Fetva Meclisi
Soru
Hocam bir fetvanızda ihtiyaç olmasa bile camilerin yapılabileceğini, camilerin İslam'ın izzet belgeleri olduğunu söylüyorsunuz. İhtiyaç olmadığı halde iki adımda bir camii yapmak ve daha acıklısı, içi boş camiler yapmak bizim hangi sorunumuzu çözecek? Bizler ahirette yaptığımız camilerin mimarisiyle mi övüneceğiz? Hoca olarak camilerden ziyade camiye gelenlerin sayısını arttırmanız ya da daha önce gelenlerin müminlik kalitelerini arttırmanız gerekmez mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Camiler ve ibadetlerimiz hakkında yazdıklarınız büyük oranda doğrudur. Bundan daha ağırları da yazılabilir. Ne yazık ki hakikat böyledir. Yalnız şunu unutmamalıyız: Her şeye rağmen camiler, bütün eksikliklerine ve iticiliklerine rağmen İslam'ın bu zamandaki camileridir. Biz de bu zamanda İslam'ın Müslümanlarıyız. 'Papaza kızıp oruç bozmak' diye izah edilen atasözünde olduğu gibi camileri, muhtevasındaki bütün eksikliklere rağmen terk edemeyiz. Şeytan bu açığımızı iyi kullanır ve neticede bizi ibadetten külliyen soğutur maazallah. Gidecek ve aslına dönüştürmek için gayret edeceğiz.
İslam toprağı olmayan yerlerin ahkâmı için farklılıklar olabilir. İnşallah hayırda kullanılmalarında bir sakınca yoktur. Allah'a emanet olun.
'Papaza kızıp oruç bozmak' diye bir deyim vardır. Camilerin durumu maalesef böyledir. Peygamber vekili olan imamların durumu ortadadır. Buna rağmen camileri terk etmekle iyi bir iş yapmış olmuyoruz. İmamlar, bizi uyandırması gerekirken biz onları uyandırarak yolumuza devam etme pahasına da olsa camilere devam etmeliyiz. Allah'a emanet olunuz.
Bu âlem aradığımızı aynen bulabileceğimiz bir yer değildir. Buna camiler de dâhildir. Bulduğumuzu değerlendirmemiz ise mümince bir tavırdır. Camiler hakkında öyle davranın.
'Papaza kızıp oruç bozmak' şeklinde bir deyim vardır. Camilerimizde şeriatımızın hükümran olmadığı, tartışılması bile gerekmeyecek kadar açık bir hakikattir. Ama biz camisiz de yaşayamayız. Cami seçmek camisiz kalmaktan daha iyi değil midir? Aslı zatında imamların bizi irşad etmeleri gerekirken bizim imamları ikaz ve irşad etmemiz gerekmeye başladı. İmamlarla daha içli dışlı olarak onlara, rızkı Allah'ın verdiğini, Peygamber aleyhisselamın makamında vekil olduklarını nazik bir şekilde hatırlatmamızda yarar var. Ben, imanıma camiyi terk etmeyi sığdıramıyorum. O sözünü ettiğiniz hutbeleri dinlemek zorunda kaldığımda da krizler geçiriyorum. Zor bir imtihandayız; kaçamayız, yılmayız. Camiler tevhid mekânlarıdır. İtham ederken de şirk gibi ağır sözleri kullanmamaya gayret ediniz. Şirk, daha ötesi olmayan en ağır suçların başında geliyor. Kendimizi haksız duruma düşürmeyelim. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Cameli, Allah'a ibadet maksadı ile inşa edilmiş yerlerdir. İbadet maksadı taşımayan her iş cami ortamından uzak tutulmalıdır. Camiyi bu maksatla kullanmanız doğru olmaz.
cami konusundaki diğer fetvalar
Namazın rükünlerinin emredildiği gibi tam yapılması namazın kabulü için şarttır. Muteber bir özür olmadıkça bilhassa farz namazlarda kıyam/ayakta durmak rükündür. Özürsüz bir şekilde kıyamın terk edilmesi namazın fasit olması için yeterlidir. Bu genel kuraldır. İkinci bir kural da şudur: Bir rüknü emredildiği şekilde yapmaya gücü yetmeyen, yapabildiği gibi yapar onu. Mesela ayakta duramayan oturur, oturamayan yatar; yine de namazını kılar. Bu da şu demektir: Namazı, bir arızadan ötürü tamamen bırakmak yoktur. Ayakta duramayan oturur. Yere bağdaş kurarak veya diz üstü oturarak namaz kılmasında da zorluk bulunan SANDALYEDE OTURARAK NAMAZ KILABİLİR. Elbette bu kişi için bir zorluk, meşakkat söz konusu olmalıdır. Uzman doktorun uyarısı veya tecrübe ile bilinen hastalığı artırıcı bir sıkıntı bu tür zorluk kabul edilebilir. Muasır ulemanın ve bazı fetva kurullarının genel kanaati böyledir. Türkiye'de camilerde bu ruhsatın bir karışıklığa neden olduğu hemen hemen her camide izlenmektedir. Bilhassa camilerde hareket etmeyen blok sandalye şekillerinin bulunması muteber kabul edilemez. Sandalyede namaz kılmakla camilerde sandalyeli bölümlerin oluşması aynı kabul edilemez. Bir kişinin safın kenarlarında sandalyede namaz kılmasını ruhsat görebiliriz. Camide böyle bir bölüm oluşturulmasını ise normal bir ruhsat dairesinde göremeyiz. Diyanet'in bu karışıklığı önleyecek tedbir alması gereklidir de.
Caminin bağlı bulunduğu müftülüğe yazı ile durumu bildirin. Muhakkak bir inceleme yapacaktır müftülük. Onların incelemesinin sonucu namaza mani bir durum görülmezse devam edin. Az bir eğrilik namaza mani olmayabilir. Sorunla ilgilenen olmazsa peşini bırakmayın ve Diyanet'e yazın. İnşaallah çözülür.
Evde de cemaat yapabiliyorsanız bir sıkıntı yoktur. Elli yüz metrelik yakın bir mesafede cami varsa camiye gitmeniz gerekir. En azından günün bir vakti muhakkak camiye gidin. İmtihan yoğunluğu ve benzeri olağanüstü denebilecek zamanları müstesna yapabilirsiniz. Rabbim sizi bu merhume ümmete bağışlasın. Hizmetiniz insanlığın yüzünü güldürsün. Meleklerin duaları ile yoğunlaşasınız. Bize de dua ediniz.
Otuz km mesafeden önce size mesela beş km gibi yakın bir yerde Cuma namazı kılınıyorsa oraya gidersiniz. Belirttiğiniz uzaklıkta bir yere Cuma namazı için gitmeniz size farz olmaz, öğleyi kılarsınız.
Namaz kılarken, hemen önündeki safta oluşan boşluğu doldurmak için ÖNÜNDEKİ SAFA KADAR yürümek namazı bozmaz. Daha fazlası ise bozar.
Size bu cevabı verdiğimiz gün, Diyanet Takvimi Hakkâri için İMSAK vaktini 04.45 olarak gösteriyor. Bugün için sabah namazını 04.46'dan itibaren kılabilirsiniz. (Bu vaktin her gün ve her il için değişeceğini biliyorsunuzdur.) Bu şu demektir: Takvimin İMSAK vakti olarak belirlediği andan sonra ezan okunduğunda namaz kılmak için de vakit gelmiş demektir. Hiç sıkıntı etmeyin, kılın. Eğer takvimin İMSAK vakti olarak yazdığından önce kılınırsa o namaz namaz olmaz.