Fetva Meclisi
Soru
Hocam bir doktorun hastanede veya yakınında cami varsa namazı cemaatle kılmasını evindeki şartlarda iken camiye cemaate gitmesi gibi mi görürsünüz?
Cevap
Benzer fetvalar
Cuma namazını salt namaz olarak görmeyin. Onun namazla birlikte taşıdığı siyasi, psikolojik ve sosyolojik anlamları da vardır. Dolayısıyla camiye gitme imkânınız varsa cumayı Müslüman kardeşlerimizle kılın. Oradaki Müslümanlardan ayrılmayın. Yani imkânlarınızı da biraz zorlamanızı tavsiye ederim. Cuma namazına gitmeniz sizin için ciddi bir sıkıntıysa öğle namazını bulunduğunuz yerde eda edersiniz.
Sağlığı yerinde iken camiye cemaate gitmeyi ihmal etmeyen bir Müslüman sağlık veya benzeri bir nedenle camiye gidemeyip namazları evinde kıldığında camiye gidiyor gibi sevap kazanmaya devam eder. Onun niyetini ve engel olmasa camiye gitme heyecanını Allah biliyor olduğu için sevabı eksilmez. Her şey işler iyi iken ki ciddiyetimiz ve niyetlerimizin büyük olmasındadır. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.
Allah Teâlâ size afiyet versin, sabırla yaşamayı kolay kılsın. Âmîn. Evet, camide namaz kılmak namazın önemli şartlarından biridir ama namazın kabul olmasının şartlarından değildir. Belli sebeplerle camiye gidilmeyebilir. Belirttiğiniz şişmanlık bu sebeplerden biridir Çünkü şişmanlık bir hastalıktır. Her hastalık gibi o da bir özürdür. Mesela merdiven çıkamamak, eve dönünce nefes zorluğu çekip yatma durumunda olmak gibi “hasta” muamelesi görmeyi gerektirecek durumdaki şişman hastalık özrü ile camiye gidemeyebilir, evde kıldığı namazla da inşaallah aynı sevabı kazanabilir. Buradaki rahatlatıcı ölçü şudur: Böyle hasta değil iken camiye gidiyordu da şu anda “gidemiyor” ise sebep bu hastalıktır ve özürdür. Özürlü de biiznillah muaftır. Cuma namazına muhakkak gitmeye çalışın. Cami ile bağınız kopmaması için de ara sıra da olsa kendinizi iyi hissettiğiniz zamanlar gitmeye çalışın. Allah Teâlâ kabul buyursun, eksiğimizi telafi etsin. Âmîn.
Allah yardımcınız olsun. Şöyle yapın: Cuma namazı için muhakkak camiye veya Cuma kılınan yere gitmeye niyetiniz ve kararlılığınız olsun. “Askeri tesisin tek kalması sakıncası” gibi bir durumda ise öğleyi kılabilirsiniz. Diğer namazlarda camiye gitmeyip bulunduğunuz yerde kılabilirsiniz. Biiznillah niyetiniz cemaate gitmek olduğu sürece sevabınız eksilmez. Günlük namazları ezan okunduğu vakitte hemen kılmayabilirsiniz, vakti çıkmadıkça özellikle de yaz günlerinde geniş bir zamana yayarak kılın. Yoğun olduğunuz zamanlarda sadece farzları kılın ama asla namazı bırakmayın. Allah yardımcınız olsun.
Şu anda yapmanız gereken bir düzeltme yoktur. Yalnız insan canının söz konusu olduğu bir zamanda namazı bile bozmak caizdir hatta gerekli olduğu durum da olabilir. Bu sebeple böyle bir durumda gürültüye neden olmadan 'doktor var mı?' diye sormalı idiniz. Allah Teâlâ o hallere düşmekten hepimizi muhafaza buyursun.
Cuma namazı kılınan bir şehirde yaşayanlar, EZANI DUYMASALAR DA Cuma namazına gitmek zorundadırlar. O şehirde yaşıyor olmak yeterlidir. Şehir merkezinden beş km uzakta yaşayan ve normal imkânlarla namaza gidemeyecek durumda olanlar Cuma namazına gitmeyip öğlen namazını kılabilirler.
cami konusundaki diğer fetvalar
Şunlara dikkat et ve asla unutma: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin makamında bulunuyorsun ve onu temsil ediyorsun. Allah’ın rızasından başka hiçbir beklentin ve gayen olmamalıdır. Konuşma yapmak, kâğıttan okumak düzeyinde kalmamaya bakacaksın, en iyisini, en güzelini yapman gerekiyor. Bilmediğini hatta çok iyi bilmediğini bilir gibi olma. Öyle veya böyle sen örnek durumundasın. Hikmet tarzın olsun. Türkçe dilini en iyi şekli ile kullan. Ses tonun, kıyafetin bilinçli olsun; riya ve kibirli olmasın. Zaman ve mekânın gerektirdiği konuları seç. Tenkitlere, uyarılara dikkat et ama etki altında kalarak konuşma. Bedelsiz bir şeyin bu dünyada bulunmadığını bil. Yaptığın işin bedeli yeri gelir hayatın ve yeri gelir kimliğin olabilir; hazır ol ve korkma.
