Fetva Meclisi
Soru
Hocam gittiğim camide otuz derece kıblede yanlışlık var. Cami hocası fitne çıkartmayın dedi ama o da bu durumu biliyor. Burada gideceğimiz tek cami de bu. Bu durumda o camiye gitmek caiz mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Kıble sorunu olduğu zannedilen camilerle ilgili olarak müftülüklere gerekiyorsa Diyanet’e yazı yazıp inceleme yapılmasını istemek gerekir. Bu, Allah rızası için yapılması gereken bir görevdir. Müftülükler sakıncasız buluyorlarsa namaz açısından fark yoktur. Sakıncalı bulmaya rağmen düzeltilmeden namaz kılınıyorsa başka bir camiye intikal etmeliyiz. Bu nedenle cami ve cemaat bırakılamaz. Bunun haricinde daha takva olan imamı tercih ediniz.
Selamünaleyküm. Kıblede eğriliğe en çok müsaade edilebilecek oran % 30-40 olabilir. Daha fazlası bile bile olmaz.
Otuz km mesafeden önce size mesela beş km gibi yakın bir yerde Cuma namazı kılınıyorsa oraya gidersiniz. Belirttiğiniz uzaklıkta bir yere Cuma namazı için gitmeniz size farz olmaz, öğleyi kılarsınız.
Selamünaleyküm. Kıblede yüzde otuz oranında bir yanlışlık namaza mani değildir. Bile bile yapılmadığı takdirde böyle bir hata namazı etkilemez. Allah namazlarımızı ve diğer kulluğumuzu kabul buyursun.
Aleykümselam. Onu ölçü kabul etmeyebilirsiniz. Kırk günü geçmemeyi ya da tüylenmiş denmeyecek oranı ölçü alabilirsiniz.
Bu bakış ve düşünce tarzı doğru değildir. Müslümanların birbirine bakışı hüsnüzan esasına dayanmalıdır. Bir Müslüman’ın aksi bilinmedikçe iyi olduğuna inanmak zorundayız. Bilhassa bidat gibi kişinin imanına zarar verecek kadar hassas bir konuda karar vermek ve verilen kararı uygulamak hatadır, böyle düşünmemelisiniz. Elimizde o kişinin açık bir itirafı veya açık bir uygulaması olmadıkça bir Müslüman için böyle diyemeyiz. Bir başka nokta da bidat tek çeşit değildir. Kişiyi imansız denebilecek bir bataklığa çekebilecek bidat var, o derece olmayan mekruh denebilecek düzeyde bidat var. Üçüncü bir nokta da şudur: Camiler imamların değil Allah’ın evleridir. O iyi bu kötü diye seçmeye kalkarsak tek bir camimiz bile olmayabilir. Kendimizi evliya makamında görüp imamları tenkit ederek bir yere gidemeyiz. Camiye devam edeceğiz. İmamlardaki eksiklikleri birbirimize nasihat mantığı ile gidermeye çalışacağız. Gerekirse resmi makamları yani imamların üstlerini devreye sokacağız ama camiyi terk etmeyeceğiz. Cami üzerinden fitne, fitnelerin en yıkıcısı olabilir maazallah. Şeytana el kaptırmaya karşı dikkatli olalım.
cami konusundaki diğer fetvalar
Namaz kılarken, hemen önündeki safta oluşan boşluğu doldurmak için ÖNÜNDEKİ SAFA KADAR yürümek namazı bozmaz. Daha fazlası ise bozar.
Size bu cevabı verdiğimiz gün, Diyanet Takvimi Hakkâri için İMSAK vaktini 04.45 olarak gösteriyor. Bugün için sabah namazını 04.46'dan itibaren kılabilirsiniz. (Bu vaktin her gün ve her il için değişeceğini biliyorsunuzdur.) Bu şu demektir: Takvimin İMSAK vakti olarak belirlediği andan sonra ezan okunduğunda namaz kılmak için de vakit gelmiş demektir. Hiç sıkıntı etmeyin, kılın. Eğer takvimin İMSAK vakti olarak yazdığından önce kılınırsa o namaz namaz olmaz.
Cuma namazı kadınlara farz değildir. Dolayısıyla bu bir erkek mümin sorunu olabilir. Avrupa'da cuma namazı farz olması da farklı mekânlara göre değişiklik kazanabilir. Bulunduğu şehirde Cuma kılınan bir cami bulunanlar için Cuma namazı farz olur. Uzaktakiler için olmaz. Bu da ikinci mesele. Üçüncü olarak da şunu bilmeliyiz: Önemsiz gördüğü için, hükmünü hafife aldığı için Cuma namazını üç defa art arda kılmayan aittir o kural. Bir zorunluluktan ötürü kılmayan için bu kuralın inşaallah geçerli olmamasını temenni ederiz. Netice olarak Cumayı öyle veya böyle kılamayan öğlen namazını kılar.
İtikâf namaz kılınan bir camide veya kadının evinde namaz için ayırdığı odasında olur. Vakıfta olmaz.
Sabah ve yatsı namazlarının cemaatle kılınmasını hararetle tavsiye eden hadisler vardır. Bu iki namazın camide kılınmasını mühim sünnetlerden biri olarak görmeliyiz. Tam anlamıyla sünnete bağlılık testinin en kritik noktalarından biri olarak da anlayabiliriz. Meselenin özü budur. Ancak sabah ve yatsı namazını camide cemaatle kılmayan münafıktır denemez. “Münafıkları o vakitte camide arayın” sözü, münafıkların gerçek bir iman sahibi olmadıkları için zor olanı yapıp sürekli olarak camiye gelemeyeceklerine işaret edilmektedir. Evet, bu gelememe iman açısından bir kayıptır ama camiye gelemeyen münafıktır denemez. Öyle bir hüküm yoktur da. İmanı korumak ve mü'mince yaşamak bakımından bir erime, şeytana kapılma bakımından gayet hassas bir nokta olarak görülmelidir ve sabah/yatsı namazları camide kılınmaya çalışılmalıdır. Böyle anlayabiliriz.