Fetva Meclisi
Soru
Çalıştığım kurumun maaş ödemelerini gerçekleştirmek üzere bir banka ile anlaşmasından dolayı banka tarafımıza ‘promosyon’ adı altında belli bir miktar para yatırmaktadır. Tarafıma yatmış olan bu parayı, herhangi bir vakfa ‘vekâleten kurban’ organizasyonu için bağışlamam durumunda benim hissemin yer alacağı hayvanda ortak olan diğer hisse sahipleri ve kesim sonrasında bu kurban etinden faydalanacak insanlar için bir problem oluşturur mu? Ben bu organizasyona bağışlayacağım parayı kullanmadan kendi kurbanımı keseceğim inşallah. Bağışlayacağım para ile kesilecek olan kurbandan dolayı kurban vecibemi yerine getirmeyi beklemiyorum. Sorum, promosyon parasını kurban kesim organizasyonları vasıtasıyla elden çıkarmamın uygun olup olmadığı.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Böyle yoğun bir kurban kesme işinde genel bir vekâletle kurban kesilebilir. Binlerce kurbanı isim isim vekaleti anarak kesmenin zorluğu ortadadır. Genel bir vekâlet ile kesilen kurbanlarda biiznillah sorun yoktur. Havuza toplanan aynı oranda ödenmiş paralardan farklı fiyatlarla kurban kesmede eğer, kurbanı kesilmesi için vekâlet veren kişinin, verdiği paranın aynen kullanılmasını şart koşması gibi bir durum olsa idi bu sistem caiz olmazdı. Hâlbuki o sisteme vekâlet vererek para yatıranlar, havuz benzeri bir yapıya para yatırdıklarını, verdikleri paranın ortalama bir fiyatla alınacak kurbanlıklarda kullanılacağını bilmektedirler. Dolayısıyla özel bir şart getiren biri olmadıkça bunda da sorun yoktur diye umuyoruz. Zira farklı ülkelerde farklı fiyatlarla satın alınacak binlerce hayvanın fiyatının önceden belirlenmesi de mümkün değildir. Satın alındıktan sonra vekâlet verenlere fiyat farkının artı veya eksi yansıtılması da büyük bir iş yükü getirecektir. Bunlara dikkat edildiğinde ‘şartlı para verenin dışındakiler açısından bir sorun yoktur’ diyoruz.
Kurban bir ibadet olarak oğlunuza da vacip oldu ise o kurban ibadetini yerine getirmekle sorumludur. Bu ibadeti onun adına siz vekâleten yani tamam sen benim kurbanımı kes diyeceği bir şekilde kesebilirsiniz, kurban olarak sakıncası olmaz. Yine de siz onun kendisinin bu ibadeti eda etmesini yönlendirin, daha kalıcı bir iş olur.
Belli bir araba için pazarlık etmedikçe o parayı araba parası olarak ayırmış olmazsınız. Borcunuz da yoksa bayram günlerinde elinizdeki paradan ötürü kurban kesmeniz gerekir. Allah'a emanet olunuz.
Kurban, Allah’a yaklaşmak ve O’nun rızasına ermek için ibadet maksadıyla, belirli şartları taşıyan hayvanı usûlüne uygun olarak kesmektir. Kurbanlık hayvanı veya bedelini bir hayır kurumuna veya yoksul kişilere bağışlamakla bu vecibe yerine getirilmiş olmaz. Ancak kurbanın sahih olması için kişinin keseceği kurbanı bizzat satın alması, kendisinin kesmesi veya kesilirken yanında bulunması şart değildir. Bu işlemler vekâlet yoluyla da yaptırılabilir. Vekâlet, sözlü veya yazılı olarak verilebildiği gibi telefon, internet ve benzeri iletişim araçları vasıtasıyla da verilebilir. Vekil tayin edilen kişi veya kurum, üstlendiği vekâleti gereği gibi yerine getirmekle yükümlüdür. Kurban ibadetinin hikmetlerinden biri, toplumun bütün kesimlerinin bayrama iştirak etmelerinin sağlanmasıdır. Kurban etlerinin başta ihtiyaç sahipleri olmak üzere aile efradı, dostlar ve komşular ile paylaşılmasının istenmesi bu amaca yöneliktir. Bu kapsamda kurban etlerinin bir an önce ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması da esastır. Kurban etlerinin satılıp başka amaçlar doğrultusunda kullanılması bu hikmetlere aykırılık teşkil eder. Bu nedenle bazı kişi ve kuruluşlar tarafından kesim öncesi henüz organize aşamasında kurban etlerinin satımının planlanması doğru değildir. Dolayısıyla, vekâletle kurban kesen kuruluşların kapasitelerini dikkate alarak kesip dağıtabilecekleri sayıda kurban vekâleti almaları, kesim işlemini mutlaka gerçekleştirmeleri ve buradan elde edilen etleri satışa konu etmeden öncelikle muhtaçlara dağıtmaları gerekir. Bununla birlikte kurban etlerinin ihtiyaç sahiplerine dağıtılması yönünde gerekli çaba gösterildiği hâlde farklı nedenlerle fakirlere ulaştırılma imkânı sağlanamamış ve elde kalan etlerin telef olma ihtimali ortaya çıkmışsa satılarak bedeli, kurban sahiplerinin niyetleri doğrultusunda muhtaçlara ulaştırılabilir. Bu şekilde elde edilen gelir, hiçbir şekilde organizasyon ve kesim masrafları için mahsup edilemez.
