İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Bakıma muhtaç erkeğin bakımını yapan bir kadının bu erkeğe dokunmasının veya avret yerlerine bakmasının hükmü nedir?

Cevap

Bir kadın, -zaruret bulunmadıkça- eşi dışındaki herhangi bir erkeğin avret sayılan yerlerine bakamaz ve dokunamaz. Ayrıca eşi ve mahremleri dışındaki erkeklerin avret sayılmayan yerlerine de dokunamaz. Buna göre bakıma muhtaç durumdaki bir erkeğin bakımının, öncelikle eşi, sonra hemcinsi olan yakınları veya diğer erkek bakıcılar tarafından yapılması gerekir. Tüm bu kişiler arasında yaşlı veya hastanın bakımını yapacak kimse bulunamadığı takdirde, öncelikle mahremi olan bir kadın, bulunamaması halinde başka bir kadın tarafından bakılması zaruret hâline gelmiş olur. Böyle bir durumda söz konusu kadının bakıma muhtaç erkeğe zaruret miktarınca dokunmasında veya avret yerlerine bakmasında dinen bir sakınca olmaz. (bk. Merğînânî, el-Hidâye, 4/369)
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Tedavi ihtiyacı gibi zaruri durumlarda, -gerektiğinde- hastanın bedeninin mahrem yerlerine, tedavi işlemini yapan kimselerin bakması ve dokunması caizdir. Mahrem yerlerini açmak durumunda olan hastaların, imkânlar ölçüsünde öncelikle hemcinsi olan sağlık personelini tercih etmeleri gerekir. Buna imkân bulunmaması hâlinde ise bu konuda cinsiyet farkı dikkate alınmaz. (Kâsânî, Bedâ’i, 5/124; Zeylaî, Tebyîn, 6/17) Çünkü “Zaruretler, yasakları mubah kılar.” (Mecelle, md. 21) Bununla birlikte, tedavi eden doktorun da harama bakma izninin zarurete mebni olduğunu unutmaması gerekir. Bunun için de teşhis ve tedavi amacıyla bakılması gereken sınır aşılmamalıdır. Zira “Zaruretler kendi miktarlarınca takdir olunurlar.” (Mecelle, md. 22)

Tedavi olan bir hastanın avret mahallini açmasında bir sakınca var mıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu sorunun cevabı için deriz ki; "anneye hastalık durumunda nasıl bakmalıdır?" sorusu manevi açıdan kastediliyorsa onun cevabı şudur: Cenneti olarak bakmalıdır. Tedavi ve bakım açısından ise şunu söyleyebiliriz: a- Annesinin tedavisi, morali ve ihtiyaçları için hiçbir eksiklik olmayacak gayretin içinde olmalıdır. Buna doktora götürmekten evdeki bakımına kadar hepsi dahildir. b- Özellikle bir erkek için mahremiyet açısından sakınca oluşturacak durumlarda bir kadının o ihtiyacı gidermesi gerekir. c- Bu ihtiyaç gidermede görev erkek çocuk ve kız kardeşlerinin üzerindedir. Erkek çocuğun hanımı bu hizmeti yaparsa mükemmel bir insanlık ve büyük bir sevap kazanmayı becermiş olur. Bu neticede bir insanlık ve merhamet meselesidir. Erkekler umumiyetle eşlerini böyle bir hizmet için zorunlu tuttuklarından yani bunu bir insani yardımlaşma göremediklerinden aile içinde sorunlar oluşabilmektedir. d- Erkek çaresiz kalır mesela hemşire/bakıcı bile tutamaz bir dar vakit ya da imkânsızlık içinde kalırsa annenisin her türlü hizmetini ‘olağan üstü bir durum’ gereği yapabilir/yapar. Bunun için de mahrem hizmetler için eldiven kullanma, gözünü kayırma gibi hassasiyetlere dikkat eder. e- Erkek veya kadın, anneye babaya bakanın düşebileceği en büyük hatalardan biri, o bakımın karşılığını anneden babadan teşekkür olarak beklemesidir ki bu bir zayiattır. Anadolu deyimiyle bir çuval inciri berbat etmektir. Hizmetini yapıp karşılığını sadece Allah’tan beklemek gerekir. O anne değil cennettir ya da cehennemdir maazallah.

Erkek evlat hasta annesine nasıl bakmalıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Uzmanlığın gerektiği yerde uzman ve uzman olmayan arasında bir tercih yapamayız. Kendi cinsimizden bir uzman yoksa tercih imkânımız da yoktur. Uzmanlıkta ve maharette denklik varsa bayanın erkekte, erkeğin bayanda muayene olması caiz olmaz.

