Fetva Meclisi
Soru
Hocam Diyanetin Cuma hutbelerinde kanunlara ters düşen Allah'ın ayetlerini söylemiyorlar. Bu benim çok gücüme gidiyor. Yönetim sistemi Allah'ın şeriatına ters düştüğü için camiyi, cemaati ve cumayı bile bıraktım. Bu yaptığım yanlış mı hocam?
Cevap
Benzer fetvalar
'Papaza kızıp oruç bozmak' şeklinde bir deyim vardır. Camilerimizde şeriatımızın hükümran olmadığı, tartışılması bile gerekmeyecek kadar açık bir hakikattir. Ama biz camisiz de yaşayamayız. Cami seçmek camisiz kalmaktan daha iyi değil midir? Aslı zatında imamların bizi irşad etmeleri gerekirken bizim imamları ikaz ve irşad etmemiz gerekmeye başladı. İmamlarla daha içli dışlı olarak onlara, rızkı Allah'ın verdiğini, Peygamber aleyhisselamın makamında vekil olduklarını nazik bir şekilde hatırlatmamızda yarar var. Ben, imanıma camiyi terk etmeyi sığdıramıyorum. O sözünü ettiğiniz hutbeleri dinlemek zorunda kaldığımda da krizler geçiriyorum. Zor bir imtihandayız; kaçamayız, yılmayız. Camiler tevhid mekânlarıdır. İtham ederken de şirk gibi ağır sözleri kullanmamaya gayret ediniz. Şirk, daha ötesi olmayan en ağır suçların başında geliyor. Kendimizi haksız duruma düşürmeyelim. Allah'a emanet olunuz.
'Papaza kızıp oruç bozmak' diye bir deyim vardır. Camilerin durumu maalesef böyledir. Peygamber vekili olan imamların durumu ortadadır. Buna rağmen camileri terk etmekle iyi bir iş yapmış olmuyoruz. İmamlar, bizi uyandırması gerekirken biz onları uyandırarak yolumuza devam etme pahasına da olsa camilere devam etmeliyiz. Allah'a emanet olunuz.
Atalarımız “papaza kızıp oruç bozulmaz” diye bir söz söylemişler. Dinimize dair sıkıntılarımız, bizi idare eden düzen sebebiyle camiyi terk etmek makul değil, eşiniz yanlış yapıyor. Kandil akşamlarını da yok kabul etmeyi doğru bulmadığımız gibi KURTULUŞ GECESİ gibi abartmayı da doğru bulmayız. Ortada bir çizgi geliştirmek gerekir. Eşinizle ne edin edin bu konuyu tartışarak aile içi huzurunuzu bozmayın. Şeytan için iyi bir fırsat olabilir bu. Bu tür düşünce sahiplerinin fikirleri değişken olur, zamanla farklı düşünebilir diye plan yapın. Siz çocuğunuzu bu tartışmanın içine düşürmeden yönlendirmeye bakın.
İmamlar, müezzinler de nihayetinde insandırlar; bazı sosyal ihtiyaçlarını, dinlenmelerini, tatillerini tabii karşılamak gerekir. Ancak caminin dibindeki evde oturup tatil günüdür diye namaza gelmeyen imamın, müezzinin nasıl bir amel anlayışına sahip olduğunu kestirmek mümkün değildir. Allah rızası için mi namaz kıldırıyor yoksa daha kaliteli bir iş bulamadığı için mi namaz kıldırıyor onu bilemem. İmamların bulundukları mevki Peygamber aleyhisselamın mevkiidir; onlar peygamber vekilleridirler. O makamın hakkını korumaları, o makam için canlarını feda etmeye hazır olmaları gerekir. Ne yazık ki, imamlar, müezzinler arasında bir zafiyet, devlette daha iyi bir iş bulamadığı için orada bulunma illeti yaygındır. Kesinlikle umumuna teşmil etmemiz doğru değildir ama yaygın tutum da budur. Ben size iki noktada uyarıda bulunayım: 1- Siz, bir de kendi açınızdan bakın konuya; siz cemaat olarak, namaza durduğunda haşyetten kalbi ürperen, kendini cennetlerde hisseden bir imama layıktınız da Allah Teala size öyle birini vermedi mi yoksa tencere yuvarlanıp kapağını mı buldu? Bir de kendi muhasebemizi yapmaya çalışalım. Bunu söylerken imamınızı aklamaya çalışmıyorum. Bu hesabın bir de ters yüzü olduğunu söylemeye çalışıyorum. 2- İmam veya müezzin hepimiz kuluz; hatalı yanlarımız vardır, olabilir de. Hatadan ötürü helak teorileri geliştirme yerine, sıcak ilişkiler geliştirip emri bilmaruf yapsak daha iyi bir iş yapmış oluruz. İmama küsüp camiyi, müderrise küsüp medreseyi terk ederek kimi kazandırabiliriz. Küse küse dünyayı terk etmek zorunda kalırız. Kesinlikle cemaati ve camiyi terk etmeyelim. İmamların açık bir küfrünü, akidedeki bir sıkıntısını görmedikçe namazları camilerde kılacağız. Eğer imamlarımızda, müezzinlerimizde bir sıkıntı varsa o zaman onları ıslah için çalışacağız. Ama nefisleri devreye sokmadan, daha beter hale getirmeden. Aman nefsani iş yapmayalım. Allah Teala, sayinizi meşkür kılsın.
