Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben Hakkâriliyim, bulunduğumuz bölgede imsak vakti girdikten on beş dakika sonra ezan okunur ve hemen akabinde sabah namazına duruluyor. Ancak, namaz kılınırken vakit girmediğine inanıyorum. Çünkü havalar karanlık, el feneriyle camiye gidiyoruz. Camide bir imam da yok, ya babam namazı kıldırır ya da abim. Onlara da vakit girmediğini söylüyorum, ama bana “hacı amcalar ezan beklemiyorlar, herkes kendi namazını kılıyor ve evine gidiyor” diyorlar. Ya da biri hemen ezan okur, bizimkiler de namazı kıldırıyorlar çünkü bekleyen olmuyor. Vakit girmemiş bana göre ama namazı da cemaatle kılmak istiyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum, vakit girmediğini bildiğim halde namaz kılıyorum. Ne yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Sabah namazı takvimlerdeki İMSAK yazan saatten itibaren GÜNEŞ yazan saate kadar herhangi bir zaman diliminde kılınabilir. Güneş vaktine yakın zamanda kılınması daha makbuldür. Bir sebeple erken kılınmasında ise hiçbir vebal yoktur. Allah Teâlâ kabul buyursun.
Ezan, takvimlerde yazan İMSAK vaktinde okundu ise beklemeniz gerekmez. Hemen kılabilirsiniz. Biraz geçtikten sonra kılarsanız daha makbul olur, sevabı fazla olur ama bu hemen kılınanın olmayacağı manasında değildir. Allah kabul buyursun.
Diyanet takviminde İMSAK yazan saat geldiğinde oruç da başlamış olur, sabah namazı vakti de girmiş olur. O saatten itibaren GÜNEŞ yazan saate kadar sabah namazı kılınabilir.
Sabah namazı, takvimlerdeki imsak/güneş çizgisi arasında kılınır. Bu şu demektir: takvimin İMSAK olarak belirlediği dakikadan itibaren sabah namazı kılınabilir. GÜNEŞ olarak belirlediği anda da vakit biter, sabah namazı kılınamaz. Bu iki vakit arası sabah namazının vaktidir. Genellikle sabah namazı son yarım saatinde kılındığı için normal zamanlarda ezan da son bir saatinde okunmaktadır. Halbuki namazın vakti imsak anıyla beraber başlamaktadır. Ramazan ayına mahsus bir uygulama olarak ezan imsak anında okunmaktadır. Bu da oruç vaktinin başladığını ilan etme görevi görmektedir. Bir yandan oruç vaktinin başladığı duyurulurken bir yandan da sabah namazının vaktinin girdiği bildirilmiş olmaktadır. Dolayısıyla ramazanlardaki imsakta okunan ezanla beraber sabah namazının kılınmasında bir sakınca yoktur.
Takvimlerdeki İMSAK saati yatsı namazının vaktinin bitiş saatidir. Hadisi şeriflerde teşvik edilen nafile ibadetlerin bitiş saati de o saattir. İmsakten sonra ise sadece sabah namazının sünneti eda edilebilir. Ama siz günah bir iş yapmadınız. Efdal olanı yapmamış oldunuz. Nafilenizi imsak vaktine kadar kılın. Sonra da zikir yapın ve Kur'an okuyun. Sabah namazına camiye gidin. Mümkünse orada işrak vaktini bekleyin. En güzelini, en mübareğini yapmış olursunuz. Teheccüt namazını ise en güzeli uyuyup kalktıktan sonra kılmaktır. Yatsıdan sonra bekleyerek kılmak doğru değildir. Çünkü o ibadetin fazileti, uykuyu bölebilmekten kaynaklanmaktadır. Rabbim hepimizi kulluğuna muvaffak kılsın.
Selamünaleyküm. Cemaati rahatsız edecek bir durum yoksa cemaate gidin elbette. Bir mezhep değiştirmeniz gerekmez. İnşallah vebale de girmezsiniz. Geçmiş olsun.
cami konusundaki diğer fetvalar
Namaz kılarken, hemen önündeki safta oluşan boşluğu doldurmak için ÖNÜNDEKİ SAFA KADAR yürümek namazı bozmaz. Daha fazlası ise bozar.
Otuz km mesafeden önce size mesela beş km gibi yakın bir yerde Cuma namazı kılınıyorsa oraya gidersiniz. Belirttiğiniz uzaklıkta bir yere Cuma namazı için gitmeniz size farz olmaz, öğleyi kılarsınız.
Caminin bağlı bulunduğu müftülüğe yazı ile durumu bildirin. Muhakkak bir inceleme yapacaktır müftülük. Onların incelemesinin sonucu namaza mani bir durum görülmezse devam edin. Az bir eğrilik namaza mani olmayabilir. Sorunla ilgilenen olmazsa peşini bırakmayın ve Diyanet'e yazın. İnşaallah çözülür.
Cuma namazı kadınlara farz değildir. Dolayısıyla bu bir erkek mümin sorunu olabilir. Avrupa'da cuma namazı farz olması da farklı mekânlara göre değişiklik kazanabilir. Bulunduğu şehirde Cuma kılınan bir cami bulunanlar için Cuma namazı farz olur. Uzaktakiler için olmaz. Bu da ikinci mesele. Üçüncü olarak da şunu bilmeliyiz: Önemsiz gördüğü için, hükmünü hafife aldığı için Cuma namazını üç defa art arda kılmayan aittir o kural. Bir zorunluluktan ötürü kılmayan için bu kuralın inşaallah geçerli olmamasını temenni ederiz. Netice olarak Cumayı öyle veya böyle kılamayan öğlen namazını kılar.
İtikâf namaz kılınan bir camide veya kadının evinde namaz için ayırdığı odasında olur. Vakıfta olmaz.
Sabah ve yatsı namazlarının cemaatle kılınmasını hararetle tavsiye eden hadisler vardır. Bu iki namazın camide kılınmasını mühim sünnetlerden biri olarak görmeliyiz. Tam anlamıyla sünnete bağlılık testinin en kritik noktalarından biri olarak da anlayabiliriz. Meselenin özü budur. Ancak sabah ve yatsı namazını camide cemaatle kılmayan münafıktır denemez. “Münafıkları o vakitte camide arayın” sözü, münafıkların gerçek bir iman sahibi olmadıkları için zor olanı yapıp sürekli olarak camiye gelemeyeceklerine işaret edilmektedir. Evet, bu gelememe iman açısından bir kayıptır ama camiye gelemeyen münafıktır denemez. Öyle bir hüküm yoktur da. İmanı korumak ve mü'mince yaşamak bakımından bir erime, şeytana kapılma bakımından gayet hassas bir nokta olarak görülmelidir ve sabah/yatsı namazları camide kılınmaya çalışılmalıdır. Böyle anlayabiliriz.