Bayan doktor olduğu halde bayan bir hastanın, erkek bir doktora muayene olması v
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Genel kural şöyledir: Kişinin avret bölgesine eşinden başkası tutamaz, bakamaz. Doktorun zorunlu muayenesi veya tedavisi ise bir zaruret olduğu için ihtiyaç kadarını bakması ve temas etmesi caiz olur. Özel bakımını yapamayacak durumda olan bir yaşlı veya engelli gibi birinin hizmetini mümkünse erkeği erkek kadını kadın yapsın isteriz. Bu mümkün olmazsa tedavideki zorunluluk gibi bir zorunluluk burada da bulunduğu için avret bölgesinin temizliği veya benzeri bakımını kız kardeşi/erkek kardeşi yapabilir. Günlük tuvalet ihtiyacının ve temizliğinin gereğini yaptırabilir. Guslettirebilir. Bu esnada eldiven kullanarak direkt temas olmamasına ve gereksiz bakmamaya da dikkat edilir.

Hocam, erkek ağabeyim artık temizliğini yapamayacak duruma geldi. Eşi de öldü. B
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bekâr veya evli olması durumu değiştirmez. Bayan da olsa ikinci kişi bayanın avretine karşı serbestlik yoktur. Saçı, kolları gibi bölgeleri için avret uygulaması yapmamız gerekmez. Göbek diz kapağı arası ise kesin avrettir. Erkeğe de avrettir kadına da avrettir. Bir bayanı doktorluk bir uygulama dışında göbek ile diz kapağı arasında görmesi caiz değildir. Buna göre de kadın kadına avret durumunda sadece bu yasak bölge dışındaki bölgenin temizliğinde yardım edebilir.

Hamile bir kadını bekâr kız kardeşinin banyo yaptırması günah mıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir bayana zaruret dışında bakmak haramdır. Zorunlu bakışlar ise bu haramlığın dışında kalır. Ne kadar zaruret, ne kadar da zarureti suistimal olacağını siz belirleyeceksiniz. Allah'a emanet olun.

Hocam ben üniversite hazırlıkta okuyorum ve hocalarımın hepsi bayan. Dersi daha

HELALLER VE HARAMLAR konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dijital oyunlar teknolojik gelişmelerle birlikte ivme kazanmış, son dönemlerde hızla dünya geneline yayılmış; binlerce kişinin çalıştığı, milyonlarca insanın etkileşime girdiği ve kitleleri etkisi altına alan büyük bir endüstriye dönüşmüştür. Dijital oyunlar, mahiyetine ve işlevine göre farklılaşmaktadır. Aksiyon, dövüş, spor gibi eğlence oyunları yanında deneyim kazanmak, eğitim ve sağlık gibi farklı alanlara hizmet eden oyunlar da geliştirilmiştir. Dijital oyunlar, doğru ve etkin kullanılması halinde duygusal, fiziksel, psiko-sosyal açılardan müspet etkiler oluştururken uygun olmayan oyun seçim ve süreleri ile fiziksel-ruhsal deformasyon ve bağımlılık başta olmak üzere çok yönlü olumsuzluklara da sebep olabilmektedir. Öte yandan dijital oyunlar propaganda aracı olarak da kullanılmakta; oyun karakterleri ve reklamlar aracılığıyla genellikle de örtülü mesajlarla İslam karşıtlığı ve nefret söylemi işlenmekte; ırkçılık, cinsellik, şiddet, korku ve baskı gibi unsurlarla dinî ve ahlakî değerler dejenere edilmektedir. Dijital oyunların hükmü, mahiyetine ve etkisine göre farklılık gösterir. Prensip olarak dinî ve ahlakî açıdan mahzur barındırmayan eğlence, eğitim, strateji, tasarım, bilgi, dikkat, teknik, motor becerisi vb. yönlerden kişiyi geliştiren dijital oyunları oynamak mubahtır. İslam inanç esasları ve temel hükümleriyle alay eden, İslâm’ın kutsallarını, değerlerini ve Müslüman kimliğini tahkir eden, şirk ve inkârı (küfür) yücelten, batıl dinleri ve inançları öven; kumara alet edilen, amacı veya muhtevası eşcinsellik ve müstehcenlik gibi haram hususlar olan oyunları oynamak haramdır. Ayrıca kişinin ruh sağlığını, psikolojisini ve davranışlarını olumsuz yönde etkileyen; suç, ırkçılık, zorbalık vb. kötü alışkanlıklara götürme ihtimali yüksek olan oyunları oynamak harama yakın mekruhtur. Bunun yanında dijital oyun platformları içerisinde yer alan yazılı veya sözlü sohbet bölümlerinde kişilik haklarına ve mahremiyet ilkelerine riayet edilmeli, bu oyunlar bağımlılığa ve vakit israfına yol açmamalı; namaz, oruç vb. dinî yükümlülüklerle beraber kişinin eğitim, iş/görev ve aile içi ilişkiler gibi alanlardaki sorumluluklarında da ihmale sebebiyet vermemelidir.

