Fetva Meclisi
Soru
Hocam, Diyanetin camide sandalye ile namaz kılmaya karşı çıktığı söyleniyor. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Cevap
Benzer fetvalar
Sandalyede namaz ile alakalı olarak şu kuralları zikredebiliriz: a- Ayakta namaz kılabilenin oturarak veya sandalyede namaz kılması caiz değildir. Buradaki ‘kılabiliyor’ olmak, kıldığı zaman katlanılmaz bir acı çekmemek, muhtemel bir arızaya sebep olmamak diye anlayabiliriz. ‘Muhtemel bir arıza’ hayali olmamalıdır. Mesela burun ameliyatı olmuş birisinin eğilmemesini tavsiye etmiş ise doktor bu muhtemel bir arızadır. Belindeki bir ağrıdan ötürü daha sonra acı çekecek birininki muhtemeldir. b- Ayakta kılamayan ise kılabildiği gibi kılar. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: ‘Ayakta kıl. Kılamazsan oturarak kıl. Ona da gücün yetmezse yaslanarak kıl.’ Yalnız şu da bilinmelidir: Oturarak kılacak olan, oturması ne kadar gerekiyorsa o kadar için ruhsatlı sayılır. Mesela iftitah tekbirini ayakta yapabiliyorsa onu yapmalıdır. Ruku yapabiliyorsa onu yapmalıdır. c- Bu kurallar farzlar için böyledir. Nafile namazlarda ise biraz daha rahat kılınabilir. d- Namazı oturarak kılmak durumunda olan yani bu hususta ruhsatlı kabul edilen, nasıl oturabiliyorsa öyle oturur. Buna sandalye de dahildir. e- Sandalyede kılan, ruku ve secdeye gidemiyorsa ruku için başını eğer, secde için ise biraz daha fazla eğer. Buna ima ile kılma deriz. Yalnız secde etmek için mesela bir minderi dizine koyarak secde etmesi caiz olmaz. f- Camilerde sandalyede namaz kılanlar safı bozmamaya dikkat etmelidirler. Omuzu yandakinin omuzuna gelecek şekilde sandalye koymalı ve o şekilde saf olmalıdırlar.
Farz namazlar açısından bakıldığında kural şudur: a- Rukünler nasıl emredildi ise öyle yapılır. b- Ayakta duramayan, nasıl durabiliyorsa öyle durur. Bu 'duramamak' hâli, normal bir duramamaktır. Özellikle ağrı çekmeyi gerektirecek bir zorlamaya gerek yoktur. İbadettir diye meşakkat çekmek gerekmiyor. Burada kişinin ne kadar meşakkat çektiği ne kadar da normali meşakkat gördüğü o kişi ile imanı arasında bir mesele olarak ele alınır. Nafile namazlarda ise farzlardaki gibi değildir. Biraz daha rahat bir çizgide kılınabilir nafile namazlar. Mesela çok yorgun biri farzları muhakkak ayakta kılması gerekirken nafileleri oturarak kılabilir.
Namazı fıkıh kitaplarında tarif edildiği gibi kılamayan, kılabildiği gibi kılar. Ne kadarına gücü yetiyorsa o kadarını yapar. Ama namazı ihmal etmez. Kural böyledir. Hiç endişe etmesin, kılsın. Allah ibadetlerimizi kabul buyursun.
Selamünaleyküm. Namazı, bütün ayrıntıları ile kılmak gerekir. Bir mü'min, bir özründen dolayı bu ayrıntılarından birini veya birkaçını yerine getiremiyorsa NASIL YAPABİLİYORSA öyle kılar. Bunu da kendisi belirler. Sandalyede veya oturarak da ölçüyü onun ayak ağrıları belirlemelidir.