Selamünaleyküm. Bir hayvanın KESİLİP KANININ AKITILMASI ibadet olan bölümün aslıdır. Bu asıl gerçekleştikten sonra yani hayvan fıkha uygun şekilde boğazlandıktan sonra eti veya derisi gibi kısımları ile alakalı hususlar, KURBAN AHKÂMI açısından ikinci derecede konular olur. Mesela vakıfta etlerin değerlendirilmesi, o vakıftaki diğer emanetlerin değerlendirilmesi ile aynı olur. Eğer kurbanlarının kesilmesi konusunda o vakfa vekalet verenlerin özel bir şartıyesi mesela 'filan yerdeki filancalara ulaştıracaksanız' tarzında özel bir isteği var ve bunu da vakıftakiler kabul etmişlerse bu müstesnadır. O şart yerine getirilecektir. Bu durum diğer eşya veya yardımlar için de aynıdır zaten. Bunun dışında bir mesele yoktur.
Vakfın, kendisine verilen vekâletler adedince kurbanlık satın alması normaldir. Vakfın tahmin üzerinden kurbanlıkları satın alıp kendisine vekâlet verildikçe o kurbanlıklardan hisse ayırması da normaldir. Satın alma işinden sonra yeni vekâlet talepleri olması durumunda henüz sahiplendirilmemiş kurbanlıklardan birine o vekâletlerin yönlendirilmesi olabilir ama sahibi olmadan bir nedenle mecburen kesilmiş kurbanlıklara sonradan verilen bir vekâleti saymak caiz olmaz. Bu son maddeyi şöyle özetleyebiliriz: Vakıf mesela yüz kurbanlık almıştı. Seksen kurbanlık sahipleri belli olarak kesildi. Geriye kalan yirmi kurbanlık ise kurban kesme günleri bitiyor veya kasaplar gidecek gibi bir sebeple acele ile kesildikten sonra gelen bir vekâlet sahipsiz olarak önceden kesilmiş o kurbanlıklara sayılamaz. Bu, kurban kesecek olanın niyeti belirlenmeden kesilme demektir ki ibadette niyetin önceden olması şartı gereği caiz olmaz. Bu şekilde sahipsiz kalmış kurbanlıklar diğer adak ve benzeri sadaka içerikli kesimlere yönlendirilebilir.
banka promosyonu konusundaki diğer fetvalar
Evet, bunu bağışlamanız ve sevap ummanızda inşaallah bir sakınca yoktur. Zira o para tam anlamıyla bir faiz parası değil, kabulünde sıkıntı gördüğümüz bir paradır.
Bir para kesin olarak haram diye biliniyorsa o para, ne yemek yemede ne de tuvalet suyu faturasında kullanılamaz. Haram her yerde ve her zaman haramdır. Haramı kendimize göre hileler üreterek helal duruma getiremeyiz. Elimizdeki para helal ise zaten onu helal olarak tüketiriz. Bir paranın haram olduğunda şüphemiz varsa şüpheli şeyler için geçerli olan kural onun için de geçerlidir. Şüpheli şeyler için konmuş en mühim kural, şüpheliden uzak durmanın takvaya daha yakın olacağıdır. Bankaların, kurumların maaşları onların üzerinden ödemesine karşılık vermiş olduğu promosyon denen şey bir faiz değildir. Faizci bir kurumun hediyesidir. Bu en azından şüpheli bir durum demektir. Uzak durmanız, aldığınızı bir derneğe vermeniz takva bakımından daha uygundur, deriz.
O parayı kullanmanızda sizin açınızdan sakınca olmaz.
Bu para için ‘faizin aynısı’ demekte zorlanıyoruz. ‘Maaşınız kadar temizdir’ demekte de zorlanıyoruz. Ortada açık bir şüpheli durum vardır. Şüpheli durumlarda esas olan uzak durmaktır. Tavsiyemiz de bu yöndedir. Devlet dairesinde kalacak bir malzeme temininde, bilimsel çalışmada kullanılabileceği düşüncesindeyiz. Elinizden çıkarıp bir ihtiyaç sahibine vermeniz ise en güzel olanıdır. Allah Teâlâ işinize kolaylık, kalbinize huzur versin. Dualarınızı bekleriz.
Sakıncası olmaz inşaallah.
Ekmek veya kitap, kendinize yaptığınız harcamanın ne farkı var?