Dijital oyunlar oynamanın dinî hükmü nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Müslüman kadının, Müslüman kadına karşı örtmesi gereken yerlerinin (avret mahalli), diz kapağı ile göbek arası olduğunda mezhepler ittifak etmişler, Müslüman olmayan kadınlara karşı avret mahallinin sınırları hususunda ise farklı görüşler benimsemişlerdir. Hanbeli mezhebine göre Müslüman olsun veya olmasın bütün kadınlara karşı Müslüman kadının avreti, diz kapağı ile göbek arası iken (İbn Kudâme, el-Muğnî, 1/413; 7/105, 106); diğer üç mezhebe göre yabancı erkeklere karşı olan avret mahalli ile aynıdır. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 6/371; İbn Rüşd, el-Beyân ve’t-tahsîl, 18/548; Karâfî, ez-Zahîre, 13/268; Şirbinî, Muğni’l-muhtâc, 4/213) Kur’an ve Sünnette konuyla alakalı açık bir delil bulunmamaktadır. Bu meseleyle ilgili mezhep görüşleri, bazı nasların farklı yorumlanması ile sahabe ve tabiîn müçtehitlerinden nakledilen içtihat ve uygulama farklılıklarına dayanmaktadır. Dolayısıyla Müslüman kadınların gayrimüslim kadınlarla aynı ortamda bulunmaları durumunda Hanbelî mezhebinin görüşüyle amel etmeleri mümkündür. Bununla birlikte Müslüman kadınların her ortamda kimliklerini muhafaza etmeleri; iffet ve mahremiyetin ihlal edilme ihtimali olan durumlarda tesettür ölçüleri konusunda ihtiyatlı ve dikkatli olmaları gerekir.

Müslüman kadınların gayrimüslim kadınlara karşı tesettürü nasıl olmalıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Fıtrat dini olan İslâm, insan tabiatına uygun esaslar koymuş; maddî ve manevî gereksinimleri çerçevesinde eğlenme ihtiyacını da dikkate almıştır. Bu bağlamda spor, oyun veya eğlence gibi meselelerde İslâm’da asıl olan mubah olmaktır. Zekâ, taktik ve strateji oyunu olan satranç hakkında İslam âlimleri bir takım gerekçelerle farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Âlimlerin bir kısmı satrancı kumarla ilişkilendirip caiz olmadığını söylerken (bk. Kâsânî, Bedâ’i, 5/127; İbn Kudâme, el-Muğnî, 10/151; Bâcî, el-Münteka, 7/278), diğer bir kısmı ise dinen sakıncalı unsurlar barındırmaması ve fesada vesile edilmemesi şartıyla caiz olduğu görüşünü benimsemişlerdir. (bk. İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 6/394-395; İbn Nüceym, el-Bahr, 7/91; Zekeriyyâ el-Ensârî, Esne’l-metâlib, 4/343; Mâverdî, el-Ḥâvi’l-kebîr, 17/178-179; İbnü’l-Hâcib, Câmi u’l-ümmehât ʿ , 566; İbn Abdülber, et-Temhîd, 13/181) Bu bağlamda satranç oynamakla ilgili kaynaklarda yer alan rivayetler ise satrancın mutlak anlamda caiz olmadığına hükmedilecek kuvvette değildir. (Dârekutnî, ʿİlelü’l-hadîs, 2/504 [906]; İbnü’l-Cevzî, el- İlelü’l-mütenâhiyeʿ, 2/783 [1304-1305] Münzirî, et-Terġīb ve’t-terhîb, 4/24 [4638]; Zeylaî, Nasbü’r-râye, 4/274-275) Netice itibariyle satranç oynamak caizdir. Ancak bu oyun kumara aracı kılınmamalı, dinî ve dünyevî yükümlülükler ihmal edilmemeli, taraflar arasında kin ve nefrete yol açacak tutumlardan uzak durulmalıdır.

