Fetva Meclisi
Soru
Babamın rahatsızlığı nedeniyle camiye gidemiyorum hatta cumalara bile gidemediğim oluyor. Günaha giriyor muyum?
Cevap
Benzer fetvalar
Cuma namazı taviz veremeyeceğimiz bir ibadettir. Müslüman olduğu söylenen bir ülkede, bir Müslüman'ın cuma namazı sıkıntısı çekmesini kabul edemeyiz. Bir otobüs hattında zaten cuma derdi olmayan bir sürücü bulunabilir. Bu nedenle de derdimiz olmamalıdır. Babanız, cuma namazını ihmal edemeyeceğini söyleyerek işe girmelidir. Cuma şartı ile işe girdikten sonra ise onun cumayı terk etmesi nedeniyle bir kul hakkı oluşmaz. Rızkımızı bir otobüse bağlayacak kadar da zafiyet gösteremeyiz. Eğer cuma namazı pahasına bir iş bulacaksak ancak aç kalma tehlikesi olursa o işe gireriz. Bugün bu ülkede elhamdülillah adım başı denecek sayıda cami vardır. Cuma namazı için toplam en uzun süre bir saat olabilir. Bunu da taviz konusu yapamayız.
Eğer doktorun hastanedeki görevi camiye gidip gelmesi ile aksamayacak ise camiye çıkmasını fazilet olarak öncelikli buluruz. Hastaların tedavisi gecikmek veya hastanın durumunda risk olmak gibi bir durum söz konusu ise kesinlikle doktora camiye gitmemesi gerektiğini söyleriz. O bulunduğu yerde ve durum gerektiriyorsa sadece farzları kılarak namazını eda etmelidir. Aynı durum ortaya çıkan riske göre Cuma namazı için dahi geçerlidir. Bu hüküm evinde hasta bakan için de böyledir. Hastanın ağırlığı ve aciliyeti oranında Cuma namazına bile gitmeyebilir.
Baba ve anneniz aklı başında, ne konuştuğunu bilebilecek bir durumda ise onların 'hizmet istemiyorum' deme hakları yoktur. Çünkü mesele sadece onların hizmetini görmek veya görmemek değildir. Bir yandan onların hizmeti görülürken bir yandan da sizin Allah'a karşı kulluk görevinden sonraki en büyük göreviniz ve o görevden beklediğiniz sevabınız gerçekleşecektir. Babanızın size namaz kılmanızı yasaklaması ne kadar hakkı ise sizi kendisine hizmetten menetme hakkı da o kadardır diyebiliriz. Babanız ve annenizle kazanacağınız ibadet sevabını doldurabileceğiniz başka bir ibadet yoktur. Peygamber aleyhisselama 'seninle beraber bulunup cihat edeyim' diyen birini anne babasının yanına dönüp onlarla beraber olması şeklinde yorumlayacağımız bir cevapla geri göndermesi gösteriyor ki, farzlardan sonra mesele nafileler düzeyine indiğinde Peygamber aleyhisselam ile bulunmaktan daha üstün bir noktada anne baba ile bulunma durumu gerçekleşebilmektedir. Hayır babanız ve anneniz alzheimer hastası gibi ne dediğini bilmez durumda veya psikiyatri hastası ise zaten söylediklerine itibar etmeye gerek yoktur. Sonuç olarak ne edin edin anne babanızın gönlünü alın, kapılarından ayrılmayın, kovsalar bile siz onlarla bulunun. Neticede onlar annedir babadır, kalpleri yumuşar. Sonra da bu hata için Allah'a istiğfar edin. Dünyadaki huzurunuzu ve ahiretteki cennetinizi kurtarmış olun. Allah yardımcınız olsun.
Anne ve babanın evladı üzerindeki haklarından biri de, nafile ibadetleri bırakıp evladının onların acil hizmetlerini görmesidir. Mesela babanızın sizin hizmetinize ihtiyacı varken siz umreye giderseniz ve o izin vermiyorsa o umreniz doğru olmaz. Bunun haricinde baba ve annenin size bir ihtiyacı olmadığı halde sadece ibadet soğukluğu nedeniyle gitmenize karşı çıkıyorsa gidin.
Baban sana bir kız çocuğu olarak namaz kılmanı yasaklarsa asla ona itaat etme, namazını kıl. Baban camiye gitmeni men ederse ona hakkı vardır. Camiye gitmeyin evde kılacaksın. Annen olmadan tek başına gitmen de yanlıştır.
Allah için yapılan ibadetler de dahil olmak üzere bir Müslüman, ancak gücünün yettiği kadar yük taşır. Dört eve bakmanız veya altı eve bakmanız değil ne kadar bakabildiğiniz önemlidir. Her şeyden önce eşinize karşı görevlerinizi birinci plana alın. Sonra çocuklarınız ikinci planda olsun. Üçüncü planda da eşinizin talepleri doğrultusunda veya makul ölçüler içinde diğer yaşlılara yardım edin. Sizin asıl göreviniz eşinize karşıdır. Diğerlerine onun gönlünü almak için yardım edeceksiniz. Yaptıklarınızı Allah rızası için yaparsanız, kesinlikle büyük ecir kazanırsınız. Hastanelik olacak kadar da yorulmanız doğru olmaz. Bir de özellikle hiç kimsenin kavgasına, kabalığına karışmayın; ecriniz azalmasın. Allah sabırlar versin