Fetva Meclisi
Soru
Hocam bizim oralarda belli dönemlerde insanlar dağdan kestane toplarlar ve satarlar. Bu kestaneyi vergisiz olarak eşe, dosta, komşuya satmak caiz olur mu? Ya da çarşıda kaldırımda satmak caiz olur mu? Aslında sorum genel olarak şu: Bir şeyi vergisiz olarak satmak kul hakkı mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Devletin malını kullanmak da bir kula hakkıdır. Zarureti olmayanın bunu yapması caiz olmaz.
Şahıslara taalluk eden yani sahibi filanca kişidir diyeceğimiz bir malı ne camiye ne de başka bir yere sahibinin izni alınmadan kullanamayız. Bu tam olarak bir kul hakkı olur, kullanan da tazmin eder. Bunun haricinde köylünün ortak malı yani kamu malı niteliğinde bir malı köyün camisi için kullanmakta herkesten izin alınması gerekmez zannederiz.
Selamünaleyküm. Satın alma sürecinde bir hileye başvurulmadı ise alınabilir.
Selamünaleyküm. Kilise ve benzeri kuruluşlara arazi satmak, bina yapımında işçi veya usta olarak çalışmak caiz değildir. Orada kullanılacak bir malzemeyi direkt oraya satılacak şekilde satmak da caiz değildir. Üretici bir toptancıya sattıktan sonra toptancının veya başka bir bayinin kiliseye satması ise üretici açısından sorun olmaz.
Seyyar satıcılık haram değildir. Vergi ödeme meselesi ise devletin halletmesi gereken bir sorundur. Kaynağı helal, tarzı doğru olduğu sürece seyyar satıcılık yapılabilir.
Aleykümselam. Devletin belirlediği ve zulüm olmayan kurallara uymamak ahlâk açısından uygun olmayabilir ama sözünü ettiğiniz şekilde insanların zarar görmeyeceği bir ticareti yapmak, o ticaretten elde edilen gelirin haram olmasını gerektirmez.
caiz mi konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. TESETTÜR MANKENLİĞİ ile ne kastettiğinizi bilemiyorum. Eğer, erkeklerin de görebileceği bir yerde tesettür kıyafetini teşhir edecekseniz mesela, böyle bir şey asla caiz olmaz. Bayanlar arasında bir teşhir ve tanıtım yapacaksanız bu caiz olabilir. Yine de siz kendinize daha vakarlı bir iş bulmalısınız.
Selamünaleyküm. Tedavi maksatlı krem kullanabilirsiniz. Cerrahi müdahaleyi özellikle araştırmak gerekir.
Başlanmış ve bozulmuş nafilelerin tekrarı gerekir. Bu da öyle bir tekrar gerektirmektedir.
Dinimizde başkasının doğurduğu çocuğu evlat edinmek yoktur. Böyle bir iş yaparsanız eşiniz için ya da sizin için muhakkak sorun olur.
Umarım bu ifade ile, MİLLETE KARŞI DARBE YAPILAMAZ demeyi kastetmektedirler. Bu ise kasıt, bundan dinen bir sakınca oluşmaz. Eğer kasıt, Allah’ın Şeriat’ının yerine Millet’in Hakim olması yani beğendiğinin uygulanması kastediliyorsa bu bir afettir. Tam anlamı ile bir afettir. İki zıt maksattan hangisinin kastedildiği veya sonucun nasıl tecelli edeceği ise zamanla anlaşılacaktır. Temenni ederiz, yanlış bir mecraya sürüklenmiş olmayalım.
Eğer katılacağınız mitingi sizin için hassas ve önemli konular etrafında yararlı aynı zamanda gerekli buluyorsanız oraya katılanlarla aynı karede olma gibi bir sıkıntıyı aşmış olmalısınız. Sözünü ettiğiniz kişi, sizin Cuma namazını kılmak için gittiğiniz camiye gelecek olsa idi camiyi terk edecek mi idiniz? Daha geniş düşünmek zorundayız. Yaşadığımız şartlar, başımıza gelenler zaruret fıkhı diyebileceğimiz bir fıkıh ile anlaşılmalıdır. Aleni bir haram, açık bir tuzak görmedikçe bu tür faaliyetlere katılmamızda sakınca olmaz. Müdafaa edilen ortak değerler ve onların başında da canlarımız varsa tam anlamı ile bir zaruret var demektir.