Fetva Meclisi
Soru
Hocam, büyük bir yardım kuruluşu sizden aldığını söylediği fetvaya göre kurban vekaleti verirken isim zikretmeden sadece seni vekil ettim, diyerek 42 bin 250 kurban kestiler. Ayrıca kurban fiyatları her ülkede farklı olmasına rağmen herkesten 450 lira toplamışlar, aradaki farkı denkleştirerek hallediyoruz, dediler. Bu konuda bizi aydınlatır mısınız?
Cevap
Benzer fetvalar
Kurban için verilen vekâlette önemli olan vekâlet şartlarına bizzat uymaktır. Eğer vekâlet veren: 'Şu parayla, şurada, şöyle bir kurban keseceksiniz.' diyorsa, o şartlara aynen uyulması gerekir. Eğer vekâlet mesela bir havuzda biriken paraya katılmak şeklinde umumen veriliyorsa, havuz sistemi ile kesilmesinde bir sakınca olmaz. Bildiğim kadarıyla İHH, özel şartlı kurban almamaktadır. Allah Teala kabul buyursun.
Vakfın, kendisine verilen vekâletler adedince kurbanlık satın alması normaldir. Vakfın tahmin üzerinden kurbanlıkları satın alıp kendisine vekâlet verildikçe o kurbanlıklardan hisse ayırması da normaldir. Satın alma işinden sonra yeni vekâlet talepleri olması durumunda henüz sahiplendirilmemiş kurbanlıklardan birine o vekâletlerin yönlendirilmesi olabilir ama sahibi olmadan bir nedenle mecburen kesilmiş kurbanlıklara sonradan verilen bir vekâleti saymak caiz olmaz. Bu son maddeyi şöyle özetleyebiliriz: Vakıf mesela yüz kurbanlık almıştı. Seksen kurbanlık sahipleri belli olarak kesildi. Geriye kalan yirmi kurbanlık ise kurban kesme günleri bitiyor veya kasaplar gidecek gibi bir sebeple acele ile kesildikten sonra gelen bir vekâlet sahipsiz olarak önceden kesilmiş o kurbanlıklara sayılamaz. Bu, kurban kesecek olanın niyeti belirlenmeden kesilme demektir ki ibadette niyetin önceden olması şartı gereği caiz olmaz. Bu şekilde sahipsiz kalmış kurbanlıklar diğer adak ve benzeri sadaka içerikli kesimlere yönlendirilebilir.
Selamünaleyküm. Kurbanların vekal yoluyla bu şekilde kesilmesinde fıkıh olarak bir sakınca yoktur. Zikrettiğiniz şekilde kurbanların bir tür vergi şeklini alması da doğru değildir. İki durumun ortasını bulmaya mecburuz. Dualar edelim.
Kurban ibadetinde esas olan, kişinin kurbanını kendisinin kesmesidir. Bununla beraber malî bir ibadet olduğu için vekâlet yoluyla da kestirilebilir. Günümüzde vekâletle kurban kesimi genellikle iki şekilde uygulanmaktadır: Birincisi: Kurban kesmek isteyen kişinin ilgili kuruluşa kurbanlık alımı ve kesimi için umumi vekâlet vermesi, söz konusu kuruluşun da müvekkili adına taahhüt ettiği bu hayvanı alıp muayyen günlerde kesmesi şeklinde gerçekleşmektedir. İkincisi: İlgili kuruluşun, kurban kesmek isteyen kimselere belirli bir bedel karşılığında kurbanlık hayvanı ya da hisseleri satması ve kesim günü geldiğinde de müşteriden vekâlet alarak onun adına kesmesi şeklinde gerçekleşmektedir. Bu uygulamada, önce satım akdi yapılmakta, daha sonra da kesim için vekâlet alınmaktadır. Elde edilen etler de bazen kurbanı kestirene bazen de onun rızasıyla yoksullara ve hayır kurumlarına verilmektedir. Her iki durumda da aşağıdaki şartlara riâyet edildiği takdirde yapılan bu uygulamalar dinen caizdir: 1. Birinci uygulama esas alındığında kurban için ilgili organizasyona başvuran müşteriden, kurbanın alım-satım ve kesimi için umumi vekâlet alınması gerekir. İkinci uygulamada ise belirsizliğin oluşmaması için satıma konu olan hayvan müşteriye gösterilmeli ya da cinsi ve yaşı ile birlikte küpe numarası da belirtilmelidir. 