Fetva Meclisi
Soru
Camilerde hastalık nedeniyle tedbirler alınıyor ben de sabit hastalıklarım var diye camiye gitmeyip evde kılıyorum. Bu durumda cemaat sevabım devam eder mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah Teâlâ size afiyet versin, sabırla yaşamayı kolay kılsın. Âmîn. Evet, camide namaz kılmak namazın önemli şartlarından biridir ama namazın kabul olmasının şartlarından değildir. Belli sebeplerle camiye gidilmeyebilir. Belirttiğiniz şişmanlık bu sebeplerden biridir Çünkü şişmanlık bir hastalıktır. Her hastalık gibi o da bir özürdür. Mesela merdiven çıkamamak, eve dönünce nefes zorluğu çekip yatma durumunda olmak gibi “hasta” muamelesi görmeyi gerektirecek durumdaki şişman hastalık özrü ile camiye gidemeyebilir, evde kıldığı namazla da inşaallah aynı sevabı kazanabilir. Buradaki rahatlatıcı ölçü şudur: Böyle hasta değil iken camiye gidiyordu da şu anda “gidemiyor” ise sebep bu hastalıktır ve özürdür. Özürlü de biiznillah muaftır. Cuma namazına muhakkak gitmeye çalışın. Cami ile bağınız kopmaması için de ara sıra da olsa kendinizi iyi hissettiğiniz zamanlar gitmeye çalışın. Allah Teâlâ kabul buyursun, eksiğimizi telafi etsin. Âmîn.
Evde cemaatle namaz kılmanız güzel olur. Kim bulunursa bulunsan erkek/kadın cemaat olun. Kadınlar erkeklerden bir saf geride durdular mı yeterlidir.
Aleykümselam. Cami ve cemaat birbirini tamamlayan iki kavramdır. Camide kılınmayan hiçbir namaz cemaatle kılınsa da O CAMİDEKİ CEMAAT değildir. Evet, tek kılmaya göre sevabı farklıdır ama caminin yeri başkadır.
Kesinlikle cami daha sevaplı olur. Gidemediğiniz zamanlar ise evinizde eşinizle “küçük bir cemaat” yapmış olun. Allah Teâlâ kabul buyursun.
Selamünaleyküm. Vasıtaya binmenizi gerektirecek bir mesafeye gitmeniz şart değildir. Evinizde ailece cemaat yapın.
Selamünaleyküm. Camideki cemaat olmaz ama cemaat sevabı kesinlikle olur.
Corona konusundaki diğer fetvalar
Marketlerde, parklarda, oyun alanlarında, sahillerde, resmi dairelerde, fabrikalarda, toplu taşıma araçlarında insanlar bir araya gelmiyor, kimse kimsenin yanına sokulmuyor gibi bir durum oluşsa idi elbette kurban ibadetine de alternatif arayışımız olabilirdi. Nitekim kurban ibadeti ile asla kıyas edilemeyecek kadar büyük ve ağır bir ibadet olan Cuma Namazı için bile “kılınmasın” dendi. Doğru da oldu. Fakat ortadaki durum şu anda, kurban ibadetimizi iptal ettirebilecek durum değildir. Böyle bir iptal mevcut ortamda, salgın virüsten ötürü değil salgın iman zafiyetinden dolayı benimsenmiş olur. Kurban bir ibadettir. İbadetlerimizi keyiflerimizin ilk kurbanı yapmayı düşünmemeliyiz bile. Hiç kimse kurban yerine sadaka veremez. Velev ki, kurban bedelinin üç katı bir sadaka bile olsa bedel olarak verilemez. Kurban kendi başına bir ibadettir. Zira: - Bir koçun başına beş kişi çullanarak kurban macerası yaşama yerine ehil birine, devletin gösterdiği mekânlarda biraz ekonomik bedel ödemeye razı olarak daha güvenli bir kurban kesebiliriz. - İbadet yapacağız diye sağlıkla alakalı tedbirlerden arınmamız gerekmez. Hem kurban keseriz hem sağlığımızı risk altına sokmayız. Bu mümkündür. - Mümkün olduğu kadar sağlık açısından uygun olan ortamlar ve devletin ciddi takibini yaptığı yerlerde yaparız ibadetimizi ve kalbimiz huzurlu olur. - Buna rağmen Kurban Bayramı’na kısa bir zaman kala bile olsa devlet “sağlık açısından kurban risk oluşturuyor” derse dışarıdan çözümler ararız. O da olmazsa namazımız ve camimizden daha önde bir ibadet değildir kurban ibadeti; Rabbimizin mağfiretine sığınır ve kurbanı erteleriz. Allah Teâlâ bedenlerimize ve kalplerimize kurban yükselişi nasip etsin, işimizi asan etsin.