Satranç oynamak caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Taraflardan birisinin kazanıp diğerinin kaybetmesi esasına dayalı olan bütün şans oyunları kumar olduğundan haramdır. Zira bu tür oyunlarda bir taraf kaybederken diğer taraf haksız kazanç elde etmektedir. (İbn Nüceym, el-Bahr, 8/554-555) Buna göre şans faktörüne dayalı olan piyango, toto, loto, iddia, müşterek bahis, ganyan gibi tertip ve oyunlar da kumardır ve haramdır. Bu tür oyunların hasılatından bazı kuruluş ve hayır kurumlarının yararlanması, onları meşru hâle getirmez ve haramlık hükmünü değiştirmez. Müslümanların bu tür meşru olmayan kazanç yollarından uzak durması gerekir. Bu yollardan birisiyle kazanç elde edilmesi hâlinde bir an önce tövbe edilmeli ve elde edilen kazanç, sevap beklenmeyerek yoksullara verilmelidir.

Piyango, toto, loto, iddia vb. şans oyunları oynamanın dini hükmü nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Nûr Sûresi'nin 30. ayetinde, mü’min erkeklerin harama bakmamaları, namus ve iffetlerini korumaları emredildikten sonra 31. âyetinde kadınlarla ilgili olarak meâlen: "Mü'min kadınlara da söyle, gözlerini (bakmaları haram olan şeylerden) çevirsinler, edep yerlerini korusunlar -kendiliğinden görünen müstesna- zînetlerini açmasınlar, başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar" buyrulmakta ve ayetin devamında kadınların kendiliğinden görünmeyen zînet yerlerini, kimlerin yanında açabilecekleri belirtilmektedir. 1- HARAMA BAKMAK VE ÎFFETİ KORUMAK Görüldüğü gibi bu iki âyette hem erkeklerin hem de kadınların harama bakmamaları, edep yerlerini iyice örtülü tutup, iffet ve namuslarını zina, fuhuş ve onlara sebep olabilecek durumlardan korumaları emredilmektedir. Hz. Peygamber (S.A.V) de; "...Gözlerin zinası şehvetle bakmaktır..." buyurarak harama bakmayı, göz zinası olarak nitelemiştir.1 Ancak, gözün harama tesadüfen ilişmesinin kasıtlı bakmak hükmünde olmadığı da hadis-i şeriflerde belirtilmiştir.2 İslâm âlimleri, yukarıda mealleri yazılı âyetlere ve konuyla ilgili hadislere dayanarak, erkeklerin ve kadınların, nikâhlı eşleri dışında herhangi bir kimseye şehvetle bakmalarının haram olduğu üzerinde müttefiktirler. Tedavi, şahitlik ve evlenme maksadı gibi, zarûret veya ihtiyaç halindeki bakmalara, fıkıhta belirtilen şartlar ve ölçüler dâhilinde müsaade edilmiştir. Fitne tehlikesi ve şehvet korkusu olmamak kaydı ile, gerek erkeklerin ve gerekse kadınların, kendi yakınlarından ve yabancılardan kimselere ve nerelerine bakıp bakamayacaklarına dair hükümler, delilleri ile birlikte fıkıh kitaplarında mevcuttur.3 2- ÖRTÜNME Nur Sûresi'nin 31. âyetinde zikredilen bu emirlerden sonra kadınların örtünmesi ile ilgili olarak da, kendiliğinden görünenler müstesna zînetlerini, zinet yerlerini açmamaları ve başörtülerini yakalarının üzerine salmaları emredilmiştir. Cahiliyet devrinde başını örten kadınlar, başörtülerini enselerine bağlar veya arkalarına salıverirlerdi. Allah Teâlâ, bu ayetle, İslam’dan önceki bu âdeti kesinlikle yasaklayarak mü'min kadınların -kendiliğinden görünen hariç zînetlerini, zînet yerlerini açmamalarını ve başörtülerini, saçlarını, başlarını, kulaklarını, boyun, gerdan ve göğüslerini iyice örtecek şekilde yakalarının üzerine salmalarını emretmiştir. Hz. Aişe (R.A): "Allah ilk muhacir kadınlara rahmet eyleye, Yüce Allah: "Mü'min kadınlar başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar" âyetini indirince, onlar eteklerinden bir parça keserek, onunla başlarını örttüler."4 der. Yine Hz. Aişe (R.A) bir gün Ensar kadınlarından sitayişle bahsederken, buna benzer bir ifade ile başörtüsü emrine nasıl uyduklarını anlatır.5 ÖRTÜLMESİ GEREKLİ OLMAYAN KISIMLAR Örtülmesi emredilen, zînetten istisna edilen ve mücmel olarak geçen "kendiliğinden görünen" ifadesi; Ashaptan Hz. Ali, İbn-i Abbas, İbn-i Ömer, Enes, Tabiilerden Said b. Cübeyr, Atâ, Mücâhid, Dahhâk, Müctehid İmamlardan Ebû Hanife, Malik ve Evzaî’nin de (Radiyallahu anhum) dâhil olduğu İslâm âlimlerinin çoğunluğu tarafından; "Yüz ve bileklere kadar eller" olarak tefsir edilmiştir.6 ÖRTÜLMESİ GEREKLİ OLAN KISIMLAR Âyetteki "kendiliğinden görünen" mücmel ifadeyi -az da olsa- farklı tefsir eden âlimler, kadınların, istisna dışında kalan zînetlerini ve zînet yerleri olan saç, baş, boyun, kulak, gerdan, göğüs, kol ve bacakların örtülmesi olarak anlamışlar ve bunlardan herhangi birini açmalarının câiz olmadığı hükmünde ittifak etmişlerdir.7 Kadınların, bu zînet yerlerini kimlerin yanlarında açabilecekleri ise, âyetin devamında bildirilmektedir. Bu âyet-i kerime nâzil olunca, yukarıda rivayet edilen hadislerle de sabit olduğu üzere, Ensar ve Muhâcir kadınların, eteklerinden bir parça keserek, onunla başlarını örtmeye acele etmeleri, Hz. Aişe’nin (r.a.) ablası Esma’nın (r.a.), ince bir elbise ile Hz. Peygamber’in (a.s.) huzuruna çıktığı zaman, Hz. Peygamber' in "Ergenlik çağına gelen bir kadının elleri ve yüzü dışında kalan yerlerini göstermesinin câiz olmadığını" bildirmesi, yine Hz. Peygamber'in, bileklerinin dört parmak yukarısını işaret ederek "Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir kadına, ergenlik çağına gelince yüzü ve şuraya kadar elleri hariç, herhangi bir yerini açması câiz değildir," buyurması; söz konusu ayetteki emirlerin vücub için olduğuna, kadınların yukarıda sayılan zînet yerlerini örtmekle yükümlü olduklarına delâlet etmektedir. ÖRTÜNMENİN GAYESİ Dinimizin emrettiği örtünmeden maksat, kadının zînetini ve zînet yerlerini eşi veya mahremi olmayan erkeklere göstermemesi ve yabancı erkekler tarafından görülmesine meydan vermemesidir. Bu itibarla örtünün; saçın, ten renginin veya zînetlerin görülmesine engel olacak kalınlıkta, vücut hatlarını göstermeyecek nitelikte olması gerekir.8 Bu konuda, yukarıda meali zikredilen hadis-i şerifler dışında, daha pek çok hadis-i şerif bulunmaktadır.9 Ahzâb Sûresi'nin 59. âyetinde; de "Ey Peygamber eşlerine, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına söyle: (Evden çıkarlarken) üstlerine vücutlarını iyice örten dış elbiselerini giysinler. Bu, onların iffetli bilinmelerini ve bundan dolayı incitilmemelerini daha iyi sağlar." buyrulmaktadır. Bu âyette müslüman hanımların evlerinden çıkarken, üstlerine vücut hatlarını belli etmeyecek bir dış elbise almaları, ev kıyafeti ile sokağa çıkmamaları emredilmektedir. Nûr Sûresi'nin 60. ayetinde ise, yaşlanmış kadınların, 31. Ayette örtülmesi emredilen zînet ve zînet yerlerini örtmek kaydı ile (manto, pardesü, vs. gibi) dış elbiselerini üstlerine almadan dışarı çıkabilecekleri belirtilerek şöyle buyrulmaktadır: "Bir nikâh ümidi beslemeyen, çocuktan kesilmiş yaşlı kadınların zînetlerini, (yabancı erkeklere) göstermeksizin, dış elbiselerini çıkarmalarında, kendilerine bir vebal yoktur. Yine de dış elbiseli olmaları, kendileri için hayırlıdır. Allah işitendir, bilendir." NETİCE: 1. Gerek erkeklerin ve gerekse kadınların gözlerini haramdan korumaları, 2. Kadınların, vücudun el, yüz ve ayakları dışında kalan kısımlarını, aralarında dinen evlilik câiz olan erkekler yanında, vücut hatlarını ve rengini göstermeyecek nitelikte bir elbise (örtü) ile örtmeleri. 