2. Satıma konu edilen hayvan, kurbanlık hayvanda aranan şartları taşımalıdır. 3. Kurbanlık hayvana ortak olanların tamamının niyeti, ibadet olmalıdır. 4. Baştan umumi vekâletin alınmadığı uygulamada, hisse satıldıktan sonra veya satım akdi esnasında ilgili kuruluşun, müşterisinden hayvanı kurban etme vekâleti alması gerekir. Vekâlet, sözlü veya yazılı olarak verilebileceği gibi telefon, internet, faks ve benzeri iletişim araçları ile de verilebilir. 5. Hayvanı kesen kişi, kurban niyetiyle ve müvekkili adına kesmelidir. 6. Kurbanlıklar, mutlaka kurban kesim günleri içerisinde kesilmelidir. 7. Hayvan kesim ücretleri; kesilen kurbanlık hayvanların etleri, derileri veya sakatatından karşılanmamalıdır. 8. Her bir hissedar, kurban edilecek bir büyükbaş hayvanın en az yedide bir hissesine kaydedilerek belirlenmelidir. Kurban kesen kuruluşların hissedarlarını belirlemeden hayvanları topluca kesmeleri caiz değildir. Bundan dolayı her hayvanın hissedarları belirlendikten sonra kasaba vekâlet verilmelidir. Her bir hissedarın isminin kesim sırasında tek tek zikredilmesi zorunlu olmasa da şüpheden uzak olması açısından tavsiye edilmektedir. 9. Kurban edilecek hayvanın henüz kesimi yapılmadan önce hissedarların belirlenmesi gerekir. Buna göre önceden belirlenen hissedarlar adına kesilen bir hayvana kesimden sonra başkası ortak olamaz. Mesela altı kişi adına kesilen bir büyükbaş hayvana, kesimden sonra yedinci kişi dâhil edilemez. 10. Büyükbaş hayvan kesildikten sonra vekâlet veren yedi kişi için etleri eşit hisselere ayrılarak hazırlanmalı, isteğe göre sakatatı da eklenmeli ve vekâlet veren kişiye/kişilere teslim edilmelidir. Küçükbaş hayvan da bir kişi için kesilmeli ve sahibine teslim edilmelidir. 11. Hisseleri belirlendikten sonra kesilen kurbanlıklardan elde edilen etlerin karıştırılmaması ve her hissedara kendisi adına kesilen hayvanın etlerinden verilmesi gerekir. Çünkü bu hisseler, vekâlet verenlerin mülkiyetinde olduğundan yapılacak her türlü tasarruf onların izni ve onayına bağlıdır. 12. İlgili kuruluşlar, vekâletlerini aldıkları kişiler adına kesecekleri kurbanlıkların etlerinin tamamını hissedarlara ya da sahibinin rızasıyla ihtiyaç sahiplerine ulaştırmalıdır. Bunların bir kısmını et olarak satmamalı veya belirlenen kilogram üzerindeki et miktarlarını bir araya getirerek yeni bir hisse oluşturmamalıdır. 13. Hayvanın deri ve sakatatı hisse sahibine/sahiplerine ait olduğundan, bunların ya kendisine ya da kendisinin izniyle dinen bağışlanması caiz olan şahıs veya hayır kurumlarına ulaştırılması gerekir. 14. Kurban ibadetinin, et satın alımını çağrıştırmaması için belli kiloda et miktarının kurban sahiplerine verilmesi taahhüt edilmemeli, bunun yerine tahmini bir kilo aralığı belirlenerek çıkan et ne ise o teslim edilmelidir.
