.) da; “(Hayır bozulmadı) Allah seni yedirip içirdi.” (Ebû Dâvûd, Savm, 39 [2398]; bk. Buhârî, Savm, 26 [1933]; Müslim, Sıyâm, 171 [1155]) cevabını vermiştir. Şâfiî mezhebine göre; abdest veya gusül alırken ağız ve burna az miktarda alınan su, elde olmayarak (hataen) boğazdan inerse oruç bozulmaz. Çünkü oruçlu iken abdestte ağza ve burna az miktarda su vermek menduptur. Ancak serinlemek veya suyla oynamak ya da abdest ve gusülde gereğinden fazla abartılı bir şekilde ağza ve burna su almak gibi bir sebeple hataen su boğazdan aşağı inerse oruç bozulur. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/158)
Miktarı ne olursa olsun kendiliğinden gelen kusuntu orucu bozmaz. Aynı şekilde mideden ansızın ağza yükselip tekrar mideye dönen şeyler de oruca zarar vermez. Kişinin kendi isteği ile ağız dolusu kusması hâlinde ise oruç bozulur. Hz. Peygamber (s.a.s.), “Oruçlu kimse kendisine hâkim olamayarak kusarsa ona kaza gerekmez. Her kim de kendi isteği ile kusarsa orucunu kaza etsin.” (Ebû Dâvûd, Savm, 32 [2380]; Tirmizî, Savm, 25 [720]) buyurmuştur. Bununla birlikte, kustuğu için orucu bozuldu zannıyla yemeye içmeye devam eden kimsenin orucu bozulur. Böyle bir kimseye keffâret değil, gününe gün kaza gerekir. (İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 2/334-335; el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/206)
Kullanılan cihaza ve sisteme göre cevap verilmesi gereken bir sorudur bu soru. Şöyle bir değerlendirme yapabiliriz: Nebulizatör ihtiva ettiği ilaçtan ötürü oruca zarar verir. Onun kullanılmasından sonra oruç bozulmuş olur. Astım spreyi orucu bozmaz. Bu cihazdan ağızda kalan bir sıvı olsa da abdestte çalkalama yaparken kalandan fazla olmadığı için zarar etmez. Oksijen verilmesi orucu bozmaz. Katkı olarak ilaç da verilen bir sistemle kullandırılıyorsa orucu bozar. Uyku apnesi için kullanılan cpap sıvı ihtiva etmeden kullanılıyorsa orucu bozmaz. Sıvı ihtiva ediyorsa bozulur.
Selamünaleyküm. Midenizden gelen su için orucu bozacak bir durum yoktur. Makattan kullandığnız ilaç için iftar saatine kadar erteleme imkânınız olmuyorsa iki durum vardır. Eğer bu ilaç yüzeysel kalıyorsa yani makat etrafında sürülüp kalıyorsa bu zarar vermez. İçeri konuyorsa bu orucu bozar. O günü kaza etmeniz gerekir. Geçmiş olsun.
ORUÇ konusundaki diğer fetvalar
Ramazan’da oruçlu iken kan verenin orucu bozulmaz. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/120-121) Vücuda kan almak ise beslenme, gıda alma kapsamına girdiği için orucu bozar. Kan vermenin orucu bozup bozmaması ile ilgili olarak birbirine zıt iki rivâyet vardır. Bunlardan birine göre Hz. Peygamber (s.a.s.), “Hacamat yapanın ve yaptıranın (vücuttan tedavi maksadıyla kan alanın ve aynı amaçla vücudundan kan aldıranın) orucu bozulur.” (Ebû Dâvûd, Savm, 28 [2367, 2370-2371]; İbn Mâce, Sıyâm, 18 [1680]) buyurmuştur. Öte yandan Resûlullah’ın (s.a.s.) oruçlu iken hacamat yaptırdığı rivâyet edilmiştir. (Buhârî, Savm, 32 [1938-1939]) Bu iki hadisi birlikte değerlendiren bilginlerin çoğu, birinci hadisi o dönemde hacamat yapan kişinin, kanı özel alet ile emerken ağzına kaçırabileceği, hacamat yaptıran ise kan verdiği için zayıf düşerek hasta olabileceği için oruçları bozulma tehlikesi ile karşı karşıya kalacağı şeklinde yorumlamış ve ikinci hadisi esas alarak kan vermenin orucu bozmayacağı sonucuna varmışlardır.
Sırf diş tedavisi sebebi ile oruç bozulmaz. Tedavinin ağrısız gerçekleşmesi için yapılan enjeksiyonlar da beslenme amacı taşımadığı için orucu bozmazlar. Ancak tedavi sırasında yapılan başka işlemler sebebi ile -mesela ağız su ile çalkalanırken- boğaza su, kan veya tedavide kullanılan maddelerden biri kaçarsa oruç bozulur ve kaza edilmesi gerekir.
Oruç; yemek, içmek, cinsel ilişki ve bunların kapsamına giren şeylerle bozulur. Bu sebeple, gıda ve keyif verici olmayan enjeksiyonlar, yemek ve içmek anlamına gelmediklerinden orucu bozmazlar. Aşı da böyle olup orucu bozmaz. Ancak gıda veya keyif verici enjeksiyonlar orucu bozar. Tedavisi devam eden hastalar, sağlıklarına kavuşup tedavileri sona erinceye kadar oruçlarını erteleyebilirler. Bununla birlikte, Ramazan ayında herkesle birlikte oruca devam etmeyi arzu ediyorlar ve oruç tutmalarına da başka bir engel bulunmuyorsa iğnelerini iftardan sonra yaptırmaları yerinde olur. Bu imkâna sahip olmayanlar, tedavi ve aşı amaçlı iğne yaptırabilirler. Ancak oruçlu iken gıda ve vitamin iğneleri yaptıranların, ağızdan aşı alanların damardan serum ve kan verilenlerin orucu bozulur. Daha sonra bu oruç kaza edilir.
Diş kanaması orucu bozmaz. Ancak çıkan kan, karıştığı tükürüğe eşit veya daha fazla olursa yutulması hâlinde oruç bozulur ve kaza edilmesi gerekir. Daha az miktarda olan kan ise dikkate alınmaz. (Haddâd, el-Cevhera, 1/141)
Deri üzerindeki gözenekler ve deri altındaki kılcal damarlar yoluyla vücuda sürülen yağ, merhem ve benzeri şeyler emilerek kana karışmaktadır. Ancak cildin bu emişi, çok az ve yavaş olmaktadır. Diğer taraftan bu işlem, yeme içme anlamına da gelmemektedir. Bu itibarla, deri üzerine sürülen merhem, yapıştırılan ilaçlı bantlar orucu bozmaz. (DİYK 2005/155 Tarih ve Sayılı Karar)
Bazı kalp rahatsızlıklarında dilaltına konulan hap, doğrudan ağız dokusu tarafından emilip kana karışarak kalp krizini önlemektedir. Söz konusu hap ağız içinde emilip yok olduğundan mideye bir şey ulaşmamaktadır. Bu itibarla, dilaltı hapı kullanmak orucu bozmaz. (DİYK 22.09. 2005 tarihli karar)