Fetva Meclisi
Soru
Hocam camiye devam etmek istiyorum ama bir türlü camiyi bana ait bir yer gibi sevemiyorum. İçimde cami sevgisi oluşması ve büyümesi için neler tavsiye edersiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Cameli, Allah'a ibadet maksadı ile inşa edilmiş yerlerdir. İbadet maksadı taşımayan her iş cami ortamından uzak tutulmalıdır. Camiyi bu maksatla kullanmanız doğru olmaz.
Pek güzel ediyorsunuz, Allah yardımcınız olsun. Bu nedenle cami cemaatine gitmemenizde sakınca olmaz. Biiznillah alışınca siz de camiye yönelirsiniz. Mübarek olsun.
Sabah namazını camide cemaatle kılmanın ne kadar büyük bir sevap ve huzur kaynağı olduğu ortadadır. Allah Teâlâ hepimizi sabah namazını camide kılanlardan etsin. Sizin bu heyecanınız içinizde sürsün. Belirttiğiniz gibi bir mani olduğunda biiznillah gidemeseniz de sevabınız devam eder. Evde kılın ve işe geçin. Melekler sizi görür ve bilir, bunu merak etmeyin.
Camiler bu toprakların simgelerdir; içleri boş dururken bile İslam'ı simgelerler. Her cami yarın dolma ihtimali yüksek bir ibadet merkezidir. Olmayan her cami de tekrarı olmayacak umutların heba edilmesidir. Böyle görüyoruz.
Kesinlikle cami daha sevaplı olur. Gidemediğiniz zamanlar ise evinizde eşinizle “küçük bir cemaat” yapmış olun. Allah Teâlâ kabul buyursun.
Selamünaleyküm. Kâbe dışındaki yapıların taklidinde sakınca olmayacağını düşünürüz.
cami konusundaki diğer fetvalar
Huşu’ namazda Allah’ın huzurunda bulunduğun idraki ve pratiği ile namazı kılmaktır. Bu da dünyalık düşünceleri dışarıda bırakmak demektir. Tam bir huşu’ ile namaz kılmak mümkün değildir denemez. Mümkün olmayan bir şeyi Rabbimiz bizden istemez. Başlar başlamaz, namazları huşu’ ile kılmak da zordur. Bunun ortalaması şöyle bulunabilir: Her kılınan namaz, kılanı biraz daha huşu’ ile kılmaya yaklaştırır. Bu belki yıllar alır ama her namaz, aynı zamanda bir eğitim olur onun için. Dünya meşgalesi içinden geçilen bir namazda zihin meşguliyetlerinin olması biraz normaldir de. Mümkün olduğu kadar namaz öncesinde gergin olmamaya gayret edilir. Namaz kılınan ortam cami ve benzeri namaza tahsis edilmiş yer olur. Ses kirliliği, görüntü yoğunluğu gibi sıkıntılara karşı mümkün olduğu kadar tedbir alınırsa bir nebze huzurlu bir namaz kılınabilir. Netice olarak, namaz huşusuz olunca kabul olmaz diye bir kural yoktur. Huşu’ hedefine doğru yürüdükçe biiznillah sıkıntı da olmaz. Allah yardımcımız olsun.
Bu yüzden camiyi terk etmeyin. Diğer namaz kılan kardeşlerinize de danışın. Hız konusunda herkes sizin gibi düşünüyorsa imamı uyarın, daha ağır kıldırsın. Ama camiyi bırakmayın.
Eğer doktorun hastanedeki görevi camiye gidip gelmesi ile aksamayacak ise camiye çıkmasını fazilet olarak öncelikli buluruz. Hastaların tedavisi gecikmek veya hastanın durumunda risk olmak gibi bir durum söz konusu ise kesinlikle doktora camiye gitmemesi gerektiğini söyleriz. O bulunduğu yerde ve durum gerektiriyorsa sadece farzları kılarak namazını eda etmelidir. Aynı durum ortaya çıkan riske göre Cuma namazı için dahi geçerlidir. Bu hüküm evinde hasta bakan için de böyledir. Hastanın ağırlığı ve aciliyeti oranında Cuma namazına bile gitmeyebilir.
Cami duvarının dışında kalan bölüm cami değildir. Oradaki mezarların veya türbelerin de namaza mani olması söz konusu olamaz.
Hepimiz bu hayatı imtihan için yaşıyoruz. Rabbimiz bizi imtihan edecek ve kazanacak ya da kaybedeceğiz. Şunu unutmayınız: İmtihanımız bir anlık değildir. Vaktini bilmediğimiz son nefesimize kadar sürecektir imtihanımız. İnşaallah iman sahibi olarak öldüğümüzde, bu imtihan boyunca yaptığımız ve yapmadığımız artı eksi ne varsa hepsinin ortalaması ile karşılık bulacağız. Şeytan ister ki biz, bir iki düşme ile düştüğümüz yerde çöküp kalalım. Allah Teâlâ da ister ki kulu yılmasın; düştüğü yerden kalksın ve yürüsün. Siz Allah Teâlâ'nın istediği gibi yapın, düşseniz de yılıp çökmeyin, devam edin yürüyün. Bin kere düşseniz de bin birinciye kalkın ayağa. Yol böyle yürünüyor endişeye gerek yok. O iman enerjisi varken korkmayacaksın, umutlu olacaksın. Allah yardımcın olsun.
Şunlara dikkat et ve asla unutma: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin makamında bulunuyorsun ve onu temsil ediyorsun. Allah’ın rızasından başka hiçbir beklentin ve gayen olmamalıdır. Konuşma yapmak, kâğıttan okumak düzeyinde kalmamaya bakacaksın, en iyisini, en güzelini yapman gerekiyor. Bilmediğini hatta çok iyi bilmediğini bilir gibi olma. Öyle veya böyle sen örnek durumundasın. Hikmet tarzın olsun. Türkçe dilini en iyi şekli ile kullan. Ses tonun, kıyafetin bilinçli olsun; riya ve kibirli olmasın. Zaman ve mekânın gerektirdiği konuları seç. Tenkitlere, uyarılara dikkat et ama etki altında kalarak konuşma. Bedelsiz bir şeyin bu dünyada bulunmadığını bil. Yaptığın işin bedeli yeri gelir hayatın ve yeri gelir kimliğin olabilir; hazır ol ve korkma.