Selamünaleyküm. İtimat, Müslümanların en büyük sermayelerinden biridir. Bireyler veya kurumlar olarak bu itimat anlayışımızı zedeleyecek her iş ciddi bir hatadır. Nesilden nesile intikal edebilecek hataların vebali de büyük olur şüphesiz. Müslümanlara kurban kesme sözü verip o söz üzerinden başka işler görmek, aramızdaki itimadı zedeler. Bu görülecek işlerin, dernek, vakıf işi olması sonucu değiştirmez. Söze hıyanet etmek de böyle bir şey olsa gerekir ki bu bir nifak hastalığıdır. Kurban kesimi ile alakalı durumu şu iki sınıfa ayırmamız mümkündür: a- Bir dernek, kurban kesimi ile ilgili ilan çıkarıp şu anonsu yapmaktadır: 'Bana şu kadar para veren herkese bir kurban kesiyorum.' Kestiği kurban, kurban olma şartlarını taşıdığı sürece bir sıkıntı yoktur. Yorumlanması zorunlu bir durum da yoktur. Bireysel bir yolsuzluk olmadıkça gidişat normaldir. Çünkü bu dernek, derneğine para verene bir kurban kesmeyi vaat etmektedir. b- Bir başka dernek de şu ilanı yapmaktadır: 'Filan yerde kurban kestirmek isteyenlere şu kadara o kurbanı mal ederim.' Bu ilanla toplanan paraların tamamı o kurban işlemine harcanmalıdır. Çünkü para toplayan, bir yer ve işlem göstererek para toplamıştır. Gösterdiği yerde ve işte o parayı kullanmak zorundadır. Aksi takdirde sözüne aykırı iş yapmış olur. Mevcut kurban kesme kampanyalarında önümüzde bir çıkmazın bulunduğunu kabul etmek zorunda hissediyorum kendimi. Büyük bir servet, gözden ırak yerlerde harcanmaktadır. Kontrol mümkün değildir, her şey itimat üzerine kuruludur. İtimat denen şey de pamuk ipliği ile bağlıdır. Vakıflarımız ve derneklerimiz bir hayır yaparken, işin sulandığını görmekteyiz. Adeta Türkiye'de kurban kesmek caiz değil gibi bir hava oluşmuştur. Bu yanlıştır. Kurban ibadeti, git gide unutulacak duruma geliyor. Bir de şehirleşmenin getirdiği kurban kesme zorluğu 'ver vakfa kessinler' havasına neden olmaktadır. Kurban ibadetinin yardımlaşmaktan ibaret duruma getirilmesini kabul edemeyiz. Yardımlaşma onun sadece bir boyutu olabilir. Bir miktar aşırı gitmişlik söz konusudur. İpin ucu kaçmadan kontrol edilmelidir mesele. Size bu işe girmemenizi tavsiye ederim. Az yapın, ashabı kiram gibi bereketli olanı yapın. Allah yardımcınız olsun.
