Fetva Meclisi
Soru
Babanın yeterli parası varken evlatlarına iş olanağı sunmama gibi bir hakkı var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Baba, doğumuna sebep olduğu çocuğun velisidir. Bu velilik onun kendi kazanımı değil Allah’ın onun üzerindeki hakkıdır. Bu hak ona belli sorumluluklar yükler. İstediği zaman bu hakkı iptal edemez, o veya çocuk yaşadıkça bu hak onun üzerinde sabittir. Bu hakkın mahkeme kararı gibi beşeri bir müdahale ile ispatı da gerekmez. Çocuk, çocuk olarak yaşadığı sürece veliye muhtaç olduğu her işte baba onun velisi olmaya mecburdur. Hastalık ve tedavi de buna dahildir. Babanın bu velilik görevi Müslüman, akıllı olduğu sürece geçerlidir. Gücü yetmediği bir durum söz konusu olursa dinimiz hiçbir insana zaten gücünün yetmeyeceği şeyi yüklemez. Bir de farklı bir konu olarak günahları açık bir şekilde işleyen ve çevresinde ‘acaba Müslüman mıdır?’ sorusunun sorulmasına sebep olan fasık bir babanın da velilik hakkı düşebilir. Çocuk reşit oluncaya kadar ya da akli melekesinde bir eksiklik olmadığı sürece babanın veliliği zorunlu olarak devam eder. Bugünkü rüşt çağı olan on sekiz yaşını son nokta olarak kabul edebiliriz ve o yaştan sonra babanın görevi beter deriz. Sadece kız çocuğu baba kız evlenene kadar himayesinde tutmak zorundadır. Zorunlu aşılar, erkeğin sünnet ettirilmesi, doktor, ilaç temin edilmesi, ilacın kullanılması esnasında gerekebilecek yardım, ameliyat gibi olağanüstü durumlar bir yandan babanın sorumluluğunda bir yandan da yetkisi sınırları içindedir. Mesela bir ameliyata o izin verir ve gerekeni yapar. Baba sorumlu olmakla beraber annenin baba ile beraber olması, babanın anneyi yok kabul etmemesi Kur'an’ımızın ‘güzel geçim’ olarak koyduğu üstün İslam ahlâkının gereklerindendir.
Selamünaleyküm. Babanın işine ancak ikna ile müdahale edebilirsin. Onun vebali direk senden sorulmayacak. Düzeltmiş olman iyi olmuş. Allah yardımcın olsun.
Anne babaya itaatimiz ve iyiliğimiz normlar dâhilinde olmalıdır. Hayat kurallarını zorlayan, anlamsız işlerde itaat gerekmez ama bu anlamsızlığı üçüncü bir kişi kararlaştırmalıdır ki isabetli bir karar olsun.
Kızın kazancında babanın direkt bir hakkı olmaz. Babasına birazını veya tamamını ikram eder o ayrı bir meseledir, öylesi mümkündür.
Sizin hakkınızı ödemek durumunda olan birinin size hakkınızı verirken onu nereden bulduğunu soruşturmanız gerekmez. Evet, öyle bir iş yapmadan vermiş olsalar daha iyi olurdu ama bu onların dikkat etmesi gereken bir kuraldır.
Babanız istedi diye bir harama girmeyin. İş yapın, yapıyorsanız ilave bir iş yapın ve babanızı o dertten kurtarın.
baba konusundaki diğer fetvalar
Sen üzerine düşeni yaptın. Bir kız çocuğu olarak yapabileceğin bir şey yoktur. Kurduğu sofrada yemeğini ye, o sorumlu olur. Sen kalbinden onay verme yeter.
Bu durumda sen ona kötülük yapma, kaba konuşma. O kendi bataklığında kalsın. İyiliğine ve kurtulmasına dua et. Hayatı da en iyi şekilde yaşamaya çalış.
Borçların ödenmesi vasiyetin yerine getirilmesinden öncedir. Acilen borçları ödeyin, malı kalırsa vasiyetini yerine getirirsiniz.
Babanızın evine dönmeniz babanızın emrine dönmeniz olur. İyi etmişsiniz, babanızın ve annenizin de duasını alırsınız. Tekrar evlenirken dahil olmak üzere babanızı yok kabul edeceğiniz bir iş yapmayınız. Allah Teâlâ eşinize rahmet etsin, size de sabırlar versin.
İnsan ölünce bıraktığı malında dört hak oluşur: • Cenazesinin hazırlanıp defnedilmesi • Varsa borçlarının ödenmesi • Varsa üçte biri aşmayan vasiyetinin yerine getirilmesi • Bu görevlerden sonra geriye kalan malının mirasçıları arasında taksim edilmesi Miras taksimi, ölümden sonra olur. Ölmüş olmak şarttır. Ölmeden önce malı taksim etmek ise miras bölüştürmek değil HİBE ETMEKTİR. Çocuklarının kendisinden sonra kavga edebileceklerini, kendisi hayatta iken başarmalarını görmek istemesi, çocuklarının şeriat dışında bir sistemle malı bölmeye kalkışacaklarını anlaması gibi nedenlerle sağlığında malını çocuklarına bölüştürebilir. Bu bir hibe etme işlemi olur. Hibe etmekte de hiçbir sakınca yoktur. İnsan yabancısı olanlara dahi hibe yapabilirken kendi çocuklarına çok rahat yapabilir. Kendi sağlığında malını çocuklarına taksim eden birisi mirasta olduğu gibi kıza bir erkeğe iki şeklinde vermez. Erkeklerle kızları eşit tutar. (Sadece Hanbelî mezhebi âlimleri mirastaki gibi yapar demişlerdir.) Baba hayatta iken çocuklarına yaptığı bu hibeden dönmek isterse bu hoş olmamakla beraber makul bir gerekçeye dayanarak mesela çocuklarının malı heba etmeye başladıklarını gördüğünde hibesinden dönebilir. Hanefi mezhebi âlimleri dışındaki ulema bunu caiz görmüşlerdir.
1- Çocuk doğduktan reşit olana kadar baba onun velisidir. Aklı veya benzeri bir ehliyet sahibi olmasına mani engeli varsa o engel kalkana kadar yine velisidir. Veli ise velisi olduğunun üzerinde tasarruf hakkına sahiptir. Bu velilik hakkı, akıllı, Müslüman bir baba için geçerlidir. Aynı şekilde baba mal üzerinde savurgan harcama yapan biri ise bu velayet hakkı ondan alınır. Baba çocuğunun malı üzerinde velilik hakkını kullanırken maslahatı gözeterek kullanır. Sınırsız bir hak sahibi değildir. 2- Muhtaç ve kazanamayan bir baba çocuğunun malından yer, bundan dolayı da günaha girmez, çocuğu da vermemezlik edemez. Baba, muhtaç durumda değilse çocuğu küçük olsun büyük olsun malından alamaz. Cumhur ulemanın görüşü bu şekildedir.