Fetva Meclisi
Soru
Hocam köylünün haberi olmadan satılan ve karşılığı alınan keresteyi camide kullanmak caiz midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Kural şöyledir: Bir vakıf, vakfedildiği alanda kullanılır, başka bir yere kaydırılamaz. Sizin caminiz için vakfedilen demiri o camide kullanabilirsiniz. Arttı ve orada kullanılamıyorsa, başka bir caminin inşaatına gönderirsiniz. Bunları yapmak gerçekten mümkün olmuyorsa satıp köyün diğer kamusal nitelikli yatırımları için kullanabilirsiniz.
Selamünaleyküm. Devlete ait ormanlarda ve devletin yasaklamadığı şartlarda kestane toplamak caizdir. Caiz olan bir şeyi yapınca da satılması ve üzerinden para kazanılması caiz olur.
Selamünaleyküm. Özellikle böyle bir şey almadığınızı söyleyerek alırsanız yalandan ötürü caiz olmaz. Ama alıp tamir ettirmekten siz de bir kazanç elde ederseniz onun zararı olmaz.
Selamünaleyküm. Devletin malını kullanmak da bir kula hakkıdır. Zarureti olmayanın bunu yapması caiz olmaz.
Otuz km mesafeden önce size mesela beş km gibi yakın bir yerde Cuma namazı kılınıyorsa oraya gidersiniz. Belirttiğiniz uzaklıkta bir yere Cuma namazı için gitmeniz size farz olmaz, öğleyi kılarsınız.
Mini bir dilim de olsa Müslüman’ın malı ondan izinsiz olarak alınamaz, alınırsa haram olur. Müşteri mesela peynir satın alacağı zaman tadına bakmayı isterse durum şöyledir: Satıcının izni varsa, o yörede tadına bakılıp alınıyor şeklinde bir örf varsa veya mal sahibi buyur bak tadına derse tadına bakmak caiz olur. Böyle bir tadına bakmaktan dolayı kul hakkı oluşmaz. Satıcı izin vermiyorsa veya aslında müşteri almaya niyetli değil ama iş olsun der gibi bir maksatla tadına bakıyorsa bu bir kul hakkıdır, caiz değildir.
cami konusundaki diğer fetvalar
Şöyle özetleyebilirim: Kadına CUMA NAMAZI farz değildir ama Cuma namazına gidip namaz kılarak sevap kazanabilir. Cami bayanlar için uygun bir ortam sağlıyorsa kadın Cuma namazına gidebilir. Cumaya gitmediği için ise bir eksikliği olmaz. İyi bir programla kadın Cuma gününün faziletlerinden istifade edebilir. Özellikle de büyük ecirler kazanabilir. Kadının Cuma günü için şöyle bir program tavsiye edebiliriz: - Cuma gününü o günün sabahından değil de Perşembe günü akşamından başlatır. O akşamdan itibaren erken yatar ki Cuma gününün sabah namazına dinç kalksın. Zira bizde gün önceki akşam ile başlar. Sabah namazına dinç kalkmak için erken yatar. Sabah namazından sonra zikir yaparak, tesbihat yaparak ışrak vaktine kadar (yani güneş doğduktan sonraki kırk dakika) beklenir sonra da iki rekât nafile namaz kılabilir. Bu da güne en bereketle şekilde başlamak demek olur. Cuma vaktine kadar Kehf suresini okur. İkindi sonrasını akraba ziyareti, hasta ziyareti gibi sünnet olan işlere ayırır. Akşama yakın (akşam namazına kırk dakika kalan vakit) dua ve istiğfara ayırır. Akşam sonrasını aile içi CUMA MUHABETTİ ORTAMI denebilecek bir faaliyete ayırır. Böylece güzel bir Cuma günü geçirmiş olur biiznillah.
Teravih namazını kılmamak günah değildir ama büyük bir ecir kaybıdır. Ayrıca bunun farzlara karşı bir gevşeme başlangıcı olmasından da endişe ederiz.
Şunlara dikkat et ve asla unutma: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin makamında bulunuyorsun ve onu temsil ediyorsun. Allah’ın rızasından başka hiçbir beklentin ve gayen olmamalıdır. Konuşma yapmak, kâğıttan okumak düzeyinde kalmamaya bakacaksın, en iyisini, en güzelini yapman gerekiyor. Bilmediğini hatta çok iyi bilmediğini bilir gibi olma. Öyle veya böyle sen örnek durumundasın. Hikmet tarzın olsun. Türkçe dilini en iyi şekli ile kullan. Ses tonun, kıyafetin bilinçli olsun; riya ve kibirli olmasın. Zaman ve mekânın gerektirdiği konuları seç. Tenkitlere, uyarılara dikkat et ama etki altında kalarak konuşma. Bedelsiz bir şeyin bu dünyada bulunmadığını bil. Yaptığın işin bedeli yeri gelir hayatın ve yeri gelir kimliğin olabilir; hazır ol ve korkma.
Bugünkü düğün anlayışı ile camide düğün olmaz. Camide nikâh akdi yapılabilir. Caminin uygun ayrı bir salonu varsa orada düğün yemeği verilebilir.
Eğer doktorun hastanedeki görevi camiye gidip gelmesi ile aksamayacak ise camiye çıkmasını fazilet olarak öncelikli buluruz. Hastaların tedavisi gecikmek veya hastanın durumunda risk olmak gibi bir durum söz konusu ise kesinlikle doktora camiye gitmemesi gerektiğini söyleriz. O bulunduğu yerde ve durum gerektiriyorsa sadece farzları kılarak namazını eda etmelidir. Aynı durum ortaya çıkan riske göre Cuma namazı için dahi geçerlidir. Bu hüküm evinde hasta bakan için de böyledir. Hastanın ağırlığı ve aciliyeti oranında Cuma namazına bile gitmeyebilir.
Takva açısından evde kılmayı tereddütsüz tavsiye ederiz. Giriş çıkışı korumalı, Sünnete uygun kılınan, Vakit israf edilmeden gidilip gelinebilecek bir camiye de gidilebilir.