Şöyle özetleyebilirim: Kadına CUMA NAMAZI farz değildir ama Cuma namazına gidip namaz kılarak sevap kazanabilir. Cami bayanlar için uygun bir ortam sağlıyorsa kadın Cuma namazına gidebilir. Cumaya gitmediği için ise bir eksikliği olmaz. İyi bir programla kadın Cuma gününün faziletlerinden istifade edebilir. Özellikle de büyük ecirler kazanabilir. Kadının Cuma günü için şöyle bir program tavsiye edebiliriz: - Cuma gününü o günün sabahından değil de Perşembe günü akşamından başlatır. O akşamdan itibaren erken yatar ki Cuma gününün sabah namazına dinç kalksın. Zira bizde gün önceki akşam ile başlar. Sabah namazına dinç kalkmak için erken yatar. Sabah namazından sonra zikir yaparak, tesbihat yaparak ışrak vaktine kadar (yani güneş doğduktan sonraki kırk dakika) beklenir sonra da iki rekât nafile namaz kılabilir. Bu da güne en bereketle şekilde başlamak demek olur. Cuma vaktine kadar Kehf suresini okur. İkindi sonrasını akraba ziyareti, hasta ziyareti gibi sünnet olan işlere ayırır. Akşama yakın (akşam namazına kırk dakika kalan vakit) dua ve istiğfara ayırır. Akşam sonrasını aile içi CUMA MUHABETTİ ORTAMI denebilecek bir faaliyete ayırır. Böylece güzel bir Cuma günü geçirmiş olur biiznillah.
Camiler Allah’ın evleridir, Kâbe’nin şubeleridir. İnsan ne kadar Allah’ı ve mukaddesatı gözünde büyütebilirse camiler de onun gözünde o kadar büyür. Aynı şekilde namazın da gözünde büyümesi gerekir ki namaz mekânı olan cami sana çekici gelsin. Bu da basit bir istemeyle değil gayret edip çırpınmakla olabilir. Başta Peygamber aleyhisselam efendimiz ve selefimizin camiyi nasıl önemsediklerine dair örnekleri incelemelisiniz. Bunun için dua edilmelidir.
Şahıslara taalluk eden yani sahibi filanca kişidir diyeceğimiz bir malı ne camiye ne de başka bir yere sahibinin izni alınmadan kullanamayız. Bu tam olarak bir kul hakkı olur, kullanan da tazmin eder. Bunun haricinde köylünün ortak malı yani kamu malı niteliğinde bir malı köyün camisi için kullanmakta herkesten izin alınması gerekmez zannederiz.
Teravih namazını kılmamak günah değildir ama büyük bir ecir kaybıdır. Ayrıca bunun farzlara karşı bir gevşeme başlangıcı olmasından da endişe ederiz.
Huşu’ namazda Allah’ın huzurunda bulunduğun idraki ve pratiği ile namazı kılmaktır. Bu da dünyalık düşünceleri dışarıda bırakmak demektir. Tam bir huşu’ ile namaz kılmak mümkün değildir denemez. Mümkün olmayan bir şeyi Rabbimiz bizden istemez. Başlar başlamaz, namazları huşu’ ile kılmak da zordur. Bunun ortalaması şöyle bulunabilir: Her kılınan namaz, kılanı biraz daha huşu’ ile kılmaya yaklaştırır. Bu belki yıllar alır ama her namaz, aynı zamanda bir eğitim olur onun için. Dünya meşgalesi içinden geçilen bir namazda zihin meşguliyetlerinin olması biraz normaldir de. Mümkün olduğu kadar namaz öncesinde gergin olmamaya gayret edilir. Namaz kılınan ortam cami ve benzeri namaza tahsis edilmiş yer olur. Ses kirliliği, görüntü yoğunluğu gibi sıkıntılara karşı mümkün olduğu kadar tedbir alınırsa bir nebze huzurlu bir namaz kılınabilir. Netice olarak, namaz huşusuz olunca kabul olmaz diye bir kural yoktur. Huşu’ hedefine doğru yürüdükçe biiznillah sıkıntı da olmaz. Allah yardımcımız olsun.