Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim bir yıldır erkek arkadaşım vardı. Biz ayrıldık ama ortada aşılmayacak bir durumda yoktu. Şu an birbirimize hiçbir şekilde ulaşamıyoruz. Bana verdiği onca söze ve güvene rağmen ortada bırakması canımı çok yakıyor. Çok dua ediyorum ama bir türlü aklımdan gitmiyor. Mutlu olamıyorum. Ben onu çok seviyorum. Sürekli eşim olacak insansın derdik birbirimize. Bana son söz olarak seni Allah için bırakıyorum bu bir son değil başlangıç da değil demesi oldu. Bir kadın olarak düşününce işin içinden hiç çıkamıyorum. Sizce sabretmeli miyim ve onu beklemeli miyim? Onca şeyi unutmak için ne yapmalıyım? Şimdiden verdiğiniz cevap için Allah razı olsun.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bu süreci anne babanızdan biri olmadan yürütürseniz bu sıkıntınız bitmez. Sizi seven bir büyüğünüzle girin bu yola.
Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Allah’ın mağfiret buyurduğu bir şeyi yeniden tazeletmeyin. Geçmişinize tevbeniz samimi ise o samimiyetin gereği olarak Allah’ın affına güvenmelisiniz. Şeytan sizi bir kere o bataklıkta batmış olarak gördükten sonra yeniden oraya dönmenizi istiyor. Sizi aynı delikten iki kere ısıracak o akrep, aklınızı kullanın. Bu tür düşüncelerden kurtulmak için yoğun bir gün yaşamanız gerekir. Vaktin size yetmeyeceği işler yapın. Derslere katılın. Sosyal faaliyetlere iştirak edin. Özellikle cinsel hayatınızı daha aktif duruma getirin. Eşinize beklediğinden fazlasını verir duruma gelmeye çalışın. Kitap okuyun. Zikirler yapın. Göreceksiniz, bu gereksiz sıkıntıdan biiznillah kurtulacaksınız. Allah’a emanet olun.
Bir Müslüman, insan olarak insanî kimliğini yitirmemeye çalışmalıdır. Sizin, sizi sevmeyen bir insana bağlı kalmanız doğru değildir. Yeteri kadar rica etmişsiniz hatta yalvarmışsınız. Bundan ötesi şahsiyetinizi öldürür. Kesinlikle dert etmemelisiniz. Daha güzel bir evlilik sizi bekliyor olabilir. Hanımlar genelde dulluğu ölüm gibi görürler ama bu doğru değildir. Sizi ezecek bir evde yaşamaktansa dik durabileceğiniz bir çadırda yaşamaya razı olun. İlla derdinizi arıyor gibi olmayın. İşinizi de kaybedebilirsiniz aklınızı da. Dik durun, sabredin, o erkekteki bütün kanuni haklarınızı da alın. Sonra da ibadetinizi yaparak kendinizi rahata verin. Allah yardımcınız olsun.
Allah sana sabır versin kızım. Sen kendi aileni ve huzurunu öncelikli düşün. Eşine sarıl, çocuklarına sarıl. Annenin unutmaya çalış. Onun hakkını helal etmemesinden çekinme. Senin bir kusurun olmadığı sürece ne dediği önemli değildir. Bile bile derdini derinleştirme sen. Dua ederim senin için.
Bu, sizin değil eşinizin sorunudur. Kaynananızın ahirete inancı olsun veya olmasın siz insanlık yapmak zorundasınız. İnsanlığı hak etmiyorsa veya dayanılmaz bir duruma geldiyse yine de nezaketle tepki gösterin. Tepki gösterin ama tartışma yapmayın. Cevap vermeyin. Siz karşılığını Allah'tan bekleyerek yapın yapacağınızı. Tekrar size gelmek isterse kabul edin, mesafeli davranın bu sefer, fazla yüz göz olmayın, hakaret de etmeyin. Sabredin ve kazanın.