Marketlerde, parklarda, oyun alanlarında, sahillerde, resmi dairelerde, fabrikalarda, toplu taşıma araçlarında insanlar bir araya gelmiyor, kimse kimsenin yanına sokulmuyor gibi bir durum oluşsa idi elbette kurban ibadetine de alternatif arayışımız olabilirdi. Nitekim, kurban ibadeti ile asla kıyas edilemeyecek kadar büyük ve ağır bir ibadet olan Cuma Namazı için bile ‘kılınmasın’ dendi. Doğru da oldu. Fakat ortadaki durum şu anda, kurban ibadetimizi iptal ettirebilecek seviyede değildir. Mevcut şartlar dahilinde böyle bir iptal, salgın virüsten ötürü değil salgın iman zafiyetinden dolayı benimsenmiş olur. Kurban ibadettir. İbadetlerimizi, keyfimizin ilk kurbanı yapmayı düşünmemeliyiz bile. Hiç kimse kurban yerine sadaka veremez. Velev ki, kurban bedelinin üç katı bir sadaka bile olsa bedel olarak verilemez. Kurban kendi başına bir ibadettir. Zira: - Bir koçun başına beş kişi çullanarak kurban macerası yaşama yerine ehil birine, devletin gösterdiği mekânlarda biraz ekonomik bedel ödemeye razı olarak daha güvenli bir kurban kesebiliriz. - İbadet yapacağız diye sağlıkla alakalı tedbirlerden uzak kalmamız gerekmez. Hem kurban keseriz hem sağlığımızı risk altına sokmayız. Bu mümkündür. - Mümkün olduğu kadar sağlık açısından uygun olan ortamlar ve devletin ciddi takibini yaptığı yerlerde yaparız ibadetimizi ve kalbimiz huzurlu olur. - Buna rağmen Kurban Bayramı’na kısa bir zaman kala devlet ‘sağlık açısından kurban risk oluşturuyor’ derse, dışarıdan çözümler ararız. O da olmazsa namazımız ve camimizden daha önde bir ibadet değildir kurban ibadeti; Rabbimizin mağfiretine sığınır ve kurbanı erteleriz. - Allah Teâlâ bedenlerimize ve kalplerimize kurban yükselişi nasip etsin, işimizi asan etsin.
Bedenlerimiz bizim değildir, herkes bedenini Allah’ın bir emaneti olarak taşımaktadır. Bedenlerimize karşı ihmallerimiz, görev ihlallerimiz başkalarına karşı yaptığımız hak ihlalleri gibidir. Allah katında mesul olacağımız işlerimizden biri de bedenlerimiz yani sağlığımızdır. Elbette corona bir son değildir. Hayat imtihanlarından biri olarak karşımıza çıkmıştır. Corona bize kader yazmaz/yazamaz; kaderimizi Allah yazmıştır. Bu anlamda onu bir hâkim güç olarak göremeyiz ama insan olarak alternatifi bulunana kadar mevcut tedbirlere uymak zorundayız. Mevcut tedbirlere uymamak fıkıh olarak en azından bir cahilliktir demek gerekir.
a. Büluğ çağına girmeyen çocuklar, b. Bayanlar, c. Riskli kabul edilen yaştakiler, d. Kalp, kanser, böbrek, solunum sistemi, şeker, tansiyon, aşırı kilo hastalarının özürlü oldukları kabul edilebilir. Bu özür sebebi ile de Cuma namazına BU ŞARTLAR DEVAM ETTİĞİ SÜRECE gitmeyebilirler. Cuma yerine öğleyi kılarlar. Bu şartlarda Cuma namazına gidenler de sağlıkla alakalı uyarılara dikkat etmek zorundadırlar. Özel seccadelerini beraberlerinde bulundurmak, camideki eşyaya temas etmemek, gerekli mesafeyi korumak, musafaha etmemek, abdestini evinde almak gibi kurallara uyulmalıdır. Hastalık belirtisi bulunan veya tedavi görenlerin cumaya ve camilere gitmeleri asla doğru olmaz, vebale girmelerinden korkulur.
Şu anda CUMA NAMAZI KILMA İZNİ, genel izin/serbestlik niteliğinde değildir. Gayet kısıtlı ve sınırlı bir izin verilmiştir. Cuma Namazı için toplanmaya engel oluşturan şartlar tam olarak ortadan kalkmadığından, Cuma için toplanma fırsatı da herkes için doğmamıştır. Sağlık riski taşıyanlar, tedavi görenler, yaş sorunu yaşayanlar ve benzeri özür sahipleri bu sınırlamalar devam ederken Cuma Namazına gitmeyebilirler. Risk devam ettiği için Cuma namazına gitmeyip öğlen namazı kılanlar ise bu şartlar dahilinde biiznillah vebal altında olmazlar diye umarız. Kılmak isteyenler de gerekli tedbirleri alarak bu fırsatı değerlendirebilirler.
Namazın secde gibi mesela en önemli farzlarından biri bile bir özürden ötürü terk edilebiliyor ve ima ile yapılmış sayılabiliyor. Cemaatle kılarken safların bitişik ve düzgün olması namazın hiçbir mezhebe göre farzlarından veya vaciplerinden biri değildir. Namazın sevabını artıran müstahaplarındandır. Sağlık gibi ciddi bir özürden dolayı terk edilmiş olmasının asla namaza veya cemaat sevabına zararı olmaz.