Fetva Meclisi
Soru
Bildiğiniz gibi Diyanet'in atadığı günümüz cami imamlarının birçoğunun iyi bir puan tutturamayıp imam hatiplere yerleşmesiyle başlayan ve devletin dozajını ayarladığı kadar akaid gören bir sistemdeyiz. Çevremde maalesef itikadına güvenebildiğim kimseler veya cami imamları yok denecek kadar az. Cuma namazının farz olması, her yerde ezanların okunması fakat arkasında durulacak imam bulamama sebebiyle çok rahatsızım bu durumdan. Gidiyorum camiye, cuma için gittiğimde hoca hutbedeyken 'demokrasi dininin' sizin deyiminizle 'demokrasi putunun' kötü bir yanı yokmuş gibi anlatıp üzerine de devlete, idarecilere rahmet ve dualarda bulunuyor; "devletimizi milletimizi koru, başımızdaki idarecilere yardım et..." gibi dualar. Bu duayı hutbede eden imamın arkasında namaz kılınır mı?
Cevap
Benzer fetvalar
'Papaza kızıp oruç bozmak' şeklinde bir deyim vardır. Camilerimizde şeriatımızın hükümran olmadığı, tartışılması bile gerekmeyecek kadar açık bir hakikattir. Ama biz camisiz de yaşayamayız. Cami seçmek camisiz kalmaktan daha iyi değil midir? Aslı zatında imamların bizi irşad etmeleri gerekirken bizim imamları ikaz ve irşad etmemiz gerekmeye başladı. İmamlarla daha içli dışlı olarak onlara, rızkı Allah'ın verdiğini, Peygamber aleyhisselamın makamında vekil olduklarını nazik bir şekilde hatırlatmamızda yarar var. Ben, imanıma camiyi terk etmeyi sığdıramıyorum. O sözünü ettiğiniz hutbeleri dinlemek zorunda kaldığımda da krizler geçiriyorum. Zor bir imtihandayız; kaçamayız, yılmayız. Camiler tevhid mekânlarıdır. İtham ederken de şirk gibi ağır sözleri kullanmamaya gayret ediniz. Şirk, daha ötesi olmayan en ağır suçların başında geliyor. Kendimizi haksız duruma düşürmeyelim. Allah'a emanet olunuz.
Camiler ve ibadetlerimiz hakkında yazdıklarınız büyük oranda doğrudur. Bundan daha ağırları da yazılabilir. Ne yazık ki hakikat böyledir. Yalnız şunu unutmamalıyız: Her şeye rağmen camiler, bütün eksikliklerine ve iticiliklerine rağmen İslam'ın bu zamandaki camileridir. Biz de bu zamanda İslam'ın Müslümanlarıyız. 'Papaza kızıp oruç bozmak' diye izah edilen atasözünde olduğu gibi camileri, muhtevasındaki bütün eksikliklere rağmen terk edemeyiz. Şeytan bu açığımızı iyi kullanır ve neticede bizi ibadetten külliyen soğutur maazallah. Gidecek ve aslına dönüştürmek için gayret edeceğiz.
Aleykümselam.Camilerimizdeki imamların bağlı olduğu sistem, bütün Müslümanların bağlı olduğu sistem değil midir? Sıkıntıyı imamların omzuna yükleyip rahatlamaya benziyor bu tavır. Bunun yerine, camilerdeki imamların iyisini, mihraba daha layık olanını seçelim. Camiler bizim olmalıdır. Evet, imamlar arasında ne okuduğunu bile bilemeyecek imamlar vardır, olabilir de. Biz, papaza kızıp oruç bozamayız. Camilere gidin, namaz kılın, camileri imar etmeye katkı sağlayın. Şeytan böylesinden daha fazla etkilenir.
Bu anlayışınızda aşırılık var. “Ayetleri okumuyorlar” sözünüz kıyamet günü bir iftira olarak sizi ezebilir, binlerce imamdan helallik almanız gerekebilir. Ben de bu ülkede yaşıyorum, “şu ayetler okunmayacak” uyarısını hiç duymadım. Evet, bazı konular belli bir üslupla cami içinde konuşulamaz ama ona varıncaya kadar bizi ve ahiretimizi ilgilendiren nice konular var, onlar konuşuluyor. Sizin tavrınız isabetli değil. Daha dengeli ve gerçekçi düşünmenizi tavsiye ederiz size. Evinizde uygulayabildiğiniz ayetleri sayın isterseniz... Bakalım ne sonuç elde edeceksiniz.