Amin kardeşim, amin. Bir kere itiraf etmelisin ki ‘utanmak’ mümincedir, mümin için gereklidir. Utanmıyor olmaktır riskli olan, zararlı olan. Bu sebeple eşiniz yanlış bir tutum içinde değildir esasen. Ancak hiç bir beşeri tavrın aşırısı zararsız değildir, sevgide bile bir denge üzerinde olmak gerekiyor. Sadece Allah’a olan sevgimizde bir ölçü olmaz, gerisi ne varsa ölçülü ve yerli yerinde olmalıdır. Eşinizin bu tavrının bir psikolog müdahalesini gerektirecek düzeyde olmasından çekinirim. Eğer böyle ise kesinlikle evliliğinizin ileriki dönemlerinde şeytan o noktadan size girmeye çalışır. Bunu da size belirtmiş olayım. Nikah akdi ile bir araya gelen eşlerin birbirlerinden gizleyecekleri hiç bir husus yoktur. Elbette herkesin sadece kendisine mahsus hisleri, işleri olur ama eşin eşten gizleyeceği şey olmaz. Beraber banyo yapmak, yatak odasında çok rahat konuşmak, çok rahat olmak, kıyafetlerde rahatlık insani düzey düşürülmedikçe asla yanlış değildir. Eşiniz üç yılda rahatlamış olmalı idi. Bu durum bir zaman sonra psikolog rehberliğinde çözülmelidir. Bayan bir psikoloğa görünsün eşiniz. Sakın sabır ve nezaketi ihmal etmeyesiniz.
aşk konusundaki diğer fetvalar
Fotoğraf üzerinden muhabbet yürütmenin mahsuru olabilir. Fotoğrafı uzak tutmayı tercih edin.
Bacım, yazınızda “hiç ilişki olmadı” dediğiniz halde bir çocuğunuz olduğunu söylüyorsunuz. Demek ki, kullandığınız “hiç” sözcüğü yetersiz anlamındadır. Netice olarak size şunu söyleyebilirim: Bir kadının haftada bir kere en azından ilişki istemesi dinen hakkıdır. Bunu sağlayamayan eşi ile nikâh bağını bitirmeyi talep etmesi de günah değildir. Yalnız ne kadar objektif olduğunuz konusunda ikinci adil ve makul bir kişinin kararını dinlemenizi size tavsiye ederim. Tek başınıza karar vermeniz durumunda ileride üzülebilirsiniz. Ayrıca konuyu son defa ciddi bir şekilde eşinizle görüşüp tedavi olmasını istedikten sonra yasal yollara başvurun. Tek başınıza vereceğiniz karar sizi ezebilir. Allah yardımcınız olsun.
Birini sevmekle günaha girilmiş olmaz. Sevgiyi harama düşme nedeni haline getirmekle günaha girilir. Allah'ın haramlarından bir haram işlenmediği ve insan onuru ezilmediği sürece sevmek veya aşk bir hata değildir. Elbette sevmeyi şahsiyeti yıpratma olarak anlamak doğru olmaz, bunu bilmeliyiz.
Bunun anlamı şudur: Evlenmeyi istiyorsun ama bedenin ve ruhun ona hazır değil. Ya da vakti gelmediği hâlde sen evlenmeyi merak ediyorsun. Kederlenecek bir durum yoktur. Vakti gelince bugün beğenmediğine âşık bile olursun. Yıkılıp kalma, hayatı yaşamaya devam et. Hayat evlenmekle sınırlı değildir.
Normal şartlarda kadının erkeğe bakması haram değildir. Bu bakış, sıradan olmayı aşıp mesela aşkı ve cinsel hissiyatı etkileyecek boyutta olduğunda ise fitneye dönüştüğü için sakıncalı hâle gelir.
AŞKIM sözü “çok sevdiğim” anlamında söyleniyorsa ki bunun için genelde söylenir, bundan bir sakınca çıkmaz. Hayır, ileride evleneceğim kişi anlamında söyleniyorsa bu abes ve yakışıksız bir sözdür. Özel bir kasıtla söylenmiyorsa yine de sakıncası olmaz.