Kurban, Allah’a yaklaşmak ve O’nun rızasına ermek için ibadet maksadıyla, belirli şartları taşıyan hayvanı usûlüne uygun olarak kesmektir. Kurbanlık hayvanı veya bedelini bir hayır kurumuna veya yoksul kişilere bağışlamakla bu vecibe yerine getirilmiş olmaz. Ancak kurbanın sahih olması için kişinin keseceği kurbanı bizzat satın alması, kendisinin kesmesi veya kesilirken yanında bulunması şart değildir. Bu işlemler vekâlet yoluyla da yaptırılabilir. Vekâlet, sözlü veya yazılı olarak verilebildiği gibi telefon, internet ve benzeri iletişim araçları vasıtasıyla da verilebilir. Vekil tayin edilen kişi veya kurum, üstlendiği vekâleti gereği gibi yerine getirmekle yükümlüdür. Kurban ibadetinin hikmetlerinden biri, toplumun bütün kesimlerinin bayrama iştirak etmelerinin sağlanmasıdır. Kurban etlerinin başta ihtiyaç sahipleri olmak üzere aile efradı, dostlar ve komşular ile paylaşılmasının istenmesi bu amaca yöneliktir. Bu kapsamda kurban etlerinin bir an önce ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması da esastır. Kurban etlerinin satılıp başka amaçlar doğrultusunda kullanılması bu hikmetlere aykırılık teşkil eder. Bu nedenle bazı kişi ve kuruluşlar tarafından kesim öncesi henüz organize aşamasında kurban etlerinin satımının planlanması doğru değildir. Dolayısıyla, vekâletle kurban kesen kuruluşların kapasitelerini dikkate alarak kesip dağıtabilecekleri sayıda kurban vekâleti almaları, kesim işlemini mutlaka gerçekleştirmeleri ve buradan elde edilen etleri satışa konu etmeden öncelikle muhtaçlara dağıtmaları gerekir. Bununla birlikte kurban etlerinin ihtiyaç sahiplerine dağıtılması yönünde gerekli çaba gösterildiği hâlde farklı nedenlerle fakirlere ulaştırılma imkânı sağlanamamış ve elde kalan etlerin telef olma ihtimali ortaya çıkmışsa satılarak bedeli, kurban sahiplerinin niyetleri doğrultusunda muhtaçlara ulaştırılabilir. Bu şekilde elde edilen gelir, hiçbir şekilde organizasyon ve kesim masrafları için mahsup edilemez.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Domuz eti necistir. Ona değen şey de temizlenmedikçe necistir. Kullanılan kaşığın aynı kaşık olduğunu biliyorsanız balığı da yememelisiniz.
Aleykümselam. Allah Teâlâ işinize kolaylık, kazancınıza bereket versin. Madeni kirler, iş yapmaktan kaynaklanan kirler namaza mani değildir. O elbiselerde bir necaset bulunmadıkça namaz kılabilirsiniz. Yalnız camiye giderseniz camiye temiz elbise ile gidin.
Selamünaleyküm. Bu taşıma suyla değirmen çevirmek olur. Gerçekçi olmanız gerekir. Kalbinizin daha kolay meyledeceği biri ile evlenin.
Selamünaleyküm. Bu kardeşimizin düşünceleri ve yaptıkları hakkında yorum yapmamız gerekmez. Onu kendi takdirine bırakmalıyız. Seyyid Kutup rahmetullahi aleyh, müfessir değildir. Kur'an’a hizmet etmek için gayret eden bir Müslüman’dır. Kitapları okunabilir. İstifade edebilen için güzel kitaplardır. Hayatını inşaallah şehitlikle bitirmiş olduğunu görüyoruz. Onunla sizin zikrettiğiniz kişi arasında bağ olması gerekmiyor. Kutub’un fikirlerinin bir bölümünden etkilenmiş olabilir. Onunla Kutub’u aynı kefeye koymak doğru olmaz.
Selamünaleyküm. Bunu 'iki isim' koymama olarak anlasak daha iyi olur. Çocuklara tek isim vermek daha güzeldir. Bu isimlerin ikisi de mübarek insanların isimleridir, ikisi de harikadır. Allah Teâlâ yavrunuza sıhhat ve afiyet ihsan etsin.
Selamünaleyküm. Zekât kişiye harcanması gereken bir ibadettir. Bina ve benzeri yapılara, dernek veya vakfın tüzel kişiliğine zekât verilemez. Buna dikkat ettikten sonra kişiye zekât verilebilir. Projenizin şahıslarına çocuk da olsalar zekât verebilirsiniz. Yalnız bunu bizzat eline teslim etme şeklinde yapacaksınız. Kâğıt üzerinden verme olmaz. Burs, yardım ve benzeri isimlerle yapacağınız aktarmaları zekâttan yapabilirsiniz. Bunun dışında sizin özel bir durumunuz varsa onu da yazın bize.