Namazın rükünlerinden herhangi birinin mazeretsiz olarak terk edilmesi halinde namaz sahih olmaz. Ancak dinimizde sorumluluklar, kulun gücüne göre belirlenmiş (el-Bakara, 2/286), gücü aşan veya ağır meşakkat oluşturan durumlar için kolaylaştırma yoluna gidilmiştir. (el-Bakara, 2/185) Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.) nasıl namaz kılacağını soran hasta bir sahabîye “Namazını ayakta kıl. Eğer gücün yetmezse oturarak, buna da gücün yetmezse yan üzere yatarak kıl.” (Buhârî, Taksîru’s-salât, 19 [1117]) buyurmuştur. Hamile kadınlar özellikle farz namazlarını aslî şekliyle kılmaya çalışmalıdır. Zira nafile namazların oturularak kılınması caiz olsa da farz namazların, geçerli bir mazeret olmadığı sürece oturarak kılınması caiz değildir. Ancak hamile bir kadının, namazı aslî şekliyle kılması, zorluk ve meşakkate sebep oluyor ya da bebek için risk oluşturuyorsa farz namazlarını da yere veya sandalyeye oturarak îmâ ile kılması caiz olur. ((Detay için bk. "Ayakta duramayan veya secde yapamayan kişi namazını nasıl kılar?" başlıklı Kurul Kararı – 2026/10)
Selamünaleyküm. Namazların ayakta kılınması gerekmektedir. Ancak ciddi bir zaruret oturmaya ruhsat olabilir. Namaz kılıyor diye bilinmemesi için ruhsat arıyorsanız bunun ruhsatı yoktur. Namazı gizleyemezsiniz, gizlemeyin de. Hayır, bulunduğunuz yerde bir bayan olarak o anda namazı kılacak olsanız avret açısından erkeklerin gözünden emin olamayacağınız bir ortamdan ötürü namazı kastediyorsanız eğer, sadece farzları kılın, oturarak kıbleye yönelip kılın. Allah kalbinizi sabit kılsın.
cami konusundaki diğer fetvalar
Camiler bu toprakların simgelerdir; içleri boş dururken bile İslam'ı simgelerler. Her cami yarın dolma ihtimali yüksek bir ibadet merkezidir. Olmayan her cami de tekrarı olmayacak umutların heba edilmesidir. Böyle görüyoruz.
Caminin bağlı bulunduğu müftülüğe yazı ile durumu bildirin. Muhakkak bir inceleme yapacaktır müftülük. Onların incelemesinin sonucu namaza mani bir durum görülmezse devam edin. Az bir eğrilik namaza mani olmayabilir. Sorunla ilgilenen olmazsa peşini bırakmayın ve Diyanet'e yazın. İnşaallah çözülür.
Otuz km mesafeden önce size mesela beş km gibi yakın bir yerde Cuma namazı kılınıyorsa oraya gidersiniz. Belirttiğiniz uzaklıkta bir yere Cuma namazı için gitmeniz size farz olmaz, öğleyi kılarsınız.
Namaz kılarken, hemen önündeki safta oluşan boşluğu doldurmak için ÖNÜNDEKİ SAFA KADAR yürümek namazı bozmaz. Daha fazlası ise bozar.
Size bu cevabı verdiğimiz gün, Diyanet Takvimi Hakkâri için İMSAK vaktini 04.45 olarak gösteriyor. Bugün için sabah namazını 04.46'dan itibaren kılabilirsiniz. (Bu vaktin her gün ve her il için değişeceğini biliyorsunuzdur.) Bu şu demektir: Takvimin İMSAK vakti olarak belirlediği andan sonra ezan okunduğunda namaz kılmak için de vakit gelmiş demektir. Hiç sıkıntı etmeyin, kılın. Eğer takvimin İMSAK vakti olarak yazdığından önce kılınırsa o namaz namaz olmaz.
Cuma namazı kadınlara farz değildir. Dolayısıyla bu bir erkek mümin sorunu olabilir. Avrupa'da cuma namazı farz olması da farklı mekânlara göre değişiklik kazanabilir. Bulunduğu şehirde Cuma kılınan bir cami bulunanlar için Cuma namazı farz olur. Uzaktakiler için olmaz. Bu da ikinci mesele. Üçüncü olarak da şunu bilmeliyiz: Önemsiz gördüğü için, hükmünü hafife aldığı için Cuma namazını üç defa art arda kılmayan aittir o kural. Bir zorunluluktan ötürü kılmayan için bu kuralın inşaallah geçerli olmamasını temenni ederiz. Netice olarak Cumayı öyle veya böyle kılamayan öğlen namazını kılar.