3. Başörtülerini, saçlarını, başlarını, boyun ve gerdanlarını iyice örtecek şekilde yakalarının üzerine salmaları, Dinimizin, Kitap, Sünnet ve İslâm âlimlerinin ittifakı ile sabit olan kesin emridir. Müslümanların bu emirlere uymaları dini bir vecibedir. ---------------------------------------------- 1 Buhârî, Kader, 9; VII, 214, (Çağrı Yay. İstanbul 1981); Müslim, Nikah, 44, Hadis No: 2152-2153; II, 612, (Çağrı Yay. İstanbul 1981); Beyhakî, VII, 89. 2 Müslim, Adab, 10 (II, 1699, Hadis No: 2159); Tirmizi, Edep, 28 (V, 101, Hadis No: 2777) Ebû Dâvûd, Nikah, 44, ( II, 609, 610, Hadis No: 2148, 2149); Müsned, IV, 358, 361; Dârimî, İsti’zân, 15, s. 674; Rikâk, 3, s. 694 (Çağrı Yay. İstanbul 1981); Beyhakî, VII, 90, (1. Baskı, Hind, 1353) 3 Serahsî, Mebsût, X, 145-165, (Beyrut, 1986); Nevevî, Minhâc, II, 206-215, (Celâleddin Mahallî’ye ait şerhle birlikte, II. Baskı, Mısır 1934); Kasânî, Bedâiu’s-Sanâi’, V, 118-125, (Mısır, 1328/1910); İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, V, 320-329, (Matb’a-i Âmire, İstanbul) 4 Buhârî, Tefsîr, Tefsîru Sûreti’n-Nûr, (V. 13); Ebû Dâvûd, Libâs, 33, (IV, 357), Beyhakî, VII, 88. 5 Ebû Dâvûd, Libâs, 32, (IV, 356), 6 Taberî, Câmiu’l-Beyân, X, 117-121, (Beyrut, 1405/1984) 7 Taberî, age., agy.; Fahreddin Râzî, Mefâtihu’l-Ğayb, XXIII, 201, 210, (Matba’tü’l-Behiyye, Mısır); Kurtûbî, el-Câmi’ li-Ahkâmi’l-Kur’an, III, 315, 319, (Lübnan, Dâru’l-Kitâbi’l-Arabî); İbnü’l-Arabî, Ahkâmü’l-Kur’an, (Lübnan, Daru’l-Ma’rife) III, 1365-1376; Serahsî, Mebsût, X, 145-165; Celâlüddin Mahalli, Şerhu’l-Minhâc, III, 206-215; Kâsânî, age., c. ,118-125; İbn Âbidîn, age., V, 320-329; İbn Hazm, Merâtibü’l-İcma’, s. 29. 8 Serahsî, age., X, 155; İbn Âbidîn, age., V, 320-329. 9 Müslim, Libâs, 34, ( II, 1680, Hadis No: 2128), Cennet, 13 (II, 2192 Hadis No: 2128) Müsned, II, 356.

Tesettür İle ilgili karar
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İnsanlar gibi tüm hayvanların da üreme ve çoğalma hakları vardır. Hayvanların yeme içme ihtiyaçlarının teminini engellemek uygun olmadığı gibi üreme özelliklerini ortadan kaldırmak da uygun değildir. Gerekli ve meşrû bir sebep bulunmadıkça hayvanların kısırlaştırılması da caiz değildir. Ancak gerekli ve meşrû sebeplerle; toplum menfaati gereği evde beslenen hayvanların gebe kalmalarını engelleyici ilaç ve benzeri şeylerin kullanılmasında ve ekolojik dengeyi bozmamak şartıyla kedi, köpek vb. başıboş hayvanların kısırlaştırılarak çoğalmalarının kontrol altına alınmasında dinen bir sakınca yoktur. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 5/357) İş gücünden, nesil ıslahından ve et verimliliğinden ziyadesiyle istifade edilebilmesini temin etmek amacıyla dana ve teke gibi bazı hayvanların kısırlaştırılması da caiz görülmüştür. (Merğînânî, el-Hidâye, 4/380; İbn Mâze, el-Muhît, 5/375, 376)

Hayvanların kısırlaştırılması caiz midir?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.