İmamlar, müezzinler de nihayetinde insandırlar; bazı sosyal ihtiyaçlarını, dinlenmelerini, tatillerini tabii karşılamak gerekir. Ancak caminin dibindeki evde oturup tatil günüdür diye namaza gelmeyen imamın, müezzinin nasıl bir amel anlayışına sahip olduğunu kestirmek mümkün değildir. Allah rızası için mi namaz kıldırıyor yoksa daha kaliteli bir iş bulamadığı için mi namaz kıldırıyor onu bilemem. İmamların bulundukları mevki Peygamber aleyhisselamın mevkiidir; onlar peygamber vekilleridirler. O makamın hakkını korumaları, o makam için canlarını feda etmeye hazır olmaları gerekir. Ne yazık ki, imamlar, müezzinler arasında bir zafiyet, devlette daha iyi bir iş bulamadığı için orada bulunma illeti yaygındır. Kesinlikle umumuna teşmil etmemiz doğru değildir ama yaygın tutum da budur. Ben size iki noktada uyarıda bulunayım: 1- Siz, bir de kendi açınızdan bakın konuya; siz cemaat olarak, namaza durduğunda haşyetten kalbi ürperen, kendini cennetlerde hisseden bir imama layıktınız da Allah Teala size öyle birini vermedi mi yoksa tencere yuvarlanıp kapağını mı buldu? Bir de kendi muhasebemizi yapmaya çalışalım. Bunu söylerken imamınızı aklamaya çalışmıyorum. Bu hesabın bir de ters yüzü olduğunu söylemeye çalışıyorum. 2- İmam veya müezzin hepimiz kuluz; hatalı yanlarımız vardır, olabilir de. Hatadan ötürü helak teorileri geliştirme yerine, sıcak ilişkiler geliştirip emri bilmaruf yapsak daha iyi bir iş yapmış oluruz. İmama küsüp camiyi, müderrise küsüp medreseyi terk ederek kimi kazandırabiliriz. Küse küse dünyayı terk etmek zorunda kalırız. Kesinlikle cemaati ve camiyi terk etmeyelim. İmamların açık bir küfrünü, akidedeki bir sıkıntısını görmedikçe namazları camilerde kılacağız. Eğer imamlarımızda, müezzinlerimizde bir sıkıntı varsa o zaman onları ıslah için çalışacağız. Ama nefisleri devreye sokmadan, daha beter hale getirmeden. Aman nefsani iş yapmayalım. Allah Teala, sayinizi meşkür kılsın.
Camiler bu toprakların simgelerdir; içleri boş dururken bile İslam'ı simgelerler. Her cami yarın dolma ihtimali yüksek bir ibadet merkezidir. Olmayan her cami de tekrarı olmayacak umutların heba edilmesidir. Böyle görüyoruz.
akaid konusundaki diğer fetvalar
Evlilikle ilgili olarak benim yazdığım ve Tahlil Yayınları arasında çıkan iki kitabı tavsiye ediyorum: Aile Davamız ve Kıblegâh Evler. Bu iki kitap bana ait olduğu için tavsiye etmem çok uygun değil ama bana göre insanlara neyin gerektiğini, sorunların kaynağında nelerin bulunduğunu iyi tahlil ettiğimi düşünerek yazdığım için tavsiye etmekte sakınca görmüyorum.
Selamünaleyküm. 'Müslüman’a küfretmek, ağırlığı açısından kâfir olmak kadar büyük bir günahtır' şeklinde anlaşılmalıdır. Dinden çıkaran bir küfürdür denmez.
Akaid konusunda ilmihal kitaplarının ötesine geçmemenizi tavsiye ederim. Daldıkça boğulabilir, aradığınızın dışındaki ırmaklarda kaybolabilirsiniz. Allah'a emanet olun.
Okuduğunuz ilmihal kitabından daha fazla akaid bilgisi sizin için bile bile kafa karıştırmaktır. Siz dininizi yaşamak için öğreniyorsanız, size gerekmez. Hayır, tartışmak ve felsefesini yapmak için ise bulduğunuzu dinleyin, gördüğünüzü izleyin o zaman. Allah yardımcımız olsun. Bize bizi cennete götürecek bilgiler gerekiyor.
Sohbet ile birkaç arkadaşla bir araya gelerek dini meseleler hakkında karşılıklı konuşmayı kastediyorsanız doğru ve kesin bildiğinizi paylaşırsınız. Bilmediğinizde susarsınız. Fakat sorunuz toplumun önüne çıkarak vaaz vermekse olayın rengi değişir. Bir kimsenin halkın karşısına çıkıp vaaz etmek için asgari olarak aşağıdaki hususlarda bir donanıma sahip olmalıdır. İlmi yeterliliği olmalı (Akaid (inanç), Fıkıh, Tefsir, Hadis, Siyer gibi ilimlerin temel bilgilerini almış olmalı) Ehil olmadığı veya kesin bilmediği konularda konuşmamalı, Ahlaki olgunluk ve güzel davranış sahibi olmalı, Konuşmasında samimiyet ve tevazulu olmalı, Hikmet ve uygun bir üsluba sahip olmalıdır.