Selamünaleyküm. Kızım, aynı okulların açık okunabilenleri de var ve diplomaları da aynı değerdedir. Neden kendinizi o koridorlara esir ediyorsunuz ki? Oraların olup olacağı o kadardır. İlim uğruna dinimizden olamayız. Daha geniş düşünün. Başkalarını kurtarmaktan önce kendinizi kurtarın, batmamaya çalışın.
Bu sözler doğru ama yerli yerinde söylenmemiş sözler olabilir. İlahiyat veya başka bir bölümde erkek ya da kadın olarak okunmaz diye bir kural yoktur. Kural şudur: Mü'min kendisini bile bile harama itmez, haram ortamında tutmaz. Bu kural değil fakülte, cami için bile geçerlidir. Bir kimse kendisini ne kadar haramdan uzak tutabileceğine bakarak bu konularda karar vermelidir. Bir harama ya da cehennemde bir saniye kalmaya değebilecek bir fakülte bu kâinatta kurulmamıştır ve kurulamayacaktır. İkinci olarak da şunu açık yüreklilikle düşünmeliyiz: Herkes, İslam'a hizmet etme, diplomayı din için kullanma gibi bir sloganla bu işe giriyor ama diploması olan bu sözleri yastık altına atıyor. Öyle başlayıp başka amaçlarla bitirmek hiç hoş değil. Bile bile kendimizi aldatıyoruz sadece. Ne kadar samimiyiz, bunu da ölçelim. Rabbim yardımcımız olsun.
cemaat konusundaki diğer fetvalar
Allah Teâlâ sizi muvaffak kılsın. Bir tarikata intisaplı iseniz orayı iyi değerlendirin. Bizim tarikat gibi bir çalışmamız yoktur. Sadece dinlediğiniz dersleri yapıyoruz, yapabileceğimiz de o kadardır. Dua ediniz.
Değerli kardeşim, haklısın hem de çok haklısın. Ne diyebileceğimi bilemiyorum. Ümmet olarak içinde bulunduğumuz hali görmezden gelip kısır bir konu yumağı içinde boğulan ve ilimden de öyle veya böyle nasibi olmuş kimselere ne diyebilirsin ve desen ne olur, kim dinler? Bugüne kadarki tecrübelerim bana gösterdi ki, o sözünü ettiklerini kendi gündemleri ile baş başa bırakmak en evla olanıdır. Onlara tek bir kelime bile anlatmak ve onları ikna etmek mümkün değildir. Elbette Rabbimin rahmet ettikleri müstesnadır. Ben böyle düşünüyorum, size de dininizi yaşamak ve verebildiğiniz kadar insanlara bir şeyler vermeye çalışmak ve Allah’tan affımızı dilemeyi tavsiye ederim. Allah’a emanet olunuz.
Hayır, hatalı olmaz. Özellikle imam olanın cemaati yormaması için böyle bir hatadan söz edilebilir ama tek başına kılan üçten fazla tesbih yapar, bir sakıncası olmaz aksine faziletli olur.
Bu meselede camiler veya namaza tahsis edilen yerler olarak durum şöyledir: İmama uymuş olmak için imam ile imama uyan arasında bir iletişim sıkıntısı olmamalıdır. İmamı arkasından görebilen, onu göreni gören, sesini net duyabilen, sesini aktaranı duyabilen açısından sıkıntı yok demektir. Bu kurala göre bakıldığında ses sitemi güzel olan bir bina içindeki namaza uyanlar imama uymuş sayılırlar. Bir üst veya alt katta olmak sorun oluşturmaz.
Hayır, bu durumun namazın kabul olmasına engeli yoktur. Allah Teâlâ mübarek etsin.
Bir kere bunun kasıtla veya önemsememekten dolayı yapılması gerekir ki namaz bozulsun. Ayrıca o tür uzatmalarda da belli bir oran var. Bu oran öyle hemen dikkat çekebilecek kadar küçük değildir. Bunu sorun etmenize gerek olmadığını zannediyoruz. Bu yüzden cemaati terk etmeyin.